ÇEVRE - 16 Nisan 2024 Salı 11:13

Nisan’da sıcaklık Adana’da rekor seviyeye ulaştı, termometreler 39 dereceyi gösterdi

A
A
A

Adana’da termometreler 39 dereceyi gösterirken, sıcaktan bunalan vatandaşlar ağaçların gölgesinde serinledi.

Şehirde devam eden Portakal Çiçeği Karnavalı nedeniyle ulusal ve uluslararası birçok misafiri de ağırlayan Adana’da, vatandaşlar aşırı sıcak nedeniyle parklarda ağaç gölgesinde serinledi. Araç termometrelerindeki sıcaklığın 39 dereceye ulaştığı kentte, meteoroloji ise gölgede sıcaklığın Afrika’dan gelen sıcak hava dalgasıyla bugünden itibaren artacağını ve 42 dereceye kadar çıkacağını bildirdi. Sıcaktan bunalan bazı çocuklar parklarda bulunan havuzlarda serinlerken, yaşlı vatandaşlar da banklarda sohbet etti.

Nisan’da sıcaklık Adana’da rekor seviyeye ulaştı, termometreler 39 dereceyi gösterdi

"Adana her zaman böyle, 45-50 dereceleri hissettiriyor insanlara"

Hissedilen sıcaklığın termometrelerin gösterdiğinin çok üzerinde olduğuna dikkat çeken vatandaşlardan Cengizhan Temuçin, ikliminden dolayı Adana’nın çok sıcak bir memleket olduğunu belirtti. Temuçin, "Adana ikliminden dolayı çok sıcak bir memlekettir. Yazın 50 dereceyi gördüğümüz olmuştur burada. Geçtiğimiz yıllarda nem ve rutubet ile birlikte 50 derecenin üstlerini de görmüş olduk. İnsanlar ağaçların altında gölgede çayını, kahvesini içer ve oturur. Güneşten kendisini korumaya çalışır. Şu an biz alışkın olduğumuz ve bu memlekette yaşadığımız için dışarıdan gelen yerli turistlerimize çok aşırı şekilde sıcak gelebilir burası. Biz Adana’da çok yüksek dereceleri gördük. Adana her zaman böyle, 45-50 dereceleri hissettiriyor insanlara" dedi.

Nisan’da sıcaklık Adana’da rekor seviyeye ulaştı, termometreler 39 dereceyi gösterdi

"Adana’da gölge vermeyen ağaç sevilmez"

Termometrelerin 31 dereceyi göstermesine rağmen yakın zamanda havaların çok daha sıcak olacağını belirten vatandaşlardan Eyüp Kırkıl da, "Bugün sıcaklık 31 derece gösteriyor ama 37’ye kadar yükselmesini bekliyoruz. Sıcak havalarda gölgede oturuyoruz, soğuk su içiyoruz. Gölgeler bizim için çok önemli. Gölge vermeyen ağaç sevilmez bizim Adana’da" şeklinde konuştu.

Nisan’da sıcaklık Adana’da rekor seviyeye ulaştı, termometreler 39 dereceyi gösterdi

Mehmet Umut Bakay - Furkan Sabrican Ünlü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Av pantolonu sipariş verdi, hamile pantolonu geldi Adana’da sosyal medyadan av pantolonu siparişi veren bir kişi hamile pantolonu ve içlik gelince şok oldu. Kozan ilçesinde avcılıkla uğraşan M.T. isimli bir vatandaş, sosyal medyada gördüğü reklamda aradığı av ve dağcılık için su geçirmez dayanıklı pantolon reklamı üzerine sipariş verdi. 20 Mayıs’ta verdiği sipariş 22 Mayıs’ta İstanbul Avcılar’daki özel bir kargo firmasından geldi. M.T. kapıda ödeme ile 845 TL vererek kıyafeti kargocudan teslim aldı. Kargo paketini açan M.T., av pantolonu olarak kullanacağı taktik pantolon yerine hamile pantolonu ve gönderilen içlik ile şok yaşadı. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağını aktaran M.T., "İyi niyetimin kurbanı oldum. Amacım bu sahtekarlığı ortaya çıkarmak ve binlerce kişi mağdur olmasın. İnsanlar kolay para kazanmaya alışmışlar. Facebook’tan denk geldi. Pantolon almaya yeltendim, kapıda ödeme dedim. İstediğimiz ürünle çok çok farklı ürün geldi. Hamile pantolonu ve içlik geldi. Dağ ve ava giderken kullanmak için sipariş vermiştim. 849 TL ödeme taptım. Avcılar Taşocağı’ndan bir kargodan gönderi yapmışlar. Ürünler yanlış geldiği için mesaj attım, dönüş olmadı. Sayfada ürün yorumlarına baktım, benim gibi yüzlerce insan mağdur olmuş. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağım. Böyle kolay para kazanma yöntemi yok. İnsanların cebindeki üç kuruşa göz dikmek yok" dedi. M.T., "Sipariş verdiğim setinin adı ’taktik pantolon’du. Ama birçok kez isim değiştirdiğini bu olaydan sonra takip ettim. Reklamı da güzel yapmışlar. Farklı isim ve ara yüz kullanıyorlar. Güvensiz sitelerden alışveriş yapmayın. Bu benim ilk ve son oldu. İyi niyetli insan çok ama kötü insanlar da çok. Alışverişten sonra yorumlara baktım benim gibi birçok kişiye içlik ve hamile pantolonu yollamışlar. Eş dost olursa hediye edeceğim" diye konuştu.
İstanbul Yüksek riskli, şah damarı ve kalp operasyonunu 2. kere atlatan Sürer: “35 yıldır içtiğim sigarayı bıraktım” Yaklaşık bir yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu bypass olup 3 kez de stent takılan 56 yaşındaki Nazım Sürer, bir türlü sağlığına kavuşamadı. Sık sık ataklar geçiren bu yüzden normal hayatına devam edemeyen hastanın tekrar operasyona alınması ise yüksek risk barındırıyordu. Cesaretle ikinci kez bypass olmaya karar veren Sürer, girdiği başarılı operasyonla hayata yeniden tutundu. 35 yıldır sigara içen hasta, “Yaşadığım korku ve zorluklar gibi artık sigarayı da geride bıraktım” dedi. Bir yıl önce geçirdiği kalp krizi sonrası hastaneye kaldırılan 56 yaşındaki Nazım Sürer, bypass operasyonuyla tedavi edilmişti. Tekrar kriz geçiren Sürer’in tıkanan damarları, bu defa da stent takılarak tedavi edildi. Ancak 5-6 ay içinde 3 defa stent takılan hastanın sağlık durumu bir türlü düzelmedi. Sık sık atak geçiren, yürümekte zorlanan hastanın ikinci operasyon olması ise yüksek ölüm risk barındırıyordu. 4 çocuk ve 4 de torun sahibi olan Sürer ve ailesi, umutsuzluğa düşmeden doktor araştırmaya başladı. Biruni Üniversite Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Uğurlucan’a başvuran hastaya süreç anlatıldı. Ardından Sürer riskli olmasına rağmen bypass olmaya karar vererek yeniden sağlığına kavuştu. “Biraz yol yürüdüğümde başım dönüyordu, düşüyordum” Süreci aktaran Sürer, “Bir yıl önce geçirdiğim kalp krizi ile hastaneye gittik. Ardından süreç zorluğum başladı. Şah damarı operasyonu ve bypass olduktan sonra taburcu oldum. Ancak bir ay sonra tekrar kriz geçirdim. Operasyonu olduğum hastaneye gittiğimde kalbimde değişen damarın tekrar tıkandığını söylediler. Tekrar müdahale edilmeye çalışıldı ancak başarılı olunamadı. Başka hastaneye sevk edildim. Orada da damara stent taktılar ancak krizlerim ve ataklarım bitmedi. Ağrılarım kesilmedi. Ardından doktor araştırmaya başladık. Murat hocaya geldim ve yaşadıklarımı anlattım. O da bana süreci tek tek aktardı. Kesin çözümün bypass ameliyatı ile olacağını söyledi. Bypassa karar verdiğimizi söyledik. Ameliyatımı oldum ve çok şükür sağlıklı şekilde hastaneden çıktım” dedi. Süreç boyunca yaşadığı sıkıntıları anlatan Sürer, “Sürekli göğüs ağrım, ataklarım vardı. Baygınlık geçiriyordum. Biraz yol yürüdüğümde başım dönüyordu, düşüyordum. Kendimi kaybediyordum. Birdenbire vücudumdaki bütün fonksiyonlar duruyordu. Yani normal hayatıma devam edemiyordum” şeklinde konuştu. “Yoğun bakım ekibiyle halı saha maçı yapacağız” “Doktorlar ikinci operasyon için yüzde 50’nin üstünde risk olduğunu söyledi” diyen Sürer, sözlerine şöyle devam etti: “Çok umutsuzluğa düştüğüm oldu. Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum. Ameliyat olalı 15 gün oldu. Ama onun rahatlığı bile bende var. Nefesimde, yürürken, yatıp kalkarken, yiyip içerken bunun farkını anlayabiliyorum. Hastalığım olmadan önce ben çok fazla yürüyüş yapardım. Yürümeyi çok severim, çok da özledim. Normalde günlük 5-6 kilometre yol yürürdüm. Artık bol bol yürüyeceğim. Burada da yoğun bakım ekibiyle sözleştik, halı saha maçı yapacağız. İyileşeyim, yaralarım iyi olsun, Murat hocam da müsaade ettiğinde hemen halı sahadayım. Yaklaşık 35 yıldır sigara içiyordum. İlk tedavi aşamamda stent olduğum zamanlarda da içmiştim. Ama artık bıraktım. Çocuklarıma ve eşime söz verdim” açıklaması yaptı. “Hasta, bir haftada taburcu oldu” Prof. Dr. Murat Uğurlucan, “Nazım Bey bize geldiğinde hem şah damarlarından operasyon geçirmiş hem de kalp damarlarına bypass yapılmıştı. Maalesef bunlara rağmen kalp damarı, yaklaşık 5-6 ay sonra tıkanmış. Bu süreç içerisinde de 3 kere stent takma işlemi yapılmış. Ancak stentlerde de darlık olmuştu. Hasta bu yüzden endişeliydi, korkuyordu. Bir yıl sonra bize geldi. Bize geldiğinde ameliyat olduğu şah damarında çok ciddi darlık vardı. Stentleri de daralmıştı. Yapılacak tedavi seçenekleri arasında ise yeniden stentleme ya da bypass vardı. Bunların hepsini kendisiyle konuştuk. Ameliyatı tercih etti. Biz de Nazım Beye tekrar şah damar ve bypass ameliyatı yaptık. Süreç sorunsuz geçti, hasta bir hafta içinde taburcu oldu. Şimdi ise gayet sağlıklı, kontrollerine geliyor” açıklaması yaptı. “Stentlerin üstü üste tıkanma nedeni ‘sigara’” Hastaya takılan stentlerin üst üste tıkanmasının nedenlerini anlatan Prof. Dr. Uğurlucan, “Nazım Bey kendine iyi bakmamıştı. Hem ameliyattan önce hem de sonra sigara içmeye devam etti. Neyse ki şimdi içmiyor. Sigara, bu hastalıkta çok büyük risk faktörüdür. Bu tür ameliyatlardan sonra yiyip içtiklerinize dikkat etmeniz gerekir. Spor yapılmalı ve sigaradan uzak durulmalıdır. İlaçlar düzenli kullanılmalıdır. Nazım Bey bunları biraz aksattı” şeklinde konuştu. Tedavi süreci aşamalı şekilde yapıldı Kalp operasyonları zaten risklidir. Ancak ikinci ya da üçüncü operasyonlar daha da yüksek riskler bulundurur. İkinci ameliyatlar ilkinden daha risklidir. Ancak imkânsız değildir. Tedavi sürecimizi ise aşamalı yaptık. Önce şah damarındaki darlığı tedavi ettik. Şah damarındaki darlıkları, hastanemizde hastaları uyutmadan lokal anesteziyle yapıyoruz. Bu sayede hastaların bilişsel durumlarını, nörolojik hareketlerini takip edebiliyoruz. Herhangi bir problemle karşılaşmadık. Bu işlemi bitirdikten sonra göğüs ağrıları devam ettiği için yaklaşık iki gün sonra bu sefer kalp ameliyatına aldık. Kalp ameliyatında da göğsünü yeniden açtık. Gerekli damarlarına bypasslarını yaptık” dedi. “İkinci operasyonlarda dokular yapışık olduğu için kalp yaralanmaları olabilir” İkinci kalp ameliyatlarındaki riskleri sıralayan Prof. Dr. Uğurlucan şunları söyledi: “İkinci açılışlarda dokular çok yapışık olabiliyor. Bu zaten vücudun bir iyileşme sürecidir. İyileşirken vücut, o dokuları sınırlamak için yapışıklıklar yapıyor ve eski haline getirmeye çalışıyor. Ancak bu mümkün olmuyor. O yüzden ikinci açılışlarda her zaman ameliyatın travmasına bağlı olarak damar yaralanmaları, kalp yaralanmaları olabilir. Esas risk budur.” “Altın standart tedavi: Hastaların ameliyat edilmesidir” Stent taktırmak yerine bypass olmanın öneminden de bahseden Prof. Dr. Uğurlucan, “Kalp ve damar hastalıklarında özellikle şah damar hastalıklarında altın standart tedavi, hastaların ameliyat edilmesidir. Aynı şekilde kalp ameliyatlarında da hala teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin bypass ameliyatları güncelliğini ve güvenilirliğini korumakta. Stentler bypasslar gibi uzun ömürlü olmayabiliyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Erzurum Büyükşehir’den yeni bir çevre ve tarım yatırımı daha Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin 3. Tarım Makinaları Parkı ve Katı Atık Transfer Araçları’nın açılışı düzenlenen törenle yapıldı. Erzurum Miting, Etkinlik ve Gösteri Alanı’nda gerçekleştirilen törende tarımsal üretim ve çevre hizmetlerinde kullanılmak üzere alınan araçlar kamuoyuna tanıtıldı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç, törende yaptığı konuşmada, “Bu dev filo; Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sekmen tarafından verilen talimat üzerine halkımızın hizmetine sunulmak için diğer kurum ve kuruluşlarla beraber yapmış olduğumuz çalışmaların bir eseridir. Mehmet Sekmen Başkanımız sağ olsunlar bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmadı ve daima bize omuz verdi. Sayın Başkanımıza minnettarız” dedi. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı da, “Şehrimize, ilçelerimize ve mahallelerimize yapacağımız hizmetin hem kalitesini arttırmak hem de kapasitesini yükseltmek adına sürekli makine parkımızı büyütmeye devam ediyoruz. Bu araçlarımız ilçelerin bütün çöpünü şehir merkezindeki katı atık depolama alanımıza transfer edecek. Burada iki şey kazanıyoruz; bir tanesi ilçelerimizde vahşi depolanan katı atıkların çevreye vermiş olduğu zararı tamamen minimuma indiriyoruz hem de katı atıkları ekonomiye kazandırıyoruz” diye konuştu. MHP Erzurum İl Başkanvekili Cihan Aksakal da, “Tarım ve hayvancılık şehri Erzurum’da belediyelerimiz aracılığıyla yapılan çalışmalara hepimiz şahitlik ediyoruz. Cumhur İttifakı olarak Erzurum için en iyisini arzuluyor ve gerçekleşmesi adına istişareler yürütüyoruz. Bugün burada Büyükşehir Belediyemizin gerçekleştirdiği değerli yatırımın geleceğimiz için ne denli kıymetli olduğunun da farkındayız” kaydını düştü. AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da, “Evet AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak eser siyasetinin bir açılışını daha yapmaktayız. Bu anlamda ben de tarım makinalarımızın ve katı atık transfer araçlarımızın şehrimize, ilçemize ve insanımıza hayırlı ve bereketli işler yapmasını canı gönülden temenni ediyorum. Ben bu anlamda başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere tüm ekibini bir kez daha tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum” şeklinde konuştu. “Tarım ve hayvancılık sektöründeki yatırımlarımızla da zirvedeyiz” Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de, “Tarımsal üretimin nitelik kazanması ve katma değer üretimine imkân sağlaması için özel yol ve yöntemlere ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak 10 yılda çok büyük işlere imza attık” dedi. “Kurumsal olarak hepimizin ortak bir hedefi var ve bu hedef ilimizde, bölgemizde ve ülkemizde tarımsal üretimi çeşitlendirmek, tarıma dayalı sanayi ve hayvancılık faaliyetlerine hız vererek ülke ekonomisi için fayda üretmektir” diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: “Yerel yönetimler olarak bizler de üzerimize düşeni fazlasıyla yapmaktayız ve yapmaya da devam ediyoruz. Sırf üreticimizin maliyetlerini azaltabilmek ve üretim sürecinde aktif rol alabilmek için belediyemiz bünyesinde yıllar önce tarım araçları filosunu kurduk Ve bugün Tarım Makinaları Parkı’mızın üçüncü etabını açıyoruz. Biz çiftçimizle birlikte hasat kaldırdık, iş makinelerimizi üreticilerimizin emrine tahsis ettik Onlara hem zamandan, hem işgücünden ve hem de maliyetten kazandırdık Yanı sıra hayvancılığa yönelik atılım ve yatırımlarımız da oldu Türkiye’de bir rekora imza attık ve sayıları 700’ü aşan göletler oluşturduk; hayvancılık yapan üreticilerimizin istifadesine sunduk İlçelere hayvan pazarları kurduk, Avrupa’nın en büyük Canlı Hayvan Borsası’nı da yine Erzurum’da inşa ettik İnşallah seracılığa, organik tarıma ve yem bitkisi üretimine yönelik teşvik edici adımlar da atacağız Çünkü Türkiye’nin doğusu ile batısı arasındaki iklim ve tarımsal üretim çeşitliliği neyse, Erzurum’un kuzeyi ile güneyi arasındaki çeşitlilik ve zenginlik de aynı Dolayısıyla Erzurum özelinde oluşturacağımız bir planlamayla her ilçemizi sahip olduğu kendi değerleri ve potansiyelleri üzerinden değerlendireceğiz” “Amacımız; daha temiz bir çevre oluşturmak” Başkan Mehmet Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bakınız yeni filomuzla birlikte İlimiz genelinde, çevre ilçelerimizdeki vahşi depolama ile oluşan çevre kirliliğinin de önüne geçilmesi ve düzenli depolama sahamızda planlanan entegre yönetim planının kapasitesinin artırılması amacıyla 12 adet Katı Atık Transfer İstasyonu için 12 Transfer Aracı satın aldık. Transfer araçlarımız ile ilçelerimizde kurulan ve kurulum çalışmaları devam eden katı atık transfer istasyonlarına İlçe Belediyeleri marifetiyle toplanarak gelen en az 8 ile12 kamyon çöpün, düzenli depolama sahamıza bir seferde çok daha ekonomik ve işlevsel olarak naklini sağlayacağız. 3. Etap Tarım Makinaları Parkı’mıza yeni araç daha dâhil ederek toplam filomuzu 77 araca çıkardık. Bakınız bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum. 2019-2023 yılları arasında ilçelerimiz ve 497 mahallemizde 908 üreticimizin 15 bin 585 dekarlık alanını Tarım Makinaları Parkımızla işledik. Rabbim; bu aziz şehre daha güzel hizmetleri yapmamızı nasip eylesin.” Konuşmaların ardından dualar eşliğinde açılış yapıldı, ardından makine parkı davetliler tarafından gezildi.
Çanakkale Eski eşini bıçakladı, haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdi Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde eski eşi Elif Gedik’i (35) bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’a ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan verilen 15 yıl hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. 10 sayfalık gerekçeli kararda, “Sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi. Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde 2 çocuğu ile birlikte yaşayan Elif Gedik, iddiaya göre şiddet ve baskı nedeniyle 2019 yılında eski eşi Halil Karabıyık’tan boşandı. Feribot ile adaya gelen Halil Karabıyık, eski eşinin çalıştığı plaj malzemeleri satan iş yerine giderek, bıçakla saldırdı. Kalçasından ve karnından aldığı 2 bıçak darbesiyle yaralanan kadın çalıştığı iş yerinin karşısındaki markete kaçtı. Yaralı kadını market çalışanları ve müşteriler kurtardı. Market sahibi saldırganın elinden zorla bıçağı aldı. Kalçasından ve karnından bıçakla yaralanan Elif Gedik’e saldırı anı güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Yaşanan saldırı sonrası polis tarafından gözaltına alınan Halil Karabıyık, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Ezine Adliyesinde çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara savcılık tarafından itiraz edildi. Savcılığın itirazı üzerine Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Halil Karabıyık tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eski eşi Elif Gedik’i bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’la ilgili iddianame tamamlandı. Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşma 14 Mart’ta başladı. Savcı tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarında yargılanmasını talep etti. Davanın 14 Mayıs’ta karar duruşması görüldü. Duruşmaya sanık Halil Karabıyık, müşteki Elif Gedik, taraf avukatları katıldı. Mahkeme tutuklu sanık Halil Karabıyık’a karar duruşmasında ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan 15 yıl hapis cezası verdi. 10 sayfalık gerekçeli karar açıklandı Davaya ilişkin 10 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Kararda, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Bölümü tarafından düzenlenen 28 Eylül 2023 tarihli adli tıp raporundan da her 2 yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum yaşattığı ve etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Katılanın sanık tarafından bıçaklanması esnasında katılanın hala kaçmaya çalışması, markette bulunan vatandaşlar tarafından sanığın tutulduğu, sanığın markette bulunan kişilerin engellemesi sonucu eylemine kendiliğinden son verdiği kaydedildi. Olayda kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, katılandaki darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıdığı, sanığın fiiline kendiliğinden değil tanıkların araya girip engellemesiyle son vermesi, olay sonrası sanığın katılana yönelik davranışları göz önüne alındığında sanığın kastının yaralama değil öldürmeye teşebbüs olduğu kararda yer buldu. Sanık haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirmiş Gerekçeli kararda sanık Halil Karabıyık’ın olay günü Elif Gedik’in kendisine hakaret ettiği ve tükürdüğü gerekçesiyle eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanığın savunması doğrultusunda olaydan bir gün önceki tartışma ile olay günü yaşanan tartışma esnasında sanığın yanında bulunan B.G.’nin tanık olarak mahkememizdeki beyanlarında, sanık ile katılanın telefonda konuştuğunu, tartıştığını telefonu kapattığını, ardından kendisinin telefonundan katılan ve katılanın yanındaki erkek şahısla görüntülü arama gerçekleştirildiğini, bu konuşama da katılanın yanındaki erkek şahsın sanığa ’artık eşinin yeni kocası benim’ gibi şeyler söylediğini ardından sanığın kızını görmek üzere Bozcaada’ya gittiklerini, sanık ile katılanın burada tartıştığını, katılanın sanığın yüzüne tükürdüğünü ve ona küfür hakaret ettiğini duyduğunu beyan etse de soruşturma aşamasındaki beyanlarında ise Bozcaada’da sanık ile katılanın konuşması sırasında bir kargaşa olduğunu, kargaşa anına kadar sanık ile katılan arasında herhangi bir kötü, söz, şiddet görmediğini beyan ettiği tespit edilmiş olup tanık B.G.’nin sanık ile yakın arkadaş oldukları, beyanlarının değişkenlik gösterdiğinin tespit edildiği, yine sanığın da soruşturma aşamasındaki beyanlarında katılanın yüzüne tükürdüğü ve kendisine hakaret ettiğine dair olaylardan bahsetmediğinin tespit edildiği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.
Çanakkale Roma dönemine ait 2 bin yıllık sikke buldu, müzenin en küçük eser bağışçısı oldu Çanakkale merkeze bağlı Çıplak köyünde evinin bahçesinde Roma dönemine ait 2 bin yıllık Alexandria Troas Antik Kenti şehir sikkesi bulan 10 yaşındaki Onur Özcan Çimen, bulduğu sikkeyi Arkeolog Hazal Fırat aracılığıyla, Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük’e teslim etti. Onur Özcan Çimen bağışladığı sikke ile Troya Müzesinin ve Türkiye’nin en küçük eser bağışçısı oldu. 90 yıl önce arazide bulduğu Roma dönemine ait mezar stelini 1934 yılında Çanakkale Müzesi’ne bağışlayan 1923 doğumlu o dönem 11 yaşındaki Necdet ise yenilenen kayıtlarla ilk bağışçı olarak kayda geçti. Çanakkale’de 5 bin 600 yıllık geçmişe ışık tutan Troya Ören Yeri girişine, yaklaşık 70 milyon TL harcanarak yapılan 12 bin 750 metrekare kapalı alana sahip Troya Müzesi’nde 2 bin eser sergileniyor. Müze; 18 Mart 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Troya Müzesi, ziyarete açıldıktan hemen sonra mimarisi ve içerisinde sergilenen eserler ile tüm dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. Merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde 151 yılı aşkın süredir kazılan Troya Ören Yeri’nin girişinde ziyaretçileri karşılayan Troya Müzesi, 2020’de Avrupa Yılın Müzesi Özel Takdir Ödülü, 2020 ve 2021’de Avrupa Müze Akademisi Özel Ödülü, 2020’de Attraction Star Awards Ödülleri’nde yılın “En Başarılı Müzesi Ödülü’, 2020’de Tripadvisor.com tarafından ‘Traveller Choice Awards Ödülleri’ çerçevesinde iki yıl üst üste ‘Travaller Choice’ (gezgin seçimi) ödüllerini alan Troya Müzesi sosyal sorumluluk projeleriyle çocuklara kültürel miras bilincini aşılamaya devam ediyor. Bu çerçevede Troya Müzesi’nin ikinci eğitim projesi olan ve gezici bavul müze olma özelliğine sahip Sınıf Arkadaşım Homeros Projesi’yle okullarda öğrencilere Troya anlatılıyor. Evinin bahçesinde Roma dönemine ait 2 bin yıllık sikke buldu, müzeye bağışladı Çıplak köyünde yaşayan Onur Özcan Çimen, evinin bahçesinde bisikletiyle geçerken, yerde parıldayan bir cisim gördü. Eline aldığı cismin eski döneme ait para olduğunu tahmin etti. Ailesine bildirdi. Ardından okullarında Sınıf Arkadaşım Homeros Projesi’yle Troya’yı anlatan Troya Müzesinde görevli Arkeolog Hazal Fırat ile temasa geçti. 6 Mayıs günü Troya kentinde düzenlenen Hıdırellez şenliğine katılan Onur Özcan Çimen, evinin bahçesinde bulduğu Roma dönemine ait sikkeyi Müze Müdürü Rıdvan Gölcük’e göstererek, müzeye bağışlamak istediğini söyledi. Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, Onur ve ailesini müzeye davet etti. Müzede yapılan incelemede paranın Roma dönemine ait 2 bin yıllık Alexandria Troas Antik Kenti şehir sikkesi olduğu tespit edildi. Sikkenin ön yüzünde imparator Commudus büstü arka yüzünde ise kaide üzerinde Apollon Smintheus betimi yer alıyor. 10 yaşındaki Onur Özcan Çimen, bulduğu sikkeyi Arkeolog Hazal Fırat aracılığıyla, Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük’e teslim ederek, müzeye bağışladı. Onur Özcan Çimen bağışladığı sikke ile Troya MüzesiNnin ve Türkiye’nin en küçük eser bağışçısı oldu. 90 yıl önce arazide bulduğu Roma dönemine ait mezar stelinin 1934 yılında Çanakkale Müzesi’ne bağışlayan 1923 doğumlu 11 yaşındaki Necdet ise ilk bağışçı oldu. Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, Arkeologlar Hazal Fırat ve Yunus Özdemir ile Onur ve ailesiyle Troya Müzesinde bir araya geldi. Müdür Rıdvan Gölcük, kültürel miras bilincine çok erken yaşta kavuşan ve evinin bahçesinde bulduğu sikkeyi Müze’ye bağışlayan Onur’a teşekkür etti. Çıplak köyünde Roma dönemine ait sikkeyi bulan Onur Özcan Çimen, “Çıplak köyünde bahçede yerde bir parıltı gördüm. Elime aldığımda eski para olduğunu anladım. Tevfikiye köyünde düzenlenen Hıdırellez’e gidene kadar bekledim. Sonra müzede görevli olan Arkeolog Hazal Fırat’a teslim ettim. Beni Müze Müdürü Rıdvan Gölcük’e yönlendirdiler. Beni müzeye davet ettiler. En küçük eser bağışçısı olarak adımı tarihe yazdırdım” 6 Mayıs günü kutlanan Hıdırellez de Onur’la tanıştığını belirten Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, “Onur yanımıza geldi. Avucunu yumruk yapmış. Eski bir para bulduğunu ve parayı kendilerine teslim etmesi gerektiğini söyledi. Bizimle bu konuyu paylaştı. Roma dönemine ait bir sikkeyi teslim aldık. Onur’u daha sonra ailesiyle beraber müzeye davet ettik. Onur bulduğu Roma Dönemine ait sikkeyi, Troya Müzesine bağışladı. Onur 10 yaşında ve geçmişte Troya Müzesinde 1934 yılında müzeye eser bağışlayan Necdet’e ait küçük bir sergi yapmıştık. Necdet bu bağışı yaptığında 11 yaşındaydı. Yaklaşık 90 yıl sonra Çıplak köylü Onur 10 yaşında Türkiye’nin en küçük eser bağışçısı oldu. Bizleri çok mutlu etti. Onur’la sohbet ederken, eski bir para olduğunu nasıl anladın, müzeye getirmen gerektiğini nereden biliyorsun diye sordum. Müzenin yaptığı ‘Homeros Sınıf Arkadaşım’ projesinde Arkeologlar Hazal Fırat ve Yunus Özdemir’in Onur’un okuduğu okula, sınıfa gitmiş. Orada beraber eğitimler yapmışlar. Onur daha sonra müzede çocuklar müzeyi ele geçirdiği etkinliğe gelmiş ve kültürel miras bilincine çok erken yaşta kavuşmuş bir çocuk olarak bu harika keşfini bizimle paylaştı ve belki de Türkiye’nin en küçük eser bağışçısı oldu” diye konuştu.