EKONOMİ - 14 Nisan 2026 Salı 09:04

Bakız İnşaat Adana’ya değer katan projelerle, inşaat sektörüne yön veriyor

A
A
A
Bakız İnşaat Adana’ya değer katan projelerle, inşaat sektörüne yön veriyor

Adana’da hayata geçirdikleri projelerle dikkat çeken Bakız İnşaat, kentin gelişimine katkı sunmaya devam ediyor. Firma, hayata geçirdiği yenilikçi projelerle kent ekonomisine ve modern şehirleşmeye katkı sağlıyor.


Kent estetiğini ön planda tutarak çalışmalarını sürdüren Bakız İnşaat, hem konut hem de ticari alan projelerinde yenilikçi çözümler sunuyor. Modern mimari anlayışı ve kaliteli yapılaşma hedefiyle öne çıkan firma, yeni projeleriyle inşaat sektörüne yön veriyor.


Turgay Canver ve Begüm Canver’in sahibi olduğu Bakız İnşaat’ın gelişen teknolojiye entegre edilen çevre dostu projeleri firmanın yenilikçi vizyonunu da gözler önüne seriyor.


Adana’nın büyüyen yapısına uygun projeler geliştiren firma, yaşam kalitesini de artırmayı hedefliyor.


"Şehre değer katıyoruz"


Bakız İnşaat yetkilileri, projelerinde sadece yapı üretmekle kalmadıklarını, aynı zamanda sosyal yaşam alanları oluşturarak Adana’ya değer kattıklarını vurguladı. Yetkililer, "Her projemizde kalite, güven ve estetiği ön planda tutuyoruz. Adana’nın gelişimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz" dedi.


Modern ve güvenli yaşam alanları


Depreme dayanıklılık, çevre dostu malzeme kullanımı ve modern mimari tasarımlar ile dikkat çeken projelerin, vatandaşlardan da yoğun ilgi gördüğü belirtildi. Firma, önümüzdeki dönemde yeni yatırımlarla büyümeyi ve sektördeki öncü konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Vanlı sporcular Türkiye şampiyonasından madalyalarla döndü Mersin’de düzenlenen Celal Er Elit Büyükler Türkiye Şampiyonası’na Van’dan katılan 4 sporcu büyük başarı göstererek madalyalarla döndüler. 7-12 Nisan tarihleri arasında Mersin’de düzenlenen Celal Er Elit Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda sporcular derece elde etmek için ter döktü. Van’da şampiyonaya katılan 4 sporcu ise büyük bir başarıya imza atarak 1 altın, 3 de bronz madalya kazandı. Yarışmayla ilgili açıklamalarda bulunan Muay Thai Van İl Temsilcisi Önder Şahin, "7-12 Nisan’da Mersin’de düzenlenen Celal Er Elit Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda Van olarak 4 sporcumuzla katıldık ve bütün sporcularımız dereceye girmeyi başardı. 1 altın, 3 bronz madalya alarak üstün başarı gösterdik" dedi. Dereceye giren sporcuların Furkan Bilici, Muhammed Karayılan, Burak Basıoğlu ve Gizem Nur Tatlı olduğunu belirten Şahin, "Sporcularımız ülkemizi hem dünya şampiyonasında hem Avrupa şampiyonasında hem de Süper Lig’de temsil etme hakkı kazanmışlardır. Kendilerini tebrik ederek, başarılarının devamını diliyorum, Yine bu başarıda emeği bulunan başta il antrenörümüz, aynı zamanda Muay Thai Bölge Başkan Yardımcısı ve sayısız milli sporcu yetiştiren Dr. Sinan Ağlar olmak üzere yine milli takıma sporcular kazandıran antrenörlerimizi tebrik ediyorum. Birlikte şehrimizi en iyi şekilde temsil etmenin gururunu yaşıyoruz" dedi.
Zonguldak Tek bir vaka bütün kenti ayağa kaldırdı Zonguldak’ta bir ortaokul öğrencisinin menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınmasının ardından kent genelinde aileler arasında büyük bir korku ve tedirginlik yaşanmaya başladı. Salgın iddiaları paniği daha da artırırken, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, hastalığın bulaşma riski ve seyri ile alakalı velileri rahatlatacak ve bilgilendirecek açıklamalarda bulundu. Zonguldak’ta bir ortaokul öğrencisinin yüksek ateş, baş ağrısı gibi belirtiler yaşaması üzerine başvurduğu hastanede menenjit şüphesiyle yoğun bakıma alınması üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sınıfında ve temas kurmuş olabileceği kişiler üzerinde antibiyotik tedavisine başlandı. Öğrencinin hastanedeki tedavileri sürerken bu kez de veliler arasında tedirginlikler yaşanmaya başladı. Kamuoyunda vakaların arttığı başka kişilerin de menenjit şüphesiyle hastanelere başvurduğu iddiaları yer alınca yaşanan panik daha da büyüdü. Bu kez aileler aşı olmak için eczanelere akın ederken diğer taraftan da çocuklarını okula göndermede tedirginlik yaşadı. Ancak Zonguldak Valiliği, resmi bir açıklama yaparak menenjit şüphesiyle tek bir vakanın olduğunu, tedavi sürecinin devam ettiğini salgın durumunun bulunmadığını açıkladı. Öğrencinin hastanedeki tedavisi sürerken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, menenjit hastalığı, bulaşma riskleri ve hastalık belirtileri hakkında konuştu. "Salgından bahsetmek çok doğru değil, tek bir vakamız var" Hastaneye birçok şüpheli vaka gönderilmesine rağmen Zonguldak’ta salgın düzeyinde bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Pişkin’in, Zonguldak ve çevresinde yayılan salgın iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Prof. Dr. Pişkin, şu an için hastanelerinde tedavi gören sadece bir şüpheli vaka olduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi: "Bugün bu açıklamayı yoğun bakımımızda yatan menenjit şüpheli bir hastadan dolayı yapmaktayız. Zonguldak ve çevresinde bu dönemde menenjit vakalarının arttığına dair birçok yazı, haber ve çeşitli konuşmalar olmakta. Bu aslında tek bir vakamız var menenjit şüpheli. Baş ağrısı, kusma, ateş ve vücudundaki döküntü şikâyetiyle bize başvurdu bu hastamız. Menenjit ön tanısıyla bu hastamızı tedavi altına aldık. Hala tedavisi çocuk yoğun bakım servisimizde sürmekte. Bununla beraber birçok bize menenjit şüpheli vakalar bize gönderilmesine rağmen tespit ettiğimiz başka bir menenjit vakası mevcut değil. Şu anda Zonguldak ve çevresinde bir salgından bahsetmek çok doğru değil. O yüzden velilerin, halkımızın menenjit salgını varmış gibi korkmalarına endişe etmelerine çok gerek yok. Şu anda münferit tek bir vaka mevcut. Bu vaka da tedavisi sürüyor." "Hastalığın teşhisi için belden su alınması şart" Hastalığın belirtileri ve teşhis yöntemlerine dair de uyarılarda bulunan uzman isim, kesin tanı için ailelerin ve hastaların korktuğu "belden su alma" işleminin şart olduğuna dikkat çekti: "Menenjitten çok korktuğumuz bir hastalık. Ölümcül seyredebiliyor. Çeşitli sekeller bırakabiliyor. Sağırlık, zeka geriliği yapabiliyor o yüzden bizim her zaman çekindiğimiz ve korktuğumuz bir hastalık. Aslında ülkemizde menenjit yapan üç tane ana mikrop var. Bu üç ana mikrobun iki tanesinde devlet tarafından aşı yapıldığı için artık bunları hemen hemen hiç görmüyoruz. Meningokok dediğimiz diğer mikroba karşı ülkemizde rutin aşılama programı içerisinde yer almadığı için vakalar görülebilmekte. Bu mikrobun da bir aşısı mevcut. Ülkemizde bu aşıyı vatandaşlarımız özel olarak temin edebiliyorlar. Menenjit bizim beynimizi tutan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Merak edebilirsiniz bu hastalığı nasıl anlayacağız, baş ağrısı, bulantı kusma ve ateş üçlüsü bir arada olduğunda bu hastalığı aklımıza getirmemiz lazım. Doktorlar tarafından mutlaka çocuğumuzun değerlendirilmesi gerekiyor. Eğer beraberinde bu üçlü bulgularla beraber döküntü ve bilincinde değişiklik oluyorsa çocukların menenjitten çok fazla şüphelenmek gerekiyor. Mutlaka bunun tanısını koymak için belinden su almak gerekiyor. Bazen hastalarımız belinden su aldırmak istemiyorlar. Ama bu tanıyı koymak için şart ve herhangi belirgin bir sıkıntı oluşturan durum değil. O yüzden menenjit şüphesi olan vakaların hızlıca doktora başvurmalarında ve doktor muayenesinde geçmelerinde fayda var." "Covid gibi çabuk bulaşmaz, ergen gruptan daha çok korkuyoruz" Menenjitin bulaşma yolları hakkında da kamuoyunu aydınlatan Pişkin, hastalığın koronavirüs gibi hızla yayılmadığını ancak özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde taşıyıcılığın daha yüksek olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Zaten eğer yakın temaslı olmadığınız müddetçe menenjit vakasıyla sizin menenjit olma ihtimaliniz çok düşük. Özellikle adolesan ve ergen gruptan daha çok korkuyoruz. Bu yaş grubunda meningokok mikrobunun taşıyıcılığı çok daha fazla gözüküyor. O yüzden bu grupta daha sık karşımıza çıkan bir hastalık. Ama taşıyıcı demek hasta demek değil. Bunların çoğunluğu hastalık yapmıyor. Salgın yaptığı zaman özellikle aynı sınıfta, aynı evde uzun süre çok beraber yaşayan insanlarda bulaş görülüyor. Öksürmekle, hapşırmakla, sekresyonlarla bulaşabilen bir hastalık ama bir influenza, bir covid gibi çok çabuk bulaşabilen bir hastalık değil. Daha uzun süreli temaslar lazım. Eğer menenjit vakası tespit ettiğimizde yakın temaslıların menenjit olmalarını engellemek için o kişilere antibiyotik tedavisi öneriyoruz. Özellikle meningokok mikrobundan şüphelendiğimizde. Bu antibiyotikleri aldığında hastalık olma ihtimallerini azalıyor. Ama buradan sakın şöyle bir sonuç çıkmasın. Sanki artık herkes antibiyotik kullansın, bütün okula antibiyotik verelim. Böyle bir durum değil. Sadece yakın temaslılara ve bu hastayla ilgilenen doktor ve hemşirelere yakın temaslı kişilere bu antibiyotiği öneriyoruz. Asıl bunun koruyucu kısmı aşılar." "Salgın olmadığı için daha önce aşı olanların tekrar olmasına gerek yok" Artan panik havasıyla birlikte ailelerin çocuklarına yeniden aşı yaptırma arayışına girmesini de değerlendiren Pişkin, salgın olmayan mevcut durumda bebeklik aşılarını olanların tekrar aşılanmasına gerek olmadığını ifade etti: "Bu dönemde tabi böyle menenjit vakaları görüldüğünde hemen bütün halkımızın anne babaların aklına çocuğuma aşı yaptırayım diye sorular geliyor. Bolca sorular karşımıza çıkıyor. Öncelikle salgın durumları dışında herhangi bir salgın sıkıntı olmadığında daha önce bebeklik çağında bu menenjit menigokok aşılarını yaptıranların tekrar aşılarını yaptıranların tekrar aşı olmasına çok gerek yok. Ama eğer bir salgın durumunda ki bizde şu anda salgın yok. Bir salgın durumunda daha önce aşı olanların tek doz hatırlatma dozları yapılabilir. Bunun dışında özellikle adolesan ve ergenlik dönemlerinde özellikle 12-18 yaş grup aralığında çocuklar daha riskli ve bu hastalıklara yakalanma ihtimali daha fazla. Özellikle ergenlerin daha önce aşılanmadıysa aşılanmalarında fayda var." Valilik: "İkinci bir şüpheli vaka yok" Öte yandan Zonguldak Valiliği de sürece ilişkin daha önce yaptığı bilgilendirmede, 8 Nisan günü Merkez Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu 8. sınıf öğrencisinin yüksek ateş, bulantı, kusma, baş ağrısı ve bilinç kaybı şikâyetleriyle BEUN Hastanesine başvurduğunu ve akşam saatlerinde menenjit şüphesiyle hastaneye yatırıldığını açıklamıştı. Öğrencinin tedavisi sürerken tedbir amaçlı olarak yakın temaslı öğrenciler, öğretmenler, okul kantini çalışanları ve aile bireylerine yönelik koruyucu tedavi başlatıldığı duyuruldu. Valilik, basına yansıyan haberlerin hassasiyetle takip edildiğini belirterek, "İkinci bir menenjit şüpheli vaka tespit edilmemiştir" ifadeleriyle kamuoyundaki paniğin yersiz olduğunu vurgulamıştı.
Tunceli Doku ailesinin avukatı Çimen: "Gözaltı kararlarının tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz" Tunceli adliyesi önüne gelen Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, "Dosyamızın, girdiğimizde aşamasında bir yıldır gerçekten dosya insan öldürme şeklinde ele alındığı ve buna bağlı olarak tedbirler de sertleşti. Gözaltı kararlarının da tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyon düzenlendi. Operasyonların ardından 13 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltı kararı verilen 13 kişinin arasında dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişliği yapan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Doku’nun sevgilisi Zeinal Abakarov’un da bulunduğu öğrenildi. Tunceli adliyesine gelen Doku ailesinin avukatı Ali Çimen açıklamalarda bulundu. Çimen, "Gülistan Doku’nun soruşturması 05.01.2020 tarihinde Gülistan Doku’nun zorla kayıp edilmesi adına Diyarbakır’da Tunceli’ye gelen ailesinin şikayeti üzerine 06.01.2020 tarihinde başlamıştır. Bu soruşturma erken aşaması biliyorsunuz sadece hürriyeti tahdit suçlaması ile yürütülüyordu. Buna bağlı olarak da gerçekten de etkin ve etkili soruşturma yürütülmüyordu. Dosyamızın, girdiğimizde aşamasında bir yıldır gerçekten dosya insan öldürme şeklinde ele alındı ve buna bağlı olarak tedbirler de sertleşti. Bu geldiğimiz aşamada da soruşturmanın birinci dalgası olarak tarif edebileceğimiz bir gözaltı kararları verildi. Gözaltı kararlarının da tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz. Şu an dosyada gizlilik var, daha fazla ayrıntı vermem mümkün değil. Faillerin sorgusu yapıldıktan sonra yine ayrıntılı bir şekilde değerlendirmemizi yapacağız" diye konuştu.
Ordu Ordu’da jandarma aranan 40 şüpheliyi yakaladı Ordu’da jandarma ekipleri tarafından son 1 haftada yürütülen asayiş faaliyetlerinde aranması bulunan ve yakalanan 40 şüpheliden 19’u tutuklandı. Jandarma Komutanlığı ekipleri, sorumluluk bölgesinde son bir haftada yürüttüğü çalışmalar kapsamında 26 bin 246 şahsın sorgusunu gerçekleştirdi. Yapılan sorgulamalarda çeşitli suçlardan arandığı belirlenen 40 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 19’u tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi. Trafik denetimlerinde ise 14 bin 422 araç kontrol edildi. Narkotik suçlarla mücadele kapsamında gerçekleştirilen 29 operasyonda 29 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden biri hakkında ‘uyuşturucu madde imal ve ticareti’, 28’i hakkında ise ‘uyuşturucu madde kullanmak için satın almak, kabul etmek ve bulundurmak’ suçlarından işlem yapıldı. İşlem yapılan şüphelilerden biri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Operasyonlarda 200 gram skunk, 49 gram kubar esrar, 1 gram toz esrar, 11 gram sentetik kannabinoid, 7 gram bonzai hammaddesi, 4 gram metamfetamin, 200 adet sentetik ecza hap, 6 adet captagon hap ve 11 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele faaliyetlerinde ise 5 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Yapılan aramalarda 25 kilogram tütün, 13 bin 800 adet içi tütün doldurulmuş makaron, 72 bin 400 adet boş makaron, 6 litre etil alkol, 4 litre el yapımı rakı, 1 adet hava kompresörü, 2 adet elektronik makaron doldurma makinesi ile 1 adet gümrük kaçağı otomobil ele geçirildi. Jandarma ekiplerinin il genelinde çalışmalarının devam edeceği bildirildi.
İstanbul L’Oréal ve Institut Pasteur’den cilt sağlığı biliminde iş birliği L’Oréal ile Institut Pasteur; cilt sağlığını immünoloji, mikrobiyom ve güzellik bilimi perspektifinden ele alacak kapsamlı bir araştırma ortaklığına imza attı. İş birliği, yeni biyolojik hedeflerin keşfini ve ileri düzey cilt sağlığı çözümleri için yeni nesil aktif içeriklerin geliştirilmesini hızlandırmayı hedefliyor. Cilt bilimi alanında küresel şirketlerden biri olan L’Oréal ve dünyaca ünlü biyomedikal araştırma merkezi Institut Pasteur, stratejik araştırma ortaklığını duyurdu. Bu iş birliği, cilt sağlığı bilimini daha ileriye taşımayı ve cildin genel sağlıkla olan derin bağını bilimsel olarak ortaya koymayı hedefliyor. Ortaklığın temelinde, insan bedeninin en büyük organı olan cildin yalnızca dış görünümle sınırlı bir yapı değil, aynı zamanda bireylerin genel sağlık durumu, iyilik hali ve yaşam kalitesinin kritik bir göstergesi olduğu vizyonu yer alıyor. Bu vizyon doğrultusunda yürütülecek araştırmalar; cilt biyobelirteçleri, mikrobiyom dengesi ve bağışıklık sistemi ile cilt arasındaki karmaşık ilişkileri anlamaya odaklanacak. L’Oréal’in ileri cilt bilimi alanındaki araştırma desteği ile Institut Pasteur’ün immünoloji ve mikrobiyoloji konularındaki uzmanlığı bir araya gelerek, cilt sağlığını etkileyen biyolojik mekanizmaların daha kapsamlı bir şekilde incelenmesini mümkün kılacak. Bu ortaklık sayesinde yeni biyolojik hedeflerin keşfi hızlanırken, daha etkili ve yeni nesil aktif bileşenlerin geliştirilmesi de desteklenecek. "Institut Pasteur ile gerçekleştirdiğimiz bu benzersiz iş birliği sayesinde, cildimiz ile iç sağlığımız arasındaki derin bağı ortaya çıkarıyoruz" diyen L’Oréal Araştırma, İnovasyon ve Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Barbara Lavernos, sözlerine şöyle devam etti: "Cildin yaşam kalitemizi yansıtan hayati bir organ olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor ve bu anlayışı ileriye taşıyoruz." Institut Pasteur Genel Direktörü Yasmine Belkaid ise şunları söyledi: "Institut Pasteur’ün immünoloji ve mikrobiyom bilimindeki temel uzmanlığını L’Oréal’in teknolojik mükemmeliyetiyle birleştirerek, bu kapsamlı araştırma anlaşmasıyla cilt hücreleri, yararlı mikroorganizmalar ve bağışıklık savunmaları arasındaki karmaşık etkileşimleri çözümlemeyi hedefliyoruz. Bu sayede bu etkileşimlerin hızlanan yaşlanma süreçlerini nasıl etkilediğini, sistemik sağlık durumlarını nasıl ortaya çıkardığını ve cilt bariyer bütünlüğünü nasıl koruduğunu inceleyeceğiz."