EKONOMİ - 02 Ekim 2025 Perşembe 11:58

Adana Ticaret Odası, İngiltere’de iş birliği ve yatırım kapılarını araladı

A
A
A
Adana Ticaret Odası, İngiltere’de iş birliği ve yatırım kapılarını araladı

Adana Ticaret Odası (ATO) heyeti, İngiltere’de yaptığı görüşmelerle iş birliği ve yatırım kapılarını araladı.


ATO heyeti, 22-27 Eylül 2025 tarihleri arasında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenen PPMA Total Show 2025 Fuarı ve Londra’da gerçekleştirilen resmi temaslar kapsamında önemli görüşmeler gerçekleştirerek, iş dünyasının küresel pazarlardaki etkinliğini artırmaya yönelik güçlü adımlar attı. ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Mehmet Haştaş, Aziz Kaya, Sayman Üye Mustafa Yazdıçutan, Yönetim Kurulu Üyeleri Cengiz Yılmaz, Fatih İspir, Vedat Gizer, Yusuf Çelik, Meclis Katip Üyesi Gizem Tuzcu, Meclis Üyeleri Utku Özalp, Ali Can Boğa, Refik Bayram, Eşref Çiçek ve Genel Sekreter Barış Gökhan Topal’dan oluşan heyet, fuar ve temaslarda ihracat, ithalat ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi.



Ekonomik fırsatlar ön plana çıktı


Avrupa’nın en önemli endüstri fuarlarından biri olan PPMA Total Show 2025, ambalaj makineleri, otomasyon sistemleri, etiketleme teknolojileri ve robotik çözümler alanında sektör profesyonellerini bir araya getirdi. ATO heyeti, fuar kapsamında birebir iş görüşmeleri ve Avrupa İşletmeler Ağı iş birliğinde düzenlenen B2B etkinlikler aracılığıyla Adana iş dünyasının küresel pazarlara açılımını destekleyecek temaslarda bulundu.Gerçekleştirilen görüşmeler, Adana iş dünyasına doğrudan katkı sağlayacak somut kazanımlar ortaya koydu. 35 yabancı firma ile yapılan görüşmeler sonucunda yıllık 7 milyon 480 bin ABD Doları tutarında dış ticaret iş hacmi yakalandı. Güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren bir Türk firması, İngiltere’de şube açma kararı aldı. Katılımcı firmalara yönelik yapılan ankette, yüzde 93,3 oranında memnuniyet elde edildi.



"Adana için stratejik bir katılım"


ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Haştaş, ziyaretin bölge için stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi:


"Bu ziyaret, Adana’nın üretim kapasitesini uluslararası ölçekte tanıtmak, ihracat potansiyelini artırmak ve yeni iş birlikleri geliştirmek adına kritik bir adımdır. Yapılan temaslar, bölgemizin küresel ticarette daha güçlü bir aktör olmasına katkı sağlayacaktır."


İngiltere’de yürütülen temasların Adana ve Çukurova iş dünyasının uluslararası bağlantılarını güçlendireceğini belirten Haştaş, ihracat kapasitesini artıracağını ve bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağını da vurguladı.



Birimingham ve Londra’da ekonomik temaslar


Fuarın ardından Birmingham Ticaret ve Sanayi Odası ile görüşmeler gerçekleştiren ATO heyeti, iki kurum arasında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı. Bu çerçevede, uluslararası projelerde ortak çalışmalar yürütülmesinin, üyelerin karşılıklı olarak desteklenmesinin ve karşılıklı ticaret heyetlerinin organize edilmesinin anlaşmasına varıldığı kaydedildi. Ziyaret süresince ayrıca, ATO üyeleri arasında tecrübe paylaşımı, ortak sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve İngiltere’deki iş çevreleriyle bölgesel iş dünyası arasında yeni ilişki ağlarının kurulmasınında sağlandığı ifade edildi. Bu temaslar sayesinde, yalnızca bireysel firmalara değil, Adana iş dünyasının kolektif kapasitesine de katkı sağlayacak bir iş birliği zemini oluştuğu açıklandı.



Uluslararası destek ve stratejik görüşmeler


Program, İngiltere Büyükelçiliği Uluslararası Ticaret Ofisi tarafından hazırlık sürecinde desteklenmiş olup, Londra’daki temaslara bu kapsamda özel önem atfedildi. ATO heyeti, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ve Ticaret Müşaviri Gözde İnaneri Bakıcı ile görüşerek Birleşik Krallık’ın yatırım ortamı ve Brexit sonrası ticaret stratejileri hakkında bilgi aldı.


Heyet ayrıca Türk-İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası’nı (TBCCI) ziyaret ederek kurumla bir iş birliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşmanın, Adana iş dünyasının İngiltere pazarına erişimini kolaylaştıracak ve bölge ekonomisine yeni yatırım kanalları açacağına dikkat çekildi.



Adana Ticaret Odası, İngiltere’de iş birliği ve yatırım kapılarını araladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."