EKONOMİ - 06 Ocak 2023 Cuma 23:04

Bakan Dönmez: "Gaz ithal etme oranı yüzde 70’e düşecek"

A
A
A
Bakan Dönmez: "Gaz ithal etme oranı yüzde 70’e düşecek"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Karadeniz gazına ilişkin "Şu anda yüzde 99.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Karadeniz gazına ilişkin "Şu anda yüzde 99.3’ünü ithal ettiğimiz bir üründen bahsediyoruz. Önümüzdeki 4 yıllık hedefte gaz üretimiyle birlikte bu ihtiyaç 30’lar seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz. İthal etme oranı yüzde 70’e düşecek" dedi.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde yapımı devam eden Karadeniz Gazı İşleme Tesisi şantiyesinde özel bir televizyon kanalının yayınına katıldı. 11 ay önce boş olan sahaya 22 bin fore kazık çakılarak çalışmaların başladığını günümüzde ise yüzde 90 tamamlama oranına ulaştığını anlatan Bakan Fatih Dönmez, şunları kaydetti:


"Bundan 11 ay önce burada sahada hiçbir şey yoktu. Önce sahayı ıslah ettik. 22 bin kazık çakıldı. Buradan uç uca eklesek Van’a kadar gider. O dönemde Türkiye’nin her dört fore kazık makinesinden üçü buradaydı. Gaz işleme merkezinin inşaatına başladık. Şu anda yüzde 90 oranında bir tamamlama söz konusu. Deniz tarafında da epey ciddi bir işimiz var. Buradan ilk faz için 10 kuyunun sondajını yaptık. Onların kuyu içi tamamlama işlemleri bitti. Bir de kuyu tabanında bunları bir birine bağlayan ekipmanların montajı. Deniz tabanındaki montaj işleri de tamamlandı. Deniz tarafında boru tabanı işlemleri bitti. Ağırlıklı olarak bu sahanın tamamlanması, bunların testlerinin yapılması ve hazır hale getirilmesi çalışmaları yapılacak. Deniz tarafında dağıtım merkezinin montajı tamamlandı. Borular döşendi. Boruların hidrostatik testleri yapılıyor. Arkasından temizleme çalışmaları yapılacak. Süreç planlandığı gibi devam ediyor. 16. inçlik boru günlük 10 milyon metreküp yıllık 3,5 milyar metreküplük gazı rezervuardan karaya getirecek. Filyos’ta yapmış olduğumuz işleme tesisi onun temizliği, şartlandırma yapacak. Ondan sonra da sahamızın bitişiğinde BOTAŞ’ın ölçüm istasyonu var. Oradan ana şebekeye vereceğiz. BOTAŞ 36 kilometrelik hattı çekti, buradaki işlemlerin tamamlanmasını bekliyor."



"Tecrübe ve bilgimizi değerlendirme imkanı olacak"


Kuyudan çıkan ham gazla birlikte bazı partiküllerin de çıkabileceğini anlatan Bakan Dönmez, glikol hattıyla birlikte temizleme ve geri işleme çalışmalarının otomasyon sistemiyle olacağını anlattı. İkinci fazda yerlilik oranının çok daha fazla olacağını anlatan Bakan Dönmez, Bulgaristan ve Romanya’nın keşiflerini hatırlatarak şöyle devam etti:


"Kuyudan çıkan ham gaz içinde bazı partiküllerle birlikte çıkabilir. Su tanecikleri de olabilir. Donmayı önlemek için glikol hattından glikol basacağız. Kuyunun içine basılacak. Ham petrolün içerisinde su taneciklerinin donmasını önleyecek. Glikolu sistemden tekrar geri alacağız. Sürekli geri işleme olacak. Eğer alandan katı partiküller gelirse onların ayarlamaları yapılacak. Bunların hepsi bu merkezde yapılacak. Bir otomasyon sistemimiz var. Adı da ZEKİ yerli yazılım. Hangi kuyudan ne kadar üretilecek, basınçların ayarlanması, debilerin ayarlanması bu sistemden yapılacak. Bir kısım malzemeleri yurt dışından getirttik. Mekanik aksam, enerji işleri burada yapıldı. Su tabanına yapılacak malzemeleri de burada yapılacak. İkinci fazda yerlilik oranı çok daha fazla olacak. İnanıyorum ki Filyos bu bölge hemen yanımızdaki endüstri bölgesi var. Gaz ve petrol endüstrisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri de orada üretimi konusunda planlama var. Karadeniz bizim faaliyet gösterdiğimiz alan değil. Romanya’da bir keşif açıklamıştı. Bulgaristan bizi takip ediyor. Biz buradaki tecrübe ve bilgimizi onlarla değerlendirme imkanı olacak. Şu anda doğal olarak kendi projemize odaklandık. Şu andaki planlarımız karaya çıkış noktası Filyos’u planlıyoruz. Daha batıdan veya doğudan keşifler gelirse hattın uzunluğuna göre başka noktalardan da karaya çıkışları planlayabiliriz. Şu anda burada yaklaşık 6 bin 500 kişi çalışıyor karadaki işlerimiz için. 2 bin 500 denizde çalışanlarımız var. İki hafta sonra karada çalışanların sayısı 7 bin 500’e çıkacak. Boruları taşıyan altyapı metal yapı çelik konstrüksiyon alt yapısı hazır olacak. İkinci faza devam edeceğiz. Burada borulama işi var. Gelen gazın temizlenmesi için borular çekiliyor. Glikol hattıyla alakalı borulama işlemlerimiz var. Haberleşme ve data hatlarımız var. Ful otomatik sistemimiz olacak. Enerji, kablolamaya da ihtiyaç var. Bunların hepsini tesis ediyoruz."



"Avrupalı çalışanlar bize iltica etti"


Başka ülkelerde önemli görevlerde yer alan Türk mühendisinin beyin göçüyle Türkiye’ye döndüğünü bazı Avrupalı çalışanların da Türkiye’ye iltica ettiğini açıklayan Bakan Dönmez, "Bazı yabancı şirketlerde çalışan personelin evlerine kadar gidip ’eşiniz şu projede çalışıp söyleyin o projeden ayrılsın’ noktasına kadar giden uygulamalar oldu. Genel müdürümüz konuyu getirdiğinde ’Ülkemiz bize sahip çıkmadı. Biz Türk vatandaşı olmak istiyoruz. Biz burada mutluyuz huzurluyuz’ diyenler oldu. Türkiye’ye iltica ettiler. Avrupa kökenli vatandaşlarımız var. Türkiye’ye ailesini getirdi, yerleşti. Çocukları oldu. Türk ismi verenler oldu. İsim verme konusunda baskı yok, kendi tercihleri. Burada çalışmaktan yaşamaktan mutlu olan kesim var. Bu da bunun bir göstergesi. Enerjide bağımsız olmak milli bağımsızlık olmak gibi bir şey. Çünkü bu ülke yıllardır en büyük sıkıntılarını enerjide dışa bağımlılığından yaşadı. Yıllardır hükumetlerin yeterince odaklanamadığı bir alandan bahsediyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20 yılda bu projelerin arkasında olmasının bugün meyvelerini alıyoruz. Geçmişte de vatanını milletini seven çok vatandaşımız vardı ama şimdi o projelerin önünü açıyoruz" diye konuştu.



Muhalefetin ’Her seçimden önce rezerv bulduk diyorsunuz’ iddiasına yanıt


Muhalefetin rezerv iddialarına yanıt veren Bakan Fatih Dönmez, "Medyada yer alanların bir kısmının mahreci kaynağı biz değiliz. Akçakoca ile ilgili olarak 2004’te ilk çalışma başladı. 2007’de bitti. Üretime alındı. Hala kullanıyoruz. 1,6 milyar metreküplük rezerv vardı. 1,25 milyar metreküplük kısmını kullandık. Belki evlerimizde kullandık. Trakya’da da petrol, doğalgaz keşifleri ön plana çıktı. İlk gemiler alındığında bu gemiler alındığında 2017’ydi. Seçim 2018 Haziran’ında yapıldı, 2019’da gemi Akdeniz’e gitti. Biz ilk keşfi açıkladık burada. Seçime daha 3 yıl vardı. Seçim yatırımı mıydı? Bu bizim takvimimizle ilgili olmayan hususlar. Bulduğumuz şeyi açıklamayalım mı? Bunlar muhalefetin vatandaşın kafasını karıştırdığı hususlar. Türkiye’de bugüne kadar başta Trakya olmak üzere kısmen Güneydoğu’da doğalgaz üretimimiz vardı. Bugüne kadar 50 yıllık geçmişi var. 15-16 milyar metreküplük üretmişiz. Bir yılda 50 yılda üretilen gazı çıkartmış olacağız. Buradaki çalışmalar 2020 yılında başladığında sismik çalışmalar yapıldı. Sonra bu çalışmalar uzmanlarımız tarafından yorumlandı. Tuna-1’de keşif amaçlı sondajımız oldu. O sondajla birlikte Cumhurbaşkanımız milletimize bu müjdeyi verdi. 405 milyar metreküplük keşfimiz olmuştu. Bir yıl sonra Amasra sahasında 135 milyar metreküplük keşfimiz olmuştu. Bunun üzerine sahayı geliştirmek için üretim kuyularını açtık. Artık bu sahayı neredeyse tamamlamak üzereyiz. Testler yapılmadığı iddiası var. Tamamen yalan. Kuyu içerisinde 2 bin 880 test yapıldı. Burada mühendislik açısından destek aldığımız birden fazla şirketler de var. Ama dünyanın en iyi firmalarıyla çalışıyoruz. Bir yıl önce de bu sahanın üçüncü bir taraf tarafından bağımsız denetlenmesini istedik. Rezervuarda bizim yaptığımız çalışmaları bir de onlar değerlendirsin diye. Karadeniz’de açtığımız kuyuların sayısı 13’e çıktı. Bizim de değerlendirmelerimiz vardı. Ama üçüncü bir değerlendirme firmasına 100 yıllık geçmişi olan bir firma. Bu değerlemenin sonucunda yukarı yönlü rakam çıktı. Rezerv miktarı yukarı çıktı" diye ifade etti.



"Kullanılan gaza göre çok daha ekonomik olacak"


İthal edilen gaza göre Karadeniz gazının çok daha ekonomik olacağını açıklayan Bakan Dönmez, "İthal ettiğimiz gaza göre burası çok daha ekonomik duruyor. Bundan doğal olarak vatandaşlarımız da istifade edecek. Çünkü burada masraflar var. Şu anda kullanılan gaza göre çok daha ekonomik gaz olacak. Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltacak. Şu anda yüzde 99.3’ünü ithal ettiğimiz bir üründen bahsediyoruz. Önümüzdeki 4 yıllık hedefte 15-20 milyar metreküpten bahsediyoruz. Yüzde 30’lar seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde 70’e düşecek. Buna Amasra ve Çaycuma’da keşfettiğimiz gazlar dahil değil. 405 miyar metreküplük ki onu da revize ettik. O gaza göre yaptığımız hesaptı. İlave keşiflerle birlikte Çaycuma’da 58 milyar metreküp ve toplamda 710 milyar metreküpe ulaştık. Konutlarda tüketilen gazı 33 yıl bu sahadan karşılayabileceğiz. Bir anda bütün kuyuları üretime açmaya kalksaydık en az 5 yıla ihtiyacımız vardı. İlk gazı vermek istediğimiz için 10 kuyu açtık. İkinci fazda 40 kuyu açacağız. Evlerimizde mutfaklarda kullanılacak gazın tamamını karşılıyor. 4 yıl içerisinde konutlarda tüm ısınma ihtiyacını karşılar hale gelecek. Bu hem maliyetlerin yönetimi hem de işin hızlandırılması açısından mühendislik tercihi" dedi.



İki yerli ve milli hücum botu


Bakan Fatih Dönmez, yerli ve milli üretim olan ve adına "Müstecip Onbaşı" ve "Seyit Onbaşı" verilen iki hücum botunun hizmete alındığını da aktardı. Bakan Dönmez, sondaj alanına 12 saat süren yolculuğun bu hücum botlarla 2 saate inebildiğini açıkladı. Bakan Fatih Dönmez helikopter lojistiğinin de olduğuna dikkat çekerek "Yerine göre gece uçuşu yapamıyorsunuz. Hava şartları uygun olmuyor. Ancak bu botlarla 2 saate kadar bu ulaşım düşebiliyor. Her türlü deniz şartlarında kullanılabilen bu botlarla avantaj sağlanacak" diye konuştu.


Bakan Fatih Dönmez, doğalgaz rezervlerinin yanı sıra petrol rezervlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bakan Dönmez, gaz ticaret merkezi ile ilgili açıklamalarda da bulundu. Rusya ile ilişkilere yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.