EKONOMİ - 16 Ocak 2026 Cuma 09:50

Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır"

A
A
A
Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır"

100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu ifade eden Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, "ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi.


Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde düzenlenen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı, iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Türk firmalarının ABD pazarına girişini kolaylaştıran ve kalıcı ihracat yapısını hedefleyen TOBB Şikago Ticaret Merkezi modeli tüm yönleriyle ele alındı.


ADASO Sakıp Sabancı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı’na, ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz, Adana Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Özdiler, Genel Sekreter Veli Oğuz, İş Geliştirme ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz ve çok sayıda iş dünyası temsilcisi katılım gösterdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ticarette yaşanan dönüşüme dikkat çekerek, üretmenin artık tek başına yeterli olmadığı bir döneme girildiğini vurguladı. Başkan Kıvanç, tedarik zincirlerinin çeşitlendiği ve pazarlara erişimin doğru kanallar ile güçlü lojistik altyapılar üzerinden mümkün hale geldiğini belirtti.


ABD pazarının Türk sanayisi ve ihracatçıları açısından büyük fırsatlar sunduğunu ancak ciddi rekabet şartları barındırdığını ifade eden Başkan Kıvanç, TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin bu noktada stratejik bir rol üstlendiğini söyledi.


Başkan Kıvanç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmiş dönemde karşılıklı olarak dile getirdiği 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi, bugün biz sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koymaktadır. ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi.


Merkezin yalnızca bir fiziki alan olmadığını vurgulayan Başkan Kıvanç, "Türk şirketlerinin ABD pazarına girişini kolaylaştıran, pazarda kalıcılığını destekleyen ve satıştan depolamaya, pazarlamadan dağıtıma kadar uçtan uca hizmet sunan bütüncül bir ekosistemden bahsediyoruz" dedi.


Özellikle KOBİ’ler açısından ABD gibi büyük ve karmaşık bir pazarda tek başına var olmanın ciddi zorluklar barındırdığına işaret eden Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri’nin riskleri azaltan, maliyetleri düşüren ve rekabet gücünü artıran önemli bir enstrüman olduğunu ifade etti.



"Bu merkez bir vizyonun somut hali"


TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin kuruluş sürecinde bizzat görev aldığını belirten Başkan Kıvanç, merkezin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde, uzun ve titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirildiğini aktardı. 2020 yılında faaliyete başlayan merkezin, Şikago O’Hare Havalimanı’na yakın, yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanda konumlandığını belirten Kıvanç, merkezin bir vizyonun ve güçlü bir iş modelinin somutlaşmış hali olduğunu dile getirdi. Merkez bünyesinde ofisler, showroomlar ve depolama alanlarının yanı sıra pazarlama, satış sonrası hizmetler, dağıtım ve uçtan uca lojistik çözümler sunulduğunu ifade eden Başkan Kıvanç, tüm bu hizmetlerin ABD’de yerleşik Türk ve Amerikalı profesyonellerden oluşan güçlü bir ekip tarafından verildiğini kaydetti.


Başkan Kıvanç, "Bu merkez, Amerika pazarında kalıcı olmak isteyen firmalarımız için bir çıkış kapısı, güvenli bir liman ve yol gösterici bir rehberdir. Firmalarımız ABD’de yalnız yürümeyecek; yanında destek olan güçlü bir yapı ile ilerleyecek" diye konuştu.



"Burası bir ihracat kuluçka ve hızlandırma merkezi"


TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin yalnızca pazarlama değil, aynı zamanda lojistik ve depolama hizmetlerini de kapsayan özgün bir model sunduğunu belirtti. Palaz, merkezin ihracat konsorsiyumu mantığıyla çalıştığını ifade ederek, firmaların tek tek mücadele etmek yerine bir araya gelerek ölçek ve sinerji avantajı elde ettiğini söyledi.


Merkezin bugün yaklaşık 100 aktif üyesi ve 150’ye yakın hizmet verdiği firmasıyla, ABD’de güçlü bir Türk ihracat ekosistemi oluşturduğunu vurgulayan Palaz, bu yapıyı bir "ihracat hızlandırma ve kuluçka merkezi" olarak tanımladı. Firmalar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını özellikle teşvik ettiklerini belirten Palaz, "Burada amaç, firmalarımızın 5 yılda kat edeceği yolu 2-3 yılda almasını sağlamak. Bunun hem zaman hem de maliyet açısından çok ciddi avantajları var" dedi.


Merkezin bireysel firma başarısından öte, Türkiye’nin ihracatının gelişimine hizmet eden bir yapı olduğunun altını çizen Palaz, "Burası tek bir firmanın değil, ülke ihracatının gelişim merkezidir. Bugün faydalanan firmalar, yarın sisteme yeni girenlere rehberlik edecek" ifadelerini kullandı. ABD pazarında regülasyonlar, mali müşavirlik, hukuk, gümrük ve lojistik gibi alanlarda ölçek ekonomisi sayesinde önemli avantajlar sağladıklarını anlatan Palaz, TOBB markasının ve ortak hizmet alım modelinin firmalara ciddi maliyet avantajı sunduğunu da sözlerine ekledi.


İhracatın yalnızca ticaret değil, aynı zamanda bir vizyon meselesi olduğuna dikkat çeken Palaz, ABD gibi yabancı ve regülasyonu ağır pazarlarda var olmanın doğru rehberlik olmadan mümkün olmadığını ifade etti. Türk ürünlerinin ABD pazarında öncelikle ülke imajı üzerinden konumlanması gerektiğini belirten Palaz, sektör bazlı değil, "Türk markası" algısının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.


Toplantı, soru-cevap bölümüyle sona erdi.



Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.