EKONOMİ - 10 Ocak 2026 Cumartesi 09:30

Dalında 5 TL olan turunç, kadınların elinde kara kazanda değer kazandı

A
A
A
Dalında 5 TL  olan turunç, kadınların elinde kara kazanda değer kazandı

Adana’ya gelenlerin ilk bakışta portakal ancak ekşi aroması nedeniyle dalında alıcısı olmayan turunç meyvesini Kozanlı kadınlar kara kazanlarda 5 gün süren meşakkatli emekleriyle ekonomiye kazandırarak sofralarda hem reçel gem de ekşi sos olarak yerini almasını sağlıyor.


Narenciye üretiminin önemli merkezlerinden Adana’da portakala benzeyen meyvesi ile dalından koparılınca tüketilmeyen turnç kadınların elinden ekonomik değere dönüşüyor. Kozan’ın Acarmantaş Mahallesi’nde girişimci kadınların desteğiyle ekonomik değer kazanan turunç, kabuklarıyla reçele dönüşürken, iç kısmı ekşi sos olarak sofralarda yerini alıyor. Turunç hasadıyla başlayan kadınlar, meyvenin kabuklarını kendi icatları olan çamaşır kazanında rende usulüyle temizliyor. Kabuklar tek tek soyulup haşlandıktan sonra acısının çıkması için 4 gün boyunca suda bekletiliyor. Kadınların elinde inci gibi ipe dizilen turunç kabukları odun ateşinde saatlerce kaynamasının ardından lezzet şölenine dönüşerek bölgenin lezzetleri arasında reçel olarak yerini alıyor.



İmece usulü üretim


İmece usulü turunç reçeli hazırlayanlardan Gülsüm Pazarcı , "Tarlada kilosu 5 TL olan turunç, kazana girince 200-300 TL arasında alıcı buluyor. Kabuğundan reçel, posasından ekşi yapıyoruz. Ekşinin fiyatı da 300 TL. Çok fazla emeği var" dedi.


Üreticilerden Özlem Dinler ise "Biz Çukurova’nın girişimci kadınlarıyız. Yöresel ürünler yapıyoruz. Turunç tarlada para etmiyor, biz de kadınlar olarak değerlendirdik. İmece usulüyle birbirimize destek oluyor, turunç reçeli ve ekşisi üretiyoruz. Reçelimiz bölgede 200-300 TL arasında satılıyor. Posasından yapılan ekşi ise ziyan olmuyor, tansiyon ve şeker hastalarına iyi geldiği için yoğun talep görüyor. Hiçbir şeyi boşa gitmiyor. Bu mesai 5 gün sürüyor" diye konuştu.


Çamaşır kazanından pratik bir yöntem geliştirdikleri bu sayede rende yapıp arından haşladıkları ve acısı gitmesi için sabah akşam suyunu değiştirdiklerini anlatan Dinler, "İpe dizdikten sonra 2 gün bekletiliyor, ardından 3 saat kara kazanda odun ateşinde pişirilip kavanozlara alınıyor ve vakumlanıyor. Yılda yaklaşık 5 ton üretim yapıyoruz. Sosyal medya üzerinden Türkiye’nin her yerinden talepler alıyoruz. Evimize, işimize ve ev ekonomimize katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı


Turunç reçeli yapımına yardım eden Gülizar Dinler de "Turunç dalında para etmiyor ama rende işi çok zor. Bu yüzden bu makineyi icat ettiler. Biz de yardım ediyoruz. Televizyon başında vakit geçirmek yerine hem ülkemizin ekonomisine hem ev ekonomisine katkı sunuyoruz. Para kazandıkça mutlu oluyoruz. Emek çok, mutlu kadın, mutlu aile, mutlu Kozan diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.



Dalında 5 TL  olan turunç, kadınların elinde kara kazanda değer kazandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Rektör Akkaya lise öğrencilerine etkili dinleme yöntemlerini anlattı Bartın Üniversitesi (BARÜ) Bilim Kafe buluşmaları kapsamında Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya, liseli gençlerle bir araya gelerek gürültü çağında etkili dinlemenin önemini anlattı. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen Bilim Kafe buluşmaları devam ediyor. Bu doğrultuda BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Bartın Şehit Mustafa Yaman Anadolu İmam Hatip Lisesinde gençlerle bir araya geldi. "Gürültü Çağında Dinlemeyi Öğrenmek" başlıklı etkinlikte, etkili dinleme becerisinin günlük hayattaki rolü vurgulandı. Öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen programda Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya, konuşmasına dinlemenin insan hayatındaki temel yerini anlatarak başladı. Gençlere dinleme becerisi hakkında bilgiler veren Rektör Akkaya, "İlk öğrendiğimiz beceri dinlemedir. Dinlemeden konuşmayı, okumayı ve yazmayı geliştiremeyiz. Eğer iyi bir dinleyici olmazsak iyi bir konuşmacı da olamayız. İnanılmaz bir gürültü çağında yaşıyoruz. 50 yıl önceki gibi hiçbirimiz kuş cıvıltılarının olduğu, ağaçlardaki o muhteşem hışırtı sesiyle karşı karşıya değiliz. Tabiatta değiliz, insanın yapay dünyasındayız. Bizim zamanımızda ders çalışırken bizi uyarıcı nesneler çok yoktu. Ancak bugün sizin çoklu uyaranlarla karşı karşıya olduğunuz gerçeği var" dedi. Ayrıca iyi bir iletişimin temelinin dinleme olduğunu belirten Rektör Akkaya, "Cep telefonları, çevresel sesler ve sosyal etkileşimler dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Bu durum yüzeysel dinleme alışkanlığını da artırıyor. Öylesine dinleyen, yüzeysel dinleyen ya da sadece hata bulmak için dinleyen olmayın. Her dinlemenin bir amacı olmak zorundadır. Amaçsız hiçbir eyleminiz olmasın" ifadelerini kullanarak öğrencilere amaçlı ve bilinçli dinleme tavsiyesinde bulundu. Ardından Rektör Akkaya’nın yönelttiği sorulara yanıt veren öğrenciler, kendi dinleme alışkanlıklarını değerlendirme fırsatı buldu. Samimi bir atmosferde ve etkileşimli şekilde gerçekleştirilen programda öğrenciler, dikkat süreleri ve ders içi odaklanma üzerine de görüşlerini paylaştı. Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.