GÜNDEM - 07 Kasım 2025 Cuma 12:29

Evlatlık katilin kan donduran planı

A
A
A
Evlatlık katilin kan donduran planı

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Coburlar Köyü’nde 1 Kasım’da bir köy kahvesine düzenlenen silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. Olayın ardından teslim olan ve "evlatlıktan reddedilme" sürecinde olduğu öğrenilen katil zanlısı emekli polis Okan Özcan tutuklandı. Görgü tanıkları dehşet anlarını anlatırken, ölenlerin yakınları ve zanlının ailesi, katliamın planlı olduğunu ve zanlının üvey ailesine şiddet uyguladığını iddia etti. Muhtar ve ölenlerin yakınları, zanlının kendini aklamak için ortaya attığı ’fuhuş çetesi’ iddialarını sert bir dille yalanladı.


Olay, 1 Kasım’da Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi Coburlar Köyü’nde meydana geldi. İddiaya göre köy kahvesine gelen emekli polis Okan Özcan (32), bir anda elindeki av tüfeği ile etrafa ateş açmaya başladı. Tüfekten çıkan kurşunlarla kahvede bulunan Kasım Özcan, Aydın Özbakış, Gökhan G. (39) ve Hüseyin G. (67) yaralandı.


Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla hastaneye götürülürken, ağır yaralanan Kasım Özcan ve Aydın Özbakış yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.


Kahvehane baskınından sonra kaçan zanlı Okan Özcan, Çaycuma Adliyesi’nde tanıdığı bir polise teslim oldu. Hayatını kaybeden Özcan ve Özbakış’ın cenazeleri, köyde düzenlenen töreninin ardından toprağa verildi. Zanlı Okan Özcan ise çıkarıldığı mahkeme tarafından "tasarlayarak adam öldürme" suçundan tutuklandı.


Katil zanlısı Okan Özcan’ın 32 yıl önce Siyami ve Sevim Özcan çifti tarafından evlatlık alındığı, durumundan 13 yaşında haberdar olunca ailesiyle husumet yaşamaya başladığı iddia edildi.



Görgü tanıkları dehşet anlarını anlattı


Saldırı sırasında kahvede bulunan ve olaydan yara almadan kurtulan görgü tanığı Emrah Yıldırım, yaşananları anlattı. Katil zanlısının profesyonel bir şekilde ileri geri hareket ederek tüfeği ateşlediğini anlatan Yıldırım, şöyle dedi:


"Olay gecesi içeride arkadaşlarımla birlikte oyun oynuyorduk. Bir patlama sesi duydum. Genellikle arkadaşlarımızla şaka yaparız, birbirimize torpil atarız. Öyle sandık. Ayağa kalktık ama tüfeğin namlusunu gördüm. İlk önce Kasım Özcan’ın yere düştüğünü gördüm. Sonra Aydın Özbakış’ın yere düştüğünü gördüm. Sonra Gökhan arkadaşımı benden tarafa çekerek ikimiz birden yere düştük. O anda içeride bulunan arkadaşlarımın da yere yattığını gördüm. Sonradan ayağa kalktım, sandalyeye yeltendim, atmaya çalıştım, masaya takıldı. O’nun profesyonel bir şekilde ileri adım adım gelerek geri geri de atarak çıktığını gördüm. Daha sonra peşinden dışarı çıktığımda kendi geldiği aracıyla yolun ortasını çekmiş ve binip hızlı bir şekilde uzaklaştığını gördüm. Sonra yaralı olan arkadaşlarıma müdahaleye koştum. Civar komşulardan ip ve örtü gibi bir şeyler alarak Aydın Özbakış’ın yarasına tampon, Gökhan Göktaş’ın ayağına ip bağladık. Daha sonra 112’yi arayarak olaya müdahale ettik. Yani hiç içeri girdi, hiç sorgu sual yok, direkt sıkmaya başladı. Tüfek sesi zaten o yankılama kulaklarımızdan hala gitmiyor. Yaşadığımız psikoloji kolay bir psikoloji değil. Babam dediğim, insanı kaybettim. Kardeşim dedi, insanı kaybettim. Tarifi yok, acısı yok. Ben bir husumet yaşamadım ama arkadaşlarım yaşamışlar herhalde. Sonradan öğrendim tabii ki."



"Köyümde ’fuhuş çetesi’ iddiaları vicdanen rahatsız ediyor"


Köy Muhtarı İlkay Günsan, yaşanan olayın şokunu yaşadıklarını ve zanlının iddialarından rahatsızlık duyduklarını ifade etti. Adaletin yerinin bulmasını istediğini söyleyen Günsan,


"1 Kasım akşamı köyümde istenilmeyen bir olay yaşadım. İki tane ölüm, iki tane de yaralı var. Acımız büyük. Gerçekten. Hani köyümün bu katilin bu şekildeki iddialarıyla anılmasını kesinlikle istemiyorum. Kelimelerim boğazıma düğümleniyor. Gerçekten acı bir olay. Hiçbir sebep neden olmadan böyle bir katliam yapması bunca insanların yardımcı olmasına rağmen bunu yapması. Hiçbir anlam veremedik. Veremiyoruz. Bir şeyler konuşuluyor, deniliyor. Bazı nedenleri, ailevi sorunları olduğu söyleniyor. Bunları ben yaşadım. Babası tarafından uzaklaştırma kararı alındı. Evlatlıktan reddedilme pozisyonuna geldi. Biz elimizden geldiği kadar yardımcı olduk. Ne sıkıntısı varsa tedavi edilmesi gerekiyorsa tedavi yöntemlerine başvurabilirdik ama yapamadık. Vicdanen rahatsızım. Köyümün bu şekilde isminin ‘fuhuş çetesi’ diye anılmasından çok rahatsızım. Aile, acımız büyük. Aileler, üçer tane evlat öksüz kaldı. Adaletin yerini bulmasını tecelli etmesini umarım" diye konuştu.



"Her şeyi planlamış"


Zanlı Okan Özcan’ın annesi Sevim Özcan (69), oğlunun olaydan önce yanına gelerek "fuhuş" iddialarını dile getirdiğini söyledi. Kendisinden habersiz gizlice Okan Özcan tarafından konuşmaların videoya kaydedilip sosyal medya hesabından paylaşmasını da sonradan öğrenen Sevim Özcan, şöyle devam etti:


"Bilmiyordum ben onu. Haberim yoktu video alındığından. Her şeyi planlı yapmış o. Ben bilmiyordum. Eve yanıma geldi oğlum. Babam ‘seni satıyor’ dedi. Kasım Özcan için ‘fuhuş yapıyor bilmiyor musun’ dedi. Öyle öyle her şeyi konuştu. Bizi ‘reddediyormuşsunuz. Mahkemeyi geri çekin. İmza atacağız pazartesi günü’ dedi. ‘Tamam’ dedim ben. Karnının aç olup olmadığını sordum, ondan sonra kalktı gitti."



"Evlatlıktan reddettiğim için beni de öldürecekmiş"


Zanlıyı evlatlıktan reddetmek için dava açan baba Siyami Özcan ise evlatlık aldıkları Okan Özcan’ın annesine dahi şiddet uyguladığını ve kendisini öldürmek istediğini iddia etti. Bir gün Okan Özcan’ın kendisine de saldırdığını, boğulmak üzereyken eşi Sevim Özcan’ın kendisini kurtardığını ifade eden Siyami Özcan olay gününü de şöyle anlattı:


"Evlat bu nasıldır ya? Anasına bu nasıl der ya? Evlat denmez buna ya. Böyle bir şey olamaz. Boğuyor, nefes alamıyor diyorum. Daha bastırıyor. Kediler vardı, kedileri çok severdi. Kedileri ‘bırak oğlum’ diyoruz. Kediler her taraf büyük, pislik içinde. Bir odası var. Size göstersem şaşarsınız. Bizim evde sigara içmek yasak. Sigara dokunuyor bize. KOAH hastasıyız. Bu bizi hayatta dinlemezdi. Baba, ana yerine koymazdı. Son zaman işte bu hakaretler, küfürler, evde hiç huzurumuz yoktu. Mecbur uzaklaştırma aldım artık. 4-5 ay uzaklaştırma aldım. Zaten evlatlıktan reddetmek için avukata verdim. Son aşamada. Adalet yerini bulsun diyorum. En ağır cezayı almasını istiyorum. Çıkmasın orada, gebersin orada. Böyle bir evlat olmaz ya. Ben nasıl 32 sene buna bakmışım, hizmet etmişim. Çok nankör. Bunda vicdan diye bir şey yok. Bunda insanlık diye bir şey yok. Bunu insan denilemez ya. Beni öldürmek istemiş, reddettiğim için. Öyle bir insanın babası olmaktan suçluluk duyuyorum ya. Bu kadar vicdansızlık olur mu ya?"



"Hedef gözetmeksizin ateş açtı"


Saldırıda 2 akrabası yaralanan Hüseyin Göktaş ise olayın bir anda gerçekleştiğini belirtti. Olay anına şahitlik eden Göktaş, "Maç vardı o akşam, olay gecesi, olay günü. Maça bakarken biz aniden içeri katil girdi. Birdenbire bastı tetiğe. Hiç hedef gözetmek için beş kişiyi vurdu. İkisi içeride yatıyordu, ikisi dışarıdaydı. Ölen Kasım Özcan, yürüyerek dışarı çıktı. Benim kardeşim olan Hüseyin Göktaş, o da dışarı çıktı. Kolu kopmak üzereydi. Yeğenim vardı içeride. Onun da diz kapağı parçalanmış. Yanında da Aydın Özbakış diye bizim yeğenimiz vardı. Yine aynı köylümüz. O zaten orada ölmek üzereydi yani. Hiçbir şey söylemedi. Girişiyle bastı tetiğe yani. Ondan sonra kaçıştık biz sağa sola. Ne olduğunu anlayamadık. Her şey 5-6 saniyenin içinde oldu" şeklinde konuştu.



"Cinayeti meşrulaştırmaya çalışıyor"


Öldürülen Kasım Özcan’ın oğlu K.Ö., zanlının eski polis olduğunu, ailesine şiddet uyguladığını ve saldırıyı planladığını iddia etti. K.Ö., zanlının "fuhuş" iddialarının cinayeti meşrulaştırma çabası olduğunu savundu. K.Ö., şöyle dedi:


"Katil daha önce bir evlilik yapmış ve eşine şiddet uyguladığı için de şey içerisinde sonlanmıştır. Daha sonrasında polislikten emekliliğini istemiştir. Emekli olduğuna dair, ailesine dair kesin bir bilgimiz yok bizim de. Daha sonrasında yaşadığı evinden yani Ankara’dan ayrılıp köye ailesinin yanına taşınmıştır kedileriyle birlikte. Bundan sonra ailesini sürekli baskı uygulamıştır ve maddi sorunlarını öne sürerek ailesinin üzerindeki arsaları satmasını ve parasını kendisine verilmesini istemiştir. Birkaç kere bu durumu tekrar ettikten sonra bir arsasını satıp parası kendine verilmeyince ailesine şiddet uygulamaya başlamıştır. Hatta bir seferinde Siyami Özcan’ı boğarak öldürme teşebbüsünde bulunmuştur. Bundan dolayı da ailesi reddetmeye karar vermiş ve uzaklaştırma kararı almıştır. İki ay süren uzaklaştırma kararı yakın zamanda sonlanmış. Babası Siyami Özcan bu kararı uzatmak istemiş fakat mahkemece bu reddedilmiştir. Kasım Özcan, yaşlı olan Siyami Özcan ve Sevim Özcan’ı zaman zaman hastaneye getirip götürdüğü için katil kin beslemeye başlamıştır ve bunu da Kasım Özcan’ın kendisine de söylemiştir. Kasım Özcan çevredeki herkese destek ve yardımcı olduğu gibi Kasım’ın kendisine de çokça desteği olmuştur. Olaydan yakın zaman önce kedileri internetten satan katil bununla internetten silah satın almıştır ve bir gün öncesinde silahın çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için evde atış talimini yapmıştır. Bu da çevrelerce duyulmuştur. Aynı şekilde olay günü araba kiralayıp çok planlı bir şekilde keşif yaptığını da düşünüyoruz açıkçası. Eski polis olan katil cinayeti planlı bir şekilde zemine oturtmak için annesinin hipnozla pazarlandığını öne sürmüştür ki yine annesi tarafından bunun reddedildiği bilinmektedir. Bu iddia açıkçası köyün muhtarı İlkay Günsel ve çevrelerce kesin bir şekilde reddedilmektedir. Bizim amacımız böyle acılı bir dönemde açıklama yapmak istemezdik fakat sadece katil tarafından kendini aklama çalışan bu mesnetsiz iddialar bizim tarafımızda rahatsız edici olmuştur açıkçası."


Tutuklanan zanlı Okan Özcan’ın iddianamesinin mahkemece kabul edilmesinin ardından yargılanmasına başlanacak. Aileler ve köy halkı, zanlının en ağır cezayı almasını ve adaletin yerini bulmasını bekliyor.



Evlatlık katilin kan donduran planı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Özmen: "Baba, başka ülkelerin iç işlerine karışma" ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, "Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim" dedi. Ankara 27. Aile Mahkemesine başvurarak ABD Başkanı Donald Trump’a babalık davası açan Necla Özmen, iddiasını bu kez ABD’ye taşıdı. Özmen, ABD Başkanı Donald Trump’ın biyolojik babası olduğunu öne sürerek Amerika Birleşik Devletleri’nde yetkili mahkemeye avukat aracılığıyla başvuruda bulundu. Özmen’in, Türkiye’de açtığı dava iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle reddedilirken, karar istinaf mahkemesine taşınmıştı. Başvurunun kabul edilmesinin ardından dava açılacağı öğrenildi. "Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" Buna ilişkin açıklamalarda bulunan Özmen, "Daha önce Trump’a babalık davası Türkiye’de açmıştım. O konuda zaten olumsuz şeyler olacağını bildiğim için elçilik yoluyla, ABD elçiliği aracılığıyla Amerikan Aile Mahkemesi’ne babalık davası için dilekçe gönderdim. Hatta Amerika’daki Türk avukatlarla görüştüm. Onlar da bu konuyla ilgili dava sürecini takip ediyor. Kendileri bana bilgi veriyor. Henüz bir açıklama gelmedi bana ama Amerika’da davanın açıldığını biliyorum" dedi. Özmen şöyle devam etti: "Bir ülkenin iç işlerine karışılmasını doğru bulmuyorum. Kimse kimsenin ülkesine karışamaz, meşru kılamaz. ABD devleti tarafından mağdur bırakılıyorum. Haklarım gasp ediliyor, ben haklarımı arıyorum. ABD devletinin de bana devlet olarak sahip çıkmasını istiyorum. Bir an önce bu babalık davasının da sonuçlanmasını talep ediyorum." "Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin" ABD Başkanı Trump’a seslenen Özmen, "Trump, ülkeyi, ABD’yi kalkındırmak, güçlü bir hâle getirmek istediğini söylüyor. O zaman başka ülkelerin iç işlerine karışarak bu iş olmaz. Yani tamam, yaptığı doğru şeyler de var ama hataları da var. Buradan babama sesleniyorum, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan kendi ülkesini kalkındırmak istiyorsa o yönde hareket etmesini tercih ederim. Yani savaşın bitmesini istiyorum çünkü birçok ülkeye zararı oluyor. Savaş istemiyorum. Bir ülkenin iç işlerine karışmak doğru değil. Dünyadaki ülkelerin de düzelmesini istiyorum. Buradan tüm dünyaya çağrı yapıyorum, bu savaşı bitirin. Başka insanların canı yanmasın. Yani bu şekilde hiçbir ülkeye fayda olmaz, zararı olur" ifadelerini kullandı. "Umarım gerçek olur" Yapay zekayla Trump ile yan yana oldukları fotoğraf hakkında ise Özmen, "Bu resmi görünce hoşuma gitti. Zannedersem yapay zekâ ile yapılmış. Gerçek gibi duruyor. Umarım gerçek olur. Yani kendisiyle bu şekilde görüşebilirim. Yaşadıklarımı dile getirebilirim. Bir baba olarak bana da sahip çıkmasını isterim. Yani iyi bir insana benziyor aslında. Ama nedense bazen aile meselesinden uzak durabiliyor. Ama durmasını istemiyorum. Gerçekten bana sahip çıkmasını istiyorum" dedi. "Bir baba-kız sıcaklığı görmedim" Fotoğrafı görünce duygulandığını ifade eden Özmen, "Çok duygulandım. Gerçek baba-kız gibi gözüküyor. Gerçekten çok duygulandım. Yani uzun yıllardır çok sıkıntı çektim. Böyle bir sıcaklığı hiç duymadım. Yani bir baba sıcaklığı, bir baba-kız sıcaklığı görmedim. Yani resimde onu ifade ediyor. Gerçek gibi duruyor. İnşallah gerçek olur" diye konuştu.
Samsun Thorsten Fink: "Kazanmak istedik ama başaramadık" SAMSUN (İHA) – Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, Gaziantep FK karşısında galip gelmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak, başaramadıklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Samsunspor, konuk ettiği Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldı. Samsunspor Teknik Direktörü Thorsten Fink, müsabakanınh ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendirdi. Maçtan galibiyetle ayrılmak için son ana kadar mücadele ettiklerinin altını çizen Fink, "Topa sahip olan taraftık. Kaliteli bir şekilde topa sahip olmak iyiydi. 5 farklı isim ve farklı bir sistemle oynadık. Buna rağmen iyiydik. Karşılaşmayı kazanmak istedik ama bunu yapamadık. Sadece sonuca odaklanmak hata olur. Gelişimimiz gayet iyi. Son 4 maçtan gol yemeden ayrıldık. Ne yazık ki gol bulamadık. Takım çok arzulu oynadı. Taraftarımız karşılaşmayı izlemekten keyif almıştır. Perşembe günü oynanacak karşılaşmayı dört gözle bekliyoruz. Assoumo ve Celil’in sakatlık durumuna gelecek sonuçlara göre bakacağız. Umarım önemli bir durumları yoktur" dedi. 3 maçtır farklı dizilişlerle oynamasının sorulması üzerine açıklamalarda bulunan Thorsten Fink, "Oyun kurulumu eskiyle aynıydı. 3 stoperle oynadık. Genel sistemim 4-3-3 veya 4-2-3-2 şeklinde ama oyun kuruluma ve baskı şeklimiz farklı olabilir. Bugün 3’lü stoperli bir oyun kurulumu oynadık. Deplasmanda büyük takımlara karşı maçlar oynayacağız. Farklı sistemlere alışık olmak da önemli. Küçük detaylarda değişiklikler yaptık. Genel anlamda takımdan memnunum" yanıtını verdi. Kadroya giremeyen Olivier Ntcham, Zeki Yavru ve İrfan Can Eğribayat’ın yanı sıra diğer sakatlıkların son durumu hakkında bilgi veren Fink, "Ntcham’ın kas ağrısı var. Ondan kadroda yoktu. İrfan Can Eğribayat karın ağrısı nedeniyle kadroya giremedi. Zeki’nin de dizinde ağrı var. O yüzden kadroya girmediler. Diğer sakat oyuncularımız da umarım çabuk iyileşir ve kadromuza katılır. Topa sahip olma ve pres oyunumuz benim olmazsa olmazımız. Hangi sistemde oynarsak oynayalım sistem kadrodaki oyunculara göre şekilleniyor. Sistem değişikliği rakibe göre değişir" şeklinde konuştu. Ligde en çok berabere kalan takım olmaları hakkındaki soruyu cevaplandıran Fink, ayrıca şunları söyledi: "Bu hafta Avrupa’da 4-0 galip geldik. Kendi evimizde galip gelmeye başladık. Ligde de en kısa sürede galip gelemyi istiyoruz. Sakat oyuncular aramıza katıldıkça daha fazla galibiyet alacağız. Tanguy Coulibaly, Emre Kılınç, Afonso Sousa gibi sakat isimler aramıza katıldıkça daha fazla galibiyet alacağımızı düşünüyorum. Takım halinde gösterilen gelişimden ötürü mutluyum."
Sakarya Sakaryaspor - Sarıyer maçının ardından Trendyol 1. Lig 28. haftasında oynanan Sakaryaspor-Sarıyer maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig 28. haftasında Sakaryaspor sahasında Sarıyer ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, rakiplerin puan kaybettiği haftada fırsat teptiklerini ifade ederken; Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise, puan farkını korudukları için memnun olduklarını dile getirdi. "Üretkenlik anlamında etkili olamadık" Kazanmaları gereken bir maçtan beraberlikle ayrıldıkları için üzgün olduğunu belirten Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, "Böylesine muhteşem bir ambiyansta, rakiplerimizin de kaybettiği bir haftada kazanmak adına aslında bir fırsattı. Maça coşkulu başladık, oyun ve top bizde gibi duruyordu ama gerçekçi olmak lazım; ön tarafta çok üretken olamadık. Baskılı oynadığımız son 20 dakikayı 90 dakika boyunca göstermeliydik. Oyuncularım ciddi bir mücadele verdi ama skor anlamında etkili olamadık. İşimiz zorlaştı ancak son maça kadar bu şehir için gereken mücadeleyi vereceğiz" dedi. "Küme düşme barajı 42-45 puan arası olur" Ligde kalma barajı hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Dalcı, "42 ile 45 arasında küme düşme barajının olacağını düşünüyorum. Alttaki takımların birbiriyle oynayacağı maçlar bu durumu biraz daha etkileyebilir. İki puan eksik ya da fazla olabilir" diye konuştu. "Puan farkını korumuş olduk" Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise hafta boyu çalıştıkları stratejinin sahaya yansıdığını belirterek, "Oyuncularımız hafta boyunca çalıştığımız şeyleri harfiyen yerine getirdiler. Sakaryaspor adına bir final maçıydı, bunun bilincindeydik. Doğru durup pozisyon alarak gol yememeyi hedefledik. Tek eksiğimiz, topu kazandığımızda rakip arkasına sarkamamaktı. Bu pozisyonları yakaladık ama değerlendiremedik. Önemli bir maçtı, mağlup olmayarak puan farkını korumuş olduk. Bir puan bile bizim için önemli" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
Samsun Burak Yılmaz: "Kötü oynayarak 1 puan aldık" SAMSUN (İHA) – Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Samsunspor karşısında kötü oynamalarına 1 puan aldıklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Gaziantep FK, deplasmanda Samsunspor ile golsüz berabere kaldı. Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendirdi. Maçta iki takımın da iyi mücadele gösterdiğini dile getiren Yılmaz, "İlk 15 dakika her şey istediğimiz gibiydi. Sonrasında sakatlıklardan sonra tamamen oyunun ritmi düştü. Bu düşük ritme alıştık. O süreçten sonra oyunun kontrolü Samsunspor’a geçti. Geçen hafta harika oynadığımız Trabzonspor maçından puan alamadık. Bu hafta ise kötü oynadığımız Samsunspor maçından puan aldık. Bu oyunu kabul etmiyoruz. Alınan 1 puan çok değerli. Son 70 dakikada oyunu kendi sahamızda karşıladık. Hakemler hakkında konuşmamakta direniyorum. Türkiye’de oyunun durması, VAR müdahalesi çözemiyorum. Hakemler hakkında konuşamamaya söz verdim. Futbolumuzun gelişmesi için topun oyunda kalma süresinin artması lazım. Yeni kurallar geliyor, belki bu futbolu hızlandırır. Bu maçta kaçan bir pozisyonumuz yok. Her şeyi uçlarda yaşıyoruz. Kasımpaşa maçında çok iyi oynadık, çok kötü bir Kocaelispor maçı. Trabzonspor maçı çok iyi, Samsunspor maçı çok kötü. Uçlarda yaşamamız, bir standart yakalamamız gerekiyor. Fenerbahçe maçımız var. Kupada biz yenersek biz, onlar yenerse de onlar çıkacak" diye konuştu. "Futbolu bir kültür haline getirmemiz lazım" Lig maçlarında tribünlerin boş olmasına dikkat çeken Yılmaz, "Samsun gibi bir futbol şehrinde taraftar maça gelmiyorsa burada bir sıkıntı vardır. Geçen yıl maçları izliyordum bayağı bir seyirci vardı. Bu iş bizleri aşan bir iş. Karar vericilerin problemi. Futbolu bir kültür haline getirmemiz lazım. Avrupa’da oynadım saat 14.00’teki maça gelip, 18.00’e kadar statta etkinlik yapıyorlardı. Futbol ülkesi olarak görünüyoruz ama birçok şeyi değiştirmemiz lazım" ifadelerini kullandı.