ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 09:36

Uşak Belediye Başkanı'ndan sonra muhtarın da pavyon işlettiği ortaya çıktı, kadını öldürdü

A
A
A
Uşak Belediye Başkanı'ndan sonra muhtarın da pavyon işlettiği ortaya çıktı, kadını öldürdü

Adana'nın Tufanbeyli ilçesinde Kürebeli Barajı'nda ölü bulunan 24 yaşındaki Bahar Aksüt cinayetinin kan donduran detayları ortaya çıktı. 7 aylık hamile olduğu öğrenilen genç kadının, pavyonu işleten mahalle muhtarı tarafından bebeği aldırmadığı için bıçaklanarak öldürüldüğü, daha sonra barajın buzunu kırıp içine atıldığı belirlendi.

Edinilen bilgiye göre, barajda fotoğraf çektirmeye giden vatandaşların ihbarı üzerine bulunan kadın cesedinin, Tufanbeyli'de pavyonda çalışan Bahar Aksüt'e ait olduğu tespit edilmişti. Yapılan incelemede genç kadının 8 yerinden bıçaklandıktan sonra baraja atıldığı belirlenmişti.

Olayı derinleştiren jandarma ekipleri, cinayetin şüphelisinin Yeni Cami Mahallesi Muhtarı, evli ve 2 engelli çocuk babası 44 yaşındaki Mustafa Arıkan olduğunu ortaya çıkardı. İddiaya göre Arıkan ile Aksüt arasında gönül ilişkisi bulunduğu, bu ilişkiden hamile kalan genç kadının 7 aylık olduğu öğrenildi. Durumu öğrenen muhtarın ailesinin bebeği istemediği, Arıkan'ın da Aksüt'e bebeği aldırması için baskı yaptığı öne sürüldü.

Cinayetin, 22 Şubat günü gece işlendiği belirlendi. İddiaya göre Arıkan, arkadaşı Vural Ö. ile birlikte Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesine giderek Bahar Aksüt ve arkadaşı Kader K.'yi (25) alıp Tufanbeyli'ye getirdi. Daha sonra Kader K. ve Vural Ö. (37) evde kalırken muhtar Bahar Aksüt'ü alarak Kürebeli Yaylası'ndaki baraj kenarına götürdü. Burada genç kadına bebeği aldırmasını isteyen Arıkan, olumsuz yanıt alınca sinirlenerek 7 aylık hamile Aksüt'ü, 8 yerinden bıçaklayarak öldürdü.

"Ceset bulunmasın diye buzu kırıp genç kadını baraja attı"

Muhtar, genç kadını öldürdükten sonra cesedin bulunmaması için baraja atmayı denedi. Ancak baraj soğuktan dolayı buz tuttuğu için atamadı. Bunun üzerine araçtan balyoz alarak buzu kırıp genç kadını baraja attı. Daha sonrada Kader K. ve Vural Ö.'nün olduğu eve geldi. Bir süre sonra muhtar cesedin dışarı çıkacağını düşünerek Vural Ö. ve Kader K.'yi alıp olay yerine gitti. Muhtar cesedi attığı yere bakıp genç kadının yüzeye çıkmadığını görünce tekrar Tufanbeyli'ye döndü.

Cinayete tanık olan Kader K.'yi de öldürmek isteyen zanlının, genç kadının yalvarması üzerine bundan vazgeçtiği ileri sürüldü.

Cesedin bulunmasının ardından harekete geçen jandarma ekipleri, muhtar Mustafa Arıkan ile birlikte olayla bağlantılı çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Arıkan'ın sorgusunda cinayeti itiraf ettiği, olayı Vural Ö. ile Kader K.'nin de bildiğini söylediği öğrenildi.

Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen muhtar Mustafa Arıkan "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, diğer iki şüpheli "yardım ve yataklık" suçlamasıyla cezaevine gönderildi.

Fatih Keçe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" ifadelerini kullandı. "Ailemi de kafir olarak görüyorum" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum radikal eğilimliydi" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım, en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu" şeklinde konuştu. "Evde kar maskesiyle geziyordu" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı. "Vururken tekbir getirdi" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. "Silahını kasada saklardı" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi" açıklamasında bulundu.
Zonguldak Zonguldak’ta miniklerden renkli mesaj, şapkalarıyla empati vurgusu yaptılar Zonguldak Bahçelievler İlkokulu öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığının nisan ayı için belirlediği "Maarifin Kalbinde Çocuk" teması kapsamında düzenlenen "Empati Fest" etkinliğinde anlamlı ve renkli görüntülere imza attı. Okulun rehberlik servisi tarafından spor salonunda organize edilen etkinlikte, öğrenciler kendi elleriyle tasarladıkları "empati şapkalarını" takarak sahneye çıktı. Arkadaşlarının farklılıklarını görebilmek ve onların duygularını daha iyi anlayabilmek amacıyla tasarlanan şapkalar, üretkenlikte sınır tanımadı. Minik öğrenciler şapkalarını oyuncak, şeker, ponpon, toka gibi çeşitli eşyalarla süsleyerek okul bahçesinde rengarenk bir atmosfer oluşturdu. Kendi sözlerini besteleyip sahnelediler Müzik ve sanatın iç içe geçtiği festivalde şapka tasarımının yanı sıra sahne performansları da büyük beğeni topladı. Öğrenciler kendi kaleme aldıkları şarkı sözlerini besteleyerek arkadaşlarına ve öğretmenlerine sundu. Etkinlik boyunca öğrenci ve öğretmenlerin zaman zaman koro, zaman zaman ise solo halinde sergiledikleri müzik performansları izleyenlerden tam not aldı. "Farklılıkları görmek ve duyguları anlamak istedik" Düzenlenen organizasyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Bahçelievler İlkokulu Müdürü Ferit Karadayı, projenin çocukların duygu dünyasına dokunduğunu belirterek şunları kaydetti: "Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından nisan ayı içerisinde ’Maarifin Kalbinde Çocuk’ teması belirlendi. Biz de bu tema doğrultusunda bugün okulumuzda çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bu programlardan biri de Empati Fest etkinliğimiz oldu. Bu çalışmada öğrencilerimizden kendi yazdıkları şarkı sözlerini bestelemelerini istedik. Çok güzel şarkılar yazıp bestelediler ve bugün başarıyla sahnelediler. Ardından empati şapkaları yaptılar. Amacımız, çocukların birbirlerinin farklılıklarını görmesi ve duygularını anlayabilmesiydi. Bu süreci başarıyla yürüten rehberlik servisimize, emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, hepsini kutluyorum."
Aydın Teslime Hanedan’ın ölümüne ilişkin mahkemeden karar çıktı Aydın’ın Efeler ilçesinde geçtiğimiz Ağustos ayında zeytinlik alanda başından vurulmuş halde bulunan üniversite öğrencisi Teslime Hanedan’ın (20) ölümüne ilişkin ikinci dava bugün görülürken, sanık olarak yargılanan sevgilisi Efe F. hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. 6 Ağustos 2025 Çarşamba günü Efeler ilçesi Kalfaköy yolu yakınlarında meydana gelen olayda, üniversite öğrencisi Teslime Hanedan’ın (20) başından tabancayla vurularak öldüğü belirlenmişti. Olayla ilgili çelişkili ifadeler verdikleri öğrenilen Teslime Hanedan’ın erkek arkadaşı Efe F.’nin de aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alınmış, Efe F. cinayet şüphesiyle çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Efe F. hakkında ‘tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme’ suçundan dava açıldı. Cinayet zanlısı olarak yargılanan Efe F., bugün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle ikinci kez hakim karşısına çıktı. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanığın yargılanma sürecine ilişkin görülen mahkemede taraflar hazır bulunurken, hakim karşısına çıkan Efe F. savunmasında Teslime’yi kendisinin öldürmediğini ve intihar ettiğini öne sürerek beraatını talep etti. Sağlık personelleri dinlendi Olay günü ihbar üzerine bölgeye giden sağlık personelleri de mahkemede tanık olarak dinlendi. Sağlık personeli G.K.; "Olay tarihinde ‘bir ateşli silahlı canına kıyma vakası olduğu’ ihbarı geldi. Hatta hastanın nefes aldığı da söylendi. Olay yerine ambulansla intikal ettik. Gittiğimizde nefes almıyordu. Tüm ölüm belirtileri oluşmuştu. İlk olay yerine gittiğimizde yanında erkek bir şahıs vardı ama karanlık olduğu için buradaki sanık olup olmadığını bilmiyorum. Bu erkek şahıs kendisini hastanın erkek arkadaşı olarak tanıttı. Kendisine olay hikayesinin nasıl olduğunu sorduğumuzda, kız arkadaşına ulaşamadığını ve uygulama üzerinden nerede olduğunu bulup geldiğini söyledi" dedi. Diğer sağlık personeli tanık İ.A. ise "Olay tarihinde bize canına kıyma diye anons geldi. Oraya gittiğimizde buradaki erkek şahıs oradaydı ve panik halindeydi. Hastanın kendisini vurarak canına kıydığını söyledi. Bul uygulamasından bulduğunu, buraya geldiğini ve kendisinin canına kıydığını söyledi" şeklinde konuştu. Mahkemeye SEGBİS üzerinden bağlanan ve olay tarihlerinde yanlarında olan tanık A.P. ise olay günü ve öncesinde yaşananları anlatarak "Beni U.B. aradı. ‘Teslime kafasına sıkmış acil gelmen lazım’ dedi. Olay yerine geldiğimizde ambulansın olduğu yere gittim. Yerde Teslime’yi gördüm üstü kapatılmıştı. Efe, o an kendinde değildi, ilk başta bir şey konuşamadım. Daha sonra hep beraber yanına gidip sorduk, hiçbir şey söylemedi" dedi. Teslime’nin babası Beytullah Hanedan ise mahkemede, "Tanık beyanları çelişkilidir. En ağır cezanın uygulanmasını istiyoruz" dedi. Tekrar savunması alınan sanık Efe Fidan da "Suçlamaları kabul etmiyorum. Olay benim anlattığım şekilde oldu. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tanıkların dinlenmesinin ardından İddia Makamı yeniden iddianameyi okuyarak Efe F.’nin olayı daha önceden planladığını, tasarlayarak öldürdüğünü ve intihar süsü vermek istediğini öne sürerek sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi. Sanık ve tanıkların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti Efe F.’nin ‘kadına karşı nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası almasına ve ruhsatsız silah bulundurmak nedeniyle de 2 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. "Biz adaletin yerini bulduğunu düşünüyoruz" Mahkeme çıkışında açıklamalarda bulunan Hanedan ailesinin avukatı Ahmet Çetinbilek; "6 Ağustos 2025 tarihinde hayatını kaybeden Teslime Hanedan’ın cinayeti ile ilgili ikinci celse duruşması yapıldı ve bir karara bağlandı. Sandık Efe Fidan hakkında kasten öldürmeden dolayı ceza verildi. Aynı zamanda bunun kadına karşı işlendiğinden bahisle nitelikli hal uygulandı ve ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi. İddia makamı aynı mütalaayı tekrar etti. Mahkeme sadece burada tasarlayarak değil bunun kadına karşı kasten öldürme olduğuna kanaat getirdi. Bu ceza verildi ancak, 2 hafta içerisinde mahkeme bu kararı hangi gerekçeyle verdiğini açıklayacak. Gerekçeli karar açıklandıktan sonra sanık müdafileri İzmir İstinaf Mahkemesi’ne itiraz edeceklerdir. Şu an yerel mahkeme aşaması bitti. Biz adaletin yerini bulduğunu düşünüyoruz. Bu davada da toplanan somut deliller uyarınca sanığın suça eğilimli kişiliği ve daha önceden atmış olduğu tehdit mesajları, madde bağımlılığı, sanık Efe’nin tanıklarla olan beyanındaki çelişkiler, otopsi raporundaki darp, cebir bulguları, tape kayıtlarındaki dökümler incelendiğinde, aslında biz bunun tasarlayarak bir cinayet olduğunun kanaatindeyiz ancak mahkeme bunun tasarlayarak olmadığını kanaat getirdi. Biz bu noktada bir itirazda bulunacağız. Üst mahkemeye bunun aynı zamanda tasarlayarak bir cinayet olduğu konusunda itirazlarımızı yapacağız. Mahkeme kasten öldürmenin haricinde sanığın ruhsatsız silah sebebiyle de cezalandırılmasına karar verdi. Sanık bundan dolayı da 2 yıllık bir hapis cezası aldı" dedi. Mahkeme çıkışında karara ilişkin konuşan baba Beytullah Hanedan ise "Çocuğumun kanı yerde kalmadı. Adalet yerini buldu" şeklinde konuştu.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik yaptığı açıklamalara ilişkin, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik "2002 yılında parlamentoda Erdoğan milletvekili olamıyordu. Mevcudiyetini, varlığını bir ara seçime borçlu" şeklindeki sözleri hakkında AK Parti Genel Merkez binası önünde açıklamalarda bulundu. "Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır" Ara seçimlerin ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’nın 78’inci Maddesi’nde ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nda ayrıntılı bir şekilde yazıldığını dile getiren Yazıcı, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır. Bir ana muhalefet partisi genel başkanı çok özenli, söylediklerinin yere basar olması ve dayanaklarının bulunması, belgeli ve doğru olması zaruridir. Genel Başkan elinde tutuşturulan dokümanları bir hedefe odaklanarak; ne anlama geldiği ve neyin ne zaman yapıldığını irdelemeden rastgele bir söylem icap etmektedir, bu üzüntü vericidir" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımızın herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil" Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 seçimlerinde YSK kararıyla aday olamadığını hatırlatan Yazıcı, "Ama, Siirt’te o tarihte yapılan seçimlerin 9 Mart 2003 tarihinde yenilenmesi, o arada yapılan anayasa değişikliği ve birtakım düzenlemelerin de dikkate alınmak suretiyle 9 Mart Siirt seçimlerinin yenilenmesiyle aday olmuş ve milletvekili seçilmiştir. Olay bundan ibarettir. Herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil. Tavsiyem; Sayın Genel Başkan, herhangi bir konuda özellikle siyasal değerlendirme konusu yapılacak alanlarda bir fikir beyan ederken dokümanları iyi analiz etsin" açıklamasında bulundu. "Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özel’in bir ara seçim gerekli olduğuna yönelik ifadeleri sorulması üzerine Yazıcı, "Sayın Genel Başkan maalesef gündemde olmayan veya gündemde çok ağır başka konular varken onların dışına çıkarak kendine gündem oluşturuyor. Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil. Milletvekili seçimi yapıldıktan sonra 30 ay dolmadıkça ve yapılacak seçime 1 yıl kalmadıkça ara seçim olamaz. Bunun dışında koşullar oluşmuşsa bu konuda karar verecek olan merci TBMM’dir. Bu konuda Meclis Başkanımıza yöneltilen soruya Başkanımızın da verdiği cevap doğrudur" cevabını verdi.