SAĞLIK - 16 Nisan 2026 Perşembe 09:00

Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı

A
A
A
Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı

Kocaeli’de Kurban Bayramı’nda yaşadığı bıçak kesiğinin ardından başvurduğu iki özel hastanedeki yanlış tedavi iddiaları sebebiyle parmağı ampute edilen ve çalışma kabiliyetini kaybederek işinden olan Nurettin Güleryüz, "tıbbi ihmal" iddiasıyla tedaviyi yürüten doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu.



Edinilen bilgiye göre, 7 Haziran 2025’te Kurban Bayramı dolayısıyla bıçak temizlerken sağ el başparmağını kesen Nurettin Güleryüz (34), bir özel hastanenin acil servisine başvurdu. İddiaya göre, hastanede detaylı tetkik yapılmadan pansuman uygulanan Güleryüz’e ilaç reçete edilerek taburcu edildi. Şikayetlerinin devam etmesi ve kanamanın durmaması üzerine ertesi gün aynı hastaneye tekrar giden Güleryüz’e bu kez dikiş atıldı.


Parmağını hareket ettirememesi üzerine 19 Haziran’da Gebze’deki başka bir özel hastaneye başvuran Güleryüz, tendon yaralanması şüphesiyle tedaviye alındı. Farklı tarihlerde yapılan EMG ve MR tetkiklerinde sinir hasarı ile tendon kopması tespit edilen hasta, 2 Eylül’de ameliyat edildi. Süreç içerisinde parmağın çürüdüğü ve kurtarılamayacağının belirtilmesi üzerine Güleryüz, başvurduğu başka bir hastanede ampute operasyonu geçirdi.


Öte yandan, ameliyatların ardından ağrıları devam eden Güleryüz’ün kolunda metal parça bulunduğu ve bu parçanın parmak bölgesinden dirseğe doğru ilerlediği öne sürüldü. Ayrıca, fabrikada temizlik personeli olarak çalışan Nurettin Güleryüz’ün hastane sürecinde işten çıkarıldığı da öğrenildi.



"Yüzde 46 olan engellilik oranı yüzde 75’e yükseldi"


Güleryüz’ün avukatı Barış Kurt, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, özel hastanede görevli hekimlerin tıp kurallarına aykırı hareket ederek ihmalde bulunduklarını ileri sürdü. Olayın basit tıbbi komplikasyon olmadığını savunan Kurt, "Başparmakta oluşan kesilerde tendon ve sinir hasarı ihtimali basit muayene ile dahi anlaşılabilecek durumdur. Buna rağmen şüpheli hekimler gerekli özeni göstermemiştir. Doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı, gerekli cerrahi müdahale gecikmeden yapılacak ve müvekkil kalıcı sakatlık yaşamayacaktı. Müvekkilin yaralanma öncesinde yüzde 46 olan engellilik oranı, yaşanan süreç sonrası yüzde 75’e yükselmiştir. Bu durum müvekkilin yaşamını ve çalışma gücünü ciddi şekilde etkiledi. Sorumlular hakkında taksirle yaralama, görevi kötüye kullanma ve ihmali davranışla yaralama suçlarından soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz" dedi.



"Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler" iddiası


Yaşadıklarını anlatan Nurettin Güleryüz ise "Kurban Bayramı’nın ikinci günü bıçağı temizlerken yanlışlıkla parmağımı kestim. Özel hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor bize parmağın yapıştırılması gerektiğini söyledi. Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler ve ilaç yazdılar. İlaç yazdıkları halde herhangi bir film, röntgen çekilmedi. Parmağımın kanaması devam edince ikinci akşam yine hastaneye gittik. Parmağıma dikiş attılar ve yine röntgen, film çekmeden herhangi işlem yapmadan gönderdiler. Bu süreçte pansumanlarımızı yaptırdık. Bundan sonra bize 10 gün süresince pansuman yapmamız gerektiğini söylediler. Bayram tatili olduğu için hiçbir yere gidemedik" diye konuştu.



"Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz"


Güleryüz, bayramın ardından başka bir özel hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Buradaki hastanede acil ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Burada da MR veya herhangi tetkik yapılmadan ameliyata alındım. Ondan sonra 2 kez daha ameliyat geçirdim. Bu süreçte doktorlar parmağımın kurtarılamayacağını söyledi. Parmağımın tendon damarı ve sinir damarı tutmadı. Parmağım çürümeye başladı. Bize yaptıkları teklif şu oldu; ’Parmağı bükeriz, katlayıp geriye bırakırız’ dediler. Biz de kabul etmedik. ’Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz?’ dedik. Onlar da yapacak başka çarelerinin olmadığını söylediler. Biz de başka hastanelerden randevu aldık ve başka hastanelere gittik. Parmağın ampute edilmesi gerektiği söylendi. Parmağım ampute edildi. Büyük ihtimalle ikinci gittiğim hastane sebebiyle parmağımı kaybettim çünkü ameliyatlardan sonra herhangi röntgen ya da MR çekimi yapılmadı. Bunu doktora söylediğimiz halde doktor bizi dinlemedi. Bize ’iyiye gidiyor’ dedi" ifadelerini kullandı.



"Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim"


İkinci hastanedeki ameliyatların ardından kolunda ağrılar hissettiğini söyleyen Güleryüz, sözlerini şöyle noktaladı:


"Doktorlara bileğime doğru ağrılarım olduğunu sürekli ifade etmeme rağmen beni dinlemediler. Sonradan kolumda metal kaldığını öğrendik. Bunun ihmal olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kola metal nasıl girebilir? Ben 9 aydır çalışamıyorum. Kalp rahatsızlığım sebebiyle yüzde 46 engelliyken şu anda yüzde 75 engelli durumuna düştüm. Erken emeklilik dilekçesi verdim ancak henüz sonuç gelmedi. Bu konuda çok mağdurum. Yetkililerin bunu duymasını istiyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık 9 aydır henüz soruşturma izni gelmedi. Süreci bekliyoruz, henüz dava açılmış değil. Kolumda bırakılan metal ilerliyor. Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim. Çıkarılıp çıkarılamayacağı net değil. Elimde titremelerim var, çalışamıyorum ve işveren tarafından işten çıkarıldım. Yetkililerden destek ve konunun incelenmesini talep ediyorum."



Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Kültürpark’ta büyük buluşma: İZKİTAP başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, 17 Nisan’da Kültürpark’ta kapılarını açıyor. Yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve kültür kurumlarının katılımıyla hayata geçirilen İZKİTAP; İzmir’i 17-26 Nisan 2026 tarihleri arasında 10 gün boyunca edebiyat ve yayıncılık dünyasının önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek. Binlerce kitabın okurlarla buluşacağı organizasyon, yazarları, şairleri, akademisyenleri, gazetecileri ve sanatçıları aynı çatı altında bir araya getiren kapsamlı bir kültür platformu niteliği taşıyor. Bu yıl fuarda, yaklaşık 200 katılımcı yer alırken 400’e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla buluşacak. Program kapsamında söyleşi ve imzalarla birlikte 500’e yakın etkinlik hayata geçirilecek. Ünlü yazarlar geliyor Fuar programı; edebiyattan tarihe, güncel tartışmalardan toplumsal meselelere uzanan geniş bir içerik sunacak. Söyleşi ve panellerde alanında öne çıkan isimler okurlarla buluşurken, fuar süresince düzenlenecek etkinlikler ziyaretçilere çok yönlü bir kültür deneyimi yaşatacak. Fuar boyunca Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Beyhan Budak, Coşkun Aral, Enver Aysever, İnci Aral, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nasuh Mahruki, Saygı Öztürk, Selçuk Şirin, Serhan Asker, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Şükrü Erbaş, Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli isimler, imza günleri ve etkinliklerle okurlarıyla bir araya gelecek. Ayrıca, farklı alanlardan gazeteci, akademisyen ve düşün insanları da fuarın zengin içeriğine katkı sunacak. Onur konuğu yazar Oya Baydar İZKİTAP’ın onur konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oya Baydar olacak. Roman ve denemelerinde bireyin toplumsal değişimlerle kurduğu ilişkiyi, kent yaşamını, belleği ve siyasal dönüşümleri ele alan Baydar; güçlü anlatımı ve düşünsel derinliğiyle edebiyat dünyasında özgün bir yere sahip. Uzun yıllara yayılan yazarlık serüveni boyunca çok sayıda esere imza atan yazar, fuar kapsamında 18 Nisan günü, imza ve söyleşisi ile Ahşap Sahne’de okurlarıyla buluşacak. Prof. Dr. İlber Ortaylı anılacak Kısa süre önce yaşamını yitiren Prof. Dr. İlber Ortaylı için adını taşıyan İlber Ortaylı Kütüphanesi önünde 18 Nisan Cumartesi saat 14.00’te kardeşi Nuriye Ortaylı ve kızı Tuna Ortaylı Kazıcı’nın katılımıyla anma etkinliği düzenlenecek. Sergiler Fuar boyunca İzmirliler, Pakistan Pavyonu’nda 19 Nisan’a kadar Ece Türkel ve Fatih Şimşek’in seramik eserler sergisini, yine Pakistan Pavyonu’nda 23 Nisan’da açılacak Uluslararası Işık Seramik Yarışması Seramik Sergisi’ni ve Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde Cem Sağbil’in Dünyada Hala Çiçek Açıyor Sergisi’ni, 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyaret edebilecek. Çocuklar buraya İZKİTAP, her yaştan ziyaretçiye hitap eden çok yönlü bir kültür ortamı sunacak. Aileleriyle birlikte fuarı ziyaret eden çocuklar, ilk kitaplarını seçmenin heyecanını yaşarken; bu ortak deneyim alanı kuşaklar arası bir kültür buluşmasına dönüşecek ve okuma alışkanlığının gelişmesine, edebiyatın gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesine katkı sağlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, fuara ev sahipliği yapan Kültürpark’ta gerçekleştirilecek. Söyleşiler, atölyeler, sahne etkinlikleri, yaratıcı drama çalışmaları, masal anlatımları ve interaktif etkinliklerle alan, bayram haftasında edebiyat ve sanatla iç içe bir buluşma noktasına dönüşecek. İZKİTAP - 7. İzmir Kitap Fuarı, 10 gün boyunca 10.00 - 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Kitapseverler, fuarla ilgili daha fazla bilgiye, imza ve etkinlik programına kitapizmir.com adresinden ulaşabilecek.
Antalya Yediemin otoparkları araç mezarlığına döndü, milyonluk araçlarla hurdaya dönenler aynı alanda sahiplerini bekliyor Antalya’da büyük kısmı haciz yoluyla bağlanan binlerce araç yediemin otoparklarında yıllardır bekliyor. Aralarında 20 yıldan fazla süredir bekleyen araçların da bulunduğu otoparkta milyonluk araçlar çürümeye terk edildi. Antalya Otoparkçılar ve Oto Yıkamacılar Derneği Başkanı Mustafa Hakan Topçu, "Burada değer olarak 6-7 milyonluk araçta var, hurdaya satılacak 500 TL’lik araçta var. Aracın parçaları sökülüp satıldıktan sonra sadece kuru şasi halinde polise ’Şüpheli araç’ diye ihbar ediyorlar" dedi. Antalya’da çeşitli nedenlerle gerek haciz yoluyla gerekse trafik kazası ve kural ihlali nedeniyle bağlanarak yediemin otoparklarına çekilen binlerce araç, yıllardır çürümeye terk edildi. Kent merkezinde açık alanlarda aralarında 20 yıldan uzun süredir bekletilen otomobil ve motosikletlerin büyük bölümü meydana gelen yıpranma ve çürüme nedeniyle artık kullanılamaz hale geldi. Araç sahipleri artan otopark ve dava masrafları nedeniyle araçlarını teslim almazken araçlar Yediemin otoparklarında yazın aşırı sıcaklara, kışın ise yoğun yağışlara maruz kalarak ekonomik değer kaybı yaşıyor. "20 seneden fazla bekleyen araçlar var" Tasfiye süreci tamamlanmadığı için yıllardır yediemin otoparklarında bekleyen araçların satışa çıkarılmaması nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığını söyleyen Antalya Otoparkçılar ve Oto Yıkamacılar Derneği Başkanı Mustafa Hakan Topçu, "Burada 2004-2005 yılından bu yana beklediğimiz araçlar var. 20 seneyi aşkın yatan motosikletler, araçlar var otoparkımızda, bununla ilgili Çevre ve şehircilik Bakanlığı’nın, İç İşleri Bakanlığı’nın gerekli kurumları yapmış olduğu yönetmeliklere rağmen ilgili kurumlar gerekli hassasiyeti göstermediğinden dolayı bu araçlar maalesef otoparklarda çürütülüyor. Türkiye’deki bütün Yediemin Otoparklarında bu durum söz konusu" dedi. "Satışları ile ilgili çalışmanın hızlandırılması lazım" Yıllardır otoparklarda bekleyen araçların hem ekonomik değer kaybına uğradığını hem de vatandaşları mağdur ettiğini belirten Topçu, "Bununla ilgili gerekli çalışmaların hızlandırılması lazım. Ama maalesef yetkili kurumlar bu konu ile ilgili gerekli özeni göstermiyor, gerekli çalışmayı yapmıyorlar. Prosedüre göre 6 aydan sonra sahibi tarafından alınmayan araçlar İl Emlak Müdürlüğü tarafından satışa çıkartılır. Bu kanun 5-6 sene öncesinden çıkmasına rağmen ilgili kanunu uygulayan yetkili kurumlar yok. İstendiği zaman yapılıyor. 2020 ile 2022 yılları arasında Milli Emlak Müdürlüğü 3 bin 500’e yakın motor 800’e yakın araç satışı gerçekleştirdi. Ama 2023’ten sonra bir frene basıldı, o tarihten sonra motosiklet dahil 200-300 araç ancak satılmıştır" şeklinde konuştu. "Yediemin otoparkları artık doldu" Yediemin otoparklarında yaşanan doluluk nedeniyle artık sorunlar yaşandığını belirten Topçu, "Bugün bir Yediemin deposu dolduğu zaman tekrar yer yapmak, UKOME’den kararını çıkartmak hem zaman alıyor, hem de büyük maliyetlere neden oluyor. Bu yüzden Yedieminler bu konuna sıkıntı çekiyor. Her Yedieminin işlettiği yer haricinde 1 veya 2 tane daha deposu var. Biz Antalya genelinde yılda 2 kez savcılık tarafından, 2 kez de valiliğin kurduğu komisyon tarafından denetleniyoruz. Ama bu denetlemelerde maalesef sadece otopark ve otoparkçı denetleniyor. Bu otoparkta uzun süredir kalan araçlar, satılmayan araçlar neden satılmadı, kim işini aksattı, bunları denetleyen yok. Aynı araçlar olduğu yerde duruyor. Bakanlıklar üzerlerine düşen görevi yapmış. Bundan sonrası ilgili kurumların çıkan yönetmeliklere uygun şekilde hareket etmesi lazım" ifadelerini kullandı. "Parçaları söküp, şüpheli bir araç var diye ihbar ediyorlar" Bazı hacizli araçların sahipleri tarafından Motor, iç elektrik aksamı gibi maddi olarak değerli parçalarının söküldükten sonra kendileri ya da dolaylı yollarla ihbarda bulunulduğunu ve aracın yakalama hacizli olduğunu belirlenince yediemin otoparkına kaldırıldığını söyleyen Antalya Otoparkçılar ve Oto Yıkamacılar Derneği Başkanı Mustafa Hakan Topçu, "Burada değer olarak 6-7 milyonluk araçta var, hurdaya satılacak 500 TL’lik araçta var. Bunların hepsi bizim milli servetimiz. Yurtdışından dövizle alıyoruz. 20 sene bekleyen bir aracın ne hale geleceği ortada. Bazı borçlular borcunu ödeyemediğinden aracını söktürüp, parçalarını sattırıp sonrasında sadece kuru şase halinde polise ihbar ediyorlar "Şüpheli bir araç var" diye. Sonrasında otoparka geliyor, ama maalesef bekliyor. Aracın değerli parçalarını söktürüp Yediemin Otoparkına teslim ettiriyorlar. Şu ana kadar gelen en tuhaf hacizli aracımız bir tane lüks aracın sadece arka bagaj kaputu var. Üzerinde plakası var, ama bagaj kapağından başka bir şey yok. 2-3 yıldır o bagaj kaputunu bekliyoruz" dedi.
İzmir TBMM komisyonu İzmir’de cezaevleri denetimine başladı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu heyeti, ceza infaz kurumlarındaki uygulamaları denetlemek amacıyla İzmir’e geldi. Komisyon, cezaevleriyle ilgili yapılan şikayet ve müracaatları iki gün boyunca yerinde inceleyecek. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde faaliyet gösteren Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonu, Buca Ceza İnfaz Kurumu önünde basın açıklaması yaptı. Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış ile komisyon üyesi milletvekilleri ziyarette hazır bulundu. Sözlerine Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen saldırılarda hayatını kaybeden öğrenci ile öğretmenlere rahmet dileyerek başlayan Mustafa Alkayış, milletçe büyük bir acı yaşadıklarını dile getirdi. Hedef insan onurunu korumak Komisyonun temel hedefinin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile ulusal mevzuat arasındaki uyumu sağlamak olduğunu ifade eden Alkayış, insan hak ve hürriyetlerini genişletmek istediklerini belirtti. Her türlü işlemde insan onurunun korunmasını önemsediklerini anlatan Alkayış, "Mevzuattan kaynaklanan eksiklikler varsa yasa teklifinde bulunmak, uygulamadan kaynaklanan eksiklikleri tespit edip öneriler sunmak önceliğimizdir. Hak ihlali iddialarını inceliyor, gerekli gördüğümüz yerde inceleme yaparak yetkilileri çağırıyoruz" dedi. İnfaz sisteminin işleyişi takip ediliyor Her yasama döneminde alt komisyon kurulmasının bir gelenek haline geldiğini kaydeden Alkayış, cezaevlerindeki infaz rejiminin insan haklarına uygun yürütülüp yürütülmediğini denetlediklerini dile getirdi. Hükümlülerin topluma kazandırılması noktasında komisyonun geniş incelemeler yaptığını aktaran Alkayış, 28. yasama döneminde Sincan, Diyarbakır, Mardin, Midyat, Erzurum, Erzincan, Bolu, Düzce, Kırşehir ve Niğde’deki açık ile kapalı cezaevlerini ziyaret ettiklerini söyledi. Ziyaretlerin ardından Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yetkilileriyle bir araya geldiklerini anlatan Alkayış, "Gördüğümüz eksiklikleri ve tespitlerimizi onlarla paylaşıyoruz. Taleplerimizi ilettikten sonra bunları raporlayarak hem Türkiye kamuoyuyla hem de Adalet Bakanlığımızla paylaşıp hakların ilerlemesine katkı sunmaya gayret gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "İzmir’den 468 müracaat aldık" İnsan hakları konusunun sürekli kendini yenileyen dinamik bir alan olduğunu vurgulayan Alkayış, dışarıdaki vatandaşlar için basit görünen bir durumun cezaevindeki kişiler için çok kıymetli olabileceğine dikkat çekti. Hükümlü ve tutukluların doğrudan devletin güvencesi altında olduğunu hatırlatan Alkayış, "Sağlık, beslenme, nakiller, kapalı ve açık görüşmelerin tam yapılıp yapılmadığı ile personelin muamelesi yakından takip ettiğimiz konulardır. Komisyonumuza İzmir’den değişik konularda 468 müracaat ulaştı. Bu konuları yerinde inceleyip tespitlerimizi yaparak Genel Müdürlüğümüzle istişare edeceğiz" diye konuştu. İki günlük çalışma yapılacak İzmir’de iki gün boyunca çeşitli çalışmalar yürüteceklerini belirten Alkayış, sürecin altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayan yetkililere teşekkür etti. Alkayış, İzmir Valiliği, İzmir ve Menemen Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yetkililerine desteklerinden ötürü şükranlarını sundu. Komisyon heyetinin kentteki incelemelerinin devam edeceği öğrenildi.