GÜNDEM - 18 Ocak 2024 Perşembe 16:25

Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Araslı’nın Makalesi Uluslararası dergide yayımlandı

A
A
A
Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Araslı’nın Makalesi Uluslararası dergide yayımlandı

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Araslı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsünden (Stockholm-İsveç) bilim insanları ile birlikte kaleme aldığı “Systems-level temporal immune-metabolic profile in Crimean-Congo hemorrhagic fever virus infection” başlıklı çalışma, dünyaca ünlü “Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America” (PNAS) dergisinde yayımlandı.


Prof. Dr. Araslı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığın analizi ve bulguları üzerine yayımlanan çalışma hakkında şunları dile getirdi: “Etkeni CCHF virüsü olan ve ölümle seyredebilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Ülkemizde ilk defa 2002 yılında görülen ve günümüze değin vaka sayıları artmaya devam eden hastalığın yayılmasında, Hyalomma türü keneler ve göçmen kuşlar önemli rol oynamaktadır. Ülkemizin Kelkit Vadisi adı verilen bölgesinde (Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Tokat ve Giresun), Yozgat, Kastamonu, Çankırı, Amasya, Erzurum, Çorum ve Karabük illerinde görülen hastalığın ölüm oranı tedavisiz durumlarda %50’ye kadar yükselebilirken yoğun bakım şartlarında %4-5 civarındadır.”


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı teşhisi koyulan hastalardan elde edilen bulguların analizi hakkında ise Prof. Dr. Araslı: “Çalışmada, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Servisinde yatan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisli 30 hastada, hastalığın çeşitli dönemlerinde alınan kanlarına akım sitometri ile bağışıklık sistemi hücre alt grupları ve genom üzerinde transkriptomik analiz yapılarak, hangi genlerin aktifleşip hangilerinin baskılandığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, akut enfeksiyon sırasında başlıca antiviral savunma sistemleri ile genlerin aktifleştiğini göstermiştir. Bunun yanı sıra glikoz, yağ ve amino asit metabolizmalarıyla ilgili genlerin aktifleşmesi veya baskılanması ile ilgili değişiklikler olduğunu ve bunların da enfeksiyon sonrasında kronik yorgunluk sendromuna yol açabileceğini ortaya koydu”dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.