KÜLTÜR SANAT - 08 Şubat 2026 Pazar 09:22

Öğrenciler Anavarza’da zeybek oynadı

A
A
A
Öğrenciler Anavarza’da zeybek oynadı

Adanalı öğrenciler, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Anavarza Antik Kenti’nde Türk ve Azerbaycan bayraklarını açarak zeybek oynadı. Anavarza Kalesi eteklerinde ve ilçedeki tarihi mekânlarda sergilenen gösterilerle gençler, öz kültür ile tarihi bir araya getirerek geleceğe iz bırakmak istediklerini ifade etti.


İmamoğlu Cumhuriyet Ortaokulu öğrencilerinden oluşan "Cumhuriyetin Efeleri" grubu, Kozan’ın tarihi mekânlarında gerçekleştirdikleri zeybek gösterileriyle tarih ve kültürü buluşturdu. Genç efeler, asırlık kalelerden, tarihi camilere kadar Adana’nın kültürel mirasını zeybek kültürüyle harmanladı.


Zeybek ekibi, Kozan Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen "Kültür Turu" kapsamında ilk olarak Kozan’ın simge yapılarından Tarihi Hurmalı Konak’ta gösteri sundu. Ardından 6 asırlık Hoşkadem Camii ile Şehit Kaymakam Saimbey kabrini ziyaret eden öğrenciler, dua etti.


Gençler daha sonra, Efes’in yaklaşık yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Anavarza Antik Kenti’nde, dünyanın ilk duble yolu olarak bilinen alanda Türk ve Azerbaycan bayraklarını açarak zeybek oynadı. Binlerce yıllık sütunlar ve surlar arasında sergilenen gösteri, geçmiş ile günümüz arasında kültürel bir köprü oluşturdu.


Öğrencilerden Gani Obuz, "Türk kültürünü ve tarihimizi gelecek nesillere aktarmak için zeybek oynadık" dedi.


Miraç Gündüz ise, "Tarihimizi ve kültürümüzü bir araya getirmek için öz kültürümüz olan zeybeği oynamak üzere Kozan’a geldik" diye konuştu.


Halk oyunları öğretmeni Mücahit Atasoy da halk oyunlarıyla bölgenin tarihi ve kültürel değerlerini tanıtmayı ve geleceğe iz bırakmayı amaçladıklarını belirterek, "Anavarza gibi tarihi bir mekânda kendi kültürümüzü temsil ettik. Bu imkânı sağlayan Kozan Belediye Başkanımız Mustafa Atlı’ya ve okul müdürümüz İsmail Şenyuva’ya teşekkür ediyorum" dedi.



Başkan Atlı’dan gençlere davet


Etkinlik sonrası öğrencilerle bir araya gelen Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, sergilenen performansı takdir ederek, "Yaptığınız bu çalışmalar kültürümüzü yaşatmak adına çok kıymetli. Sizleri gönülden tebrik ediyorum. Bir sonraki gösteride Kozan Kalesi’nde birlikte oynayalım" diye konuştu.



Öğrenciler Anavarza’da zeybek oynadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan aksakallılar, geçmiş günleri yâd ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık" Kırgız aksakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyükelçiliğe çağırmış. Büyükelçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyükelçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. ’Siz Türkiye’ye mi Amerika’ya mı gideceksiniz’ diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız Türkiye’ye gidelim. Müslümanız, Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimize böyle haber verdik. Türkiye’yi kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Allah razı olsun. Karagündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız aksakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgız memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Buraya geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Sakarya Kış sofralarının renkli lezzeti turşu vatandaştan yoğun ilgi görüyor Sakarya’da kış aylarında sofraların aranan lezzetlerinden olan turşunun hem kendisi hem de suyu yoğun ilgi görüyor. Kış mevsiminin etkisiyle tezgahlarda çeşitliliği artan ve sofraların vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan turşu, hem yemeklerin yanında hem de suyuyla vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Kentte kilogram fiyatları 250 ile 350 lira arasında değişen turşularda en çok salatalık, pancar ve kırmızı lahana çeşitleri tercih ediliyor. "Kırmızı lahana bu sene çok meşhur oldu" Turşu satıcısı Burak Dener, turşu kurulumunun genellikle sirkeyle yapıldığını, bunun ürünün ömrünü uzattığını ve koruyuculuğu artırdığını belirtti. Turşunun sıcağı sevmediğini ve soğuk ortamda muhafaza edilmesi gerektiğini ifade eden Dener, ev yapımı turşuların ortalama 30 ila 45 gün arasında yemeğe hazır hale geldiğini kaydetti. Bu dönemde kırmızı lahananın çok satıldığını dile getiren Dener, "Turşu satışlarımız sonbahara girerken eylül ayı itibaren başlıyor. Kışı dolu dolu geçirirken yaz aylarında satışlar biraz daha düşer, sıcaklarda turşu için susattığını ve tuzlu geldiğini söylerler. Eskiden insanların hacca giderken yanlarında turşu götürdükleri söylenir, vücudun sıcakta tuz kaybetmesinden dolayı bu ihtiyacı turşuyla karşıladıklarını söylerler" dedi. "Sıcak görmediği sürece bu mayalanmada sakınca yoktur" Turşunun üzerinde bekledikten sonra oluşan beyaz tabakaya ilişkin de bilgi veren Dener, ’barlama’ denilen bu durumun mayalanma olduğunu ifade ederek, "Evde annelerimizin yaptığı turşularda da bu görülür. Sıcak görmediği sürece bu mayalanma da sakınca yoktur, üzerinden alınarak temizlenebilir. Sıcak gördüğü taktirde kurtlanmaya kadar gider ve turşu bozularak yumuşar" diye konuştu. Müşterilerden Kasım Kocabay ise çocukluğundan beri her çeşit turşuyu severek tükettiğini ve yemeklerin yanında mutlaka bulundurduğunu ifade ederek, "Her turşudan kilo kilo alıyorum, ayırt etmiyorum. Çocukluğumdan beri hepsini severek tüketirim" şeklinde konuştu.
Şırnak Güçlükonak’ta öğretmenlere sıcak karşılama Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde eğitime verilen önemi ortaya koyan anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi. İlçeye yeni atanan öğretmenler onuruna düzenlenen kahvaltı programı, devlet-eğitim iş birliğinin güçlü bir yansıması olurken, eğitime yönelik kararlılığın da açık mesajını verdi. Güçlükonak Kaymakamı Semih Memiş’in ev sahipliğinde düzenlenen programda, ilçede göreve başlayan öğretmenler protokol üyeleri tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Samimi ve içten bir atmosferde gerçekleşen buluşma, yeni eğitim dönemine güçlü bir başlangıç olarak değerlendirildi. Eğitim paydaşlarının bir araya geldiği programda, ilçede eğitimin niteliğini artırmaya yönelik ortak hedefler ön plana çıktı. Kahvaltı programında öğretmenlerle birebir ilgilenen Kaymakam Semih Memiş, öğretmenliğin bir meslekten öte, toplumu şekillendiren kutsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Memiş, Güçlükonak’ta eğitimi güçlendirmek adına tüm kurumların öğretmenlerin yanında olduğunu ifade ederek, yeni görevlerine başlayan öğretmenlere başarılar diledi. Programda, öğretmenlerin ilçeye uyum sürecinin kolaylaştırılması, eğitim ortamlarının geliştirilmesi ve kurumsal iş birliğinin artırılması konularında kararlılık mesajları verildi. Eğitimin, ilçenin geleceği açısından en öncelikli alanlardan biri olduğu vurgulandı. Göreve yeni başlayan öğretmenler ise kendilerine gösterilen ilgi ve destekten duydukları memnuniyeti dile getirerek, Güçlükonak’ta başarılı, verimli ve örnek bir eğitim dönemi geçirmek için büyük bir motivasyonla göreve başladıklarını ifade etti. Güçlükonak’ta düzenlenen bu buluşma, ilçede eğitimin sadece bir hizmet alanı değil, ortak bir gelecek yatırımı olarak görüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Programa Kaymakam Memiş’in yanı sıra Güçlükonak Belediye Başkanı Selahattin Aktuğ, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ahmet Aktuğ, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yunus Babayiğit, İlçe Emniyet Amiri Kudret Yaman ile birlikte çok sayıda kurum amiri katıldı.