ASAYİŞ - 14 Ağustos 2025 Perşembe 15:58

Adana’da balkondan balkona silahlı çatışma: 4 gözaltı

A
A
A

Adana’da komşular arasında balkondan balkona yaşanan silahlı kavga olayı anbean kameraya yansıdı. Olay yerine gelen polis, 4 şüpheliyi gözaltına aldı.

Olay, merkez Seyhan ilçesine bağlı Türkocağı Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, M.P. (22), F.K. (22), O.B. (22) ve C.E.’nin (21) bulunduğu eve, husumetli olduğu komşuları tarafından ateş açıldı. Bu sırada evde bulunan 4 kişi de kendilerine ateş açan komşularına karşılık verdi. Pompalı tüfek ve tabancaların kullanıldığı olay ise cep telefonu kamerasıyla saniye saniye görüntülendi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Bölgeye gelen polis, görüntülerde görünen şüpheliler M.P., F.K., O.B ve C.E.’yi olayda kullandıkları pompalı tüfekler ve tabancalarla gözaltına aldı. Olayla ilgili soruşturma sürerken, emniyete götürülen şüphelilerin emniyetteki ifade işlemlerinin de devam ettiği öğrenildi.

Süleyman Cenk İdaye

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Karadeniz’in doğal mirası "komar çiçeği" ve "deli bal" için coğrafi değer ve bilinçli tüketim uyarısı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, Karadeniz’in doğal florasında önemli bir yere sahip komar çiçeklerinden elde edilen ’deli bal’ın bölgenin kültürel ve ekonomik değerleri arasında yer aldığını belirterek, bu balın bilinçsiz tüketiminin oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda uyarıda bulundu. Gündüz, halk arasında komar, zifin veya orman gülü olarak bilinen Rhododendron türü bitkilerin Doğu Karadeniz’in doğal ekosisteminin en önemli parçalarından biri olduğunu kaydederek bölge için coğrafi değer taşıdıklarını söyledi. Komar çiçeklerinin yalnızca görsel açıdan değil, bölgenin arıcılık kültürü bakımından da önemli bir biyolojik zenginlik oluşturduğunu ifade eden Gündüz, bu çiçeklerden elde edilen ve halk arasında "deli bal" olarak bilinen ürünün yüzyıllardır Karadeniz kültürünün bir parçası olduğunu dile ifade etti. Prof. Dr. Gündüz, deli balın yalnızca tıbbi ve toksikolojik yönüyle değil, kültürel ve gastronomik yönüyle de dikkat çektiğini belirten Gündüz, "Bu ürün Karadeniz’in özgün değerlerinden biridir. Deli bal, bölgenin doğal ve kültürel kimliğiyle bütünleşmiş önemli bir marka değeri niteliği taşımaktadır" diye konuştu. "Coğrafi işaret çalışmaları önemli" Komar balının coğrafi işaret ve tescil süreçleriyle korunmasının önem taşıdığını vurgulayan Gündüz, bu tür ürünlerin geleneksel üretim kültürünü yaşattığını ve bölgesel kalkınmaya katkı sunduğunu söyledi. Deli balın içerdiği ’grayanotoksin’ maddesi nedeniyle kontrollü tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gündüz, kontrolsüz fazla miktarda tüketimin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Komar balı içeresindeki grayanotoksin maddesi ne kadar çoksa veya grayanotoksin içeren baldan çok fazla tüketilirse zehirlenme ihtimali artar" dedi. Deli bal tüketimi sonrası tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, baş dönmesi, baygınlık ve ritim bozukluğu görülebileceğini ifade eden Gündüz, komar çiçekleri ve deli balın yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Karadeniz’in biyolojik çeşitliliğini, geleneksel arıcılık kültürünü ve yerel üretim hafızasını temsil ettiğini kaydetti. Gündüz, "Komar çiçeği ve deli bal, bu bölgenin kültürel mirası, kültürel değeri ve coğrafi değeridir. Komar çiçekleri, Karadeniz’in denize bakan yamaçlarında yetişen doğal ve bu bölgeye özgü bir bitkidir. Bu nedenle bölgenin önemli coğrafi değerlerinden biridir. Kültürel miras, kültürel değer ve coğrafi değer olarak komar çiçeklerini çok önemsememiz, onları ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu aylarda, komar çiçeklerinin yoğun olduğu bölgelere yakın alanlara petekler yerleştirildiğinde, bu çiçeklerden bal üretiliyor. Komar çiçeğinin içerisinde, "grayanotoksin" adı verilen ve zehirlenme potansiyeli taşıyan bir toksin bulunuyor. Eğer bu çiçeklerden yoğun şekilde bal üretilir ve insanlar bu balı fazla miktarda tüketirse, zehirlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Ancak bunun tedavisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu bal yüzyıllardır bölgede şifa amacıyla da kullanılmaktadır. Tansiyon düzenleyici, ağrı kesici ve enerji artırıcı etkileri olduğuna inanılan doğal bir ürün olarak birçok hastalıkta tercih edilmektedir. Bu yönüyle de bölgemiz için önemli bir kültürel değerdir. Hem komar çiçeği hem de komar balı, yani halk arasında bilinen adıyla deli bal, Karadeniz Bölgesi’nin vazgeçilmez iki önemli değeridir. Bunların gerek tescil süreçleriyle gerekse kültürel miras kapsamında ön plana çıkarılması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Deli bal zehirlenmeye yol açsa da, bu durum kontrol altına alınabilir" "Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir" diyen Gündüz, "Deli bal zehirlenmelerinde; tansiyon düşüklüğü, nabız yavaşlaması, kusma, bilinç değişikliği, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu durumlarda gerekli tedavileri uyguluyoruz. Deli balın zehirlenmeye yol açabilen bir yönü olsa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Hem komar çiçekleri hem de komar balı, bu bölgenin önemli kültürel ve coğrafi değerleridir. Bunların daha fazla ön plana çıkarılması ve şehrimizin önemli bir değeri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir" uyarısında bulundu.
Bursa "Kuraklık" değişkeni devre dışı kaldı; buğdayda rekor geliyor Ulusal Hububat Konseyi tarafından hazırlanan "2025-2026 Sezonu Hububat Rekolte Tahmin Raporu" yayımlandı. Raporda, mevcut üretim sezonunun hububat tarımı açısından son yılların en dikkat çekici iklim dönemlerinden biri olduğu ve bitki gelişiminin hava şartlarından olumlu etkilendiği belirtildi. Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt’in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize’de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz’in son 24, İç Anadolu’nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye’nin buğday ekim alanlarının yüzde 37’sini barındıran İç Anadolu Bölgesi’nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya’da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi’nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay’daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya’da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye’nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.
Çanakkale National Geographic: "Türkiye’nin gözlerden uzak gastronomi hazinelerinden biri" Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’ndeki turizm merkezi Bozcaada ilçesi, uluslararası yayınlarda adından söz ettirmeye devam ediyor. National Geographic, 2026 yılı için hazırladığı "15 of the Best Places in the World for Food Right Now" (Şu Anda Dünyada Yemek İçin En İyi 15 Yer) listesinde Bozcaada’ya da yer verdi. Havasıyla küçük bir kasabayı yansıtan, dar sokaklarında farklı mimarideki eski Rum evleri, deniz ürünleri restoranları, Türkiye’nin en iyi korunmuş tarihi kalesi, bakir koyları, temiz ve buz gibi denizi yanında, bir de İstanbul’a olan yakınlığı nedeniyle pek çok kişinin tercih nedeni olan turizm merkezi Bozcaada, gastronomisi ile dünyanın gözdesi oldu. Dünyaca ünlü yayın kuruluşu National Geographic, 2026 yılı için hazırladığı "15 of the Best Places in the World for Food Right Now" (Şu Anda Dünyada Yemek İçin En İyi 15 Yer) listesinde Bozcaada’ya da yer verdi. Dünyanın farklı bölgelerinden yalnızca 15 destinasyonun seçildiği listede Bozcaada; köklü mutfak kültürü, yerel üretim ağı ve özgün ada yaşamıyla dikkat çekti. National Geographic Bozcaada değerlendirmesinde, "Türkiye’nin gözlerden uzak gastronomi hazinelerinden biri" olarak tanımlandı. Yazıda, Ege mutfağının karakteristik tatları, bağcılık kültürü ve adanın özgün yaşam biçimi uluslararası okuyucuya tanıtıldı. Bozcaada’nın yalnızca bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi ve kültür merkezi olduğu ifade edildi. Binlerce yıllık miras sofralarda yaşatılıyor Değerlendirmede, antik çağlarda Tenedos adıyla bilinen ve Homeros’un İlyada Destanı’nda da geçen Bozcaada’nın tarihi birikiminin günümüz mutfağına yansıdığı belirtildi. Türk ve Rum kültürlerinin izlerini taşıyan ada mutfağında yerel otlar, deniz ürünleri, geleneksel börekler ve özgün Ege tarifleri öne çıkıyor. Adanın meze kültürü, yerel üretimle hazırlanan reçeller ve Ege’nin ortak gastronomi mirasını yansıtan lezzetler de haberde geniş yer buldu. Yerel üreticiler arasında gösterilen Bozcaada Kadın Kooperatifi’nin ürettiği reçel ve meze çeşitleri, adanın sürdürülebilir yerel üretim anlayışının önemli bir parçası olarak değerlendirildi.
Konya Uzmanı uyardı: Et doğru pişirme yöntemi ile hazırlanmalı ve C vitamini içeren gıdalarla tüketilmeli Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda etin doğru pişirme yöntemiyle hazırlanması ve yanında C vitamini içeren gıdalarla tüketilmesinin sindirim ve besin emilimi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, özellikle pişirme yöntemi ve besin kombinasyonlarının sindirim sağlığı açısından belirleyici olduğunu ifade etti. "Kavurma yapmak yerine ızgara, fırın, mangal şeklinde yaparsak en azından sindirimimizi daha rahatlatmış olabiliriz" Bayram sofralarının kültürümüzün en önemli parçalarından bir tanesi olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, "Özellikle Kurban Bayramı’nda yapılan hatalardan bir tanesi kahvaltıda da et tüketimi ile başlamak. Kurban etleri kesildikten hemen sonra tüketildiğinde ölüm sertliği dediğimiz bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Bu da sindirim problemlerine yol açabiliyor. En azından kahvaltıda değil de birkaç saat dinlendirdikten sonra öğlen ve akşam tüketilmeye başlanılması daha sağlıklı olacaktır. Bu ölüm sertliği dediğimiz durum geçeceği için sindirim problemleri daha az olur. Ama burada dikkat etmemiz gereken nokta kavurma yapmak yerine ızgara, fırın, mangal şeklinde yaparsak en azından sindirimimizi daha rahatlatmış olabiliriz. Aynı zamanda demir ve protein içeriği yüksek olduğu için mutlaka demirin emilimini arttırabilmemiz açısından yanında C vitamini içeriğine sahip salata grupları, haşlanmış buharda pişirdiğimiz sebzelerle beraber tüketilmesini öneriyorum. Burada da tabağın yarısını salata grubuyla, diğer kalan kısmını da yine et grubumuzla beraber tüketebiliriz" dedi. "Tatlı tüketimine de dikkat" Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, tatlı tüketimi arttığı için şekerli ve asitli içecekler içmek yerine doğal probiyotik olan şalgam, ayran grubu veya maden suyu tercih edilmesi gerektiğini de belirterek, "Tatlı tüketiminize de dikkat etmenizi isteyeceğim. Gittiğiniz her yerde tatlı tüketmek yerine daha doğru bir seçimle beraber en azından her yerde değil de belli başlı yerlerde tüketmek bizler açısından da daha sağlıklı olacaktır. Su tüketimini ihmal ediyoruz. Suyu da gittiğimiz her misafirlikte bir bardak su içmeye dikkat ederek en azından bu şekilde gün içerisindeki suyumuzu 2 litreye yakın tutmaya çalışalım. Hareketli miktarımız da yine azalıyor. Burada da hareket etmek için gün içerisinde yürüyebileceğimiz yerlere yürüyerek gitmek ya da akşam yemekten böyle bir birkaç saat sonrasında hafif yürüyüşler de bizi destekleyecektir. Etlerin saklanması noktasında da bütün parçalar halinde değil daha küçük parçalar halinde tek kullanımlık olacak şekilde derin dondurucuda saklayabiliriz. -18 derecede yaklaşık 6-12 ay arasında da tüketilebilir. Bayramımızı kutlarken sağlığınızı ihmal etmeyin" diye konuştu.