SAĞLIK - 15 Şubat 2025 Cumartesi 09:31

Kontrolsüzce çevreye bırakılan etler "kist hidatik enfeksiyonunun’ yayılmasına neden oluyor

A
A
A
Kontrolsüzce çevreye bırakılan etler "kist hidatik enfeksiyonunun’ yayılmasına neden oluyor

Zonguldak BEUN Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Füsun Cömert, kist hidatik enfeksiyonunun yayılmasında; kist olduğu bilinmeyen, kontrolsüz kesilen hayvanların etlerinin, iç organlarının çevreye atılması ya da köpeklere yiyecek olarak verilmesinin yanı sıra, özellikle Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan organlarının yeterince derine gömülmemesi nedeniyle sahipsiz köpeklerin bunlara ulaşmasının önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı. Cömert, enfeksiyon ile mücadelenin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için köpeklerin yanı sıra başka kaynakların da etkili olduğu ve zincirin tüm basamaklarının birlikte değerlendirilerek kontrol altına alınması gerektiği belirtti.


Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Füsun Cömert, kist hidatik hastalığının, hayvanlardan insana geçen bir enfeksiyon olduğuna dikkat çekti. Cömert, bu enfeksiyonun özellikle köpeklerden yayıldığını, ve insanlarda en çok karaciğer ve akciğer gibi organlarda kist oluşumuna yol açtığını ifade etti. İnsanlarda görülen enfeksiyon hastalıklarının yüzde 80’inin hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar olduğunu anlatan Cömert, bu durumun önlenmesi için Türkiye Zoonotik Hastalıklar Milli Komitesi’nin oluşturulduğunun altını çizdi.


Cömert, "Kist hidatik, Echinococcus granulosus tarafından oluşturulan ve en çok karaciğerde kist yapmasıyla karakterize bir enfeksiyon hastalığı. Hayvanlardan insana bulaştığını bildiğimiz bir enfeksiyon hastalığı. Aslında bugün insanlarda oluşan enfeksiyon hastalıklarının yüzde 80’i hayvanlardan insana bulaşan hastalıklar. Yeni tanımlanan ve eskiden beri uzun zamandır görülen enfeksiyon hastalıklarının kökeni hayvanlar. Tarım toplumuna geçilmesiyle insanın hayvancılıkla uğraşmasıyla hayvanların vücudunda bulunan birçok mikroorganizma insanların vücuduna geçerek insanlara adapte olmuştur. Halen olmaya devam etmektedir. Bu anlamda hayvanlardan insanlara hastalık geçmesini önlemek gibi bir durumumuz söz konusu. Bu durumda veteriner hekimlere de önemli görevler düşmekte. Bu anlamda sağlık kavramı önem kazanmış durumda. Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında yapılan protokol ile Türkiye Zoonotik Hastalıklar Milli Komitesi oluşturulmuş, yapılan planlamalar ile hayvanlarda hastalığın kontrolü ve böylece insan enfeksiyonunun önlenmesine çalışılmıştır" dedi.



’Kist hidatik parazitinin kaynağı köpekler’


Kist hidatik olarak bilinen hastalığın Echinococcus granulosus parazitinin oluşturduğunu anlatan Füsun Cömert, bu parazitin temel kaynağının köpekler olarak bilindiğinin altını çizdi. Parazitin larvaya dönüşmesiyle karaciğere ve akciğere geçerek enfeksiyon oluşturma durumunun söz konusu olduğunu belirten Cömert şöyle devam etti:


"Bu bir parazital enfeksiyon hastalığı. Bu parazitin temel kaynağı, parazitin erişkin formunun konağı olmaları nedeniyle köpekler olarak biliniyor. Köpeğin bağırsağında bulunan erişkinlerin çıkardığı yumurtalar köpek dışkısı ile çevreye yayılmakta. Böyle olunca da köpekler enfeksiyonun yayılması için ana kaynak oluşturmakta. İnsanlar ve otlanarak beslenen otçul hayvanlar köpeklerin bağırsağından çıkan yumurtaları ağız yoluyla alarak enfekte oluyor. İnsanlarda ve otçullarda yumurta mideden geçerek, mide asidinin etkisiyle açılıyor ve bağırsakta larvaya çıkıyor, daha sonra bu larvanın bağırsak duvarı aracılığıyla kana geçiyor ve kan dolaşımı ile en sık karaciğere ve ikinci sıklıkla akciğere yerleşerek kist oluşumuna neden oluyor."



’Enfeksiyon zincirinde yapılacak kontroller hayati önem taşıyor’


Füsun Cömert, kist hidatik enfeksiyonunun yayılmasında, kontrolsüz kesim yapılan hayvan etlerinin doğru şekilde bertaraf edilmemesi ve köpeklerin ulaşabileceği şekilde dışarıda bırakılmasının önemli bir rol oynadığını belirtti. Cömert, bu tür uygulamaların enfeksiyonun köpeklerden insanlara geçişini kolaylaştırdığını ve zincirin tüm halkalarının birlikte değerlendirilerek enfeksiyonun kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı.


Enfeksiyonun karaciğer ve akciğerin yanı sıra insan vücudunun farklı bölgelerindeki kaslara, beyine, kemiğe yerleşerek farklı türde de ortaya çıkabildiğinin altını çizen Cömert, şu ifadelere yer verdi:


"Köpeğe bulaş bu kistleri ya da larvaları taşıyan etlerin yenilmesiyle oluşuyor. Burada da temel kaynağı aslında kontrolsüz kesim yapılan hayvanların, kist olduğu bilinmeyen etlerinin etrafa kontrolsüzce atılması yada bu hayvanlara yiyecek olarak verilmesi ya da özellikle Kurban Bayramlarında kontrolsüz kesilen hayvanların etlerinin çok iyi şekilde derine gömülmeden dışarıda sahipsiz olan köpeklerin ulaşımına imkan vermesinin önemi büyük. Asıl kaynak köpek gibi görülmekle birlikte köpeğin de bu enfeksiyonun sürecinin tamamlanması için başka kaynağa ihtiyacının olduğu ve dolayısıyla enfeksiyonun kontrolünde bu zincirin basamakların doğru değerlendirilerek hepsinin birlikte kontrolü gerekmektedir. Burada enfeksiyon zincirini iyi tanımak, bütün aşamaları birlikte kontrol etmek önemlidir."



"Kistin patlaması, alerjik şok sendromuna ve ölüm riskine yol açabilir"


Füsun Cömert, kist hidatik enfeksiyonunun yavaş gelişen bir klinik olduğunu ve yıllar içinde büyüyen kistin, özellikle safra kanallarına basınç yaparak tıkanmaya neden olabileceğini belirtti. Enfeksiyon uzun süre devam ettiğinde karaciğer yetmezliğine ya da kistin patlaması sonucu alerjik şok sendromuna yol açarak ölüm riski oluşturabileceğini ifade etti. Cömert, "Bu çok yavaş gelişen bir klinik. Yıllar içerisinde belli bir büyüklüğe ulaştığında o büyüklüğün sebep olduğu birtakım etkilerle hastayı bize getiriyor. Kitle etkisi oluşturuyor. Basınç yapıyor. Safra kanallarına yakın olarak yerleşirse, bu kanallara yaptığı basınç tıkanma sıklıklarına neden olabiliyor. Uzun süren enfeksiyonlarda karaciğer yetmezliğine ya da bu kistin patlaması sonrasında ki bu herhangi bir travmaya bağlı olarak gelişebilir, kistin içinde bulunan yüksek alerjen sıvının vücuda dağılmasıyla birlikte alerjik şok sendromu ile hastanın ölümüne neden olabiliyor" diye konuştu.



"Kist hidatik yayılmasını engellemek için veteriner hekimlere kritik görev düşüyor"


Füsun Cömert, 2005 yılı itibarıyla bildirimi zorunlu hastalıklar listesine alınan kist hidatik enfeksiyonunun, bildirimde yaşanan zorluklar nedeniyle verilerde tutarsızlıklar ortaya çıkardığını belirtti. Cömert, Türkiye’de enfeksiyonun sıklığının binde 5 ila 7 arasında değiştiğini ve Avrupa’da daha az görülen hastalığın Türkiye, Yunanistan, Afrika’nın kuzey kesimi, Güney Amerika ve Asya gibi bölgelerde endemik olarak daha yaygın olduğunu ifade etti.


Hayvan kontrolünün yapılması, mezbahalarda veteriner kontrolünde hayvanların kesilmesi, atık etlerin dikkatli bertaraf edilmesi işlemlerinin yanı sıra aşılama uygulamalarının önemine dikkat çeken Cömert, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu enfeksiyon bildirimi zorunlu bir hastalık olmasına rağmen 2005 yılında bildirimi zorunlu hastalıklar listesine alınmış olmasına rağmen yine de bildirim konusunda problemler olması nedeniyle ülkemizde çok farklı veriler mevcut. Yapılan geniş çaplı çalışmalara da bakarak ülkemizdeki sıklığının ortalama binde 5 ila 6 yada yüzde 1 arasında değiştiği tahmin edilmekte. Bu çalışmalarda tanımlayıcı yöntemlere bağlı olarak belirlenen oranlarda değişiklikler olabilmekte. Genel olarak hayvan kontrolünün çok daha fazla yapıldığı Avrupa ülkelerinde çok az görülmesine rağmen Türkiye, Yunanistan, Afrika’nın kuzey kesimi, Güney Amerika, Asya ülkelerinde belli bir endemik yüzdelik olarak tanımlayabileceğimiz sıklıkta görülüyor. Bu nedenle hayvan kontrolünün yapılması, mezbahalarda veteriner kontrolünde hayvanların kesilmesi ve bunların organlarının uygun biçimde bertaraf edilmesi aynı zamanda aşılama uygulamalarının yapılmasına daha fazla önem verilmesi gerekiyor."


Cömert, kist hidatik enfeksiyonunun tedavisinde ilaç ve cerrahinin birlikte kullanıldığını, ancak hangi tedavi yönteminin öncelikli olacağına hastanın durumuna göre karar verildiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalığı ultrasonografik görüntülerle sınıflandırdığını ve buna göre hastaların tedavilerinin düzenlendiğin ifade etti. Cömert, "Hangi tedavinin daha ön planda ya da altın standart olarak tanımlandığı belirtilemiyor. Çünkü kist her kişide farklı şekilde olabiliyor. Genellikle ilaç tedavisi tek başına yeterli olmuyor. Cerrahi tedavi mi yada cerrahiden daha basit yöntemlerle mi tedavi edileceğine hastaya göre karar veriliyor" diye ifade etti.



"Sahipsiz olan hayvanlara dokunduktan sonra elimizi dikkatli şekilde yıkamamız gerekiyor"


Füsun Cömert, kist hidatik enfeksiyonuna karşı aşılama, düzenli taramalar ve veteriner kontrolünde hayvan kesimi gibi önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca, eğitici eğitimleri, bilgilendirme materyalleri ve Kurban Bayramlarında organ bertarafı ile ilgili farkındalık oluşturulması gerektiğini belirtti. Cömert, el hijyeninin önemine de değinerek, toprakla temas sonrası dikkatli el yıkamanın enfeksiyonun önlenmesinde kritik rol oynadığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:


"Aşılama tabii ki burada da değerlendirilebilecek bir seçenek. Parazitin larvasının vücuda yerleşmesini engellemek için hem köpeklerin hem de otçul hayvanların aşılanması; köpeklerin, insanların ve otçulların korunması açısından önemli. Onun dışında düzenli taramaların yapılması hayvan kesimlerinin veteriner kontrolünde olması, eğitimin verilmesi, hatta eğiticilerin eğitilmesi, farkındalık oluşturmak üzere posterler, afişler, bilgilendirme broşürlerinin hazırlanması, özellikle Kurban Bayramlarında hayvanların organlarının nasıl bertaraf edilmesi gerektiğiyle ilgili ön bilgilendirmelerin mutlaka yapılması gerekiyor. El hijyeni özellikle gerekiyor. Yumurtalar toprağa atılıyor, toprak bizim bu enfeksiyonu kazanmamız için en önemli kaynağı oluşturuyor. Dışarda sahipsiz olan hayvanlara dokunduktan sonra elimizi dikkatli şekilde yıkamamız ve el hijyeni konusunda toplumun belli bir seviyeye çıkartılması gerekiyor. Her şeyin başında olduğu gibi burada da eğitim önemli."



Kontrolsüzce çevreye bırakılan etler "kist hidatik enfeksiyonunun’ yayılmasına neden oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Davul ve klarnet eşliğinde geleneksel sahur halayı onlarca kişiyi buluşturdu Elazığ’ın Sürsürü Mahallesi’nde, muhtarlığın öncülüğünde düzenlenen geleneksel sahur halayında onlarca kişi davul ve klarnet eşliğinde halay çekti. Komşu mahallelerden de katılımın sağlandığı organizasyonda vatandaşlar anları kayıt altına almak için telefonlarına sarıldı. Elazığ’da Ramazan geleneği olan sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi Muhtarlığının öncülüğünde düzenlendi. Davul ve klarnet eşliğinde kurulan halaya katılım yoğun oldu. Her yıl farklı bir mahallenin muhtarlığı tarafından düzenlenen geleneksel sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi’nde gerçekleşti. Gecenin ilerleyen saatlerinde başlayan davul ve klarnet sesleriyle uyanan mahalle sakinleri sokaklara çıktı. Uzun kuyruklar oluşturan katılımcılar halay çekti, çiftetelli oynadı. Komşu mahallelerden de ilgi gören organizasyona katılanların bir kısmı ise anları kayıt altına almak için telefonlarını çıkardı. Organizasyona öncülük eden Sürsürü Mahalle Muhtarı Hacı Mehmet Özdemir, geleneğin sürdürülmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ramazan ayının tüm mahallemiz ve hemşehrilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün burada geleneklerimizin vazgeçilmezi olan sahur halayını hep birlikte yaşamanın heyecanını yaşıyoruz. Bu yıl muhtarlığımızın öncülüğünde mahalle sakinlerimiz ve Elazığ halkı, bu güzel geleneğin coşkusuna ortak oldu. Böylesi güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptık, çok memnun olduk. Gönül birliği içerisinde katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bu geleneksel şenliğimiz bundan sonra da her yıl devam edecektir" dedi. Vatandaşlar ise, geleneği sürdürdükleri için mutlu olduklarını ifade etti.
Aksaray Aksaray’da 3 çocuk 1 genci darp edip bıçakla ağır yaraladı: 1 tutuklama Aksaray’da 3 çocuk tartışıp kavga ettikleri 1 genci darp edip sonra da bıçaklayarak ağır yaraladı. Yaralı şahıs hastaneye kaldırılırken, jandarma ekiplerince yakalanan 3 çocuktan 1’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Aksaray’ın merkeze bağlı Hırkatolu köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, köyün içinde Muhammet Ali A. (18) ile bilinmeyen bir nedenden tartışan Emirhan K. (15), Nihat K. (17) ve Onur K. (17) tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Muhammet Ali A.’yı darp etti. Ardından Emirhan K. yanında taşıdığı bıçağı çekerek Muhammet Ali A.’yı 2 bacağından da bıçaklayarak yaraladı. Ağır yaralanan genç kanlar içinde yere yığılırken, kavga seslerini duyan köy sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan genci ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırdı. Burada tedavi altına alınan gencin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenilirken, jandarma ekipleri kaçak 3 çocuğun peşine düştü. Aksaray’ın merkeze bağlı Kızıcıktolu köyünde bir adrese yapılan operasyonla 3 çocukta yakalanarak gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadelerinin ardından Aksaray Adliyesi’ne sevk edilen 3 çocuktan Emirhan K., tutuklanarak cezaevine gönderildi, diğer 2 çocuk serbest bırakıldı.
İstanbul Barış Göktürk: "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım" Eski Fenerbahçe Futbol AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Barış Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan seçimli genel kurulda başkan adayı olacağını açıkladı. Basın mensuplarıyla bir otelde iftar organizasyonunda bir araya gelen Fenerbahçe Kalkınma Platformu Kurucusu ve Göktürk Holding Yönetim Kurulu Başkanı Barış Göktürk, kulübün sportif, kurumsal ve ekonomik geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Göktürk, kalıcı sportif başarı için şahıslara bağlı yönetim anlayışı yerine profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle desteklenen kurumsal bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Etkinlikte ilk olarak sunum gerçekleştirilirken, platformun kısa süre içinde 600 kongre üyesine ulaştığı aktarıldı. Kürsüye çıkarak katılımcılara hitap eden Göktürk, son yıllardaki şampiyonluk verilerine dikkat çekti. Futbolda uzun süredir beklenen şampiyonlukların elde edilemediğini hatırlatan Göktürk, son 40 yılda Fenerbahçe’nin futbolda 8 şampiyonluk yaşadığını, aynı dönemde rakip kulüplerden birinin 19, diğerinin ise 10 şampiyonluk kazandığını belirtti. 2007-2008 sezonundan bu yana geçen süreçte ise Fenerbahçe’nin iki şampiyonluk elde ettiğini ifade eden Göktürk, aynı dönemde rakip kulüplerin daha fazla şampiyonluk yaşadığını söyledi. "Yıldız transferler tek başına yeterli değil" Fenerbahçe’nin geçmişte Roberto Carlos, Jay-Jay Okocha ve Robin van Persie gibi dünya futbolunun önemli yıldızlarını kadrosuna kattığını hatırlatan Göktürk, bu kadar büyük isimlerin forma giymesine rağmen birçok sezonda şampiyonluk yaşanamadığını sözlerine ekledi. Kalıcı sportif başarının yalnızca yıldız transferlerle değil doğru kadro mühendisliği ve profesyonel futbol aklıyla mümkün olduğunu ifade eden Göktürk, "Kulüpte bu anlayış kurumsallaşmak zorunda. Manchester City, uzun yıllar süren şampiyonluk arayışının ardından profesyonel futbol yapılanması ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı dönemine girdi. Benzer şekilde Paris Saint-Germain de uzun yıllar şampiyonluk yaşayamadıktan sonra profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı hikayesi oluşturdu. "Şahıslardan bağımsız bir sistem kurmalıyız" Göktürk, Fenerbahçe’nin kalıcı başarı için şahıslara bağlı bir model yerine profesyonellerin yön gösterdiği, seçilmiş yöneticilerin uygulayıcı olduğu bir yönetim modeline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu sistemin ortak akıl ve kolektif çalışma ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Göktürk, Fenerbahçe Kalkınma Programı’nın bu amaçla hazırlandığını ifade etti. "2026’da seçimi doğru bulmuyoruz" Barış Göktürk, 2026 yılında kulübün olağanüstü bir seçime gitmemesi gerektiğini dile getirdi. Kulübün reformlara yönelmesi gerektiğini anlatan Göktürk, mevcut yönetimin görev süresini tamamlamasının kulübün istikrarı açısından önemli olduğunu kaydetti. Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan genel kurulda aday olacağını aktararak, "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım. 2026 yılında seçime karşı olmamıza rağmen, mecbur kalırsak, elimizi taşın altına koyarız. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece 2026 yılında aday olmayacağız. Seçilmemiz halinde ilk olarak profesyonellerden oluşan bir futbol komitesi kuracağız. Orta ve uzun vadede kulübün ekonomik yapısını güçlendirecek projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda Fenerbahçe Yatırım Holding AŞ ve Fenerbahçe GYO gibi yapılarla kulübün gelirlerini artırmayı ve gayrimenkul gelirlerini sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Barış Göktürk, kulübün rekabet gücünü artırmak için ekonomik yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Fenerbahçe’nin gelirlerini en az iki katına çıkarması gerektiğini söyledi.
Ankara Yalçın Koşukavak: "Bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, Sakaryaspor müsabakasının ardından, "İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" dedi. Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında ağırladığı Sakaryaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, "Ligin boyu kısaldıkça zor maçlar oynuyoruz. Sakarya’nın da alt taraftan kurtulma ümidi var. O yüzden zorluk derecesi yüksek bir maçtı. İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık. Orada da 1-0 geriye düştük. 30. dakikadan sonra, geriye düştükten sonra biraz toparlanıp oyuna girmeye başladık. 36. dakikada da golü bulduk. İlk 30 dakikadan sonra oyunu tamamen biz oynamaya başladık. Son çeyrekte tamamen rakibi baskı altına aldık. Dakika 85’te Diouf’un vurduğu direkten dönen top Ali Akman’ın önüne düştü. Çok net bir gol pozisyonuydu. Son 15 dakikayı çok dominant oynayıp gol bulamadık. Üzülüyorum yani 30 dakikayı biraz daha iyi oynasaydık. Rakibin hızını keserdik. Rakip de 30 dakikadan sonra 60 dakika hiçbir şey oynamadı. Biz 60 dakika biraz daha iyi oynadık ama son çeyreği çok güçlü oynadık. Golü bulamadık. 1 puan, iç sahada bizim için kayıp. Sarıyer’e puanı telafi etmek için gideceğiz. Play-off adına mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar" Sakaryaspor’un iptal edilen golüne Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı’nın sert tepkisine ilişkin açıklama yapan Koşukavak, şöyle konuştu: "Ben golü izlemedim. Ben de zaman zaman VAR’dan ya da hakem performanslarından şikayet ediyorum. Bu sene de Keçiörengücü hakem kararlarıyla çok maç kaybetti. Burada bir Erok maçında penaltı verdi, hakem arkadaşa 7 hafta maç vermediler. Arkadan aynı hakem maalesef Erzurum maçına geldi yine tartışmalı bir penaltı verdi. Golü izlemediğim için bir yorum yapamayacağım ama Sakaryaspor’a benden tavsiye; ‘çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar.’ Hepimizin başına geliyor böyle şeyler. Sakaryaspor ilk 30 dakikadaki oyununu daha çok 90 dakikaya yaymalı. Çünkü 8 maç kaldı. En az 4-5 maç kazanması gerekiyor. Bunlarla ilgilense daha iyi olur bence."
Ankara Mustafa Dalcı: "Koca bir şehrin geleceğiyle oynandığını düşünüyorum" Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, Ankara Keçiörengücü karşılaşmasının ardından, "Ben burada koca bir şehrin geleceğiyle oynandığını düşünüyorum. Sakaryaspor, büyük bir camia. Bunun farkında olmaları lazım" dedi. Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında Sakaryaspor, deplasmanda Ankara Keçiörengücü ile karşılaştı. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, "Oyuna müthiş başladık. Her anlamda oyunu domine ettik. Planlarımız sahanın içerisinde tıkır tıkır işliyordu. Skoru yakaladık. Arkasından devam ettik. O coşkumuz, oyunumuz, oyun planımız, güçlü oyunumuz devam etti. İkinci golü bulduk. Ben şimdi burada şu soruyu sormak istiyorum. Ben maç bittikten sonra analizcimden o görüntüleri çıkarmasını istedim. Nereden baktıysam hiçbir şekilde sağlıklı hiçbir görüntü maalesef bulamadım. Topun ayaktan çıktığı pozisyon yok. Çizgi sağlıklı değil. Ben burada koca bir şehrin geleceğiyle oynandığını düşünüyorum. Sakaryaspor, büyük bir camia. Bunun farkında olmaları lazım. Hakemler, şu anda herhangi bir maça değil, Sakaryaspor’un maçına çıktığında Sakaryaspor’un hangi durumda olduğunu görebilmesi lazım ve hakkaniyetli olması lazım. Ben röportajımda da şunu söyledim; ‘sahanın içinde skoru üretmesi gereken, skora katkı sağlaması gereken, skoru olumlu ya da olumsuz etkilemesi gerekenler oyunu oynayan futbolculardır. Hakemlerin sadece oyun kurallarını içerde doğru şekilde yönetmesi gerekiyor.’ Hakeme VAR’dan ofsayt diye karar verildi. Hakem de dolayısıyla haklı olarak ofsayt verdi. Ben şimdi VAR’a söylüyorum; ‘bana Sakaryaspor’un attığı 2. golü ofsayt olduğunu net bir şekilde göstermeleri gerekiyor.’ Bu kadar basit değil. Benim 2 puanım gitti. Ben düşmemeye oynuyorum. Benim her maçım final. Biz bu maça çıkana kadar hafta içinde nelerle mücadele ettiğimizi kimse bilmiyor. Bu kadar basit olmamalı. 4. hakeme gidiyorum diyorum ki sağlıklı bir veri yok. Tabletimde bakıyorum, sağlıklı veri yokken nasıl bu kararı verebiliyorsun. Vermeyebilirdi. Bu böyle olmamalı. O an o duyguya kalmamalı. Neyse o olmalı. ‘Verdim, bitti’ diyor. Bu kadar basit mi ya? Mesela ben oyun içerisinde kalmak istiyorum. Ben Sakaryaspor eğer düşecekse hakkıyla, adaletli düşecekse düşsün" ifadelerini kullandı. "3 puanı hak ettiğimizi düşünüyorum" Ne puan alacaksa takımın hakkıyla ve adaletli alması gerektiğini ve bunu istediğini kaydeden Dalcı, "Dolayısıyla gerçekten ben sakin bir insanım ama bugün uğradığım bu haksızlıkla ben maalesef koca şehri temsil ediyorum. Yedirmememiz lazım. Bunun hesabını vermeleri gerekiyor. Net şekilde söylüyorum. Oyunun nesini anlatayım ben? 2-0 oluyor. Oyunu oynuyorum, skor bende, oyun bende, psikoloji bende, her şeyi değiştirmişim. Bir anda takımı rakip takımla ortak ettik oyuna. İkinci yarı verdiği kararlara bakıyorsun, doğranıyorum. Faulüm verilmiyor. Rakip kaleden uzak oynuyorum. Nasıl yapacağız? Ben hafta boyunca çalışıyorum, ediyorum. Hesabımı hakeme göre mi yapayım? Orayı da mı oynamam lazım? Orayı da mı bizim planlamamız lazım? Dolayısıyla gerçekten çok üzgünüm Bugün oyunu sonuna kadar hak ettiğimizi düşünüyorum. 3 puanı hak ettiğimizi düşünüyorum. Oyunumuzun hakkı buydu ama maalesef VAR’ın vermiş olduğu bu karar Sakaryaspor’un 2 puanının gitmesine sebep oldu. Bize yarım puan bile şu an çok değerliyken, bu koca şehrin geleceğiyle böyle oynanmasına benim gönlüm razı gelmiyor. Diyecek başka bir şey yok" diye konuştu.