POLİTİKA - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 09:34

Prof. Dr. Beriş: "(PKK’nın feshi) Türkiye kendine has yeni bir model ortaya koydu"

A
A
A

 Siyaset Bilimci Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş, terörle mücadele konusunda dünyada farklı yöntemler olduğunun altını çizerek, "PKK'nın faaliyetini sonlandırmasında Türkiye tamamen özgün ve kendine has yeni bir model ortaya koydu" dedi.

Terör örgütü PKK, 5-7 Mayıs tarihlerindeki kongresinin ardından kendini feshettiğini açıklayarak silahlı mücadeleye de son verdiğini ilan etti. PKK'nın silah bırakmasının ardından 'Terörsüz Türkiye' için büyük bir adım atılmış olduğu belirtildi. Siyaset Bilimci Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş ise terör örgütü PKK'nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin İhlas Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.

"PKK'nın silah bırakmaktan başka çaresi kalmamıştı"

PKK'nın çok kritik bir açıklama yaptığını kaydeden Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş, "Bu süreç, Türkiye'yi derinden etkileyecek. Türkiye, çok uzun süredir terörle mücadele konusunda etkin yöntemler uyguluyor. Terör örgütünün hem kırsal alanda hem de şehir içi yapılanmasında hareket kabiliyeti daraltıldı. PKK'nın bu noktadan sonra silah bırakmaktan başka çaresi kalmamıştı. Kırsal alanlarda İHA ve SİHA gibi araçların kullanılmasıyla PKK terör örgütü artık eylem yapamaz hale geldi ve bu potansiyeli ortadan kalktı. Yeni şehir yapılanması üzerinde sürdürülen takibat ve operasyonlar aracılığıyla örgüt artık eylem yapamıyor, ayrıca yeni militan kazandıramaz hale geldi. Örgütün insan gücü kaynakları da kurutulmuş oldu. Bu noktada örgütün tek dayandığı unsur, Suriye'de ortaya çıkan PYD ve YPG yapılanmasıydı. PKK, Irak'ta ve Türkiye'deki aktif gücünü Suriye'ye kaydırarak özerk bir bölge inşa etmek istedi. Militanlarını bu bölgede mobilize ve motive etmek istedi. Ancak diğer taraftan, Suriye'deki son gelişmeler PKK'nın elini kolunu bağladı. Türkiye, çok uzun zamandır terör konusunda aktif bir mücadele yöntemi uyguluyor. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde hem güvenlik hem de demokratikleşme bakımından ve terör kaynaklarının kurutulması açısından çok etkili bir takım tedbirler hayata geçirildi" diye konuştu.

"Türkiye kendine has yeni bir model ortaya koydu"

Terörle mücadele konusunda dünyada farklı yöntemler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Beriş, "Bunlardan biri, devletler ve terör örgütleri arasında müzakere ve pazarlıkların yürütülmesidir. Türkiye bu yönteme başvurmadı; hiçbir şekilde müzakere ve pazarlık içermiyor. Devlet Bahçeli, silahların bırakılması yönünde bir çağrı yaptı. Devletin de bu açıklamaları desteklemesi sonrasında PKK bir bakıma silah bırakmak zorunda kaldı. Başka bir yöntem de terör örgütüyle tamamen şiddet ve zor kullanarak mücadele edilmesidir. Türkiye bu yönteme de başvurmadı. Türkiye, terör örgütlerinin faaliyetlerinin sonlandırılmasında tamamen özgün ve kendine has yeni bir model ortaya koydu. Son dönemde uluslararası arenada Türkiye'nin etkinliği giderek artıyor. Türkiye Afrika, Asya'nın belli bölgeleri, Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve hatta Güney Amerika gibi pek çok yerde sözü daha fazla dinlenilen, daha itibarlı bir devlet haline geliyor. Dünyada en fazla dış temsilciliğe sahip ülkelerden birisi Türkiye'dir. Türkiye, bir taraftan diplomatik temaslar ve çeşitli faaliyetler aracılığıyla etki ve nüfuz alanını genişletiyor; diğer taraftan da savunma alanında kazandığı başarılar ve yeni teknolojik hamlelere girişmesiyle güç ve etki alanı meydana getiriyor" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin önünün daha da açılacağını öngörebiliyoruz"

Terörün bu zamana kadar Türkiye'nin ayak bağlarından birisi olduğunu anlatan Beriş, daha sonra şunları söyledi:

"PKK'da diğer terör örgütleri gibi adeta bir vesayet aracı olarak kullanıldı. PKK, birçok devlet tarafından Türkiye'nin önünde engel teşkil etmek için kullanıldı. Ama diğer taraftan baktığınızda, PKK'nın sonlanmasıyla birlikte Türkiye'nin önünün daha da açılacağını öngörebiliyoruz. Bizim gördüğümüzü diğer devletler de fark ediyor. Türkiye artık eski Türkiye değil. Dolayısıyla dengeler söz konusu olduğunda ya da Türkiye ile ilişkiler göz önüne alındığında bu faktörün dikkate alınması bir zorunluluk haline geliyor."

"Doğu Anadolu'nun turist ve ziyaretçi sayısı artacaktır"

Doğu Anadolu'nun Türkiye'nin en güzel bölgelerinden birisi olduğuna da vurgu yapan Beriş, PKK'nın silah bırakmasıyla birlikte turist ve ziyaretçi sayısının artacağına değinerek, "Doğu Anadolu'nun belki bugüne kadar yeterince kıymeti bilinemedi ve çok fazla tanıtımı yapılamadı. Terörün tamamen sonlanmasıyla birlikte turist ve ziyaretçi sayısı artacaktır. Zaten son 10 yıldır terör örgütünün eylem gücü ve kapasitesinin azalmasıyla birlikte bu bölgede turist çekimi ortaya çıkmaya başladı. Bundan sonra örgütün tamamen feshedilmesiyle birlikte turist sayısının artacağını ve bölge ekonomisinin canlanacağını kolaylıkla tahmin edebiliriz" diyerek sözlerini tamamladı.

Elif Ayşenur İşledici - Serkan Çetinkaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.