ÇEVRE - 16 Mayıs 2024 Perşembe 12:11

Alaplı’da uyuz paniği

A
A
A
Alaplı’da uyuz paniği

Zonguldak’ın Alaplı İlçesinde 400 nüfuslu Mollabey köyüne bırakılan sokak köpeklerin bulunması nedeniyle vatandaşlar çocuklarını uyuz köpeklerden hastalık kapma korkusu yaşıyor.


Mollabey Köyü köy halkı, yetkili mercilere müracaat etmelerine rağmen bir sonuca ulaşamadıklarını söylediler. 400 nüfuslu Mollabey köyü sakinleri, çocuklarının uyuz hastalığı bulaşması korkusu ile yaşadıklarını ifade ettiler. Sokak köpeklerinin gerekli ilaçlamaları ise İstanbul’dan köyüne gelen iki gönüllü hayvan severin aracılığıyla devam ediyor.


Aşılamalara katkı sağlayan Berrin Duman, besledikleri köpeklerin uyuz hastalığına yakalanıp acı çektiğini görünce duygulandı. Yüzlerce köpeğin uyuz hastalığına yakalandığını gören hayvan sever Berrin Duman, Alaplı Kaymakamlığı’nın acilen çare bulmasını istedi. Uyuz köpeklerin hem çevrelerindeki hayvanlara, hem insanlara bu hastalığı bulaştırabileceğini söyleyen Berrin Duman, "Buradaki köpeklerin çok acil tıbbi müdahale ihtiyaçları var, hepsi uyuz olmuş vaziyetteler. Çevredeki birçok köpekler burada terk edilmiş. Halk ve hepsi tehlikeli durumunda şu anda, çünkü uyuz, köpeklerin yüzde 80’ine bulaşmış vaziyette. Ben kendi imkanlarımla ilaç alıp getirdim, fakat hepsine yetmedi. Buradaki yetkili kurumlara sesleniyorum. Lütfen acil tıbbi müdahale lazım bu hayvanlar için, Zonguldak Valiliği’ne sesleniyorum, hem insanların güvenliği hem hayvanların güvenliği için acil tedbir alalım, yoksa uyuz çoğalıp insanlara bulaşacak yoksa buralar karantinaya alınabilir" dedi.


"Her yıl buraya sayısız köpek geliyor"


Alaplı Mollabey Köyü azası Ertan Civan ise sokak hayvanlarının çokluğundan vatandaşların rahatsızlık duyduğunu belirterek, ilçe halkının çocuklarını okula götürürken tedirginlik yaşadığını söyledi. Cıvan, "Köpeklerle ile ilgili çok büyük sıkıntılarımız var, dışarıdan mama ve yemek getiriyorlar sağ olsunlar fakat köpeklerde şu an hastalık konusu var. Bir diğer konusu ise bunların köpek pislikleri; kapımızın önlerini pisliyorlar. Köyümüz 400 nüfuslu olup 60 işyeri esnafımız var, rahat olarak 200 köpek var, belki daha fazla olabilir diyebiliriz" diye konuştu.


Genelde şehir merkezindeki başı boş, hastalıklı köpeklerin köylere terk edildiğini söyleyen Köy azası Recep Yılmazer “Köpeklerden dolayı aileler çocuklarını buraya parka gönderemiyor, yine okulumuzda bulunan parka çocuklar gidemiyor. aşısı olmayan, uyuz olan köpekler buralara bırakılıyor. Sadece çocuklarımız değil biz bile çekiniyoruz yolda yürümeye. Mollabey Köyümüz 25 köye hitap ettiğinden köpekler bu şekilde çoğalmaya başlarsa, burası karantinaya alınabilir" diye belirterek yetkililerden yardım istedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da erken teşhis hayat kurtardı: Bir yılda 67 vatandaşa kanser tanısı konuldu Van İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, Van’da 2025 yılı içerisinde yürütülen tarama çalışmaları sonucunda 67 vatandaşa kanser tanısı konularak hızlıca tedavi süreçlerine başlandığını belirterek, erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası çerçevesinde dünya genelinde ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütülüyor. Uzmanlar, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerine karşı tarama programlarının önemine dikkat çekerken, Van’da ulaşılan rakamlar erken tanının önemini bir kez daha ortaya koydu. "Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır" İHA muhabirine konuşan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Uzman Dr. Ay, "Kanserin başlıca nedenleri arasında; tütün ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve sedanter yaşam tarzı gibi bireysel faktörlerin yanı sıra hava kirliliği, elektromanyetik alanlar, radyasyon, kimyasallara maruziyet gibi çevresel etkenler ve genetik faktörler rol oynamaktadır. Ülkemizde kanser insidansı, yani yeni vaka oluşumu yıllar içinde artış göstermektedir. Özellikle Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır. Erkeklerde ilk sırada trakea, bronş ve akciğer kanserleri; kadınlarda ise meme kanseri en sık görülen türlerdir. Kolorektal kanserler ise hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olarak yer almaktadır" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında tarama takviminin hassasiyetle uygulandığını dile getiren Ay, "Bu programın ilk basamağını, primer koruma dediğimiz kanserin önlenmesine yönelik çalışmalar oluşturmaktadır. Özellikle ülkemizde sık görülen, yüksek ölüm oranına sahip ancak erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanserlere karşı yürüttüğümüz tarama programlarımız bulunmaktadır. Meme kanseri tarama programımız kapsamında; kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, yılda bir kez hekim tarafından klinik muayene edilmesi ve 40-69 yaş aralığındaki kadınların iki yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş aralığındaki kadınlara beş yılda bir HPV DNA testi uygulanırken; kolorektal kanserler için 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşlarımıza iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve 50 yaşından sonra her 10 yılda bir kolonoskopi taraması yapılmaktadır" diye konuştu. "Van’da bir yılda 67 kişiye tanı konuldu" İl genelinde yürütülen tarama çalışmalarının meyvelerini verdiğini ifade eden Ay, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlimizde özellikle 2025 yılında yaptığımız taramalar neticesinde; 47 vatandaşımıza meme kanseri, bir vatandaşımıza rahim ağzı kanseri ve 19 vatandaşımıza kolorektal kanser tanısı koyarak hızlıca tedavilerine başladık. Aynı şekilde, henüz kanser aşamasına gelmemiş ancak riskli durumda olan kişiler de tarama programlarımızla tespit edilerek tedavi süreçlerine dahil edilmiştir. Taramalar sonucu tespit edilen pozitif veya şüpheli vakalar, ilimizde bulunan Kanser Teşhis Merkezine yönlendirilmektedir. Uzman hekim kadrosu ve günümüz teknolojisine uygun cihazlarla donatılan merkezimizde, gerekli tanılar konulduktan sonra tedavi ve yönlendirme işlemleri yapılmaktadır. Şüpheli bir sonuç çıktığında vatandaşlarımızla iletişime geçerek randevularını oluşturuyor ve merkezimize yönlendirilmelerini sağlıyoruz. Buradaki amacımız, erken tanı ile mümkün olduğunca çok kişiye ulaşarak hem hayatta kalma sürelerini uzatmak hem de kanser kaynaklı ölümlerin önüne geçmektir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı aile sağlığı merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri, hastanelerdeki KETEM noktaları ve mobil tarama araçlarımızda kanser taramalarını yaptırmaya bekliyoruz. Herkese sağlıklı günler diliyorum."