EĞİTİM - 03 Ekim 2025 Cuma 09:10

Türkiye’de bir ilk: Meslek yüksekokulunda veteriner sağlık eğitimi simülatörlerle veriliyor

A
A
A
Türkiye’de bir ilk: Meslek yüksekokulunda veteriner sağlık eğitimi simülatörlerle veriliyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Çaycuma Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu, Laborant ve Veteriner Sağlık Programı öğrencileri için kurduğu donanımlı klinik beceri laboratuvarı ile meslek yüksekokulları arasında Türkiye’de bir ilke imza attı.


BEUN Çaycuma Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu, Laborant ve Veteriner Sağlık Programı öğrencilerinin mesleki becerilerini geliştirmeleri amacıyla kurduğu laboratuvarla, meslek yüksekokulları arasında Türkiye’de ilk donanımlı uygulama merkezi olma özelliğini taşıyor.



İleri teknoloji simülatörlerle donatıldı


İleri teknolojiye sahip simülasyon sistemleriyle donatılmış olan bu yenilikçi laboratuvar; hayvan sağlığı, anatomi, klinik müdahale ve acil durum yönetimi gibi alanlarda kapsamlı uygulamalı eğitim imkânları sunuyor.


Laboratuvar bünyesinde yer alan başlıca eğitim materyalleri arasında; İnek Güç Doğum Simülatörü, Sığır Klinik Uygulama Simülatörü, İnek-Sığır Anatomi Modeli, Geliştirilmiş Kardiyo-Pulmoner Resüsitasyon (KPR) Köpek Modeli ve Köpek Entübasyon Baş Modeli bulunuyor.


Tam boyutlu sığır simülatörlerinde intravenöz uygulama (kan alımı, ilaç ve serum uygulaması), intramusküler enjeksiyon (boyun, sağrı ve bacak bölgeleri), klinik muayene, operasyon bölgeleri seçimleri ve zapturapt teknikleri gibi çok çeşitli uygulamalar sınırsız sayıda gerçekleştirilebiliyor.


Ayrıca, fonksiyonel doğum kanalına sahip olan inek doğum simülatörleriyle güç doğum senaryoları, doğum kanalının muayenesi, doğuma yardım yöntemleri ve doğum sonrası buzağı bakımı uygulamaları da gerçeğe yakın şekilde deneyimlenebiliyor.



Öğrenciler risksiz ortamda deneyim kazanıyor


Laboratuvar sayesinde öğrenciler, doğum, entübasyon, KPR gibi kritik müdahaleleri simülatörler üzerinde pratik ederek temel veterinerlik uygulamalarını risksiz ve kontrollü bir ortamda deneyimleme fırsatı bulacak.


Bu durum, eğitim amaçlı canlı hayvan kullanımını azaltarak hayvan refahı açısından son derece önemli bir alternatif oluşturuyor ve uluslararası hayvan hakları standartlarıyla da uyumluluk sağlıyor.


Ayrıca öğrencilerin hayvanlara zarar verme endişesi olmadan, daha özgüvenli bir şekilde beceri kazanmalarını mümkün kılıyor. Bununla birlikte Klinik Beceri Laboratuvarı, veteriner sağlık alanındaki pratik eğitim kalitesini yükselterek mezunların iş hayatına daha hızlı ve etkin adaptasyonunu sağlıyor ve mesleki standartların yükseltilmesine katkı sunuyor.


Bu laboratuvar, uygulamalı eğitime verdiği önemle Meslek Yüksekokulunun kurumsal vizyonunu yansıtan ve örnek teşkil eden nitelikli bir eğitim alanı olarak konumlanıyor.



Rektör Özölçer: "Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor"


BEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, laboratuvarın öğrencilere gerçek hayvanlar yerine maketler üzerinde beceri kazandırma amacını taşıdığını vurguladı. Özölçer, "Laborant ve Veteriner Sağlık Teknikerliği programının alt bünyesinde yer alan Klinik Beceriler Laboratuvarı’ndayız. Burada Türkiye’de ilk defa Çaycuma Gıda Tarım Meslek Yüksekokulu’nda açılmış bir laboratuvar. Öğrencilere gerçek hayvanlar üzerinde değil de maket üzerinde klinik beceriler kazandırabilmek amacıyla açılmış bir laboratuvar. Hayvan maketlerimiz var. Hayvanların doğum yapmasından, kalp masajı yapılmasına, hayvanlarına dikiş atılmasına, entübasyon yapılmasına kadar pek çok beceri burada maketler üzerinde öğrencilere Türkiye’de ilk olmak üzere bir laboratuvar hizmetiyle verilmeye çalışılıyor. Hem burada öğrenciler klinik beceriler elde ediyor hem de gerçek hayvanlar üzerinde çalışma yapılmıyor. Biz burada maketler üzerinde çalışıyoruz ama birebir gerçek beceriler öğrencilerin elde etmesini sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi.



Öğrenciler uygulamadan memnun


Laborant ve Veteriner Sağlık Programı 1. sınıf öğrencisi İrem Kavilci (18), hayvan sevgisiyle tercih ettiği bölümde böyle bir imkana sahip olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Hayvanları gerçekten çok sevdiğim için bu bölümü tercih ettim. Bu laboratuvarda bizim için çok iyi oldu. Burada hayvanlar üzerinde yapacağımız çalışmaları deneyimleyebiliyoruz. Herhangi bir hayvana zarar vermeden neyi nasıl yapmamız gerektiğini öğrenebiliyoruz. Bu yüzden çok mutluyum. Aynı şekilde hocalarımız da bize çok iyi davranıyorlar. Bize gayet her şeyi o kadar iyi açıklıyorlar ki şu an ilk dönem olmasına rağmen birçok şey öğrendim. Kendimi çok şanslı hissediyorum burada okuduğum için. Yani bu ilk deneyimlere de şahit olduğum için. Bu yüzden yani çok güzel hissediyorum" dedi.


Aynı bölüm 2. sınıf öğrencisi Akif Akça (20) da hayvanlara zarar vermeden öğrenme fırsatı buldukları için şanslı olduklarını ifade etti. Laboratuvarın Türkiye’de bir ilk olma özelliğinden dolayı kendilerini özel hissettiklerini belirten Akca, "Bu çok güzel hissettiriyor. Hayvanlarımıza zarar vermeden böyle şeylerin öğrenilebileceği çok güzel bir alan oluşturuldu. Sayın Rektörümüze de çok teşekkür ediyoruz böyle bir alan oluşturduğu için. Maket olarak hayvanları doğurtabiliyoruz zarar vermeden. Dikişleri tecrübe ediyorum. Hani dikiş nasıl atılır, damar yolu nasıl açılır, aşı nasıl vurulur. Böyle şeyleri canlı olmayan hayvanlarda maketler üzerinde öğrenebiliyoruz. Türkiye’de ilk olması, beni çok mutlu ediyor. Böyle bir bölümün Çaycuma’ya gelmesi çok güzel bir şey. Bizim bölümümüze gelmesi çok mutlu etti beni daha doğrusu. Hedefim 4 yıllık veterinerliğe geçmek. Öğrencilerin burayı tercih etmeleri bence çok önemli. Sayın Rektörümüz de çok yardımcı oluyor her konuda okulumuz da çok güzel, ortamı da çok güzel. Türkiye’de ilk bir laboratuvara sahip bir okulda yazılmaya değer bence" ifadelerine yer verdi.



Türkiye’de bir ilk: Meslek yüksekokulunda veteriner sağlık eğitimi simülatörlerle veriliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Maç öncesi ortalık karıştı: Futbolcular kramponlarla darbedildi Osmaniye’nin Bölgesel Amatör Lig (BAL) temsilcisi Bahçespor’un, Anamur Belediyespor maçı öncesi soyunma odası koridorunda kavga çıktı, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 6. Grup’ta 1 Mart tarihinde oynanması planlanan ancak başlama vuruşu öncesi çıkan olaylar nedeniyle tatil edilen Anamur Belediyespor-Bahçespor müsabakasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Anamur İlçe Stadı’nda oynanması planlanan karşılaşma öncesinde rakip takım futbolcuları, soyunma odası koridorunda Bahçespor’un bulunduğu bölümün önüne geldi. İddiaya göre kapı önünde bekleyen Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu, rakip oyuncuya tokalaşmak için elini uzattı. Ancak rakip futbolcunun Kılıçoğlu’na yumruk attı ve bu olayın ardından tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştü. İki takım oyuncularının dahil olduğu kavgada krampon ve fırça saplarının da kullanıldığı görüldü. Ortalığın bir anda adeta savaş alanına döndüğü olay, araya giren polis ekiplerinin müdahalesiyle güçlükle son buldu. Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu’nun adli muayene raporunda kaburgasında 2 kırık tespit edildiği, saldırıya uğrayan 2 Bahçesporlu futbolcunun raporlarında ise "krampon çivisi izi" bulunduğu belirtildi. Olayın ardından Bahçespor kafilesi, Anamur Kaymakamı’nın talimatı ve polis nezaretinde stadyumdan tahliye edildi. Soyunma odası koridorunda yaşanan saldırı anları güvenlik kamerasına yansıdı. Olayın ardından karşılaşma ileri bir tarihe ertelendi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Türk sinema tarihinin unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın yeğeni akademisyen Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
Kocaeli Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine dikkat çekerek, son 23 yılda sanayi katma değerinin 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiğini, ihracatın ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıktığını söyledi. Bakan Kacır, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’na geçen Kacır, burada İl Başkanı Şahin Talus, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve partililerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. "Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz" Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanında önemli mesafeler kat ettiğini ifade eden Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ’aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek ülkemizin her bir köşesini ihya etmek için canla başla hep birlikte gayret ediyoruz. Hep birlikte adeta bir demokrasi ve kalkınma destanı yazıyoruz. Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz. Son 23 yılda sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıkardık" dedi. "Yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik" Yerli ve milli savunma sanayi altyapısı inşa ettiklerini belirten Bakan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurgulayarak, "Kabiliyetleriyle, teknolojisiyle, mühendisliğiyle dünyada ses getiren, geniş bir yelpazede ürün geliştiren, tasarlayan, üreten ve rekabetçi şekilde ihraç eden yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik. Türkiye’yi ticari araç, beyaz eşya, güneş paneli ve çelik üretiminde Avrupa liderliğine taşıdık. Bugün dünyada acımasız bir bölüşüm savaşı yaşanıyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi savunma sanayisini oluşturamayan milletlerin bu dönemde ayakta kalma şansı yok. Böylesi bir ortamda Türkiye, güçlü üretim kapasitesi ve derinleşen teknoloji ekosistemiyle sahada inisiyatif alan, kendi rotasını çizen, ilkelerinden asla taviz vermeyen ve masada sözünün ağırlığını hissettiren bir ülkedir" ifadelerini kullandı.