ÇEVRE - 16 Nisan 2026 Perşembe 08:15

Tarımda biyolojik mücadele seferberliği

A
A
A
Tarımda biyolojik mücadele seferberliği

Adana’nın Kozan ilçesinde, BİOTOP Projesi çerçevesinde üreticilere yönelik biyolojik ve biyoteknik mücadele bilgilendirme çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.


Kozan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki uygulama alanlarında birincil ve ikincil üreticilerle bir araya gelerek, çevre dostu üretim yöntemleri hakkında sahada uygulamalı eğitimler veriyor. Çalışmalar kapsamında özellikle turunçgil bahçelerinde zararlı yoğunluğu, doğal düşman varlığı ve bitki gelişim durumu yerinde inceleniyor.


Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kozan İlçe Tarım Müdürü Mutlu Karataş, yürütülen saha çalışmalarında üreticilere doğru uygulama yöntemlerinin birebir gösterildiğini belirtti. Karataş, kimyasal mücadeleye alternatif olarak geliştirilen çevre dostu yöntemlerin önemine dikkat çekerek, bilinçsiz ilaç kullanımının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti. BİOTOP Projesi ile tarımsal üretimde kimyasal ilaç kullanımının en aza indirilmesinin amaçlandığını kaydeden Karataş, doğal dengeyi koruyan, sürdürülebilir ve insan sağlığına duyarlı üretim modelinin yaygınlaştırılması için çalışmaların devam ettiğini vurguladı.


Proje çerçevesinde faydalı böceklerin korunması, zararlılarla biyolojik mücadele yöntemlerinin artırılması ve üreticilerin bu konudaki farkındalığının yükseltilmesinin hedeflendiğini belirten Karataş, yapılan bilgilendirme faaliyetleriyle üreticilerin maliyetlerinin düşürülmesi ve daha sağlıklı ürünler elde edilmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi.


Yetkililer, çevreye ve insan sağlığına duyarlı tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması için sahadaki eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının süreceğini bildirdi.



Tarımda biyolojik mücadele seferberliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Polonyalı dağcılar Süphan Dağı’ndan kayakla indi BİTLİS (İHA) – Bitlis’in Adilcevaz ilçesi sınırındaki Süphan Dağı’na tırmanış gerçekleştiren Polonyalı dağcılar, olumsuz hava şartları nedeniyle zirveye ulaşamadan 3 bin 500 metreden kayarak inişe geçti. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en yüksek zirvelerinden biri olan Süphan Dağı, bu kez uluslararası bir dağcılık etkinliğine ev sahipliği yaptı. Adilcevaz’daki 4 bin 58 metre yüksekliğe sahip olan Süphan Dağı’na sabahın erken saatlerinde tırmanışa başlayan Polonyalı dağcılar, havanın rüzgarlı olması nedeniyle zirveye ulaşamadan 3 bin 500 metreden kayarak inişe geçti. Kar kalitesinin uygun olması, sporcuların güvenli ve keyifli bir şekilde kayarak iniş yapmasına imkan sağladı. Polanyalı sporcu Michal Ostowicz, Türkiye’nin dağcılık ve kış sporları açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Süphan Dağı hem teknik hem de doğal güzellikleri açısından oldukça etkileyici. Burada kayak yapmak bizim için unutulmaz bir deneyim oldu" dedi. Ostowicz, bir haftadır bölgede olduklarını belirterek, "Hava şartları çok kötü. Dün Nemrut Dağı’na tırmandık, bugün ise Süphan Dağı’na. Ancak sert rüzgar vardı. 3 bin 500 metreden kayakla inişe geçtik" diye konuştu. Polonyalı dağcıların yaptığı etkinliğin uluslararası tanıtım açısından önemli olduğunu vurgulayan yetkililer, bu tür organizasyonların artmasının hem turizme hem de bölge ekonomisine katkı sağlayacağını ifade etti.
Kocaeli Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı Kocaeli’de Kurban Bayramı’nda yaşadığı bıçak kesiğinin ardından başvurduğu iki özel hastanedeki yanlış tedavi iddiaları sebebiyle parmağı ampute edilen ve çalışma kabiliyetini kaybederek işinden olan Nurettin Güleryüz, "tıbbi ihmal" iddiasıyla tedaviyi yürüten doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgiye göre, 7 Haziran 2025’te Kurban Bayramı dolayısıyla bıçak temizlerken sağ el başparmağını kesen Nurettin Güleryüz (34), bir özel hastanenin acil servisine başvurdu. İddiaya göre, hastanede detaylı tetkik yapılmadan pansuman uygulanan Güleryüz’e ilaç reçete edilerek taburcu edildi. Şikayetlerinin devam etmesi ve kanamanın durmaması üzerine ertesi gün aynı hastaneye tekrar giden Güleryüz’e bu kez dikiş atıldı. Parmağını hareket ettirememesi üzerine 19 Haziran’da Gebze’deki başka bir özel hastaneye başvuran Güleryüz, tendon yaralanması şüphesiyle tedaviye alındı. Farklı tarihlerde yapılan EMG ve MR tetkiklerinde sinir hasarı ile tendon kopması tespit edilen hasta, 2 Eylül’de ameliyat edildi. Süreç içerisinde parmağın çürüdüğü ve kurtarılamayacağının belirtilmesi üzerine Güleryüz, başvurduğu başka bir hastanede ampute operasyonu geçirdi. Öte yandan, ameliyatların ardından ağrıları devam eden Güleryüz’ün kolunda metal parça bulunduğu ve bu parçanın parmak bölgesinden dirseğe doğru ilerlediği öne sürüldü. Ayrıca, fabrikada temizlik personeli olarak çalışan Nurettin Güleryüz’ün hastane sürecinde işten çıkarıldığı da öğrenildi. "Yüzde 46 olan engellilik oranı yüzde 75’e yükseldi" Güleryüz’ün avukatı Barış Kurt, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, özel hastanede görevli hekimlerin tıp kurallarına aykırı hareket ederek ihmalde bulunduklarını ileri sürdü. Olayın basit tıbbi komplikasyon olmadığını savunan Kurt, "Başparmakta oluşan kesilerde tendon ve sinir hasarı ihtimali basit muayene ile dahi anlaşılabilecek durumdur. Buna rağmen şüpheli hekimler gerekli özeni göstermemiştir. Doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı, gerekli cerrahi müdahale gecikmeden yapılacak ve müvekkil kalıcı sakatlık yaşamayacaktı. Müvekkilin yaralanma öncesinde yüzde 46 olan engellilik oranı, yaşanan süreç sonrası yüzde 75’e yükselmiştir. Bu durum müvekkilin yaşamını ve çalışma gücünü ciddi şekilde etkiledi. Sorumlular hakkında taksirle yaralama, görevi kötüye kullanma ve ihmali davranışla yaralama suçlarından soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz" dedi. "Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler" iddiası Yaşadıklarını anlatan Nurettin Güleryüz ise "Kurban Bayramı’nın ikinci günü bıçağı temizlerken yanlışlıkla parmağımı kestim. Özel hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor bize parmağın yapıştırılması gerektiğini söyledi. Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler ve ilaç yazdılar. İlaç yazdıkları halde herhangi bir film, röntgen çekilmedi. Parmağımın kanaması devam edince ikinci akşam yine hastaneye gittik. Parmağıma dikiş attılar ve yine röntgen, film çekmeden herhangi işlem yapmadan gönderdiler. Bu süreçte pansumanlarımızı yaptırdık. Bundan sonra bize 10 gün süresince pansuman yapmamız gerektiğini söylediler. Bayram tatili olduğu için hiçbir yere gidemedik" diye konuştu. "Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz" Güleryüz, bayramın ardından başka bir özel hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Buradaki hastanede acil ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Burada da MR veya herhangi tetkik yapılmadan ameliyata alındım. Ondan sonra 2 kez daha ameliyat geçirdim. Bu süreçte doktorlar parmağımın kurtarılamayacağını söyledi. Parmağımın tendon damarı ve sinir damarı tutmadı. Parmağım çürümeye başladı. Bize yaptıkları teklif şu oldu; ’Parmağı bükeriz, katlayıp geriye bırakırız’ dediler. Biz de kabul etmedik. ’Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz?’ dedik. Onlar da yapacak başka çarelerinin olmadığını söylediler. Biz de başka hastanelerden randevu aldık ve başka hastanelere gittik. Parmağın ampute edilmesi gerektiği söylendi. Parmağım ampute edildi. Büyük ihtimalle ikinci gittiğim hastane sebebiyle parmağımı kaybettim çünkü ameliyatlardan sonra herhangi röntgen ya da MR çekimi yapılmadı. Bunu doktora söylediğimiz halde doktor bizi dinlemedi. Bize ’iyiye gidiyor’ dedi" ifadelerini kullandı. "Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim" İkinci hastanedeki ameliyatların ardından kolunda ağrılar hissettiğini söyleyen Güleryüz, sözlerini şöyle noktaladı: "Doktorlara bileğime doğru ağrılarım olduğunu sürekli ifade etmeme rağmen beni dinlemediler. Sonradan kolumda metal kaldığını öğrendik. Bunun ihmal olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kola metal nasıl girebilir? Ben 9 aydır çalışamıyorum. Kalp rahatsızlığım sebebiyle yüzde 46 engelliyken şu anda yüzde 75 engelli durumuna düştüm. Erken emeklilik dilekçesi verdim ancak henüz sonuç gelmedi. Bu konuda çok mağdurum. Yetkililerin bunu duymasını istiyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık 9 aydır henüz soruşturma izni gelmedi. Süreci bekliyoruz, henüz dava açılmış değil. Kolumda bırakılan metal ilerliyor. Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim. Çıkarılıp çıkarılamayacağı net değil. Elimde titremelerim var, çalışamıyorum ve işveren tarafından işten çıkarıldım. Yetkililerden destek ve konunun incelenmesini talep ediyorum."
Erzurum Erzurum’da "dört mevsim" bir arada: Bir yanda kar esareti, bir yanda Palandöken’de kayak, bir yanda parklarda bahar keyfi, bir yanda buz tutan şadırvanlar Doğu Anadolu’nun zirvesi Erzurum, Nisan ayı ortasında adeta dört mevsimi aynı anda yaşıyor. Şehrin yüksek kesimlerinde kapalı köy yollarını açmak için karla mücadele ekipleri yoğun mesai harcarken, kent merkezinde bahar güneşinin tadını çıkaran vatandaşlar ve buz tutan şadırvanlar ilginç görüntüler oluşturuyor. Erzurum’da Nisan ayı ile birlikte doğa canlanmaya başlasa da, kentin coğrafi yapısı mevsimsel zıtlıkları bir arada sunuyor. Deniz seviyesinden 1890 metre yükseklikteki kent merkezinde, gece dondurucu soğuklar nedeniyle cami şadırvanları buzla kaplanırken; gündüz ise park ve bahçeler güneşin sıcaklığına kapılan vatandaşlarla dolup taşıyor. Palandöken’de sezon uzadı Dünyanın önde gelen kayak merkezlerinden biri olan Palandöken’de ise kış hala dimdik ayakta. Pistlerdeki kar kalitesinin korunması ve kar kalınlığının yeterli seviyede olması üzerine, normal şartlarda Mart sonunda bitmesi beklenen kayak sezonu Nisan ayı sonuna kadar uzatıldı. Yerli ve yabancı turistler, bahar güneşinin altında kayak yapmanın keyfini sürüyor. Bir yanda kar esareti, bir yanda bahar sefası Kent merkezinde vatandaşlar banklarda güneşlenirken, kırsal bölgelerde durum oldukça farklı. Rakımı yüksek ilçelerde tipi ve yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan mahalle ve mezra yolları, Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin iş makineleriyle yürüttüğü zorlu çalışmalarla açılıyor. Kar kalınlığının yer yer iş makinelerinin boyunu aştığı bölgelerde kıştan kalma görüntüler hakimiyetini koruyor. Hava sıcaklıklarının önümüzdeki günlerde artması beklenirken, yüksek kesimlerde karla mücadele çalışmalarının aralıksız devam edeceği bildirildi.