GÜNDEM - 15 Temmuz 2024 Pazartesi 11:22

Yozgatlı 15 Temmuz gazileri o geceyi anlattı: Tanka, topa, uçağa karşı iman güçleriyle direndiler

A
A
A

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından düzenlenen 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi Ankara’da gazi olan Yozgatlı Durak Tetik (40) ve Şenol Yeşil (37), hain kalkışmanın 8. yılında o geceyi anlattı.

15 Temmuz gecesi hain darbe kalkışması sırasında ayrı ayrı kahramanlık gösteren Yozgatlı gaziler, yaşadıkları o anları anlattı. Hain darbe girişiminde vücuduna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralanan ve sağ bacağını kullanamaz hale gelen 15 Temmuz gazisi Durak Tetik, o gece ağabeyi, kardeşi ve yeğeni ile birlikte darbecilere karşı direnmek için meydanlara koştu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi´nin önünde vücuduna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralandı. 38 gün hastanede kaldı, 5 kez ameliyat oldu, 1.5 yıl tedavisi sürdü. Şu an da bacağında ortez var ve koltuk değnekleriyle hayatına devam ediyor. Gazi Tetik, o geceyi ve sonrasında yaşadıklarını ilk günkü duygu ve düşünce ile anlattı. 15 Temmuz gecesi Genel Kurmay Başkanlığı önünde helikopterden atılan kurşunlara hedef olan ve gazi olan Şenol Yeşil ise o gece yaşananları ve nasıl gazi olduklarını anlattı.

15 Temmuz gecesi vatanın istiklâli ve istikbâli için sokaklara dökülen binlerce kahramanlar arasında yer alan Yozgatlı Gazi Durak Tetik ve Şenol Yeşil, hain kalkışmanın 8. yılında Yozgat Şehitliği´ni ziyaret ederek 15 Temmuz ve diğer şehitler için dua okudu.

“Bu darbe değil, işgal girişimiydi”

Hain darbe girişimini hala dün gibi yaşadıklarını anlatan 15 Temmuz gazisi Durak Tetik, “Bugün olsa canım feda, bir saniye düşünmeden bu vatan, bayrağım, ezanım için canımı feda ederim, yine meydanlara giderim. Bu olay darbe değildi, işgal girişimiydi. Biz Suriye, Irak’a dönmeyelim diye onun mücadelesini verdik. Ben 40 yaşındayım o geceki iman gücünü, maneviyatı, cesareti hayatım boyunca yaşamadım. Bugün olsa yine de canım feda” dedi.

Yozgatlı 15 Temmuz gazileri o geceyi anlattı: Tanka, topa, uçağa karşı iman güçleriyle direndiler

“Bizim başka vatanımız, bayrağımız yok”

O kara geceyi gözyaşları içinde anlatan Tetik, “Biz külliye camisine giderken ikinci bomba benim arkama düştü, şarapnel parçası beni yere savurdu, ben yaralandım. Kendime geldiğimde 3 şey aklıma geldi. Birincisi tamponumu kendim yapmaya çalıştım, ikincisi ölürsem diye 5 kere Kelime-i Şehadet getirdim. Üçüncüsü de ölürsem annem, babam, eşim, çocuğum bu acıya dayanamaz, üzülürler duygusu geldi. O gün bizi bir sivil polis aracımız Atatürk Hastanesi’ne götürdü, ben 38 gün boyunca orada kaldım, 5 kez ameliyat oldum. Sağ olsun doktorlarımız mücadele etti, bacağım kopmak üzereydi. Bugün şu kullandığım değneklerle acılarım, sancılarım devam ediyor. Bizim başka vatanımız, bayrağımız yok, onlara sahip çıkmalıyız. Çocuklarımıza bu iman gücünü, maneviyatı, vatan aşkını aşılamalıyız. Vatan hainleri şunu bilsinler ki bugün olsun, canım feda. Bedelse yine bedel öderiz ama bedel ödetmesini de biliriz. Bu saatten sonra benim vatanıma, bayrağıma, ezanıma uzanan elleri bu can bu bedende olduğu sürece o günkü şuurla canımız feda” şeklinde konuştu.

Yozgatlı 15 Temmuz gazileri o geceyi anlattı: Tanka, topa, uçağa karşı iman güçleriyle direndiler

“Vatan için gerekirse canımı veririm”

Şenol Yeşil ise o gece canlarını düşünmeden vatan ve bayrak için meydanlara indiklerini belirterek, “15 Temmuz’da o akşam, haberi aldığımda Ankara’da abim beni aradı, darbe girişimi oluyor dedi, şok oldum. Televizyonları açtığımızda bir kalkışma olduğunu gördük. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, halkı sokaklara, havalimanlarına inmesini söyleyince biz de hemen abdestimizi aldık, canımızı hiç düşünmeden vatanımızı, bayrağımızı, namusumuzu düşünerek yollara çıktık. Hala dün gibi hatırlıyorum o geceyi, her yer zifiri karanlıktı, ülkenin üzerine çökmüş hain FETÖ’cüler. Çok şükür o gün binlerce kişi sokağa indi, atlattık. Bugün yine olsa yine sokaklara iner bayrağımızı alır, yollara dökülürüz. Her yere gideriz ülkemiz, namusumuz için. Ben sağ bacağımdan yaralandım, gerekirse ülkemiz, namusumuz için, toprağımız için canımı da veririm, yine olsun yine çıkarız meydanlara. Bir buçuk yaşında çocuğum var, elimden geldiğince onu vatan aşkıyla, bayrak sevgisiyle yetiştirmeye çalışıyorum” ifadelerine yer verdi.

Bahadır Muhlis Gökgül

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Başkan Çetindağ: "2026 yılında su sıkıntısı yaşanmayacak" Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, karların büyük bölümünün eridiğini ve kalan kısmını da baharda barajları dolduracağını ifade ederek, "Mevcut verilere göre bu yıl su sıkıntısı yaşanmayacak" dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın vurduğu barajlardaki doluluk oranları, bu yıl yağışların artmasıyla yeniden gündeme geldi. Özellikle kış aylarında etkili olan kar yağışı ve sonrasında yağan yağmurların, barajları ne ölçüde dolduracağı merak konusu oldu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, su kaynaklarına da olumlu yansıdı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, kış aylarında yağan karın önemli bir bölümünün erimesiyle birlikte barajlara ciddi miktarda su girişi olduğu belirterek, kalan kar kütlesinin de erimesiyle baraj doluluk oranlarının daha da artmasını beklediğini ifade etti. Çetindağ, bu yıl yağışların oldukça verimli geçtiğini belirterek, "İklim değişikliklerinden dolayı son yıllarda en çok konuşulan konulardan bir tanesi barajların doluluk oranıydı. Barajlarda su bittiği zaman ne olacak diye çok konuşuluyordu. 2026 yılında şu anda aldığımız verilere göre barajlarımızın doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 civarında. Baharda karların tamamen erimesiyle birlikte barajlarımızın taşacak seviyeye geleceğini düşünüyoruz" dedi. "2026 yılından su sıkıntı yaşanmayacak" Bu sene yağışların güzel olduğunu söyleyen Hacı Çetindağ, "Şu anda Sivas’taki barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bu sene dolu dolu geçecek. Karların yüzde 60’ı eridi ve yüzde 40’ı duruyor. Bunlarda yine barajlarımıza doğru gelecek. Yani 2026 yılında barajlarımızda su sıkıntısı yaşanmayacak ve bu şu anda öyle görünüyor. Aynı zamanda Kızılırmak üzerindeki kurulan diğer barajların da onların da dolu olduğunu biliyoruz. Çünkü Kızılırmak, bu sene dolu dolu akıyor. 2026 yılında vatandaşımız ve çiftçimiz herhangi bir sıkıntı yaşamayacak inşallah. Bu yağışlar, çok hızlı bir şekilde yağmadı. 11’inci ayda çok güzel yağışlar oldu ve toprak suya doydu. Toprak tamamen suya doyduktan sonra yavaş yavaş kendini dışarıya bırakıyor. Tabii ki bizim barajlarımıza ve göletlerimizde bu şekilde doluyor. Bunun yanında arazilerde sel baskınları yani taşkın su baskınları da oluyor. Şu ana kadar da Sivas’ta da 6 bin dönüm civarında bir su taşkını olduğunu biliyoruz. O suların hiçbir bir damlası dahi devletimiz tarafından boşa gönderilmiyor. Çünkü Kızılırmak üzerine barajlar yapıldı. Bu da ülke ekonomisine hem elektrik hem sulama hem de içme suyu olarak tüm vatandaşımıza geri dönüyor" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de 111 yıllık ’Zafer’ coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kutlamaları ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü içeren ’Zafer Haftası’ etkinlikleri başladı. Çimenlik Kalesi içindeki açılış töreninde büyük coşku yaşandı. ’Zafer Haftası’ açılış töreni, Çanakkale’de 111 yıl önce, 8 Mart gecesi boğaza döktüğü mayınlarla Deniz Savaşları’nın gidişatını değiştiren Nusret Mayın Gemisi’nin aslına uygun olarak yapılan TCG Nusret’in bağlı bulunduğu Çimenlik Kalesi’nde yapıldı. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Av. Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, askeri erkan, gaziler, şehit aileleri ve öğrenciler katıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı eşliğinde, Türk bayrağı göndere çekildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman törende yaptığı konuşmada, "Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü hep beraber idrak ediyoruz. Çanakkale Savaşı hem mahiyeti itibariyle hem de neticeleri itibariyle dünya harp tarihinin çok müstesna örneklerinden bir tanesi oluşturmaktadır. Bu savaşta yenilmez orduların kesin mağlubiyeti, Türk ordusunun da kesin zaferiyle neticelenmiştir. Hem deniz savaşı safhası hem kara savaşı safhası aynı zaferle neticelenmiştir. Bugüne kadar yenilmez olarak görülen orduların ve donanmaların çaresizliğinin sahnelendiği yerdir. Bu bütün dünyaya örnek teşkil etmiş ve bu güçlü orduların, donanmaların yenilebileceğini bütün dünyaya Türk ordusu göstermiştir. Bunu mümkün kılan şüphesiz Mehmetçiğin direnci, kararlılığı, kahramanlığı ve vatan sevgisidir" dedi. Konuşmanın ardından Vali Ömer Toraman tarafından Kıbrıs Gazisi İzzet Küçük’e Milli Mücadele Madalyası’nın tevcihi yapıldı. Kutsal emanetler yola çıktı Daha sonra halk oyunları ve mehter gösterisi sergilendi. Şehitler diyarı Gelibolu Yarımadası’ndan alınan toprak, zaferin kazanıldığı Çanakkale Boğazı’ndan alınan deniz suyu ve rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağından oluşan kutsal emanetler, Vali Ömer Toraman tarafından bu yıl Ankara’ya götürecek olan atletler Hüseyin Ege Arslan ve Şimal Alkan’a teslim edildi. Çimenlik Kalesi’ndeki programın ardından, protokol üyeleri ve katılımcılar, Çanakkale Valiliği önüne kadar ’Halk Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılanlar, ellerindeki Türk bayrakları ile Zafer coşkusunu yaşadı. Valilik önünde düzenlenen törende ise, atletler, emanetleri Ankara’ya götürmek için 29’uncu ’Zafer Koşusu’na başladı. Kutsal emanetler sırasıyla Balıkesir, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ankara illerinin sınırlarından geçirilerek, 18 Mart günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilecek. Şehitleri Anma Günü ile Çanakkale Deniz Zaferi kutlamaları, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.
Bayburt Vali Eldivan: "İstiklal Marşı milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir" Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık iradesini ve vatan sevgisini nesilden nesile taşıyan en önemli değerlerden biri olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünün milletçe gururla idrak edildiğini belirten Eldivan, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Milli Mücadelemizin ruhunu, milletimizin bağımsızlık azmini ve vatan sevgisini en güçlü şekilde ifade eden İstiklal Marşı’mızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü milletçe gurur ve derin bir hissiyatla anıyoruz. Aziz milletimizin Kurtuluş Savaşı yıllarında verdiği destansı mücadelenin en güçlü nişanelerinden biri olan İstiklal Marşı, milletimizin imanını, cesaretini ve bağımsızlık uğruna gösterdiği sarsılmaz iradeyi yürekten gelen dizelerle ebediyete taşımıştır. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu ölümsüz eserle tarih boyunca hür yaşamış bir milletin karakterini, vatan sevgisini ve istiklal uğruna ortaya koyduğu büyük fedakârlıkları destansı bir anlatımla milletimizin ortak hafızasına kazımıştır. ’Korkma!’ hitabıyla başlayan bu kutlu marş; milletimizin hiçbir şart altında esareti kabul etmeyeceğinin, bağımsızlık ve istiklalinden asla vazgeçmeyeceğinin en güçlü ifadesi olmuştur. Her mısrasında vatan sevgisini, fedakârlığı, inancı ve millet olma bilincini barındıran İstiklal Marşı, nesilden nesile aktarılan milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; ecdadımızın büyük fedakârlıklarla emanet ettiği bu aziz vatanı aynı kararlılık ve inançla korumak, birlik ve beraberliğimizi daima güçlü tutmak ve ay yıldızlı bayrağımızı ilelebet göklerde gururla dalgalandırmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum."