GÜNDEM - 03 Aralık 2025 Çarşamba 18:54

Emine Erdoğan, Karadeniz Ereğli’de özel eğitim kampüsünün açılışına katıldı

A
A
A
Emine Erdoğan, Karadeniz Ereğli’de özel eğitim kampüsünün açılışına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Karadeniz Ereğli Özel Eğitim Kampüsü’nün açılış programında yaptığı konuşmada, engelli bireylerin toplumun eşit, onurlu ve saygın fertleri olduğunu belirterek kapsayıcı şehirler ve erişilebilir yaşam alanları oluşturmanın devletin temel önceliklerinden biri olduğunu söyledi.


Karadeniz Ereğli ilçesinde Özel Eğitim Kampüsünün açılış programı gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile eşi Ayşe Tekin, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç, Zonguldak milletvekilleri Saffet Bozkurt ve Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ile eşi Güney Hacıbektaşoğlu ve davetliler katıldı.


Anaokulunda sınıf ziyareti gerçekleştiren Emine Erdoğan, Zonguldak’ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, "Güzel Zonguldak’ımızda, böylesine anlamlı bir açılış vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Bizi, büyük bir sevgi ve misafirperverlikle karşılayan hemşerilerimize, çok teşekkür ediyorum. Karadeniz Ereğli Özel Eğitim Kampüsü; güzel fikirlerin, iyi niyetlerin ve işine gönülden bağlı insanların ortak emeğinin eseridir. Bu örnek eğitim yuvası ayrıca, Devletimizin; çocuklarımızın ve ailelerinin daima yanında olduğunun ve onlar için her zaman daha iyisini yapma kararlılığının somut bir ifadesidir. Bugün bizlere bu gururu yaşatan, Millî Eğitim Bakanımıza ve Bakanlığımızın kıymetli çalışanlarına, canı gönülden teşekkür ediyorum. Emeği geçen herkesi kutluyor; çocuklarımız için fedakarca çalışan öğretmenlerimize bilhassa şükranlarımı sunuyorum" dedi.


Erdoğan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün hayatı herkes için daha yaşanabilir kılma sorumluluğunu hatırlattığını söyledi. Erdoğan şöyle devam etti:


"Meşhur bir sözde ‘Bir medeniyetin gelişmişliği, içindeki en zayıf üyelerine nasıl davrandığıyla ölçülür’ denir. Bir toplum, her mensubunu eşit önemde gördüğünde medeni olur. Eğer, yeryüzündeki hayatı herkes için yaşanabilir kılmanın derdindeysek, kalbimizin odalarında herkese yer varsa, işte o zaman, adil ve hakiki bir insan sevgisinden bahsedebiliriz. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, bu konudaki eksiklerimizi düşünmenin, ’Hayatı güzelleştirmek için daha fazla ne yapabiliriz?’ diye sormanın bir vesilesi olmalıdır. Biz ’engellilik’ kavramını, insanları iki gruba bölen bir etiket olarak görmüyor; karşımızdakine, ’eksiklik’ atfeden bir bakışla ele almıyoruz. Engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak sistemsel düzenlemeleri, eğitim ve istihdam olanakları oluşturmayı ya da erişilebilirliği sağlamayı, bir hakkın teslim edilmesi olarak görüyoruz. Çünkü, engelli bireyler, toplumun eşit, onurlu ve saygın fertleridir. Onlara esas engel teşkil eden, sistemik sorunlardır. O nedenle, bu sorunları çözmek ve toplumu herkesin sahip olduğu farklı yetenek seviyelerine uyumlu hale getirmek hepimizin görevidir. En başta, inancımız bizi, yeryüzünü imar etmekle mükellef kılar. Okul, hastane, bina, yol yaparken, kapsayıcı olabiliyorsak, bu hizmetlerden herkes, eşit şekilde faydalanabiliyorsa, iş yerleri, alışveriş merkezleri, sinemalar, tiyatrolar, yani sosyal ve kamusal hayatın nabzının attığı yerlere ulaşmak, bir külfet olmaktan çıkmışsa, kimse kendini hayatın kıyısına itilmiş hissetmiyorsa, işte o zaman, işimizi layığıyla yapıyoruz, demektir. Hükümetimiz, ilk günden bu yana, engelli vatandaşlarımızın haklarını korumak ve sosyal adaleti tesis etmek için çok güçlü adımlar atıyor. Erişilebilirlik standartlarından, bakım desteğine; evde bakım hizmetlerinden, eğitimde kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarına kadar, geniş kapsamlı çalışmalar yürütüyor. Ailelerimize maddi ve manevi destekler sağlıyor. Bugün bu salonda, aramızda ailelerimiz de bulunuyor. Sizlerin yaşadığı sorunların farkında olduğumuzu bilmenizi isterim. Hayatın sizi bazen yorduğunu görüyoruz. O yüzden, biz bu yolu sizlerle birlikte, el ele, omuz omuza yürüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız bu eğitim kampüsü, bizim için ne kadar değerli olduğunuzun, evlatlarımızı bu toplumun emaneti ve zenginliği olarak gördüğümüzün bir ispatıdır. Hiçbir şüpheniz olmasın ki; kamu kurumlarımızla, yerel yönetimlerimizle ve devletimizin tüm imkânlarıyla, her zaman sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."



"Modern dünya, hayatı ve insanları iki kutuplu hale getiriyor"


Okullarda, kaynaştırma ve bütünleştirme uygulamalarıyla, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların diğer akranlarıyla birlikte öğrenim gördüğünü hatırlatan Emin Erdoğan, şunları kaydetti:


"Bu uygulama, bir yandan özel ihtiyaçları olan evlatlarımızın gelişimine olumlu katkılar sağlarken, diğer yandan birlikte yaşama kültürümüzü besliyor. Çocuklarımızın empati kurabilen, hayatın farklılıklarla zenginleştiğini içselleştiren, yardımlaşma ve dayanışmanın önemini erken yaşlarda kavrayan, erdemli insanlar olarak yetişmelerini sağlıyor. Hepimiz, haber mecralarında, ayrımcılığın ve nefret dilinin, tüm dünyada yaygınlaştığına dair haberlere, üzülerek şahit oluyoruz. Modern dünya, hayatı ve insanları iki kutuplu hale getiriyor. Gönül köprülerini yıkıyor. En kötüsü de, bireyselliği ön plana çıkararak, bencilliğe meşru bir zemin kazandırıyor. O nedenle, manevi değerlerin erozyona uğradığı, böylesine sert bir küresel iklimde, bizi biz yapan kültürel kodlarımıza ve toplumsal adap kurallarımıza daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Ne yazık ki, bazen, sırf AVM’lerin giriş kapılarına yakın diye, engelli vatandaşlarımız için tahsis edilmiş park yerlerinin işgal edildiğini görüyoruz. Aynı şekilde, kaldırımlarda, görme engellilerin yolunun üzerine ya da engelli rampalarının önüne bırakılmış araçlara sıkça rastlıyoruz. Hatta, bu sürücülerin, kendilerini uyaranlara karşı, hiçbir mahcubiyet içermeyen tavırlar takındıklarına, üzülerek şahit oluyoruz. Oysa bu topraklar; gönüller yapmaya gelenlerin, işi kolay kılanların, şefkat ve merhamette güneş gibi olanların, insan insanın yurdudur diye inananların, kılı kırk yaran ince ruhların memleketidir. O yüzden, ne hayatı birbirimize zorlaştırmak bize yakışır, ne de birbirimizi incitmek. Bugün dünya genelinde, 1 milyardan fazla engelli insan var. Engellilik, imtihan dünyası olduğuna inandığımız bu alemde, hayatın türlü türlü hallerinden biridir. Bizim inancımızda ve medeniyet tasavvurumuzda insan, yalnızca bedenden ibaret olmayan; aklıyla, ruhuyla, kalbiyle, gönlüyle, hayaliyle de var olan, çok zengin bir varlıktır. Aşık Veysel’in gönlü, Cemil Meriç’in aklı, medeniyetimize nasıl hiç silinmeyecek izler bıraktıysa, paralimpik sporcularımız, hayalin ve bir ideale inanmanın sınırsızlığını nasıl gösterdiyse, yolları açıldığı takdirde, aynı şekilde, insanlığa ilham verecek nice insanımız var. Yeter ki, onların varlık potansiyellerini gerçekleştirmelerine fırsat verecek imkanlar oluşturalım. Bu vesileyle, engelli bireylerin, karar alma mekanizmalarında ve liderlik pozisyonlarında yer almalarının ne kadar önemli olduğunun da altını çizmek istiyorum. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın ve toplumsal değişimin yolunun, birlikte düşünmekten, hayata birbirimizin gözlerinden bakmaktan geçtiğine inanıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son veriyorum. Bu güzide eğitim yuvasının, öğrencilerimizin ve ailelerimizin hayat yolculuklarında hayırlı başlangıçların vesilesi olmasını diliyorum."


Açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, engelliliğin toplumsal, zihniyet ve ahlaki bir düzlemde herkesi içine alan bir sınama alanı olduğuna dikkat çekti. Bu durumun bir insanlık sınaması olduğuna vurgu yapan Bakan Tekin, "Dünya Sağlık Örgütü verileri her bir toplumda ve her coğrafyada milyonlarca insanın farklı tür ve düzeylerde engellerle yaşadığını ortaya koyuyor. Yani karşımızda artık görmezden gelemeyeceğimiz küresel bir gerçeklik var. Peki bunu nasıl okumalıyız? Bu okumayı nasıl insan tasavvuruna yerleştireceğiz? Sözde modern toplumların ölçülebilir yetersizlikler üzerinden kurduğu hiyerarşiye karşılık bizim inanç ve medeniyet dünyamız insanı sahip olduğu yetilerden öte emanet taşıma kabiliyetiyle sorumluluk alma iradesiyle sabır ve dirayet gösterme gücüyle tanımlar. Bu perspektiften baktığımızda da engel dediğimiz alan toplumun vicdanını, adalet duygusunu ve merhamet ufkunu test eden bir zemin oluşturur. Nitekim kimi eksiklikler, bedensel veya duyusal farklılık olarak fark edilirken kimi eksiklikler merhametsiz bir bakışta ilgisiz bir kalpte yanı başımızdaki yükü görmezden gelen bir zihinde gizlidir. Bize düşen görüp de görmeyen duyup da duymayan hissedip de hissedemeyen bütün eksiklik biçimlerini birlikte düşünmek kendi halimizi de o terazide tartmaktır. Çünkü asıl mesele, engelli kardeşlerimizi hayatın içine almak kadar da kendi kalbimizin etrafını ördüğümüz görünmez engelleri de kaldırmaktır" şeklinde konuştu.



"Çoğu zaman biz ve onlar diye iki ayrı dünya kuruyoruz"


Kullanılan her kelimenin kişinin kendisine de ayna tuttuğunu belirten Bakan Tekin, "Kullandığımız her kelime karşımızdakine olduğu kadar kendi kendimize de ayna tutar. Günlük dilde engelli derken bilemin içinde saklı duran o engelin farkında olmadan aramızda koyduğumuz mesafeyi çizdiğimiz görünmez sınırları görmek zorundayız. Çoğu zaman fark etmeden biz ve onlar diye iki ayrı dünya kuruyoruz. İnsanı bir eksiklik üzerinden tanımlayan bir dili içselleştiriyoruz. Oysa yapmamız gereken tek şey tarihimizin kültürümüzü geleceklerimizin, insanlığımızı öncelemektir. İnsan hep beraber şuurlu bir biçimde inşa etmektir. Engelliliğin çok güçlü bir sosyal boyutu olduğunda biliyoruz, bedeninde veya duyularında yoksunluk taşıyan evlatlarımızın yanında onların bakım yükünü taşıyan sessizce omuzlayan anneler, babalar, kardeşler var. Bu yük bir ailenin sabrına ve imkanlarına terk edildiğinde ortaya çıkan şey bireysel bir sorun değil, yapısal bir adaletsizliktir. Sosyal devletin ve toplumun ortak sorumluluğu bu yükü tek başına ailelerine omuzuna bırakmamak kamusal politikalarla yerel yönetimlerle eğitim ve istihdam alanındaki düzenlemelerle paylaşmak, hayatı herkes için erişilebilir kılmaktır" şeklinde konuştu.



"Engelliliği merhamet söylemine sıkışmış bir başlık olmaktan çıkardık"


Dili dönüştürmek, bakışı düzeltmek, kamu politikalarını ve mevzuat metinlerinde bu hassasiyeti büyütmenin önemine vurgu yapan Bakan Tekin şöyle devam etti:


"Dilimizi dönüştürmek, bakışımızı düzeltmek, kamu politikalarımızı ve mevzuat metinlerimizde bu hassasiyeti büyütmek, bu yüzden çok önemlidir. İşte bu değerler ifade ettiği bu felsefemin, Türkiye’de de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bilhassa son 20 yılda her alanda olduğu gibi engellilik alanında da önemli önemli bir zihniyet dönüşümüne şahitlik etti. Engelliliği merhamet söylemine sıkışmış bir başlık olmaktan çıkardık ve insan onurunu merkeze alan hak temelli bir noktaya taşıdık. Ben bu felsefe değişikliğinden dolayı bu anlayış değişikliğinden dolayı sayın Cumhurbaşkanımızı huzurlarınızda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum."



"AK Parti hükümetleri döneminde güçlenen bu hak temelli anlayış, medeniyet mirasımızın güncel ve kararlı bir yorumudur"


AK Parti hükümetleri döneminde sosyal devlet anlayışının; medeniyet mirasının güncel ve kararlı bir yorumu olduğuna vurgu yapan Bakan Tekin, "Bizler de Milli Eğitim Bakanlığı olarak geçtiğimiz eğitim öğretim yılından uygulamaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de bu yorumun eğitim alanındaki çerçevesini oluşturacak ve onu kurumsallaştıracak. Her bir çocuğumuzu hangi gelişim özelliğine sahip olursa olsun bu medeniyet tasavvurunun saygın bir öznesi olarak gören engellilik karşısındaki hak, adalet ve merhamet ölçülerimizi nesiller boyu taşıyacak bir eğitim iklimine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizler eğitim politikalarımızı farklı girişim özelliklerine ve ihtiyaçlara sahip çocuklarımızı kuşatacak şekilde tasarlıyor, özel eğitim ihtiyacı olan evlatlarımızı, sistemin merkezinde konumlandırıyoruz. Onlara sunulan her imkanın, bu ülkenin eğitim sisteminin adalet duygusunun insan onu saygısının ve sosyal devlet ilkesine bağlı olduğunun somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Özel eğitim hizmetlerimizi en az sınıflandırılmış eğitim ortamı ilkesine göre kurguluyoruz. Akranlarıyla yan yana okuyan kaynaştırma ve bütünleştirme öğrencilerimiz bu sistemi demin ana omurgasını teşkil ediyor" diye konuştu.


Konuşmaların ardından Emine Erdoğan ve beraberindekiler kampüsün açılış kurdelesini kesti. Hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından Emine Erdoğan, kampüsü gezerek öğrencilerle sohbet etti. Recep Asaf isminde otizmli çocuğa eşlik ederek birlikte oyun oynadı.


Kitap etkinliğinde okuma yapan çocukları da dinleyen Emine Erdoğan, Sıfır Atık sergisini gezdi. Öğretmenler odasında öğretmenlerle bir araya gelen Erdoğan, porsuk ağacı dalından köklendirilen fideyi kampüs bahçesine dikti. 10 metrekare alana inşa edilen Özel Eğitim Kampüsünde orta ve ağır düzeyde özel gereksinimli öğrenciler eğitim görüyor. Kampüste özel eğitim anaokulu, özel eğitim uygulama okulunun (1. 2. ve 3. kademe) yanı sıra konferans salonu, yemekhane, kapalı yüzme havuzu, sera alanları ve spor sahaları yer alıyor.



Emine Erdoğan, Karadeniz Ereğli’de özel eğitim kampüsünün açılışına katıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Tanju Özcan’ın ifadesi tamamlandı: "Zorla ve baskıyla para isteme ya da menfaat temin etme durumum olmadı" Bolu Belediyesine yönelik gerçekleştirilen irtikap soruşturması kapsamında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın ifadesi tamamlandı. Özcan, "Bu marketlerin reklam ücretlerinin yatırıldığı Bolsev Vakfının iştiraki olan şirketi olan şirkete yatırılmaktadır. Doğrudan vakıfa yatmamaktadır. Ücret alma işlemi anlattığım şekilde olmuştur" dedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine ya da başkasına haksız menfaat sağlamaya zorlaması olarak tanımlanan irtikap suçu kapsamında operasyon başlatıldı. Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri sabah erken saatlerde eş zamanlı operasyon düzenledi. Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen operasyonda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alına isimler arasında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan, Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız, Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Ekrem Serin, Belediye Meclis Üyesi Buse Özkan, Belediye Meclis Üyesi Cahit Görüş, İmar Müdürü Sinan Pekcan, İmar çalışanı Yasin Bargaç, İtfaiye Müdürü (eski İnsan Kaynakları Müdürü) Mehmet Ağan, Zabıta eski müdürü Hakan Yılmaz, Yazı İşleri eski müdürü Tahsin Arslan, eski Belediye Meclis Üyesi ve eski Bolu Bel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Temel yer aldı. "Zorla ve baskıyla para isteme ya da menfaat temin etme durumum olmadı" İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından sabah erken saatlerde gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın jandarmadaki ifadesi tamamlandı. Hakkındaki iddialara ilişkin iddialara yanıt veren Başkan Özcan, "2024 yılı içerisinde Bolu’da faaliyet gösteren genelde kurumsal olarak şubeleri bulunan marketlerin yetkililerini ben kendim görüşmek için Bolu Belediyesi hizmet ana binasına çağırdım. Toplantı odasına tam olarak anımsamamakla birlikte 8-10 şirket yetkilisi katıldı. Ben bu yetkili şahıslara Bolu merkezli bir vakıf kurma hazırlığında olduğumuzu, bu vakfın nihai hedefi huzur evi yaptırmak, öğrencilere yardım etmek gibi faaliyetinin olacağını kendilerine söyledim. Kendilerine kurmayı düşündüğümüz vakfı desteklemeleri konusunda ricada bulundum. Bu şahıslardan kesinlikle doğrudan, zorla ve baskıyla para isteme ya da menfaat temin etme durumum olmadı. Amacımız, kurma aşamasında olduğumuz yardım vakfını desteklemekti. Bu vakıfla ilgili başkanlığımızca zaman zaman Bolu’da yaşayan sanayi esnafı, büyük esnaflar, iş adamlar, hayırseverler ile toplanarak istişare yaptığımız oldu. Kesinlikle kimseden zorla ve baskıyla bu yönde bir talebimiz olmadı" dedi. "Bu marketlerin reklam ücretlerinin yatırıldığı Bolsev Vakfının iştiraki olan şirketi olan şirkete yatırılmaktadır" Fahiş fiyatların önüne geçmek amacıyla denetimlerin yapıldığını ifade eden Özcan, "2024 yılı seçimlerinden sonra kurumumuza stokçuluk, fahiş fiyatın önüne geçmek yönünde aldığımız talimatları uygulamak için sorumlusu olduğum yetkili arkadaşlara daha hassas olarak denetimleri yürütmesi talimatı verdim. Ancak şahsi olarak herhangi bir kimsenin iş yerini, dükkanını denetlemesi ve ya denetlememesi hususunda böyle özel bir talimat vermedim. Suçlamayı kabul etmiyorum. BİM isimli marketler zincirinin bildiğim kadarıyla Bolubel A.Ş isimli belediyemizin şirketine 1-2 defa reklam departmanına ücret yatırıldığını hatırlıyorum. Bolsev A.Ş kurulduğu 19 Temmuz 2024 tarihinden sonra reklam ücretleri yani BİM’in reklam ücretleri buraya yatırılmıştır ve makbuzları da ilgili vakıf birimi şirketince ilgililere verilmiştir. Ben Bolsev Vakfının yönetim kurulu başkanıyım. Bu marketlerin reklam ücretlerinin yatırıldığı Bolsev Vakfının iştiraki olan şirketi olan şirkete yatırılmaktadır. Doğrudan vakıfa yatmamaktadır. Ücret alma işlemi anlattığım şekilde olmuştur. Kesinlikle usulsüz bir durum yoktur. Bu vakıf ve vakfın iştiraki olan şirketi 32 kişilik onur kurulu olan kişilerle denetlenmektedir. Bu kurulda siyasi parti üyelerinin yani değişik siyasi partilerinden oluşmaktadır" ifadelerine yer verdi.
İzmir Trendyol Süper Lig: Göztepe: 0 - Eyüpspor: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Göztepe, sahasında Eyüpspor ile karşılaşıyor. Müsabakanın ilk yarısı 0-0 beraberlikle sonuçlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 4. dakikada sol kanattan Juan’ın kafa vuruşu sonrası Janderson’un şutunda top Onguene’den döndü. Sarı-kırmızılı futbolcular penaltı itirazında bulundu. 8. dakikada VAR uyarısıyla poziyonu izleyen hakem Batuhan Kolak beyaz noktayı gösterdi. Penaltıda topun başına geçen Janderson’un vuruşunda kaleci Jankat soluna uzanarak gole izin vermedi ve meşin yuvarlağı kornere çeldi. 15. dakikada Cherni’nin sol kanattan ortasında Janderson topu kontrol edip vurdu, savunmaya çarpan top Arda Okan’ın önünde kaldı. Arda Okan’ın ortasında meşin yuvarlak bir kez daha savunmaya çarparak kornere çıktı. 30. dakikada Taha’nın ceza sahasına gönderdiği yüksek top Cherni’nin önünde kaldı. Cherni’nin çapraz pozisyondan yaptığı vuruşta kaleci Jankat meşin yuvarlağı kurtardı. Stat: Gürsel Aksel Hakemler: Batuhan Kolak, Selahattin Altay, Serdar Osman Akarsu Göztepe: Mateusz Lis, Taha Altıkardeş, Heliton, Allan, Arda Okan Kurtulan, Alexis Antunes, Novatus Miroshi, Cherni, Filip Krastev, Juan, Janderson Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Uğur Kaan Yıldız, Furkan Bayır, Ogün Bayrak, Musah Mohammed, Efkan Bekiroğlu, Anthony Dennis, Guilherme, Jeferson Teknik Direktör: Stanimir Stoilov Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Jerome Onguene, Bedirhan Özyurt, Umut Meraş, Taşkın İlter, Baran Ali Gezek, Mateusz Legowski, Angel Torres, Lenny Pintor, Umut Bozok Yedekler: Marcos Felipe, Luccas Claro, Anıl Yaşar, Arda Yavuz, Dorin Rotariu, Emre Akbaba, Raux Yao, Denis Radu, Metehan Altunbaş, Ismaila Manga Teknik Direktör: Atila Gerin Sarı kartlar: Cherni, Filip Krastev (Göztepe)
İstanbul Trendyol Süper Lig: Galatasaray: 1 - Corendon Alanyaspor: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Galatasaray, Corendon Alanyaspor’u konuk ediyor. Mücadelenin ilk yarısı sarı-kırmızılıların 1-0 üstünlüğüyle sonuçlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 8. dakikada Ruan’ın pasında topla buluşan Hwang Ui-jo’nun ceza sahası içi sol çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak yandan auta gitti. 22. dakikada Torreira, Sane ile yaptığı verkaç sonrası ceza sahası içinde pasını Boey’e aktardı. Bu oyununun, penaltı noktasından yaptığı vuruşta top ağlara gitti. VAR’da incelenen pozisyon ofsayt nedeniyle iptal edildi. 31. dakikada Eren Elmalı’nın pasında rakibini geçen Barış Alper Yılmaz sol kanattan ceza sahasına girip yaptığı vuruşta vuruşta kaleci Victor’un müdahalesinin ardından direğe de çarpan meşin yuvarlak kornere çıktı. 39. dakikada orta sahada topu önünde bulan Hwang Ui-jo’nun, uzak mesafeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Uğurcan’ın da müdahalesiyle üst direğe çarpıp oyun alanına geri döndü. 45+2. dakikada Torreira’nın ara pasında ceza sahası içinde topla buluşan Boey’in sağ çaprazdan uzak köşeye yerden yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlarla buluştu. 1-0 Stat: RAMS Park Hakemler: Ali Şansalan, Bersan Duran, Murat Altan Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey, Singo, Sanchez, Eren Elmalı, Torreira, Sara, Sane, Barış Alper Yılmaz, Lang, Osimhen Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, Icardi, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Asprilla, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Nhaga, Lemina Teknik Direktör: Okan Buruk Corendon Alanyaspor: Victor, Lima, Aliti, Ümit Akdağ, Hadergjonaj, Makouta, Janvier, Ruan, Meschack, Hwang Ui-jo, Mounie Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, İzzet Çelik, Efecan Karaca, Enes Keskin, Güven Yalçın, Hagi, Baran Moğultay, Fatih Aksoy, İbrahim Kaya, Viana Teknik Direktör: Joao Pereira Gol: Sacha Boey (dk. 45+2) (Galatasaray) Sarı kart: Lima (Corendon Alanyaspor)
Aydın Başkan Çerçioğlu, iftar sofrasında vatandaşlarla buluştu Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Atatürk Kent Meydanı’nda kurulan iftar sofrasında vatandaşlarla bir araya geldi. Aydın Büyükşehir Belediyesi, kentin dört bir yanında düzenlediği iftar programlarına devam ediyor. Aydınlılar, her yıl olduğu gibi bu yıl da Büyükşehir Belediyesi’nin sofralarında oruçlarını açıyor, Ramazan ayının bereketi hep birlikte yaşanıyor. Büyükşehir Belediyesi bugün de binlerce kişiyi iftar sofralarında buluşturdu. Büyükşehir Belediyesi’nin iftar sofraları bugün Efeler ilçesinde Atatürk Kent Meydanı’nda ve Kemer Mahallesi’nde, Söke ilçesi Yenicamii Mahallesi’nde, Buharkent ilçesi Kızıldere Mahallesi’nde, İncirliova ilçesi Beyköy Mahallesi’nde, Nazilli ilçesi Bozyurt Mahallesi’nde, Koçarlı ilçesi Bıyıklı Mahallesi’nde ve Çine ilçesi Eskiçine Mahallesi’nde kuruldu. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu; AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, AK Parti Efeler İlçe Başkanı Oğuz Kendirlioğlu ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Fatih Gürer ile birlikte Efeler ilçesi Atatürk Kent Meydanı’nda kurulan iftar sofrasında vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Çerçioğlu, tüm vatandaşların Ramazan ayının mübarek olmasını diledi. İftar sofralarının kurulmasından memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.
Ankara MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bahçeli, "Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir" diye konuştu. "Bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır" Bahçeli, "Medeniyet ve millet mazimizin adeta toprak altına itilen cevherleri dikkatle tefrik ve tefsir edilip gün yüzüne çıkarıldığı takdirde görülür ki, bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır. 16’ıncı yüzyılda Batı toplumsal, siyasal, dini ve ideolojik çatışmaların göbeğinde bocalarken; Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan tıp medresesinde matematik okutuluyor, insan fizyolojisiyle ilmin incelikleri öğretiliyordu. Kopernik’in, Batlamyus sistemiyle birlikte, o sisteme muvafık bir şekilde yerleşen Hıristiyan kainat görüşünü yıktığı anlatılır. Kepler’in gezegenlerin hareketleriyle ilgili kanunları bulduğu açıklanır. Ayrıca Galile’nin mutlak zamanın ölçülmesi ve düşmeye ait tecrübeleriyle Aristo fiziğini boşa düşürdüğünden bahsedilir. Batı’nın konuşup tartıştığı bütün konu başlıklarıyla ilgili çalışmaları hem usul hem de esas boyutundan asırlar evvel Türk-İslam filozofları basiret ve bilgelikle gerçekleştirmişlerdi" dedi. "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler" Basiret kavramının seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğini vurgulayan Bahçeli, "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler. Cesaret olmadan basiretin açılacağı yer korkaklığın uçurumudur. Basiret olmadan cesaretin varacağı yer ise çılgınlığın ucudur. Bir fikir insanı, bir dava neferi, ilim ve hidayet yolcusu bir şahsın basiretle ve cesaretle eşzamanlı kuşanması elbet mecburidir. Günümüzde, bundan mahrum kimi sözde aydınlar, merhum Cemil Meriç’in işaret ve ifade ettiği üzere, Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalıştılar. Sonra bu hazinelerini unuttular. Müteakiben düşman putlarını takdis ettiler, hayranlıkla benimsediler. Ne olduysa ondan sonra oldu, velhasıl devin papağan olmasına hizmet ettiler" şeklinde konuştu. "Doğru davranış doğru fikrin momentidir" Doğru davranışının doğru fikrin momenti olduğunu ifade eden Bahçeli, "Halbuki dava irfanımızı yeniden fethettiğimizde, bugünümüzü düne bağlayacak köprüler inşa ettiğimizde göz kamaştıran fikir ve düşünce sıçramalarını, muazzam buluş ve eserleri görmemiz kaçınılmazdır. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, fikir adamı için namus abeste direniş değil, hakikate teslimiyettir. Bu teslimiyet asil ve soylu bir teslimiyettir. Aklın zirvesi hakikat, adaletin zirvesi hakkaniyettir. Bu zirvelere tırmanmak, bu zirvelerde dünyayı Türkçe okumak sizlerin en temel ülküsü olmalıdır. Mananın yerine geçen elfazı bir yana bırakarak, içi boş sloganları bir kenara koyarak şunu unutmayınız ki, ülkücünün ülküsünde erimesi yüksek hedeflere kilitlenmesiyle mümkündür. Doğru davranış doğru fikrin momentidir" ifadelerini kullandı. "Eşyanın tabiatı kurumların özüdür" "Bu iki doğru üzerinde düz bir çizgiyle hayat planını yapanlar; insanı baskı altında tutan her neviden boyunduruğa karşı çıkmaktan, peşin yargıların maskesini yırtmaktan asla çekinmeyeceklerdir" diyen Bahçeli, "Neyin doğru, neyin yanlış; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu bilmeyen bir insanın doğru davranışta bulunması, doğru bir fikrin etrafında buluşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Peki bu eşyanın tabiatı nedir? Bundan ne anlaşılmalıdır? Eşyanın tabiatı, insanın toplum, çevre ve doğayla olan ilişkileri içinde oluşmaktadır. Değer-olgu; ideal-realite birliği eşyanın tabiatını teşkil etmektedir. Hukuk, eşyanın tabiatından kaynaklanan zorunlu ilişkilerdir. Kısaca diyebiliriz ki, eşyanın tabiatı kurumların özüdür" dedi. "Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür" MHP Lideri Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dünyaya bakınız, beşeriyetin hal-i pürmelalini ve sıcak gelişmeleri yorumlayınız; eşyanın tabiatına mugayir ne varsa tedavülde olduğunu fark edeceksiniz. Bununla mündemiç cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular da şunlardır: Adalet nerededir? Akıl nereye gitmiştir? Ahlaka ne olmuştur? ‘Eğer adalet yoksa’ diyor Kant, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmayacaktır. Gündüz vakti elimizde fener alarak adalet mi arayalım? Ahlakın ilke ve esaslarını mı soruşturalım? Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür. Adalet ile gücü eklemlemek ise fikir, düşünce ve siyaset insanlarının hedefi olmalıdır. Bugünkü çağımızın en mühim açığı insani değer ve mirastaki hüsran verici zayıflık ve zedelenmedir. Bu nedenle çağa ve zamana müdahil olacak dirayet, cesaret ve hamiyete malik olmak lazımdır." "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" "Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı." "Askeri operasyonların haksız olduğunu değerlendiriyorum" ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesinin farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldığını belirten Bahçeli, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir" diye konuştu. "Savaş değil barış hakim olmalıdır" Coğrafyada savaşın değil barışın hakim olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir. İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir" dedi. "Türkiye’mizin barışçıl çağrıları milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır" Bahçeli, "Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler sabırla, akılla, imanla, vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Üzerinde dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz" ifadelerini kullandı.