EKONOMİ - 06 Kasım 2025 Perşembe 14:02

BEUN ile TTK’dan madenciliğin geleceğine ışık tutan çalıştay

A
A
A
BEUN ile TTK’dan madenciliğin geleceğine ışık tutan çalıştay

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), madencilik sektöründe verimliliği, güvenliği ve sürdürülebilirliği artırmayı hedefleyen önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. "Taş Kömüründe Mekanize Uygulamaları Çalıştayı", Farabi Kampüsü Tahir Karauğuz Konferans Salonu’nda geniş bir katılımla gerçekleştirildi.


Çalıştaya; BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Muharrem Kiraz, üniversitenin senato üyeleri ile merkez müdürleri, TTK Genel Müdür Yardımcıları, müessese müdürleri, maden mühendisleri, akademisyenler ve sektör temsilcileri katıldı.


Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından BEUN tanıtım filmiyle başladı. Ardından açılış konuşmalarına geçildi. Açılış konuşmalarını yapmak üzere BEUN Maden Makineleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Okan Su kürsüye geldi. Prof. Dr. Su konuşmasının başında Zonguldak ile çevresindeki mekanizasyon çalışmalarından ve havzalardaki faaliyetlerden kronolojik olarak bahsetti. Ayrıca bu dönemde de çalışmaların yapılmaya devam ettiğini ifade ederek gerçekleştirilen çalıştayın da bu bağlamda önem arz ettiğini dile getirdi. Konuşmasının sonunda başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere Türkiye Taşkömürü Genel Müdürü Muharrem Kiraz ile katkı sunan ve katılım sağlayan herkese teşekkür etti.


Prof. Dr. Okan Su’nun ardından kürsüye gelen Genel Müdür Muharrem Kiraz, tüm katılımcıları selamlayarak sözlerine başladı. Kiraz; Türkiye Taşkömürü Kurumu ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin iş birliği ile düzenlenen çalıştayın madenciliğin geleceğine dair önemli katkılar sunacağına ifade ederek programın düzenlenmesinde emek veren başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere katkı sunan ve katılım sağlayan herkese teşekkür edip sözlerini tamamladı.


Genel Müdür Kiraz’ın ardından açılış konuşması yapmak üzere kürsüye gelen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal, sözlerine il dışında bulunmaları nedeniyle çalıştaya katılamayan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in selamlarını, sevgi ve muhabbetlerini ileterek başladı. Ardından çalıştayın hayırlara vesile olmasını temenni edip tüm katılımcılara başarı ve sağlık dilediğini ifade etti. Prof. Dr. Bakkal, BEUN Maden Makineleri Uygulama ve Araştırma Merkezinin öncülüğünde düzenlenen çalıştayın, yalnızca akademik bilgi paylaşımını değil; aynı zamanda üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren önemli bir platform olma niteliği taşıdığını belirtti. Ayrıca bu alanda gerçekleştirilecek her çalışmanın, yalnızca üretim süreçlerine değil; aynı zamanda madencilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine de değerli katkılar sunacağının altını çizdi. Konuşmasının bitiminde çalıştayın düzenlenmesinde başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini sunan Prof. Dr. Bakkal, programın ufuk açıcı bir bilim etkinlik olmasını dileyerek sözlerine son verdi.


Açılış konuşmalarının ardından BEUN Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Özarslan, çalıştay kapsamında sunum yapmak üzere kürsüye geldi. Prof. Dr. Özarslan, sunumunda dünya genelindeki linyit ve taş kömürü rezerv oranlarına, ülkelerin kömür varlıklarına ve taş kömürünün sanayinin farklı alanlarındaki kullanımına ilişkin bilgiler paylaştı. Ayrıca, dünya çapında taş kömürünün günümüzdeki ihracat ve ithalat oranlarına değinerek sektörel veriler üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yaptı.


Sunumunun devamında, Zonguldak’taki kömür havzalarının mevcut durumu ve bu alanda karşılaşılan sorunlar hakkında da önemli bilgiler aktaran Prof. Dr. Özarslan, konuşmasının sonunda ilerleyen zamanlarda Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde gerçekleştirilecek uluslararası akademik ve bilimsel faaliyetlerin müjdesini verdi. Prof. Dr. Özarslan, programın düzenlenmesinde emeği geçen başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini bitirdi.


Çalıştay; açılış konuşmaları ile yapılan sunumun ardından teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle son buldu.



BEUN ile TTK’dan madenciliğin geleceğine ışık tutan çalıştay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.