EKONOMİ - 28 Nisan 2026 Salı 13:28

Başkan Kıvanç: "Zorlu küresel şartlara rağmen ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz"

A
A
A
Başkan Kıvanç: "Zorlu küresel şartlara rağmen ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz"

Adana Sanayi Odası (ADASO) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Zeki Kıvanç, küresel belirsizliklere rağmen Adana sanayisinin sergilediği dirençli performansa dikkat çekerek, yeni açıklanan destek paketlerinin üretim çarklarına güç katacağını vurguladı.


Adana Sanayi Odası’nın Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı, Meclis Başkanı İsrafil Uçurum’un başkanlığında gerçekleşti. Toplantıda sanayicilere hitap eden Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, ekonomi gündemini değerlendirirken hem yerel başarıların altını çizdi hem de küresel ölçekte yaşanan gelişmelere dair öngörülerini paylaştı.


Küresel riskler ve enerji dengeleri


Dünya genelinde artan jeopolitik risklerin tüm ekonomileri etkilediğini belirten Başkan Kıvanç, özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki baskısına değindi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki hareketliliğin maliyetler üzerinde bir belirsizlik oluşturduğunu ifade eden Başkan Kıvanç, bu sürecin yakından takip edildiğini ve sanayicinin bu dalgalanmalara karşı korunması gerektiğini belirtti.


Ekonomi yönetiminin attığı adımları ve son açıklanan kararları değerlendiren Başkan Kıvanç, sanayi sektörünün daha güçlü desteklenmesi gereken bir dönemden geçildiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın yatırım ortamı adına önemli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Kıvanç, şu ifadeleri kullandı;


"Özellikle imalatçı ve ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a çekilecek olması, bizler için çok değerli bir adım olacaktır. Türkiye’nin küresel bir finans ve yönetim merkezi olma hedefi, hem yerli yatırımcımızın cesaretini artıracak hem de yabancı sermayeyi ülkemize çekecektir. Bu vizyoner yaklaşım için başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ekonomi yönetimimize ve ilgili tüm Bakanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Atılan bu kararlı adımların hem ülkemiz ekonomisi için hayırlara vesile olmasını diliyorum."


Jeopolitik riskler akabinde sıkı para politikasının bir süre daha devam edeceğinin öngörüldüğünü belirten Başkan Kıvanç, "Sanayicinin finansman ihtiyacına yönelik günü kurtaran çözümler yerine, işletmelerin sermaye yapısını güçlendirecek ve nakit akışını kalıcı olarak iyileştirecek nokta atışı kredi imkanlarının ihtiyaç vardır." dedi.


Başkan Kıvanç, Adana Sanayi Odası olarak sanayicilerin her zaman yanında olduklarını hatırlatarak; Model Fabrika, Sürdürülebilirlik Merkezi, Enerji Verimliliği ve Mesleki Gelişim merkezlerinin tek çatı altında toplandığı Sanayi Kampüsü’nün, üyelerin yalın dönüşüm, verimlilik, dijital dönüşüm ve yetkinlik süreçlerinde en büyük destekçisi olmaya çalıştıklarını ifade etti.


İhracatçıya "Döviz Dönüşüm Desteği" çağrısı


Küresel rekabette ihracatçının elini güçlendirecek somut bir öneri sunan Başkan Kıvanç, döviz dönüşüm desteğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut desteğin yüzde 3 seviyesinde olduğunu ve ihracatçıların yalnızca yüzde 20’sinin bu imkandan yararlanabildiğini belirten Başkan Kıvanç şunları kaydetti;


"Bu tablo, uygulamanın hem kapsam hem de etkinlik açısından yetersiz kaldığını gösteriyor. Döviz dönüşüm desteğinin herhangi bir şarta bağlı olmaksızın tüm ihracatçılara yaygınlaştırılması ve oranının artırılması artık kritik bir ihtiyaçtır. Uluslararası örneklere baktığımızda, Çin’de bu oranların yüzde 13 seviyelerine kadar ulaştığını görüyoruz. Ülkemizde de bu desteğin yükseltilmesi, sanayicimizin küresel arenada rekabet gücünü korumasını sağlayacaktır."


Adana ihracatta ivme kazanıyor


Adana’nın 2026 Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artışla 276,4 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini söyleyen Başkan Kıvanç, sözlerini şöyle sürdürdü;


"Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan Mart 2026 ihracat verilerine göre; Adana’nın 2026 Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artışla 276 milyon 396 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk çeyreğini kapsayan Ocak-Mart döneminde ise Adana’nın toplam ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 artışla 798 milyon 147 bin dolar seviyesine ulaştı. Ocak-Mart döneminde ise en fazla ihracat yapılan ülke; 64 milyon 695 bin dolar ile İspanya oldu. İspanya’yı 47 milyon 896 bin dolar ile Irak ve 47 milyon 283 bin dolar ile Amerika Birleşik Devletleri izledi. Yılın ilk çeyreğine ise sektörel ihracatımıza baktığımızda ise; kimya sektörü 162 milyon 525 bin dolar ile ilk sıradaki yerini korudu. Aynı dönemde tekstil ve hammaddeleri sektörü 119 milyon 50 bin dolar ile ikinci sırada yer alırken, Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü ise 106 milyon 465 bin dolar ile üçüncü sırada yer aldı. Yakalanan bu ivmenin Türkiye genelinde ihracatın önünde olması da ayrıca son derece kıymetlidir. Adana sanayisi, zorlu küresel şartlara rağmen üretmeye ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. Adana’nın ihracat potansiyelinin mevcut rakamların çok üzerinde olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. İhracatımıza katkı sağlayan tüm firmalarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum."



Başkan Kıvanç: "Zorlu küresel şartlara rağmen ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başkan Bingöl Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nde incelemelerde bulundu Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Tuzla Belediyesi ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nde yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Akfırat’ta yapımı süren merkezde gelinen son duruma ilişkin bilgi alan Başkan Bingöl, projenin tamamlandığında sahipsiz hayvanlar için önemli bir yaşam alanı olacağını vurguladı. İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Bingöl, "Can dostlarımızın uzman ekiplerce sağlıklı ve güvenli şartlarda tedavi edileceği, bakımlarının yapılacağı merkezimiz bir şifa ve sevgi yuvası olacak. Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’mizin inşaatı tüm hızıyla sürüyor. Sokaklarımıza huzur, can dostlarımıza yaşam hakkı" ifadelerini kullandı. "3 yıl boyunca çivi dahi çakılmamış" Merkez sahasında detaylı incelemelerde bulunan Başkan Bingöl, projenin kapsamına ilişkin de bilgi verdi. Tuzla’da hem sokakların huzurunu hem de sahipsiz hayvanların yaşam hakkını korumayı hedeflediklerini belirten Bingöl, alanın 2021 yılında Tuzla Belediyesi’ne tahsis edildiğini belirterek, "yaklaşık 3 sene boyunca çivi dahi çakılmamış bir alandı" dedi. Serbest dolaşım alanı olacak Yaklaşık 2 bin hayvan kapasiteli bir rehabilitasyon merkezi inşa ettiklerini ifade eden Bingöl, "Burada ameliyathanelerimiz olacak ve kısırlaştırma faaliyetlerini de bu alanlarda gerçekleştireceğiz. Ameliyat sonrası bakım ünitelerinde hayvanlarımız uluslararası standartlara uygun şekilde dinlenecek ve tedavi süreçleri tamamlanacak. Tesisimizi diğer merkezlerden ayıran en önemli özelliklerden biri, serbest dolaşım alanlarında çok sayıda köpeğin konaklayabilecek olması. Aynı zamanda oyun alanlarıyla da desteklenecek" dedi. Projede iş birliğinin önemine dikkat çeken Bingöl, Vehbi Koç Vakfı’na katkılarından dolayı teşekkür ederek, Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nin Tuzlalılar için hayırlı olmasını temenni etti. Bin 400 köpek ve 500 kediye barınma, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verilecek Tuzla Belediyesi ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Koç Pati Rehabilitasyon Merkezi’nin temeli, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde atıldı. 75 dönümlük alan üzerine kurulan merkez, tamamlandığında aynı anda 1.400 köpek ve 500 kediye barınma, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunacak. Doğal yaşam davranışlarının sürdürülmesi hedefleniyor Türkiye’de örnek bir model olması hedeflenen merkezde; kısırlaştırma, aşılama ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra yatar hasta bakım alanları, yavrulu anne ünitesi, kedi evi, karantina binası, tedavi sonrası bakım alanları, mama ve ilaç depoları, idari bina ve açık alan patipark gibi birçok bölüm yer alacak. Tesis, hayvanların doğal yaşam davranışlarını sürdürebileceği şekilde tasarlandı.
Antalya Onkoloji uzmanından sosyal medya kürlerine uyarı: "Masum görülen bitkilerin içinde birçok kimyasal var" Türk Tıbbi Onkoloji Derneğince Antalya’da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde konuşan Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser hastalarının geleneksel, bitkisel ve sosyal medyada sıkça karşılaşılan kür, krem ve benzeri ürünleri doktorlarına danışmadan kullanmamaları gerektiğini belirterek, "Biz hastalarımızın zarar görmesini istemediğimiz için, ömrümüzü adadığımız bu insanların saçının teline zarar gelmemesi için bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. O yüzden doktorlarına danışmadan, bu işte uzmanlığı olmayan herhangi bir kişinin sözüyle ya da yaptığı uygulamalarla hareket etmesinler" dedi. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen "Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi", Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre için Antalya’da bulunan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, geleneksel ve bitkisel ürünler ile sosyal medyada sıkça gündeme gelen kür, krem ve benzeri uygulamaların kanser hastaları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanser hastalarının tedavi sürecinde bilimsel kanıtı olmayan ürünlere yönelmesinin ciddi riskler taşıyabileceğine dikkat çeken Karabulut, hekimlerin bu tür uygulamalara yaklaşımının "karşı çıkmak" olarak değil, "güvenli bulmamak" olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. "Kanser hastalarının hayatlarını kurtarmak için ömrümüzü adadık" Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser hastalarının yaşamlarını kurtarmak ve onları konforlu bir şekilde yaşatmak için çalıştıklarını vurgulayarak, "Biz kanser hastalarının hayatlarını kurtarmak, onları konforlu yaşatmak için hayatımızı adadık. Onlara iyi gelebilecek herhangi bir şeye karşı çıkmayız. Doktorların bu işe karşı olduğu yönündeki yaklaşıma kesinlikle halkımız inanmasın. Biz bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. Basit bir örnek vereyim. Evinize giderken ağacın kenarında iki tane mantar buldunuz. Evinize gidip bu mantarı kavurup yemezsiniz herhalde. O da bitki, o da bir gıda ama ölebilirsiniz" diye konuştu. "Bitkileri masum gibi görüyoruz ama içinde birçok kimyasal var" Bazı bitkilerin yanlış kullanımında ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten Karabulut, zakkum örneği üzerinden uyarısını sürdürdü. Karabulut, "Zakkum senelerce bu ülkede gündeme geldi. İnsanlar bunun ekstresinden belki de öldü. Çünkü bizim geleneksel dilimizde ‘zıkkım ye’ diye bir laf vardır, o zakkumdan gelir. Bunun birazcık dozunu kaçırırsanız insan ölebilir. Biz aslında bitkileri masum gibi görüyoruz ama onların içinde birçok kimyasal var. Bu nedenle güvenli bulmuyoruz" dedi. Bir maddenin kanser hücresini öldürmesinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Karabulut, laboratuvar düzeyindeki bazı sonuçların doğrudan hastalarda güvenle kullanılabileceği anlamına gelmediğine dikkat çekerek, "Bir şeyin kanser hücresini öldürmesi yetmiyor. ‘İspatlandı’ denilen şeylerin de çoğu hücresel düzeyde. Ama bunun zararlı olmadığını da göstermek lazım" ifadelerini kullandı. "İlaçla etkileşiyor mu, yan etkiyi artırıyor mu, etkisini azaltıyor mu" Kanser tedavilerinin hekim kontrolünde ve belirli riskler gözetilerek yürütüldüğünü söyleyen Karabulut, kanıtlanmamış ürünlerin bu sürece dahil edilmesinin hastalar açısından tehlikeli olabileceğini belirterek, "Biz zaten yeterince riski olan tedaviler yaparken, kanıtlanmamış, kanser hücresiyle ya da ilaçla nasıl etkileştiği bilinmeyen; ilacın yan etkisini artırıyor mu, etkisini azaltıyor mu ya da kanser hücresini besliyor mu gibi birçok güvenlik verisine sahip olmayan bir şeyi hastalarımıza uygulamayız" konuştu. "Bu işte uzmanlığı olmayan kişilerin sözüyle hareket etmesinler" Karabulut, kanser hastalarının tedavi sürecinde hekimlerinden habersiz herhangi bir kür, krem, bitkisel ürün ya da sosyal medyada önerilen uygulamaya yönelmemesi gerektiğini belirterek, "Biz hastalarımızın zarar görmesini istemediğimiz için, ömrümüzü adadığımız bu insanların saçının teline zarar gelmemesi için bu ürünleri güvenli bulmuyoruz. O yüzden doktorlarına danışmadan, onlara bilgi vermeden, kesinlikle bu işte uzmanlığı olmayan herhangi bir kişinin sözüyle ya da yaptığı uygulamalarla hareket etmesinler" ifadelerini kullandı.
Konya Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.