ASAYİŞ - 07 Nisan 2012 Cumartesi 07:56

KÖPRÜ FACİASINDA GERGİN BEKLEYİŞ

A
A
A
KÖPRÜ FACİASINDA GERGİN BEKLEYİŞ

Zonguldak`ın Çaycuma ilçesinde meydana gelen köprü faciasında 15 kişi kayıp olurken, kayıp olanların yakınları kurtarma çalışmalarının başlamamasına tepki gösterdi.
Çaycuma`da bulunan iki ayaklı köprünün 50 metre uzunluğunda, 3 metre genişliğindeki bölümü heyelan nedeniyle yıkıldı. Bu esnada köprü üzerinden geçen bir otomobil ve minibüs suya düştü. Suyun şiddetli akması nedeniyle otomobil 500 metre sürüklenirken, otomobil içinde bulunan iki kişi vatandaşların yardımıyla kurtarılarak ambulansla Çaycuma Devlet Hastanesine kaldırıldı. Dereye düşen minibüs ise bulunamazken, minibüsün içinde bulunan Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen`in babası Kemal Gülşen ve yeğeni Sezgin Gülşen ile birlikte toplam 10 kişi kayboldu. Çökme sırasında yaya olarak köprüde bulunan 5 kişiye de ulaşılamıyor.
Kayıp olanların yakınları kurtarma çalışmalarının başlamamasına tepki gösterdi. Gece yarısı helikopter ile havadan yapılan arama çalışmaları da sonlandırıldı. Yıkılan köprünün üstünde saatlerdir bekleyen maden işçisi Rasih Atıl, minibüste Serdar ve Kadın Saraç isminde iki tane yakının olduğunu ve kayıp sayısının 15`den daha fazla olabileceğini iddia etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ’Tehiri icra’ işçileri mağdur ediyor Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, tehiri icranın işten çıkarılan ve çıkan işçilerin aleyhine olduğunu söyleyerek, düzenleme getirilmesi gerektiğini kaydetti. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, işverenlerin tehiri icra yolu ile işten çıkan işçilerin alacaklarını ödemediklerini ve bu parayı kullandıklarını kaydetti. Bu yöntemin düzeltilmesi gerektiğini dile getiren Şahin, "İşçilerimiz çok ağır şartlar altında çalışıyorlar. Haklı sebeplerle bazen kendileri çıkıyor ya da haksızca çıkartılıyorlar. Bu çıkartmalarda işçiye tazminatı ve mesai vs. alacakları varsa bunlar ödenmiyor. Ödenmediği zamanda işçi doğal olarak mahkemelere başvuruyor. Şu ana kadar da iş mahkemelerinde, işçilerin işten çıkartılıp haksız zaman çıkarıldıklarında kazanamadıkları mahkeme yok. Mahkeme bir bedel belirliyor ve ödenecek. İşverenle genelde bu bedeli mahkeme bittikten sonra ödemiyor. Hemen tehiri icra dediğimiz bir yönteme başvuruyorlar. Yerel mahkemeyi kazandığı zaman üst mahkemeye gitmek için icra dairesine teminat mektubunu veriyor ya da o bedeli icraya yatırarak işçiye vermiyor. Üst mahkemede 2-3 sene ne kadar devam ederse, işçi bu arada alacağını alamıyor ve mağdur ediliyor. İşverenler bunu sadece işçiyi mağdur etmek için yapmıyorlar" dedi. İşverenlerin bu yöntem ile işçiye verecekleri paradan para kazandıklarını dile giren Şahin, "İşverenler bu paraya para kazandırma yöntemine başvuruyorlar. İşveren işçiye ödeyeceği parayı ve tüm işçileri düşündüğümüzde bu milyonlarca TL’ye tekabül ediyor. İşverenler bu parayı 3-4 sene kullanıyor. Yasal faizler bu kazançla yarışamadığı için işçiye 100 bin TL ödenmiyor ama işveren bu parayla 500 bin TL kazanıyor. Burada mağdur olan işçi. Zaten ağır şartlarda çalışmış, zaten mesaisini alamamış, bir de bunun üzerine geçmiş olunca para işçi mağdur ediliyor. Bu zaman diliminde de iş bulamaması başka bir dert. İşverenin verdiği kod ile çıkartıldığında işte bulamıyor ve işçi mağdur ediliyor. Tehiri icra konusu bir hak olarak gözüküyor ama işçi aleyhine bir düzenleme. Bunun bir an önce gözden geçirilip düzenlenmesi gerekli. İşçinin yapacağı şey mahkemeye vermek. Mahkemeyi de kazanıyor fakat karşı tarafında itiraz etmek gibi bir hakkı var. Bu hakkı da üst mahkemelere gitmek. Orada da işçi maalesef parasını kaybetmiyor, parasını mutlaka geri alıyor ama geç ve düşük alıyor. İşverenler de bu durumu suistimal ediyor" diye konuştu.