YEREL HABERLER - 06 Nisan 2012 Cuma 18:09

TEDAVİ EDİLMEYEN ŞAŞILIK GÖRME TEMBELLİОİNE YOL AÇIYOR

A
A
A
TEDAVİ EDİLMEYEN ŞAŞILIK GÖRME TEMBELLİОİNE YOL AÇIYOR

Dünya Göz Adana Hastanesi Doktorlarından Cüneyt Karaarslan, şaşılığın önemli bir bölümünün 2-3 yaş aralığında ortaya çıktığına dikkat çekerek, 5-7 yaşına kadar tedavi edilmeyen şaşılığınsa görme tembelliğine yol açacağı uyarısında bulundu. Karaaslan, erken teşhis ve tedavi ile şaşılıkta yüzde 100 düzelme sağlanabileceğini vurguladı.
İki gözün koordine bir şekilde paralel bakamaması, bir ya da iki gözün kayması şaşılığına neden olduğunu vurgulayan Karaarslan, gözü çeşitli yönlere doğru hareket ettirmek için her bir gözde 6 kas bulunduğu ve bu kasların birinin veya bir kaçının görevini hiç yapmaması ya da eksik yapması durumunda şaşılık meydana geldiğini anlattı.
5-7 yaşına kadar tedavi edilmeyen şaşılığın, bu yaştan sonra görme tembelliğine neden olacağını vurgulayan Karaarslan, ``Şaşılık, hamilelikte geçirilen ağır hastalıklar, zor doğum, annenin hamilelik sırasında bazı ilaçları kullanması, anne-babanın akraba olması, küçük yaşta geçirilen ağır ve ateşli hastalıklar, küçük yaşta geçirilen havaleler, görme bozukluğu olanlar, ailede gözü kayan veya göz bozukluğu olanlar, şiddetli düşme, çarpma, vurma gibi nedenlerden ortaya çıkabiliyor`` dedi.
Bebeklik ve çocukluk döneminde görülen kaymaların bir kısmı yalancı kayma olarak tanımlandığını anlatan Karaarslan, yalancı kaymanın ise, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltılıcı bir görünüm olduğunu, bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Şaşılığın birçok çeşidi olduğunu ifade eden Cüneyt Karaarslan ``Şaşılığın en sık görülen çeşidi tek gözde devamlı kaymadır. Bu tür, genelde içe kayma şeklindedir ve kaymaya `Hipermetropi` veya `Hipermetropik Astigmat` eşlik eder. Bu da göz tembelliği açısından en önemli şaşılık çeşididir. Bir diğer çeşidi ise iki gözde kayma şeklindedir. Bu türde anne-babalar daha fazla endişelenirler. Ancak bilindiğinin aksine bu tür kaymalar daha kolay tedavi edilebilmektedir. İki gözde arada kayma ve tek gözde arada kayma çeşitleri ise genelde kolaylıkla tedavi edilen türlerdir`` diye konuştu.
``Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay-2 yaş) ameliyat edilmesi gereken kaymalardır`` ifadesini kullanan Cüneyt Karaarslan, kaymaların büyük çoğunluğunun 2-3 yaş civarında ortaya çıktığını ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebildiğini belirtti. Gözlük taktığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerektiğini vurgulayan Karaarslan, açıklamasını da şöyle sürdürdü; ``En önemlisi çocuğun göz doktoruna erken götürülmesidir. 1 yaşında yapılan tedavi, yüzde 100 düzelme sağlarken, 4 yaşında yüzde 70, 7 yaşında yüzde 50, 10 yaşında yüzde 30 oranında iyileşme sağlanabiliyor. Onun için 1 yaşına kadar mutlaka aileler çocuklarını göz doktoruna götürmeleri gerekiyor. İleri yaşlarda görülen şaşılık, genelde trafik kazası, darbe gibi travmalardan sonra veya diyabet, beyin veya göz tümürleri gibi nedenlerden oluşurlar ve tedavileri nedenine göre değişiklik gösterebilir.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Orhun Ene: "Aliağa Petkimspor’u hak ettiği yere getirmeliyiz" Aliağa Petkimspor Başantrenörü Orhun Ene, "Aliağa Petkimspor, Türk basketboluna değer katan bir kulüp, onu hak ettiği yere getirmeliyiz" dedi. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 25. haftasında sahasında A. Efes’e 85-60 mağlup olan Aliağa Petkimspor’da Başantrenör Orhun Ene, karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulundu. Ene, galibiyete ihtiyaç duydukları bir dönemde olduklarını belirterek, hücumda ritim bulamadıklarını ifade etti. Orhun Ene, "Rakip kim olursa olsun galibiyete çok ihtiyacımız var. Bu aşamada her maçı kazanmak için oynamalıyız ancak bugün maalesef hücumda o ritmi hiç bulamadık" dedi. Takımdaki eksikliklere ve maçın teknik detaylarına değinen Ene, "Stanley Whittaker’ın hafta içi süren bir sakatlığı vardı, maçta da bunun etkisini biraz hissetti. Kısalarımız da ritim bulamadı. Takım olarak ilk yarıdaki ikilik atış yüzdemiz çok kötüydü. Oynadığımız rakip çok kaliteli. Çok iyi savunma yaptığımız 5-6 pozisyonda, hücum süresi dolarken bile zor sayılar buldular. Biz ise aynı şekilde kolay sayıları üretemedik. Böylesine kaliteli bir takımı yenebilmek için hücumda skor bulmanız şart. Bunu başaramadığımız için maçın başından itibaren 15-20 sayılık bir fark oluştu. Gayret etsek de geriden gelemedik" diye konuştu. "Bulunduğumuz yer kulübün kalitesini yansıtmıyor" Gelecek haftalara odaklanmaları gerektiğini vurgulayan tecrübeli başantrenör, "Şimdi önümüzde 5 maçımız var ve tamamen bunlara konsantre olmalıyız. Bulunduğumuz noktadan çıkabilmek için bir an önce toparlanmamız gerekiyor. Aliağa Petkimspor, Türkiye Basketbol Ligi’nin önemli takımlarından biri ve çok kaliteli bir organizasyon. Bulunduğu puan durumu kulübün kalitesini yansıtmıyor. Gerek altyapısıyla gerekse ligdeki duruşuyla Türk basketboluna değer katan kulüplerden biri. Bu nedenle kulübü hak ettiği yere getirmemiz lazım. Önümüzdeki haftalarda hücum ritmini yakaladığımızda tekrar maç kazanacak duruma geleceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara Altay Tankı’nda Süleyman Soylu’nun rolü Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabında, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sahadan yaptığı telefon görüşmesiyle zırhlı araçlara erken ihtiyaç olduğunu ilettiğini ve sürece doğrudan dahil olarak Altay Tankı projesini yakından takip ettiğini aktardı. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş’ın kaleme aldığı ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabı raflardaki yerini aldı. Türkiye’nin yerli savunma sanayi projelerine ışık tutan ‘Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi’ kitabında dikkat çeken bir Süleyman Soylu detayı yer aldı. Murat Yalçıntaş, yılbaşı gecesi yaşanan kritik bir telefon görüşmesini aktararak Soylu’nun sürece doğrudan etkisini gözler önüne serdi. Yalçıntaş’ın anlatımına göre, 31 Aralık gecesi aile ortamında gelen telefonun ucunda dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu vardı. Soylu, Hakkari Cudi Dağı üs bölgesinden arayarak yeni yıla sahada görev yapan jandarma ile birlikte girdiklerini ifade etti. Aynı hatta Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin’in de bulunduğunu belirten Soylu, sahadaki ihtiyaçlara dikkat çekerek zırhlı araçların teslim sürecine ilişkin doğrudan talimat verdi. Teslim tarihini öne çekti Kitapta yer verilen bilgilere göre Soylu’nun, üretimi süren Vuran araçlarının planlanan takvimden daha erken teslim edilmesini talep ettiği ifade edildi. Araçların normal tarihinden daha erken ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Soylu’nun, sürece doğrudan dahil olarak projeyi yakından takip ettiğini bildirdi. Yalçıntaş’ın aktardığına göre Süleyman Soylu, görüşme sırasında süreci doğrudan takip ettiğini belirterek koordinasyonun hızlandırılmasını istedi. Bu yaklaşımın, savunma sanayi projelerinde sahadan gelen ihtiyaçların hızlı karşılanması açısından kritik rol oynadığı ifade edildi. Saha-üretim hattı doğrudan bağlandı Kitapta yer verilen bu anı, Soylu’nun görev süresi boyunca yalnızca idari değil, operasyonel süreçlerde de aktif rol üstlendiğini ortaya koydu. Sahadaki güvenlik güçleri ile üretim hattı arasında doğrudan iletişim kurulmasını sağlayan bu müdahale, projelerin hızlandırılmasında belirleyici oldu.