GENEL - 28 Nisan 2012 Cumartesi 14:25

AVUKATLARDAN `YARGI` ELEŞTİRİSİ

A
A
A
AVUKATLARDAN `YARGI` ELEŞTİRİSİ

Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, yargı alanındaki sorunların ihmal edilmesinin telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açacağını, oluşacak bir çöküntünün de herkesi altına alacağını savundu. Erbek, yargıdaki sorunlarını çözemeyen bir Türkiye`nin `demokrasi sınıfı`nı geçemeyeceğini söyledi.
`Türkiye 5. Stajyer Avukatlar Kurultayı`, Adana Barosu`nun ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Dün Adana Barosu Sosyal Tesisleri Çukurova Salonu`nda gerçekleştirilen çalıştayın ardından, bugün Seyhan Oteli`nde kurultay yapıldı. Söz konusu oturuma katılanlar arasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Adana Vali Yardımcısı Durmuş Gençer ile Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık da vardı. Adana ve Mersin`in yanı sıra Türkiye`nin dört bir yanından gelen stajyer avukatların
katılımıyla organize edilen kurultayda konuşan Aziz Erbek, yargı alanında yaşanan sorun ve sıkıntılara dikkat çekti.
"ADİL YARGILAMA YOKSA BARIŞ, HUZUR VE SÜKUN DA OLMAZ"
Erbek, avukatlık mesleğinin geçmişte olduğu gibi bugün de hem Türkiye`de hem de dünyadaki diğer ülkelerde en saygın ve önemli mesleklerden biri olarak öne çıktığını vurgulayarak, savunmayı temsil eden avukatların yeterince güçlü olmadığı, mesleğe hazırlanamadığı bir durumda tam anlamıyla adil yargılamanın gerçekleşemeyeceğinin altını çizdi. Adil yargılamanın gerçekleşmediği yerde aynı zamanda barış, huzur ve sükunun da temin edilemeyeceğinin kaydeden Erbek, "Avukatın olmadığı bir yargılama kabul
edilemez. Kuşkusuz adil yargılamanın gerçekleşmesinin başkaca ilkelerinin de önemi büyük. Ancak savunma hakkının kullanılmasının engelsiz olması ve bunu sağlayacak olan avukatların hukuki, mesleki ve entelektüel donanımının yüksekliği, savunmanın da güçlü olmasını sağlayacak" dedi.
"YARGI SORUNU ÇÖZÜLEMEZSE TÜRKİYE DEMOKRASİ SINIFINI GEÇEMEZ"
Bugün Türkiye`de yargı alanında çok ciddi sorun ve sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken Aziz Erbek, bunların vakit kaybedilmeden çözüme kavuşturulmasının bir zorunluluk olarak öne çıktığını dile getirdi. Erbek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu sorunların ötelenmesi bir yana, ihmal edilmesi dahi gerçekten telafisi olanaksız hasara yol açar. Oluşacak bir çöküntü, herkesi altına alacaktır. Böyle bir sonucun önlenmesi için yapılacak düzenlemeler çok zaman almaz, çok maliyet de oluşturmaz. Genel bütçeye giden
harç ve benzeri tahsilatların 3-5 yıl içinde yargıya tam anlamıyla geri dönüşü sağlansa yapısal sorunlar önemli derecede çözüme kavuşturulur. Yargıdaki sorunlarını çözemeyen bir Türkiye`nin demokrasi sınıfını geçmesi beklenemez. Biz bu sorunların avukatların katkısıyla çözüleceğine inanıyoruz."
"GÜÇLÜ BİR SAVUNMA OLMADAN ADİL YARGILAMA DA OLMAZ"
Avukatlık mesleğine kabulde ve mesleğin yapılışında görülen sorunların çözümünün hiç de zor olmadığı yorumunu yapan Erbek, esasen sorunun ne olduğunun başta Türkiye Barolar Birliği ve barolar olmak üzere bütün avukatlarca bilindiğine işaret etti. Bu aşamada önemli olanın söz konusu sorunları çözme çabasında acele edilmesi olduğunu ifade eden Erbek, detay konular tartışılarak zaman kaybedilmesi yerine, esaslı konularda sağlanmış olan kabulün yasal değişikliğe dönüştürülmesi çağrısında bulundu.
Erbek, "Avukatlık Yasası`nda yapılması düşünülen değişiklikler konusunda Türkiye Barolar Birliğince yapılan öneri çalışmasını esas itibarıyla uygun ve yeterli buluyoruz. Önerinin bir an önce yasalaşmasını bekliyoruz. Avukatlık sınavı en kısa sürede uygulanmalı, staj süresi 2 yıla çıkarılmalı. Stajın yapılması sürecindeki eğitim ve hazırlık çalışmaları hayata geçirilmeli. Gerekirse yasada değiştirilmesi gereken hususlar ertelenebilir ama staj ve sınav düzenlemesi geciktirilmemeli. Gelen selin önlenmesi
için gerekli olan barajın yapılması felaketi önleyecektir. Yargıdaki sorunların çözümünde etkili olmak için öncelikle kendi mesleki sorunlarımızı çözmemiz ve ihtiyaçlarımıza cevap verecek düzenlemeleri yapmamız gerekir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılama da olmaz" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Manyas’ta çeltik üreticileriyle sezon öncesi istişare toplantısı düzenlendi Türkiye’nin önemli çeltik üretim merkezlerinden Manyas’ta, sezon öncesi planlama ve istişare toplantısı gerçekleştirildi. Manyas Müftülüğü toplantı salonunda, Çeltik Komisyonu Başkanı Manyas Kaymakamı Mustafa Salih Bayram başkanlığında düzenlenen toplantıya komisyon üyeleri ile çeltik üreticileri katıldı. Toplantıda yeni sezon öncesi üretim planlaması, ruhsat bedelleri ve sivrisinekle mücadele konuları ele alındı. Geçtiğimiz yıl kayıtlara göre ilçede 85 bin 532 dekar alanda çeltik ekimi yapıldığını belirten Kaymakam Bayram, yaz aylarında artan sivrisinek yoğunluğuna ilişkin şikayetler aldıklarını ifade etti. Sivrisinekle etkin mücadele için mevcut tek aracın yetersiz kaldığını dile getiren Bayram, yeni bir araç alımı ile mücadelede kullanılmak üzere drone kiralanmasının planlandığını söyledi. Bu kapsamda, geçen yıl dekar başına 42 Türk lirası olan çeltik ruhsat bedelinin bu sezon için 90-100 Türk lirası aralığında belirlenmesinin gündemde olduğunu aktaran Bayram, "Çeltik ilçemiz için önemli, ancak biz diğer üreticilerimizi ve vatandaşlarımızı da düşünmek zorundayız. Sizler de komşularınızın farklı bitki eken tarlalarına kul hakkına girmemek için ekim sırasında sızdırmazlık kanallarınızı yapın, aksi halde şikayet anında biz cezai müeyyide uygulamak zorunda kalıyoruz. Ruhsat ücretlerini bu yıla mahsus olarak arttırmak istiyoruz, bu kararı komisyon olarak da alabilirdik ancak üreticilerimiz ile bu kararı alalım dedik" dedi. Manyas Barajı’ndaki doluluk oranının yüzde 72 seviyesinde olduğunu kaydeden Bayram, bu yıl su sıkıntısı yaşanmasının beklenmediğini ve çeltik ekiminde herhangi bir kısıtlamaya gidilmeyeceğini açıkladı.
Eskişehir Rehber öğretmenin yüzüne sıcak çay fırlattığı fizik öğretmeni feci şekilde yandı Eskişehir’de bir okuldaki rehber öğretmenin, fizik öğretmenine sıcak çay fırlattığı öne sürüldü. Yüzü yanan öğretmen, "Bir kupa sıcak çayı yüzüme çaldı. Sadece içerisindeki sıcak suyu, kaynar çayı kasıtlı olarak üzerime fırlattı ve beni haşladı" dedi. Olay, Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. İddiaya göre; fizik öğretmeni ve aynı zamanda idareci olan 2 çocuk babası Serkan Keskinbaş ile rehber öğretmen T.G. arasında 2 Şubat’ta bir olay yaşandı. Rehber öğretmen T.G.’nin Keskinbaş’ı sözlü olarak kışkırtıp omuz attığı öne sürüldü. Bu olaydan 4 gün sonra, 6 Şubat tarihinde odasına giden Serkan Keskinbaş, arkasından yanaşan T.G.’nin kendisini korkuttuğunu söyledi. Buna sinirlenen Keskinbaş, T.G.’nin odasını terk etmesini istedi. T.G.’nin ise kendisini sinirli bir biçimde ifade eden Keskinbaş’a tepki gösterip küfür ettiği iddia edildi. Bu sözlerden sonra iyice öfkelen fizik öğretmeni, T.G.’ye odayı terk etmesini söyledi. O sırada T.G.’nin elinde tuttuğu sıcak çay dolu kupayı Serkan Keskinbaş’ın yüzüne doğru savurduğu iddia edildi. Yüzü yanan Keskinbaş okuldakiler tarafından hastaneye götürülürken, yüzünde 1’inci derece yanık oluştuğu belirlendi. Halen tedavisi süren öğretmenin T.G. hakkında şikayetçi olduğu öğrenildi. "Yanıma yaklaşarak omuz attı" Yılmaz Çetintaş Anadolu Lisesi’nde görevi sırasında T.G. isimli rehberlik öğretmeninden baskı gördüğünü iddia eden Serkan Keskinbaş, "Okulumuzdaki rehberlik servisiyle ilgili rehber öğretmenimiz tarafından sürekli bir zorbalığa maruz kaldım. Hem öğrencilerin hem velilerin hem öğretmen arkadaşlarımın yanında bana sürekli bir lakap taktı. Hayvan figürleriyle, ’Kral ne yapıyorsun’, ’Bir gün bana tekmil vermedin’ diyerek beni hep rencide etti ve küçük duruma düşürdü. Ben hem kendisiyle hem de okul müdürüyle paylaştım, rahatsız olduğumu ifade ettim ama kendisi oralı olmadı. Böyle davranmaya devam etti. Ben de yine işime gücüme devam ettim. 2 Şubat Pazartesi günü bayrak töreninde okul müdürünün yanında bulunurken kendisi benim yanıma geldi, yaklaşarak omuz attı. Yine aynı şekilde lakap takarak orada tören içerisinde beni yine küçük duruma düşürdü ve ben bu durumdan rahatsız oldum ve odama doğru yöneldim. Odama gittim, sakinleşmeye çalıştım; sonra okul müdürüne derdimi anlattım, o gerekli uyarıları yapacağını söyledi" dedi. "Temasta bulundu ve beni korkuttu" Olay günüyle alakalı konuşan Keskinbaş şöyle devam etti; "Akabinde 6 Şubat olay günü ben mesaime başladım, eğitim öğretimle ilgili iş ve işlemleri yapmak üzere. Okulda 1 dakikalık saygı duruşu ve deprem farkındalık çalışması yapılması için öğretmen grubundan, WhatsApp grubundan paylaşım yaptım. Benim ertesi gün görevde yükselme sınavım vardı. O sınavın giriş belgelerini ve eşyalarımı hazırlarken dalmışım. Benim kapım da her zaman açıktır bütün öğrencilere, velilere. Okulumuz rehber öğretmeni hocamız sessizce kapıyı çalmadan, sinsice gelerek arkamdan "Böh" diyerek böyle bana dokunarak temasta bulundu ve beni korkuttu. Evet, şaka yapıyor; daha sonra ben döndüm arkamı, rehber öğretmenini görünce çok şaşırdım. Yani o kadar korktum ki yüreğim ağzıma geldi. Döndüm "Sen dışarı çık" dedim. Böyle yaklaşılır mı yani insana?" "Sıcak çayı yüzüme fırlattı" Fizik öğretmeni Serkan Keskinbaş, "Akabinde bana iki tane ağır küfür etti, ağza alınmayacak, Ben kendisine kesinlikle sözlü olarak onun aynı dilinden cevap vermedim. Daha sonra çıkması için şöyle kendisini savurdum. Ondan sonra elindeki sıcak çayı benim yüzüme doğru fırlattı. Bardağı fırlatmadı. Sadece içerisindeki kaynar çayı yüzüme kasıtlı olarak fırlattı ve beni haşladı. Emniyetten de geldiler, fotoğraflar çekildi. Benim odamda komple çay izleri var. Kendisi "Arbede sırasında yaşandı" şeklinde savunmaya geçiyormuş. Ama öyle değil. Beni yaralamaya yönelik ve yüzümü hedef alarak sıcak kaynar çayı yüzüme doğru fırlattı. Çok şok oldum bu durum karşısında" dedi. "‘Bana yardım edin, benim yüzüm yandı’ dedim" Olay sonrasında tedavi altına alınan ve şu anda okula gidemeyen öğretmen Keskinbaş, "Daha sonra işte odayı terk etti. Arkadaşlarım yöneldi odaya. Okuldaki İngilizce öğretmenimiz, nöbetçi öğretmenlerimiz geldi. Ben onlara şunu söyledim: "Bana yardım edin, benim yüzüm yandı." Hemen soğuk suyla yüzümü yıkadım ve okul müdürünü aradım. O da "Bir dakika oradayım" dedi. Hemen geldi ve beni hastaneye götürdü. Alnım, göz kapaklarımın altı, kaşımda birinci dereceden yanık oluştu. Gözümde de hafif ödem olduğunu söyledi. Ama "Allah’tan göz kapaklarını kapatmışsın, zarar gelmemiş" dedi. Kalıcı hasar olmayacağı, iz olmayacağı söylendi. Bu sürede ailem, çocuklarım, annem çok üzüldü, mahvoldu. Görevime bıraktığım yerden devam etmek istiyorum. Çünkü ben devletimi çok seven bir idareciyim ve gençlere hizmet etmeye bayılan bir idareciyim" diye konuştu.