EĞİTİM - 09 Ocak 2023 Pazartesi 17:19

Zonguldak’ta köy yaşam merkezi sayısı 40’a çıkıyor

A
A
A
Zonguldak’ta köy yaşam merkezi sayısı 40’a çıkıyor

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan “Köy Yaşam Merkezleri” projesi ile Zonguldak genelinde 20 köy okulunun onarım ve bakımı yapılarak Köy Yaşam Merkezi’ne dönüştürüldü.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan “Köy Yaşam Merkezleri” projesi ile Zonguldak genelinde 20 köy okulunun onarım ve bakımı yapılarak Köy Yaşam Merkezi’ne dönüştürüldü. Yıllardır kullanılmayan 20 köy okulunun daha bakım-onarımı yapılarak Köy yaşam Merkezi’ne dönüşümü sağlanıyor.


Zonguldak’ta açılan Köy Yaşam Merkezi sayısı 40’a çıkıyor. Köy Yaşam Merkezleri, ihtiyaçlar doğrultusunda anaokulu, ilkokul, halk eğitimi kurs merkezi, kütüphane; matematik, doğa, bilim ve tasarım gibi farklı alanda hizmet veren atölyelerle gençlik kampları gibi eğitsel ve sosyal etkinliklerin yapılacağı alanlara dönüştürülerek öğrencilerin ve köy halkının hizmetine sunuluyor.


Zonguldak’ta Köy Yaşam Merkezi sayısının 40’a çıkarılması ile ilgili bilgileri paylaşan İl Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan şöyle dedi:


“Köy Yaşam Merkezleri gelenekten geleceğe bir gönül köprüsüdür. Anadolu irfanının en saf hâlini temsil eden köylerimizdeki Köy Yaşam Merkezlerimiz, çocuk, genç ve yetişkinin, ebeveynin aynı zamanda, aynı mekânda eğitim gördüğü yerler olarak hayat boyu öğrenme anlayışı ile her zaman, her yerde herkes için eğitim felsefesinin hayat bulduğu yerlerdir. Yıllardır kullanılmayan 20 köy okulumuzun bakım onarımını yaparak köy yaşam merkezi olarak halkımızın hizmetine sunmuştuk. 20 Köy okulumuzun daha bakım ve onarımını tamamlayarak halk eğitimi kurs merkezi ve okul öncesi eğitimde anaokulu olarak halkımızın ve öğrencilerimizin eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Köy Yaşam Merkezine dönüştürüyoruz. Köy Yaşam Merkezlerimizi günümüzün imkân ve araçlarıyla eğitim ortamlarına dönüştürerek bilgi ve teknolojik gelişmeleri köylerimize taşıyoruz. Köylerimizde yaşayan halkımızın ihtiyaç duydukları tüm eğitim çeşitliliğini sağlayarak, köylerimizi üretime teşvik edip, alınan eğitimlerle yeni girişimler ve istihdam imkanları da oluşturmayı hedefliyoruz. Köy Yaşam Merkezleri’nde ihtiyaç halinde tarım ve hayvancılığa yönelik kurslar, üretime yönelik kurslar, yetişkin bayanlarımızın taleplerine yönelik dikiş-nakış, arıcılık, avcılık, tarım, hayvancılık, ormancılık, tarım teknolojileri, gıda ve hayvancılık, gibi talep edilen tüm alanlarda eğitimler verilmektedir. İlimizde şu ana kadar köylerde ve Köy Yaşam Merkezleri’nde açılan 150 kursta, 2500 vatandaşımız eğitimlere katıldı. Köy Yaşam Merkezlerinin açılmasında iş birliklerini yönettiğimiz köy muhtarlıklarımıza, köylerde yaşayan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Yıllardır kapalı olan köy okullarımızın Köy Yaşam Merkezleri projesi ile adeta köylerin kalbi olmasını sağlayan, tekrar eğitim öğretim süreçlerine kazandıran Milli Eğitim Bakanımız Mahmut Özer’e tüm eğitim ailemiz adına şükranlarımızı sunuyorum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.