ASAYİŞ - 24 Nisan 2026 Cuma 08:32

Adana’da baraj gölünde boğulma tehlikesi geçiren genç hastanede hayatını kaybetti

A
A
A
Adana’da baraj gölünde boğulma tehlikesi geçiren genç hastanede hayatını kaybetti

Adana’da serinlemek için girdiği baraj gölünde boğulma tehlikesi geçiren üniversite öğrencisi, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.


Edinilen bilgiye göre, Çukurova Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı öğrencisi Mehmet Furkan Aksu (22), 3 arkadaşıyla birlikte basketbol oynadıktan sonra dün serinlemek amacıyla Seyhan Baraj Gölü’ne girdi. Bir süre sonra suda çırpınmaya başlayan Aksu, arkadaşları tarafından kurtarılmak istendi ancak gölde gözden kayboldu. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen deniz polisi ekipleri, kısa sürede gölde dalış yaparak genci sudan çıkardı. Bilinci kapalı olan genç, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesine kaldırıldı. Genç burada yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Aksu’nun cenazesi otopsi için adli tıp kurumu morguna kaldırıldı. Otopsiden sonra yakınları tarafından alınan cenaze toprağa verilmek üzere memleketi Osmaniye’ye götürüldü.


Polis olayla ilgili inceleme başlattı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Babasının hayali, kızının mesleği oldu Ordu’nun Ünye ilçesinde Simge Arslan, babasının hayali ve teşvikiyle başladığı terzilik mesleğinde kendi işinin patronu oldu. Ünye’de yaşayan iki yıllık evli Simge Arslan (24), babasının hayali olan terzilik mesleğini ailesinde 4 kız kardeşten gerçekleştiren tek isim oldu. İlçenin Çamurlu Mahallesi’nde babasının desteğiyle kendi iş yerini açan Arslan, genç yaşta kendi işinin patronu oldu. Lise yıllarında eğitimini yarıda bırakıp babasının yönlendirmesiyle Halk Eğitim Merkezi’nde mesleğe adım atan Arslan, ailesinde terzilik mesleğini sürdüren tek isim oldu. "Okuldan sonra makine başına geçtim" Mesleki başarısının babasının hayali ve teşvikiyle başladığını belirten Simge Arslan, "Babamın hayalinde her zaman bir çocuğunun terzi olması vardı. Biz dört kız kardeşiz. Birimiz hafız, birimiz aşçı, birimiz ise ev hanımı oldu. Bu hayali gerçekleştirmek ise bana nasip oldu. Kursa gittiğimde sınıftaki en küçük bendim. Hocam etek dikmemi beklerken, ben heyecanla doğrudan elbise dikmeye başladım. Yeteneğim fark edilince dikişin tüm inceliklerini kısa sürede kavradım" dedi. "İmkânsız diye bir şey yoktur" Babasının desteğiyle iş yerini açtığını, başarısında eşinin de büyük payı olduğunu ifade eden Simge Arslan, "Bu süreçte en az babam kadar eşimin de desteğini her zaman yanımda hissettim. Başarabileceğime olan inancını hiç kaybetmedi. Bugün geldiğim noktaya ulaşabileceğimi başlangıçta hayal bile edemezdim. Bence hayatta imkansız diye bir şey yoktur, herkes hayallerini gerçeğe dönüştürebilir" şeklinde konuştu.
İstanbul 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na katılan takımlar açıklandı 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda mücadele edecek takımlar duyuruldu. 23 takım, 27 ülkeden 161 sporcunun mücadele edeceği 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında Çeşme’den Ankara’ya dünya bisikletinin en güçlü ekiplerini ve yıldız isimlerini Türkiye’de bir araya getirmeye hazırlanıyor. Yarış boyunca; 5 il, 20’nin üzerinde ilçe, 60’tan fazla yerleşim geçilerek Türkiye’nin doğal ve kültürel zenginliği dünya sahnesine taşınacak. 8 gün, 8 etapta büyük yolculuk; 26 Nisan’da Çeşme-Selçuk (148,7 km) etabıyla başlayacak, 27 Nisan’da Aydın-Marmaris (152,8 km) ile devam edecek. 28 Nisan’da Marmaris-Kıran (132,7 km) zirve finişiyle ilk büyük tırmanış sahne alacakken, 29 Nisan’da Marmaris-Fethiye (130,4 km) etabı Akdeniz kıyılarında ilerleyecek. 30 Nisan’da Patara Antik Kenti’nden Kemer’e uzanan 180,7 kilometrelik uzun etapla mücadele derinleşecek. 1 Mayıs’ta Antalya-Feslikan (127,9 km) zirve finişli Kraliçe Etap, genel klasman dengelerini belirleyecek; 2 Mayıs’ta Antalya-Antalya (152,8 km) etabı sprinterlere fırsat sunacak. 3 Mayıs’ta Ankara-Ankara (105,2 km) final etabıyla yarış tamamlanacak. Dünya bisikletinin güçlü pelotonu Türkiye’de TUR 2026’da 3 WorldTeam, 14 ProTeam, 6 Continental Team kategorisinde toplam 23 UCI Takım ve 27 farklı ülkeden 161 sporcu mücadele edecek. TUR 2026’da mücadele edecek takımlar arasında Türkiye’yi temsil eden 4 Kıta Takımı yer alacak. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu takım listesi şöyle: UCI WorldTeam kategorisi: XDS Astana Team (Kazakistan), Alpecin-Premier Tech (Belçika), Team Picnic PostNL (Hollanda) UCI ProTeam kategorisi: Burgos-Burpellet-BH (İspanya), Caja Rural-Seguros RGA (İspanya), Equipo Kern Pharma (İspanya), Euskaltel-Euskadi (İspanya), Team Flanders-Baloise (Belçika), Team Novo Nordisk (ABD), Team Polti VisitMalta (İtalya), Solution Tech Nippo Ralli (İtalya), TotalEnergies (Fransa), Unibet Rose Rockets (Fransa), Bardiani CSF 7 Saber (İtalya), Cofidis (Fransa), MBH Bank Ballan CSB (Macaristan), Modern Adventure Pro Cycling (ABD) UCI Continental Team kategorisi: İstanbul Team (Türkiye), Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye), Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü (Türkiye), Spor Toto Cycling Team (Türkiye), ATT Investments (Çekya), Tarteletto-Isorex Team (Belçika) Türk takımları sahneye çıkacak Türkiye’yi temsil eden 4 uluslararası kıta takımı bu yıl da Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda olacak. Türk bisikletinin yükselen yıldızlarından Serdar Anıl Depe’nin (SporToto) yanı sıra Türk bisikletinin simge ve deneyimli isimlerinden Ahmet Örken (SporToto) 2026 yılında 13. kez start alarak TUR tarihinde en fazla katılım gösteren Türk bisikletçi ünvanını alacak. Konya Torku Şeker Spor’un aynı zamanda TOHM kadrosunda yer alan ve pist ile yol bisikletinde Avrupa’da kürsü elde eden sporcuları Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı ile son olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden Burak Abay ile de genel klasman ve klasman mayoları için mücadele edecek. Team Istanbul ekibinde, 2013 Türkiye Turu şampiyonu Natnael Berhane önderliğinde dünyaca ünlü Eritreli bisikletçi Biniam Girmay’ın kardeşi Mewael Girmay, Afrika Uluslar şampiyonasını ikinci sırada tamamlayan Awet Aman, 2024 Türkiye Turu genel klasman dördüncüsü Metkel Eyob ve geçtiğimiz sezonu pro seviyede tamamlayan Çekyalı sprinter Tomas Barta yer alacak. TUR’a bu yıl ilk kez katılan Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, Samet Bulut, Mehmet Kanat, Halil ibrahim Doğan, genç pedal Arda Tekirdağ’ın yanı sıra, sprint etaplarında takıma liderlik edecek Kazak pedal Rudolf Remkhi, ilk Türkiye Turu’nda başarı arayacak. Lider formalar zirveye taşıyacak 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda lider formalar, bu yıl da sponsorlarıyla birlikte yarışın simgesi olacak. Türk Telekom sponsorluğundaki turkuaz forma genel klasman liderine, Spor Toto sponsorluğundaki yeşil forma sprinterlere, Türk Hava Yolları sponsorluğundaki kırmızı forma ’Dağların Kralı’na verilecek. TGA - GoTürkiye iş birliğiyle sunulan beyaz forma ise ’Türkiye Güzellikleri’ klasmanının liderini temsil edecek. 26 Nisan - 3 Mayıs tarihleri arasında 8 etap ve 1.133,5 kilometrelik parkurda sporcular, bu formalar için mücadele edecek.
Bursa Bursa Nilüfer Kadın Korosu’ndan duygusal 23 Nisan kutlaması Sosyal sorumluluk projeleri yararına konserler vermesiyle bilinen Bursa Nilüfer Kadın Korosu, 23 Nisan’da hastanelerde yatılı tedavi gören çocukları unutmadı. Geçtiğimiz yıllarda ilkokullardaki öğrenciler ile okullarda 23 nisan kutlama etkinlikleri yapan koro, bu yıl hastanelerde yatılı tedavi görmekte olan hasta çocukları ziyaret edip, onlara armağanlar vererek bayramlarını kutladı, çocukları hasta yataklarında mutlu etti. Koro Şefi Dr. Aysel Gürel "Bu yıl 23 Nisan’da hasta çocukları mutlu etmek istedik. Çünkü biliyoruz ki bu çocuklar sağlıklı olsalardı, bayramlarını okullarında arkadaşlarıyla birlikte kutlayacaklardı. Hastalıkları nedeniyle okullarındaki kutlamalara gidemediler. Onlar gidemediler belki ama bizler koromuzu temsilen bir gurup arkadaşımızla onlara gidebilirdik. Bu düşünce ile hastane yöneticileri ile iletişime geçtik. Talebimizin olumlu bulunmasıyla; aramızda topladığımız paralarla her yaşa uygun, çocukları mutlu edecek hediyeler aldık. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dörtçelik Çocuk Hastanesi’nde yatarak tedavi gören çocukları ziyaret ettik". dedi. Önce, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden koro üyeleri,23 Nisan için bayrak ve balonlarla donatılmış, palyaçolarında yer aldığı çocuk kliniğinde her yaşta yatan çocukları Başhekim Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Ay, Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Muhammed Arap ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Medine Seymen Aybey ile birlikte tek tek ziyaret ederek yaşlarına uygun oyuncak, giyim ve zeka oyunları armağan etti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutladı. Daha sonra da Dörtçelik Çocuk Hastanesi’nde yatan çocuk hastaları, hastane Müdür Yardımcısı Pelin Dardağ eşliğinde ziyaret eden koro şefi ve koro üyeleri hasta çocuklara armağanlar verdi. Her iki hastanede çocuklarla ve refakatçi velileri ile duygusal anlar yaşandı. Gözlerdeki mutluluğa karışan gözyaşları 23 Nisan’ın farklı bir kutlaması oldu. Koro ,şimdi 10 Mayıs da Merinos AKKM Osmangazi Salonu’nda gerçekleştirecekleri 21.Yıl kon serine hazırlanıyor.
Çanakkale Çanakkale Kara Savaşları’nda dünyanın ilk elektronik harp örneklerinden biri yaşandı Çanakkale Kara Savaşları’nda dünyanın ilk elektronik harp örneklerinden birinin yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, "HMS Queen Elizabeth gemisinin kaptanı hatıralarında bu olayı anlattığında Selahattin Adil Bey’e; ’biz boğaza girdiğimizde atış yaptığımızda gemilerimizle karaya isabetli atışlar yapmıştık, ancak bir süre sonra fark ettik ki, uçağımız yere inmiş olmasına rağmen bozuk bir Fransızcayla hala bize yer yön tayini yapıldığını gördük. Fark ettik ki Türkler bizim telsizimize girmişler ve bizim telsizimizi karıştırmışlardı’ diyor" dedi. Çanakkale’de 111 yıl önce düşman askerine denizde ve karada geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Çanakkale Kara Savaşları sırasında dünyanın ilk elektronik harp karıştırması yapılarak, İtilaf Devletleri’ne ait zırhlıların ışıklı Mors ve telgraflı haberleşmesini altüst eden Goncusuyu telsiz istasyonunda dünya harp tarihinde elektronik harbin de ilk örneklerinden birisi olan jamming (Karıştırıcı) kullanıldı. Konuyla ilgili bilgiler veren Doç. Dr. Barış Borlat, "Çanakkale Kara Harbi esnasında taraflar arasındaki güç dengesinin farklı olmasından kaynaklı olarak özellikle Türk tarafınca birçok savaş hilesini denenmiş olduğunu göreceğiz ki bunlardan özellikle ilk akla gelenler sahte siperlerin oluşturulması, aynı zamanda sahte bataryaların teşkil edilmesi ki bir tanesi haberleşme alanında yapılacaktı. Bu da her iki taraf için aslında ilginç bir örnek olacaktı. Hatta dünya harp tarihinde elektronik harbin de ilk örneklerinden birisi yani jammingin ilk yapıldığı yerlerden birisi. Şu anda Çanakkale Kara Savaşları esnasında özellikle Çanakkale Boğazı içerisindeki topçu atış tanzim esnasında İtilaf donanmasının bu tanzimleri yaparken kullandığı yöntemlerden bir tanesi de uçaklarla gemiler arasında sağlanan haberleşmeydi. Bu yöntem aslında gayet basitti. Uçak havalandığında aşağıdaki atış tanzimini tarif edici geminin yaptığı atış sonrasında ona tek yönlü bir telsiz yöntemiyle yani simplex yöntemiyle haber ulaştırıyor. Bu haberi alan gemi ise flama marifetiyle ’haberi aldım’ işareti verecektir. Ancak bu haberleşme esnasında Çanakkale Kara Harbi esnasında enteresan bir örnek yaşanacak. HMS Queen Elizabeth gemisinin kaptanı daha sonra hatıralarında bu olayı anlattığında Selahattin Adil Bey’e şunu söylüyor, diyor ki; ’biz boğaza girdiğimizde atış yaptığımızda gemilerimizle karaya isabetli atışlar yapmıştık, ancak bir süre sonra fark ettik ki, uçağımız yere inmiş olmasına rağmen bozuk bir Fransızcayla hala bize yer yön tayini yapıldığını gördük. Fark ettik ki Türkler bizim telsizimize girmişler ve bizim telsizimizi karıştırmışlardı.’ İşte bu jamming yöntemi dünya harp tarihinin ilk örneklerinden birisidir ve o da Çanakkale Kara Harbi esnasında telsiz, telgraf zabiti Tevfik Bey’in de görev yaptığı ve şu anda bulunmuş olduğumuz Goncasuyu telsiz istasyonunda yaşanmış olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Bursa Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması Maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimali nedeniyle hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında tartışmaya sebep oluyor. Sigorta uzmanları mevcut kasko poliçelerinin bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını vurgularken, hukukçular ise Yargıtay’ın bu konuyla ilgili kararlarına dikkat çekerek araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkimin Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebildiğini, bu durumda bilirkişinin aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını belirleyebildiğini dile getiriyor. Bu tartışma, hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında düzenleme ihtiyacını ortaya koyarken ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceği belirtiliyor. Mustafakemalpaşa’da şok icra takibi Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir trafik kazası sonrası gelişen ikame araç bedeli ve icra süreci ile ilgili yaşananlar, maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimalini ve kazanılan tazminatların yasal olsa bile "helal mi?" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. İddiaya göre, 29 yaşındaki anne R.Z., 11 Aralık 2025 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında 6 yaşındaki kızını okula götürürken, Barış Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde aracıyla park halinde bulunan S.E.’ye çarptı. Kazada anne ve kızı hafif şekilde yaralanırken, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldılar. Trafik ekipleri tarafından olay yerinde gerekli incelemeler yapılarak tutanaklar düzenlendi. Kazanın ardından R.Z., karşı komşusu olan ve aynı zamanda mahallede esnaflık yapan S.E. ile konuşup anlaştıklarını, aralarında herhangi bir sorun kalmadığını düşündü. Ancak genç kadın, kazadan yaklaşık iki ay sonra, 2 Şubat 2026 tarihinde, PTT aracılığıyla kendisine ulaşan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi’nden gelen ilamsız haciz emri ile büyük bir şok yaşadı. İcra tebligatında, 30 bin TL asıl alacak ve faizleriyle birlikte yaklaşık 31 bin TL talep edildi. R.Z., harç, avukatlık vekâlet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 44 bin 308 TL ödeme yaptı. Daha sonra durumu araştıran R.Z., söz konusu alacağın, kazaya karıştığı karşı komşusu ve mahalle esnaflarından biri olan S.E. tarafından talep edilen "ikame araç bedeli" olduğunu öğrendi. R.Z., tamir için sanayide 20 gün kalmayan bir araç için 20 günlük ikame araç bedeli talep edildiğini, buna rağmen yaptığı incelemelerde karşı tarafın bu süreçte ikame araç kiralamadığını, aksine ikinci bir araç satın aldığını iddia etti. Ayrıca kazaya karışan aracın aynı cadde üzerinde ve aynı noktada daha önce de farklı kişilerle en az iki kez daha kazaya karıştığını vurguladı. R.Z., "Üç ayrı kaza, üç ayrı icra dosyası ve her seferinde yaklaşık 30 bin TL talep edildiği düşünüldüğünde, insanın aklına ister istemez ‘üç kaza, üç icra, üç kez 30 bin TL; toplamda 90 bin TL’lik bir talep mi söz konusu?’ sorusu geliyor. Bu durum artık sadece basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemez, sistemin suistimal edilip edilmediği yönünde kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturuyor" dedi. R.Z., kazanın ardından İstanbul merkezli bazı avukatlar tarafından sık sık arandığını, önce "araç değer kaybı", ardından da "ikame araç bedeli" için başvuru yapılabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Aynı şekilde karşı tarafın da benzer şekilde arandığını düşündüğünü ifade eden R.Z., sürecin bu yönlendirmelerle başlatıldığını öne sürdü. Sigorta uzmanları: "Mevzuatta boşluk var" R.Z.’nin iddiaları üzerine olayı değerlendiren sigorta uzmanları ve hukukçular, Türkiye’de trafik kazaları sonrası kusursuz tarafın talep edebileceği iki önemli hak bulunduğunu, bunların aracın değer kaybı tazminatı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca doğan araç mahrumiyet bedeli olduğunu söyledi. Mevcut kasko poliçelerinin yasadan kaynaklı mevzuattaki bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların ise yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, "Trafik kazalarında iki taraf bulunur: kusurlu olan ve kusursuz olan. Kusursuz tarafın elinde iki hak vardır: Araç değer kaybı tazminatı: Bu aracın ikinci el değer kaybı karşı taraftan talep edilebilir. Araç mahrumiyet bedeli: Eğer araç ticari amaçla kullanılıyorsa, tamirde kaldığı süre boyunca kiralanan aracın bedeli kusurlu taraftan talep edilebilir" dedi. Kötüye kullanım ihtimaline de dikkat çeken Cucur, "Bazı kişiler gerçekte araç kiralamadıkları halde küçük ölçekli kiralama şirketlerinden sahte belgeler alarak karşı taraftan ödeme talep edebiliyor. Bu durumda ilamsız icra takibi devreye giriyor. Karşı tarafın bilgisi olmadan başlatılan bu takipte mağdurun yedi gün içinde itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde takip kesinleşiyor ve kişi, avukatlık masrafları ve faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de mevcut kasko poliçelerinin bu tür icra takibi kaynaklı ödemeleri karşılamadığını belirten Cucur, bunun büyük bir boşluk olduğunu söyledi. Bazı sigorta şirketlerinin yeni teminat çalışmaları yaptığını, ancak henüz yaygınlaşmadığını ifade eden Cucur, ayrıca ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini dile getirdi. Yargıtay: "Araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir" Araç mahrumiyet bedelini hukuki açıdan değerlendiren Avukat Fatma Akar ise haksız fiilden doğan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu hatırlattı. Araç sahibinin aracını kullanamadığı süre boyunca katlandığı zararın araç kiralama bedeli veya ulaşım ihtiyacını karşılamak için yaptığı harcamalar üzerinden hesaplandığını belirten Akar, "Yargıtay kararlarına göre, araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir. Bu durumda bilirkişi, aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını ayarlar" dedi. Akar, uygulamada araç mahrumiyet bedeli için ilamsız icra yoluna sıkça başvurulduğunu, ödeme emri tebliğ edildiğinde ise yedi gün içinde itiraz edilerek takibin durdurulabileceğini söyledi. İtirazın iptali davasında bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının ortaya konduğunu anlatan Avukat Fatma Akar, vatandaşların e-Devlet üzerinden haklarında icra takibi olup olmadığını sıklıkla kontrol etmelerinde fayda olabileceğini de hatırlattı.