SAĞLIK - 15 Nisan 2026 Çarşamba 08:52

Prof. Dr. Solmaz : "Akıllı ilaçlarla hematolojide yeni bir çağ başladı"

A
A
A
Prof. Dr. Solmaz : "Akıllı ilaçlarla hematolojide yeni bir çağ başladı"

Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, son 15-20 yılda kan hastalıkları tedavisinde yeni bir çağın başladığını belirterek, "Akıllı ilaç çağı, bazı hemotolojik kanserleri korkulan bir son olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir süreç haline getirdi. Bugün birçok hastamız bir hapla normal hayatına devam edebiliyor" dedi.


Tıpta yaşanan gelişmelerle birlikte akıllı ilaçların ortaya çıkması yeni bir çağı başlattı. Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz tıpta yaşanan değişimi anlatarak açıklamalarda bulundu.


"Artık yaşam kalitesini üstte tutmayı konuşuyoruz"


Prof. Dr. Solmaz, "Bundan sadece 15-20 yıl önce hastalarımızla yaptığımız konuşmaların odağında ne kadar vaktimiz kaldığı ve kemoterapinin ağır yan etkileriyle nasıl başa çıkacağımız yer alırdı. Bugün ise hastalığın nasıl yönetileceğini ve yaşam kalitesini nasıl en üstte tutacağımızı konuşuyoruz" dedi.


"Akıllı ilaçlar sadece kanserli hücreyi hedef alır"


Akıllı ilaçların çalışma prensibini açıklayan Solmaz, "Klasik kemoterapiler fabrikanın tamamını hedef alırken, akıllı ilaçlar sadece bozuk mekanizmayı bulan bir anahtar gibi çalışır. Sağlıklı hücrelere dokunmadan sadece kanserli hücrenin büyüme sinyalini kapatır" ifadelerini kullandı.


Bu yaklaşımın tıpta "hassas tıp" olarak adlandırıldığını belirten Solmaz, tedavide hedefin artık doğrudan hastalığın kaynağı olduğunu vurguladı.


"Eskiden tek şans kemik iliği nakliydi"


Hematolojide artık tek bir hap ile normal yaşantıya devam edildiğini anlatan Prof. Dr. Soner Solmaz, "2000’li yılların başında KML hastalarının tek şansı riskli kemik iliği nakilleriydi. Bugün ise hastalarımız genellikle günde bir hap ile normal yaşamlarına devam edebiliyor. Artık kanser hücrelerinin yüzeyindeki parmak izlerini tanıyoruz. Akıllı ilaçlar bu hücreleri bulur ve bağışıklık sistemine ‘düşman burada’ mesajı verir. Böylece vücut kendi kanserli hücresini kendisi yok etmeye başlar" dedi.


"Akıllı bombalar sadece kanser hücresinde patlıyor"


Lenfoma tedavisindeki yeniliklere değinen Prof. Dr. Solmaz, "Geliştirilen akıllı ilaçlar vücutta dolaşır, kanserli hücreyi bulur ve etkisini sadece o hücrenin içinde gösterir. Ayrıca bispesifik antikorlar ile bağışıklık hücreleri kanser hücresine doğrudan yönlendirilir. Eskiden tüm hızlı bölünen hücreler hedef alınırken, bugün sadece kanserli hücreler hedefleniyor. Yan etkiler belirgin şekilde azaldı, hastalar günlük yaşamlarını sürdürebilir hale geldi" dedi.


"Bu bir ilaç değil, savunma ordusu"


Geçmişle bugünü kıyaslayan Prof. Dr. Solmaz, "Eskiden tüm hızlı bölünen hücreler hedef alınırken, bugün sadece kanserli hücreler hedefleniyor. Yan etkiler belirgin şekilde azaldı, hastalar günlük yaşamlarını sürdürebilir hale geldi. Artık hastanın bağışıklık hücrelerini laboratuvarda eğitiyor, üzerlerine kanseri tanıyan yapılar ekleyerek vücuda geri veriyoruz. Bu bir ilaç değil, vücudun içinde yaşayan bir savunma ordusudur" ifadelerini kullandı.


"Gelecek çok daha umut verici"


Tıptaki gelişmelerin gelecekte daha umut verici olduğunu vurgulayan Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, "Akıllı ilaçlar sayesinde kanser tedavisinde büyük bir devrimin içindeyiz. Eskiden hayal olan tedaviler bugün binlerce hastanın hayatına dokunuyor. Her kanser türü ve her hasta farklıdır. Hangi tedavinin uygun olduğuna yapılan genetik testler sonucunda karar verilir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Motosikleti 40 bin TL etmezken kendisi 285 bin TL ceza yedi Hatay’da gece saatlerinde motosiklet sürdüğü esnada ’dur’ ihtarına uymayarak polislerin kovalamacasının ardında kaza yaparak yaralanan 17 yaşındaki çocuğa, 285 bin TL ceza uygulandı. Yediği cezanın ardından ilk önceliğinin ehliyet almak olacağını ifade eden çocuk, motosikletin fiyatının 40 bin TL olduğunu, yazılan cezanın daha yüksek olduğunu söyledi. Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Özsoğuksu Mahallesi’nde yaşayan 17 yaşındaki Samet Ö., gece yarısı motosikletiyle gezerken motosikletli polis ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayarak kaçtı. Çakarlarının kapalı olduğunu, motosikletlilerin polis olup olmadığını fark etmediğini öne süren Samet Ö., kaza yaparak yaralandı. Polisin ’dur’ ihtarına uymaması üzerine çeşitli maddelerden çocuk sürücüye 285 bin TL ceza uygulandı. Motosiklet ise otoparka çekilerek trafikten men edildi. Samet Ö., yediği cezanın ardından ilk önceliğinin ehliyet almak olacağını ifade etti. "Benim motosikletim zaten 35 bin TL ile 40 bin TL fiyatındayken, yazdıkları ceza acayip fazla oldu" Kullandığı motosikletin fiyatının 40 bin TL olmasıyla yediği cezanın fazla olduğunu söyleyen Samet Ö., "Ben 17 yaşındayım, babamla tır şoförlüğüne yanında gidiyorum. Ceza yediğim gece evden çıktım. Yolda giderken arkamdan iki motosiklet gidiyordu ama çakarları kapalıydı. Bu yüzden polis olduğunu ilk başta anlamadım sonra ben bir sokağa döndüğümde onlar da sokağa döndü. Korktuğum için de o korkuyla ben de kaçtım. Ben kaçınca onlar da arkadan daha çok bastı. Kaçarken 400 metre sonra ben duramadığım için motosikleti zapt edemeyince kaza yaptım. Sonra ambulans gelip beni oradan hastaneye sevk ettiler. Polisler bana her şeyden ceza yazmışlar. Bana ehliyetsizlikten, plakasızlıktan, egzozdan derken 285 bin TL ve motosiklet sahibine 40 bin TL ceza yazdılar. Benim motosikletim zaten 35 ila 40 bin TL fiyatındayken yazdıkları ceza acayip fazla oldu. Benim evimin önündeki aracın parası fiyatı derecesinde. 3 defa ehliyet sınavına girdim ama hep 68 puanda kaldım. Dördüncü sınava ise yetişemedim. Ondan sonra geri girmedim. Bu olaydan sonra ilk önceliğim yaşımı doldurup ehliyet almak olacak. Bir arkadaşımız da 350 bin TL ceza yedi. O arkadaş da benim ceza yediğim günü sabahı beni arayıp, ’Samet kardeşim motosikleti dışarı çıkartma’ dedi. Ben de ondan sonra dışarı çıktım gece yarısında, motosikletle gezerken de polislerin kovalaması sonucunda ceza yedik" ifadelerini kullandı.
Balıkesir Ayvalık Belediyesi’nin resim atölyelerine yoğun ilgi Ayvalık Belediyesi tarafından düzenlenen resim ve kara kalem atölyeleri, çocukların yoğun ilgisiyle karşılanırken ortaya çıkan çalışmalar beğeni topluyor. Sanatla erken yaşta tanışan çocukların üretkenliğini geliştirmeyi amaçlayan atölyeler, hafta sonlarını sabırsızlıkla bekleyen minik sanatçıların ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Ayvalık Belediyesi tarafından Kırlangıç Yaşam Merkezi, Oktay Ekinci Karikatürlü Ev’de düzenlenen resim ve kara kalem atölyeleri, sanatla iç içe bir hafta sonu geçirmek isteyen çocukların buluşma noktası haline geldi. 8-13 yaş grubu başta olmak üzere farklı yaş aralıklarından çocukların katılım gösterdiği kurslar, hem eğitici hem de keyifli içeriğiyle dikkat çekiyor. Resim öğretmeni Aylin Menekşe eğitmenliğinde gerçekleştirilen atölyelerde çocuklar, temel çizim tekniklerinden kara kalem çalışmalarına kadar birçok alanda kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Titizlikle yürütülen eğitim sürecinde çocukların ortaya koyduğu eserler, aileler ve katılımcılar tarafından büyük beğeni topluyor. Yaş gruplarına göre planlanan atölyeler dört ayrı kategoride düzenleniyor. Buna göre 13 yaş ve üzeri katılımcılar 11.00-12.00 saatleri arasında eğitim alırken, 5-8 yaş grubu 12.00-13.00 saatleri arasında atölyeye katılıyor. 9-10 yaş grubu çocuklar için dersler 13.30-14.30 saatleri arasında yapılırken, 11-12 yaş grubuna yönelik çalışmalar ise 15.00-16.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor.
İstanbul Sağlıkta yapay zeka devrimi: Tümörlü dokular milimetrik doğrulukla tespit edilebilecek Tıpta geleneksel tanı yöntemleri, yerini akıllı ve öngörülebilir veri modellerine bırakıyor. Yapay zeka ile biyoinformatiğin stratejik gücüne dikkat çeken Doç. Dr. Nazife Çevik, yeni nesil teknolojiler sayesinde tümörlü dokuların artık milimetrik bir hassasiyetle teşhis edilebildiğini söyledi. Yüksek boyutlu ve heterojen biyolojik verilerin analizinde geleneksel yöntemlerin sınırlarına ulaşıldığını anlatan İstanbul Arel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nazife Çevik, yapay zeka tabanlı yaklaşımların sağlıkta yeni bir soluk olduğunu ifade etti. Özellikle Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılarak gerçekleştirilen tıbbi görüntü analizlerinin hayati bir role sahip olduğunu vurgulayan Çevik, teknolojinin sağladığı somut katkıları şu başlıklarla özetledi: "Hassas Tümör Segmentasyonu: MR ve BT görüntülerinde tümörlü dokuların milimetrik bir doğrulukla tespit edilmesi ve sağlıklı dokudan ayrıştırılması. Erken Teşhis Mekanizmaları: Retina görüntülerinin analizi sayesinde diyabetik retinopati gibi kalıcı hasar bırakabilecek hastalıkların, henüz semptom göstermeden teşhis edilebilmesi. Akıllı Klinik Karar Destek Sistemleri: Hekimlerin tanı ve tedavi planlama süreçlerinde yanılma payını en aza indiren, veriye dayalı dijital asistanların devreye girmesi." "Yorumlanabilirlik klinik güvenin anahtarıdır" Yapay zekanın sadece yüksek doğruluk oranı sunmasının yeterli olmadığını belirten Çevik, klinik uygulanabilirlik için açıklanabilir yapay zeka (XAI) yöntemlerinin kritik rol oynadığını söyledi. SHAP ve LIME gibi yaklaşımların, modellerin neden belirli bir karara vardığını şeffaflaştırarak hekimlerin sisteme olan güvenini artırdığını ifade eden Çevik, "Sağlık verilerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, geliştirilen yöntemlerin doğruluk kadar yorumlanabilirlik ve klinik uygulanabilirlik açısından da değerlendirilmesi şarttır" diye konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavi ön planda Gelecek perspektifinde multi-modal veri analizi ve hibrit modellerin öne çıkacağını öngören Doç. Dr. Nazife Çevik, sağlık sistemlerinin dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Yapay zeka ve biyoinformatiğin entegrasyonu, sağlık sistemlerini daha akıllı, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri, bireye özel tedavi planları ve yapay zeka destekli ilaç keşfi süreçleri, bu dönüşümün en önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmeler, hem hasta bakım kalitesini artıracak hem de sağlık sistemlerinin maliyet etkinliğini iyileştirecektir."
İzmir Hayatı değiştiren ‘Kıvılcım’lar Yaşar Üniversitesi’nde yandı Bir kıvılcımla başlayan hikayeler, TEDx Yaşar University sahnesinde ilhama dönüştü, vicdan, cesaret ve hayaller aynı sahnede buluştu. Bu yıl ikinci kez düzenlenen "TEDx Yaşar University" etkinliği kapsamında her biri kendi alanlarında başarılarıyla öne çıkan isimler üniversitelilerle buluştu. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen etkinlikte, sanat, spor ve iş dünyasında başarılarıyla adından söz ettiren isimler üniversite öğrencileriyle deneyimlerini ve başarı hikayelerini paylaştı. Etkinlikte, Yargıtay 8. Ceza Daire Başkanı Doç. Dr. İhsan Baştürk, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Kurucu Genel Başkanı Saadet Özkan, dünyaca ünlü dağcı Nasuh Mahruki, ARKED (Arama Kurtarma Derneği) kurucusu, sanatçı Ogün Kaptanoğlu, Yaşar Üniversitesi mezunu mimar, dijital içerik üreticisi Ömer Şanlı, davulcu besteci Leyan Senay, iletişim uzmanı Aslıhan Begüm Gökçınar, iş adamı, liderlik ve dönüşüm uzmanı Ural Aktaş öğrencilerle kendi ilham verici hikayelerini paylaştı. A Capella Gramofon Korosu - Performans sanatçıları da seslendirdikleri eserler ile katılımcılardan büyük alkış aldı. TEDx Yaşar University organizasyonunu gerçekleştirenlerden Mert Batın Taşkın ve Melike Torun açış konuşmalarında, kampüste TEDx gibi küresel bir kültürün imzasını atmaktan mutlu olduklarını belirtti. Rektör Prof. Dr. Levent Kandiller etkinlikte paylaşılan hikayelerin herkese ilham olacağını belirterek, "Geçen yıl temamız puzzle idi. Parçaları birleştirip ortak fikirlerden bir bütün oluşturabilir miyiz diye yola çıkmıştık. Bu sene de ’Kıvılcım’ teması ile fikirlerin nasıl patladığını göreceğiz. Her şey bir kıvılcımla başlıyor, oradan ateşe dönüşüyor ve sonrada meşale gibi uzun bir yol başlıyor. Öğrencilerimizin de kendi kıvılcımlarını bulmalarını diliyorum" dedi. Vicdan en büyük süper güç İlk görev yaptığı okulda çocuklara yönelik istismar iddialarını yetkililere bildirerek olayın ortaya çıkmasını sağlayan, uzun yıllar hukuki bir mücadele sürdüren Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Kurucu Genel Başkanı, yazar, eğitimci Saadet Özkan, "İnsanların süper güce ihtiyacı yok, vicdan en büyük süper güçtür. Benim kıvılcımım vicdanımın sesini dinlemek oldu" dedi. 2014 yılında öğretmenlik yaptığı okulda, öğrencilerinin cinsel istismara uğradığını fark edince durumu hem adli birimlerle hem de kamuoyuyla paylaşan ve büyük bir mücadelenin fitilini ateşleyen Özkan bir kıvılcımdan meşaleye dönüşen mücadelesini anlattı. 300 bin gönüllü UCİM’in artık 300 bin gönüllüden oluşan kocaman bir aile olduğunu belirten Saadet Özkan, "Şu anda gönüllülerimiz ile birlikte 4 bin 800 davayı takip ediyoruz. 150 üniversite öğrencisi ve kendi üyelerimiz içinde de bursiyerlerimiz var. Tıp fakültesinde bölüm birincisi, yazılımcılar avukatlar var. Hep birlikte ülkemizi vatanımızı korumak zorundayız. Kıvılcımı doğru ateşlerseniz yapamayacağınız şey yoktur" dedi. "Herkesin bir Everesti vardır" Everest’e çıkan ilk Türk dağcı Nasuh Mahruki üniversitede doğa sporlarına ilgi duymaya başlamasıyla kendi kıvılcımını yakaladığını belirterek gençlere çok önemli bir tavsiyede bulundu. Mahruki, "Herkes Everest’e tırmanmak zorunda değil ama herkesin kendine ait bir Everest’i vardır. Kendi Everestinizin ne olduğunu bulun" dedi. Mahruki, doğa sporlarının insanı konfor alanının dışına çıkardığını ve bu sayede kişisel gelişime büyük katkı sağladığını da vurguladı. Setlerden afet bölgesine ARKED (Arama Kurtarma Derneği) Türkiye’nin kurucusu, oyuncu, sanatçı Ogün Kaptanoğlu da karakterlere hayat veren bir oyuncu iken, hayatın kalbindeki o asıl kıvılcıma nasıl kulak verdiğini anlattı. Kaptanoğlu, "Her şey yasaklı ırk olarak kabul edilen köpeğim Fox’u sokaktan kurtarıp sahiplenmem ile başladı. Yani benim kıvılcımım da bu oldu. Fox gibi yasaklı kabul edilen bütün köpeklerin toplumsal hizmet için çalışabileceğini düşündüm. Fox K9 eğitimi alarak arama kurtarma köpeği oldu ve ardından ARKED’i kurduk. Maraş depremi başta olmak üzere birçok arama kurtarma çalışmasına katıldık. ARKED’i büyütmek için oyunculuk kariyerimi askıya aldım" diye konuştu.