POLİTİKA - 05 Mart 2024 Salı 16:32

Çağlayan, “Yılın 67. gününü Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istiyor ve tavsiye ediyoruz”

A
A
A
Çağlayan, “Yılın 67. gününü Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istiyor ve tavsiye ediyoruz”

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, yılın 67. gününü Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istediklerini ve tavsiye ettiklerini açıkladı. Çağlayan, yılın 67. gününde 372 tam saha programı ile halkla bir araya geleceklerini bildirdi.


Parti binasında basın toplantısı düzenleyen Çağlayan, “Bizler teşkilat olarak, geçmişten günümüze, çalışmalarımızda bir farkındalık oluşturmak, sizlere daha fazla ulaşabilmek adına birtakım programlar uygulayarak sizlerle bir araya gelmiştik. Kentimize karşı sorumluluklarımızı anlatmak ve halkımız ile hemhal olmak amacıyla yaptığımız programlara yenilerini ekliyoruz. Yılın 67’nci gününde 372 tam saha programı ile her beldemizde her ilçemizde ve İlimizde; 372 esnaf 67 dezavantajlı birey 372 hane STK, meslek örgütleri ziyaretleri yaparak, halkımızın tüm kesimleri ile bir araya geleceğiz” dedi.


Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istediklerini ve tavsiye ettiklerini kaydeden Çağlayan, “Bundan sonra yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak etkinliklerle kutlanmasını öneriyoruz. Zonguldak genç Cumhuriyetin ilk vilayeti olarak enerji yükünü çekerken, geçen yıllar içinde bu önemi unutulmuştu. Sadece emekli kenti olarak anılan Zonguldak, Türkiye Yüz Yılının başlangıcında Karadeniz Doğalgazı ile tekrar enerji üssü olarak anılmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın ilgileri ile Zonguldak sadece Karadeniz’in değil Türkiye’nin gözbebeği haline geldi. Ülkemiz için stratejik önemi olan enerji için Zonguldak’tan daha çok şehit vermiş bir vilayet daha yoktur. Bu nedenle Zonguldak’ımız gönüllerimizde çok müstesna bir yerdedir. Öte yandan taşkömürü ile Birinci Dünya Savaşında bile stratejik hedef olan, işgale uğrayan Zonguldak, bu özelliği ile dünya tarihinde yer edinmiştir. ‘Yüz karası değil, kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası’ dizeleri ile şairlerin bile methiyeler düzdüğü kentimizin yılın 67. gününde onurlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak günü olarak kutlanmasını istiyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki Zonguldak Derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının her yılın 67’nci gününde kutlayacağımız Dünya Zonguldak Gününe katkı vermeye davet ediyoruz. Dünya Zonguldak Günü şimdiden kutlu olsun” şeklinde konuştu.


“Yaptığımız işlerin anlatılmasını engelleyemeyeceksiniz”


Bir siyasi partinin İlçe Seçim Kurulu’na bazı pankartların kaldırılması yönündeki itirazına ilişkin yönelik soruyu cevaplayan Çağlayan, “İlçe Seçim Kuruluna başvuru yapmışlar. Yapılan hizmetlerin pankartların kaldırılmasını talep etmişler. Yasal çerçevede yapılması gerekeni yaparız. Nereye başvurursunuz vurun biz propaganda sürecini yapacağız. Yaptığımız işlerin anlatılmasını engellemeyeceksiniz. Fakat milletimizin gönlünden bunları silemeyeceksiniz” dedi.


Muhalefet yöneticilerinin eleştirilerine de cevap veren Çağlayan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


“3 Mart’la ilgili aynı tarihte 500 kişilik katılımla program icra ettik. Program yaptık. 3 Mart’ta kendileri düğünde boy boy oynadılar. Bir başkasının başına geldiğinde yaygara koparanlar Kozlu’da sözlü şiddete maruz kalan hanımefendi için sus pus oldular. Fakat şu anda 3 maymunu oynuyorlar. Orada bir insanlık var. Sadece giyiminden kuşamından hakarete uğrayan bir kişinin yanında olmalarını beklerdik” dedi.



Çağlayan, “Yılın 67. gününü Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istiyor ve tavsiye ediyoruz”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."