SAĞLIK - 02 Nisan 2026 Perşembe 09:24

8. Bahar Pediatri Kongresi Adana’da gerçekleştirildi

A
A
A
8. Bahar Pediatri Kongresi Adana’da gerçekleştirildi

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde 26-28 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenen 8. Bahar Pediatri Kongresi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden akademisyenleri ve sağlık profesyonellerini bir araya getirdi.


Kongrede çocuk sağlığı alanındaki güncel bilimsel gelişmeler ele alınırken, sağlık hizmetlerinde kalite, bilimsel üretim ve pediatri alanının geleceği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.


Temel sorumluluğumuz; ülkemize hizmet etmek ve kalıcı eserler bırakmaktır


Kongrenin Onursal Başkanı, Başkent Üniversitesi Kurucusu ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, konuşmasında sağlık hizmetlerinde kalite anlayışının önemine dikkat çekti. Haberal, Başkent Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren kaliteyi temel ilke olarak benimsediğini ve Türkiye’de uluslararası kalite belgesini alan ilk üniversite olduğunu belirtti.


Sağlık alanındaki gelişmelerin ancak bilimsel üretim ve araştırma ile sürdürülebileceğini vurgulayan Haberal, "Araştırmasız üniversite, meyvesiz ağaç gibidir" değerlendirmesinde bulundu.


Prof. Dr. Haberal ayrıca Türkiye’nin organ nakli alanındaki gelişimine dikkat çekerek, gerçekleştirdikleri çalışmaların yalnızca ülke için değil, dünya tıbbı açısından da önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. 1978 yılında kadavradan ilk böbrek naklinin gerçekleştirilmesi, 1988 yılında kadavradan karaciğer nakli, 1990 yılında çocuklarda ve yetişkinlerde kısmi karaciğer nakilleri ile aynı vericiden eş zamanlı organ nakli gibi önemli tıbbi başarıların altını çizdi.


Haberal, Türkiye’de sağlık alanında ulaşılan seviyeye dikkat çekerek, bugün hastaların ileri tedavi için yurt dışına gitmek zorunda kalmadığını ve tıbbın tüm imkânlarının ülke içinde sunulabildiğini vurguladı.


Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Remzi Erdem ise konuşmasında, "Üniversitelerin kurumsal gücünün yetiştirdiği mezunlar, bilimsel üretim ve topluma sağladığı katkılarla ortaya çıkmaktadır. Fakültemiz bugüne kadar 1550 mezun verdi, bu mezunlar arasında akademik alanda görev yapan çok sayıda doçent ve profesör bulunmaktadır" dedi.


Sağlık hizmetlerinde güçlü altyapı


Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Birol Özer merkezin sağlık hizmetleri ve akademik faaliyetlerine ilişkin paylaştığı verilerde, merkezde yıllık 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti verildiğini, yaklaşık 50 bin yatan hastaya hizmet sunulduğunu ve yılda ortalama 20 bin ameliyat gerçekleştirildiği belirtti.


Merkezde bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde bin 600’ün üzerinde bilimsel makale yayımlandığını ve 16 binin üzerinde atıf alındığını belirten Özer, bu verilerin kurumun bilimsel gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.


Özer, "Organ nakli başta olmak üzere ileri düzey sağlık hizmetleri, merkezimizde başarıyla uygulanabilmekte ve Başkent Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosu ile nitelikli sağlık hizmeti sunulmaktadır. Merkezimizin en büyük gücü; sahip olduğu imkanların yanı sıra Mehmet Haberal Hocamızın bizlere kazandırdığı vizyon ve enerjidir. Bu doğrultuda faaliyetlerimizi geliştirmeye ve daha ileriye taşımaya gayret ediyor, kongremizin başarılı ve verimli geçmesini diliyorum" diye konuştu.


Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Baskın, çocuk sağlığının yalnızca bugünü değil toplumun geleceğini şekillendiren temel bir alan olduğunu belirterek, pediatrinin bilimsel olduğu kadar insani sorumluluğu yüksek bir disiplin olduğunu vurguladı. Baskın, kongrenin ortak aklın üretildiği ve bilimsel birikimin paylaşıldığı önemli bir bilimsel buluşma noktası haline geldiğini belirtti.


Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oğuz Canan konuşmasında, pediatri alanında çalışan hekimlerin yalnızca hastalıkları tedavi etmediğini, aynı zamanda toplumun geleceğini koruyan bir sorumluluk üstlendiklerini belirtti. Son yıllarda yaşanan küresel gelişmelere rağmen bilimsel üretimin devam ettiğini vurgulayan Canan, kongrenin bilgi paylaşımı ve bilimsel dayanışma açısından önemli bir platform olduğunu ifade etti.


Disiplinler arası bilimsel oturumlar gerçekleştirildi


Üç gün süren kongre boyunca çocuk nefrolojisi, hematoloji-onkoloji, nöroloji, gastroenteroloji, hepatoloji ve beslenme, kardiyoloji, endokrinoloji, yenidoğan ve çocuk-ergen ruh sağlığı gibi pek çok alt disiplinde bilimsel oturumlar gerçekleştirildi. Bu oturumlarda; güncel tanı yöntemleri, yeni tedavi yaklaşımları, multidisipliner hasta yönetimi, yapay zeka destekli uygulamalar ve klinik deneyimlerin paylaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) sürecinde iş birliğini güçlendiriyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Antalya Teknokent Genel Müdürü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’ü Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent’te ağırladı. Görüşmede, Antalya’da düzenlenmesi planlanan 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya’nın bu büyük organizasyona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği, hazırlık çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin etkin yönetimi gibi başlıklar değerlendirildi. Güçlü bir akademik katkı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Rektör Özkan, bilimsel bilgi üretimi ve bu bilginin sahaya aktarılması noktasında üniversitelerin kritik bir konumda yer aldığını belirterek, COP 31 gibi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmanın hem akademik hem de toplumsal açıdan sorumluluk getirdiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak bu sürece güçlü bir akademik katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin bu tür uluslararası organizasyonlar için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, COP 31 sürecinin yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurguladı. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliği Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rio Sinerji Eylem Ajandası oldu. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Antalya Teknokent’in sahip olduğu Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle bu sürece önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31’e aktif katılımı Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) iş birliği çerçevesinde Türkiye genelindeki teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31 hazırlık sürecine daha aktif şekilde dahil edilmesi konusu gündeme geldi. Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ile yapılan görüşmede, ortak projeler geliştirilmesi, bilgi paylaşımının artırılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP 31 sürecinin hem şehir hem de ülke adına önemli bir fırsat olduğu vurgulandı.
Aydın Aydın sanayisinin kadın ustası: On parmağında on marifet Aydın’da oto doğrultma ustası olarak çalışan 63 yaşındaki kadın, erkek egemen sanayide 45 yıllık tecrübesi ve yetiştirdiği çıraklarla dikkat çekiyor. Koçarlı ilçesine bağlı Zeytinköy Mahallesi’nde tarım işlerinde çalıştıktan sonra gelin olarak Aydın’a gelen 63 yaşındaki Hatice Körükçü, evlendikten sonra eşinin yanında çırak olarak mesleğe adım attı. Zamanla kendini geliştirerek ustalığa yükselen Körükçü, yaklaşık yarım asırdır sanayide aktif olarak çalışıyor. Mesleğe başladığı yıllarda kadınların sanayide çalışmasının yadırgandığını belirten Körükçü, tüm ön yargılara rağmen işini bırakmadığını ifade ederek, "Kimsenin ne diyeceğine bakmadım, işime odaklandım" dedi. İki çocuğunu büyütürken bir yandan da mesleğini sürdürdüğünü anlatan Körükçü, zamanla işlerini büyüterek çok sayıda çırak yetiştirdi. Meslek hayatı boyunca yaklaşık 100 çırak yetiştirdiğini belirten Hatice Usta, bugün birçok öğrencisinin kendi iş yerini açtığını söyledi. Çalışmanın ve üretmenin önemine dikkat çeken Körükçü, iş yerinde çalışanlarına da adeta annelik yaptığını ifade etti. Eşiyle birlikte yaklaşık 45 yıldır aynı iş yerinde faaliyet gösterdiklerini dile getiren Körükçü, kadınlara çalışma hayatına katılmaları yönünde çağrıda bulunarak, "Kadınlar kendi ayakları üzerinde durmalı. Kimseye muhtaç olmadan kendi parasını kazanmalı. Çalışmak çok güzel bir duygu" diye konuştu. "Adamlara güvenmeyin" Kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının çok önemli olduğunu belirten Hatice Usta, "Kadınlar evde boş boş oturmasın. Adam eline hiç bakmasın. Adamlara güvenmesin. Anasının babasının eline bakmasını da tavsiye etmem. Ben gelin olmadan önce köyde zeytin işleri yapıyordum. Evlenince kocamın yanında çalışamaya başladım. Adam 2 bin lira para verecek de çarşıda harcayacağım diye mi bakacağım. Kadın kendi parasını kazansa kötü mü olur. Kadın yediden yetmişe çalışmalı" diyerek çocukluğundan beri parasını kazandığını söyledi.
Düzce 86 yaşında eşi için gelin arabası süsledi, kendi yazdığı şiirle aşkını haykırdı Düzce’de yaşayan 86 yaşındaki adam, 55 yıllık hayat arkadaşı için unutulmaz bir yıl dönümü sürprizi hazırladı. Süslediği gelin arabası ile eşinin karşısına çıkan ve ona kendi yazdığı romantik aşk şiirini okuyan Adem Karagülle’nin, "Çocuk gibi heyecanlıyım, kendimi 25 yaşında hissediyorum" sözleri yarım asırlık sevdanın en güzel özeti oldu. Merkeze bağlı Çamköy’de ikamet eden ve yarım asrı aşan evlilikleriyle dikkat çeken Karagülle çifti, sevgi ve saygıyla geçen 55 yılı geride bıraktı. Her evlilik yıl dönümünde eşine sürprizler hazırlayarak genç çiftlere örnek olan Adem Karagülle, bu yıl dönümünde ise bir aracı gelin arabası gibi süsleyerek eşini mutlu etti. "Vatanımı, bayrağımı, eşimi çok seviyorum" Eşinin iyi bir hayat arkadaşı olduğunu ve kendisini güzel davranışlarıyla her zaman mutlu ettiğini dile getiren 77 yaşındaki Dilber Karagülle, "Onunla bir arada olduğum için mutluyum. Allah ondan razı olsun. Vatanımı, bayrağımı ve eşimi seviyorum. Evlilik konusunda yarım asrı devirdik, 55. yılımızı kutluyoruz. Evli olanlara ve evlenecek gençlere de bizim kadar mutlu ve uzun ömürlü bir beraberlik diliyorum. Bizleri yalnız bırakmayanlara da teşekkür ediyoruz" dedi. "Allah’a çok şükür aramıza üçüncü kişiyi sokmadık" Eşine duyduğu sevgiyi dile getiren Adem Karagülle ise yarım asırlık süreçte acıyı ve tatlıyı birlikte paylaştıklarını anlattı. Evliliklerinde karşılaştıkları zorlukları birlikte aştıklarını vurgulayan Karagülle, şunları kaydetti: "55 senedir evliyiz. Bu süreç içerisinde ağladık, güldük. Dilber Hanım’la beraber acısıyla tatlısıyla yaşıyoruz. Her zaman güler yüzlü olmadık ama Allah’a çok şükür aramıza üçüncü kişiyi sokmadık. Gençlere tavsiyem de araya üçüncü kişiyi sokmamalarıdır. Birbirimize her zaman sımsıkı sarıldık." "Şu anda kendimi 25 yaşında hissediyorum" Yıl dönümü hazırlığı için heyecanlandığını söyleyen Karagülle, "Bugün çocuk gibi heyecanlıydım. Sabahtan beri arabayı süslüyorum. Yaşım 86 ama ben şu anda kendimi 25 yaşında hissediyorum. Kendi mezar yerimi hazırlayıp taşımı yaptırdım. Her cuma günü gidip dua ediyorum. Allah hayırlı bir ömür versin, hayırsızsa vermesin" diye konuştu. "Nasıl seviyorum bir bilsen" Adem Karagülle, eşi için kaleme aldığı, "Aşkım, ay doğmuş gözlerine ışıl ışıl. Aşkın kalbimde yatıyor mışıl mışıl. Nasıl seviyorum bir bilsen. Ufacık ellerinle gözyaşımı bir silsen. Ne olur bana bir meleğim desen" dizelerinden oluşan şiiri de okudu.