SAĞLIK - 03 Mart 2024 Pazar 15:49

Zonguldak’ta 4 bin 56 yeni doğan bebeğe işitme tarama testi yapıldı

A
A
A
Zonguldak’ta 4 bin 56 yeni doğan bebeğe işitme tarama testi yapıldı

Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ertuğrul Güner, 2023 yılında il genelinde 4 bin 56 yeni doğan bebeğe işitme tarama testi yapıldığını söyledi.


Dünyada her yıl 3 Mart tarihinin Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlandığını ifade eden Ertuğrul Güner, "Ülkemizde yılda yaklaşık 1.290.000 bebek doğmakta ve her bin bebekten 2-3 ü ileri derecede işitme kaybı ile dünyaya gelmektedir. Yoğun Bakım ünitelerinde kalan bu bebeklerde bu oran yüzde 4’e yükselmektedir. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kulak enfeksiyonları, kazalar ve kullanılan ilaçlar nedeniyle bu oran yüzde 6’ya kadar çıkmaktadır. Eğer bu bebek ve çocuklarda işitme kaybı zamanında teşhis edilmez ve erken rehabilitasyon programlarına alınmazlarsa, psikolojik ve sosyal gelişmeleri yetersiz olur ve ilerleyen yıllarda eğitim ve sosyal uyum açısından yaş ve zekaca yaşıtları olan çocuklardan geri kalırlar" dedi.


İlk bir ayda tarama testlerinin tekrarlarla birlikte tümünün yapılması gerektiğini ifade eden Güner, "İşitme Tarama Programı kapsamında tüm bebeklerin; İlk 1 ayda tarama testlerinin tekrarlarla birlikte tümünün yapılması, İlk 3 ay içinde tanı testlerinin tamamlanması, 6. aya kadar da tanı sonrası cihazlama ve rehabilitasyonlarına başlanması gerekmektedir. Tanımlanmamış ya da geç tanımlanmış doğumsal işitme kaybı; çocuğun dil, sosyal, duygusal, bilişsel, gelişimini ve dolayısıyla yaşam kalitesini önemli derecede etkiler. Çocuklarda işitme kaybının değerlendirilmesi, erken tanı ve uygun önlem alınmasını sağlayarak bu çocuklarda daha iyi eğitim ve gelişimsel başarı sağlanması bakımından oldukça önemlidir. Doğum hizmeti verilen tüm hastanelerimizde, bebeklere doğumu takiben ilk 72 saat içerisinde uygulanabilen basit, herhangi bir zararı olmayan ve uygulanması çok kolay testler ile yenidoğan döneminde işitme kaybı tespit edilebilmektedir. İlimizde 2023 yılında 4056 yenidoğan bebeğe işitme tarama testi yapılarak, Zonguldak ilinde doğan tüm bebeklerin işitme taraması tamamlanmıştır. Yenidoğan İşitme Tarama Programında, tarama ve referans merkezi olmak üzere iki merkezden söz edilmektedir. Tarama Merkezi; bebeğin doğduğu ilk 72 saat içinde yapılması gereken işitme testlerinin yapıldığı merkezdir. Referans merkezi ise tarama merkezindeki testlerde sonuç alınamayan bebeklerin tanısal testlerini içeren üst merkezdir. Doğuştan işitme problemi olmayan bebekler ilerleyen yaşlarda işitme sorunuyla karşılaşabilir. Doğumu izleyen aylarda-yıllarda geçirilen ateşli hastalıklar, menenjit, kızamık, kafaya alınan ağır darbeler ve kendisini geç gösteren bazı hastalıklar işitme kaybına yol açabilir. Bu sebep ile Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki protokol çerçevesinde okul çağı çocuklarına yönelik tarama programı, ilimizde rutin olarak her yıl İlkokul 1.sınıf öğrencilerine İlçe Sağlık Müdürlüklerimiz ve Toplum Sağlığı Merkezlerimizde görevli Sağlık Çalışanlarımız tarafından uygulanmaktadır. Tarama ve Referans Merkezimiz içermesi gereken her türlü donanım ve uzman kadroya sahiptir. Sadece Zonguldak ili değil Karabük, Bartın ve Düzce başta olmak üzere yakın illerimiz de bu hizmetten yararlanabilmektedir. Referans Merkezinin ilimizde açılması yıllık ortalama 700 ailenin il dışına gitmeden kendi ilimizde daha rahat ve kolay koşullarda hizmet almasını ve daha kısa sürede tanı ve tedavisinin başlanmasını sağlayacaktır. İşitme sorunlarına yaklaşımla ilgili tüm çabamız, çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak toplumdaki yerlerini almaları içindir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa FK - Eyüpspor maçın ardından TFF 1. Lig’in 30. haftasında Manisa FK, sahasında Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından her iki takımın teknik sorumluları maçı değerlendirdi. Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Manisa FK Teknik Sorumlusu Nevzat Dinçbudak, “Maçın ilk 20 dakikasında maalesef istediğimiz gibi oyunumuzu sergileyemedik. Rakip takım iyi oyunculardan kurulu. Hafta içi analizlerimizde ön tarafta özellikle çok oyuncuyla rakipleri sıkıntıya sokan bir ekip. Biz de kazandığımız toplarla kenarlara oynayarak rakibi eksik yakalayıp skora gitmek istiyorduk. Ama maalesef 20. dakikaya kadar bunu çok yapamadık. 20. dakikadan sonra oyunu biraz daha dengeleyip geriye düşmemize rağmen oyuncularımız iyi reaksiyon verdi. Bu süreçte de pozisyonlara girdik. 2-0 geriden özellikle 2-2’yi yakaladık. Galip gelebilecek pozisyonları da bulup maalesef değerlendiremedik. Tabii böyle bir kuvvetle şampiyon olmuş bir ekibe karşı oyuncularımız iyi direnç gösterdi. Bu kısa sürede 5-6 günde iki maç oynadık üst üste. Bundan dolayı da burada içeride kazanıp ligdeki konumumuzu daha iyi yerlere taşımayı düşünüyorduk. Ama kaybetmeyip bir puan almak da bizim için kötü değil diye düşünüyorum” dedi. Eyüpspor cephesi Eyüpspor Teknik Sorumlusu Kerem Yavaş ise, “Zor bir karşılaşma bizi bekliyordu. Manisa çok kaliteli bir ekip. Kadro yapısıyla oynadıkları oyunla bugüne kadar bulundukları pozisyonu hak etmiyorlardı. Ayrıca maçın bir de psikolojik tarafı vardı. Ligi erken tamamlamış. Hedefine erken ulaşmış bir takım ve zor bir süreç geçiren bir takım. Psikolojik açıdan aslında maça baktığımızda biz karşılaşmaya iyi başladık. İstediğimiz gibi başladık. Daha sakin kalan taraf bizdik. İyi oyun oynayarak skoru da bulduk ve artırdık. Ancak sonrasında maalesef rehavet hastalığına kapıldık ve Manisa bundan sonra oyunda ivmelenmeye başladı. Skoru eşitlediler. Ondan sonraki süreçte 10 kişi kalmamızla bu maçı biraz bizim için zorlaştırdı. Ancak yaptığımız hamlelerle oyuncuların ekstra mücadelesiyle skoru korumayı bildik. 1 puan aldık. Maçın hakkı genel baktığımız zaman 1 puandı diyebilirim. Manisa iyi mücadele etti. Onları da tebrik ediyorum. Bundan sonraki süreçte de kendilerine başarılar diliyorum” diye konuştu.
İzmir Atık malzemelerden ‘çello’ Türkiye’de kanun yapımı ustası tek kadın olan Burçin Bayar Babaoğlu, topladığı atık malzemelerden geleneksel ve modern müzik enstrümanları yapıyor. Babaoğlu, son olarak atık malzemeleri kullanarak yaptığı kadın figürlü ‘çello’ heykeli ile dikkat çekiyor. Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Çalgı Bölümü mezunu Burçin Bayar Babaoğlu, Türkiye’deki tek kadın kanun yapımı ustası olarak biliniyor. Çeşitli enstrümanların minyatür ve profesyonel hallerini de yapan Babaoğlu, son yıllarda atık malzemelerden müzik aletleri tasarlamaya başladı. Atölyesinde atık malzemelerden yapılan çok sayıda çeşitli enstrümanı bulunan Babaoğlu, son olarak disiplinler arası sanatçı ve eğitimci Fırat Karapınar ile birlikte, atık malzemelerden yaptıkları kadın heykelini ‘çelloya’ dönüştürdü. Babaoğlu ve Karapınar, ‘çelloyu’ açık artırmada satıp, kazanılan para ile ihtiyaç sahiplerine ve deprem bölgesine yardımda bulunmayı hedefliyor. ‘Umay’ figüründen esinlenildi Karşıyaka Belediyesi Mahmure Handan Hanım Müzik Aletleri Yapım Atölyesi’nde yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde yapılan ‘çello’ heykeli, Türk mitolojisindeki ‘umay’ figüründen esinlenildi. Kömür, patates çuvalı, halat ipi, plastik kasa, baza altı, mobilya dolap kapağı ve abiye kumaş atıklarından yapılan heykelin iskeleti ise pencere kasasından oluşuyor. Sadece atıklar kullanılıyor Metruk binaların üstlerine atılan atıkları da toplayarak onlardan faydalandıklarını belirten disiplinler arası sanatçı ve eğitimci Fırat Karapınar, heykelin içeriğinde Karabağlar ve Gaziemir çevresindeki mobilya atıklarının kullanıldığını söyledi. Atık malzemeleri toplama aşamasını ekip halinde gerçekleştirdiklerini aktaran Karapınar, şunları kaydetti: “Dolap kapağı, ağaç kasası, plastik şişeler, vitrin mankenleri, denize atılmış ipler, kumaşlar, portakal kasaları, çöp kovaları ve çeşitli gemilerden atılan ipler kullanıldı. Toplama aşaması biraz uzun. Üretim aşamasında da bunlar parçalanıyor ve daha küçük hallere getiriliyor. Sonra iskelet halinde kurulup birleştiriliyor. Sıfır malzeme kullanılmadı. Çalışmayı Karşıyaka Belediyesi işbirliği ile gerçekleştiriyoruz.” Heykelin ortaya çıkış hikayesini anlatan Burçin Bayar Babaoğlu, “Avrupa Hareketleri Haftası’nda Fırat Hocamızla bir sergi durumlarımız vardı, orada tanıştık. Müzik aletleri hep doğadan ya da farklı şeylerden etkilenerek yapılmıştır. Ben de bu heykele baktığımda, bir kadın hatlarını gösterdiğini ve bunu bir müzik aletine nasıl çevirebilirim diye düşündüm. Bu heykel için Fırat Hocama ‘bu heykeli bana bırakın ve ben bunu bir müzik aletine çevirmek istiyorum’ dedim” diye konuştu. Kullandığı çoğu malzemeyi sokakta yürürken buldu Heykelde bulunan çiçek süslemelerinin, düğün salonlarından toplanan atık çiçeklerden oluştuğunu vurgulayan Babaoğlu, “Heykelin bir yerinde ahşap kullanacaktım ama heykelin orijinalliğini kapatacağı için yavana atılmış bir pleksi malzemeyi kullandım. Kullandığım çoğu malzemeyi sokakta yürürken buldum. Bulduğum vidayı bile kavanozumun içine atıyorum ve müzik aletini ya da yapacağım ürünlerde kullanmaya çalışıyorum. İki sanatı birleştirdik. Şu an sahnede istediğiniz gibi icra edebileceğiniz bir çello oldu. Aslında kontrbas olarak düşünmüştüm ama bazı müzik aletlerinin malzemelerini çok rahat bulamıyoruz” ifadelerini kullandı. Yaptıkları heykel ile ilgili ortak bir fikirlerinin bulunduğunu kaydeden Babaoğlu, şu sözlere yer verdi: “Çelloyu açık artırmada satıp kazanılan parayla da ihtiyacı olan birilerine yardım olsun isteriz. Ya da deprem bölgesine gönderilsin. Buradan gelen gelirle de kime ne kadar dokunursak biz çok mutlu oluruz.”