SAĞLIK - 25 Mart 2023 Cumartesi 10:35

Uzmanı uyardı: "Su veya sıvının çok alınması sindirimi güçleştirir"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Su veya sıvının çok alınması sindirimi güçleştirir"

İftarda aşırı susama hissi ile normalden fazla sıvı alımının olabileceğine değinen Gastroenteroloji Uzmanı Doç.

İftarda aşırı susama hissi ile normalden fazla sıvı alımının olabileceğine değinen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Burhan Özdil, yemek ile birlikte su veya sıvının çok alınmasının sindirimi güçleştirdiğini ve reflüyü arttırdığını söyledi.


Medical Park Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Burhan Özdil, Ramazan ayında uzun süren açlığın etkisiyle görülebilecek mide problemleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.


Mide rahatsızlıkları olan bireylerin Ramazan’da dikkat etmesi gereken durumlara değinen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Burhan Özdil, “Yemek ile birlikte su veya sıvının çok alınması sindirimi güçleştirir ve reflüyü artırır. Özellikle reflüsü olanlarda hem midenin küçülmesi hem de sahurda yemek yenilip yatılması sonucunda şikayetlerin bariz şekilde arttığı görülür” dedi.



"Orucun birçok faydası var"


Orucun sağlık için ispat edilmiş çok sayıda faydası olduğunu dile getiren Doç. Dr. Özdil, “Uzun süreli açlıkta vücudumuz hasarlı hücreleri enerji kaynağı olarak kullanır ve böylece bu hücrelerin zararlı hücrelere dönüşmesini ve hastalık yapmasını engeller” diye konuştu.



"İftarda kontrollü yemek tüketin"


Uzun süreli açlıkta midenin küçülmeye başladığına dikkat çeken Özdil, “Yeme içmemizi uygun bir şekilde ayarlamazsak, oruç sırasında mide şikayetlerimiz artar. Uzun süren açlık sonrasında yemek yenmeye başlandığında biraz aşırıya kaçabiliriz. Hızlı bir şekilde yemek yiyince sindirimin olması ve tokluk hissinin gelişmesi zaman alacaktır. Bu durum normalden fazla yemek yememize neden olur. Aynı zamanda uzun açlık sırasında vücudumuz metabolizmamızı yavaşlatacağı için oruç sırasında dikkat edilmezse kilo alımı sık görülebilir” şeklinde konuştu.


İftarda hızlı yemek tüketmekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Özdil, “Uzun açlık ile zamanla mide hacmi küçülmeye başladığından mideyi çok doldurduğumuzda yanma, ekşime, ağza acı su gelmesi, geğirme, şişkinlik şikayetleri sık görülür. Bu yüzden iftarda yavaş ve biraz da zamana yararak beslenmek daha uygundur” açıklamasında bulundu.



Yemekle birlikte su ve sıvı alınımına dikkat


Oruçluyken gün içinde sıvı alımı olmadığı için iftarda aşırı susama hissi ile normalden fazla sıvı alımının olabileceğine değinen Özdil, “Yemeklerle sıvı veya su alımı sindirimi kolaylaştırır. Aksine yemeklerle birlikte su alımını çok önermiyoruz. Yemek ile birlikte su veya sıvının çok alınması sindirimi güçleştirir ve reflüyü artırır. Özellikle reflüsü olanlarda hem midenin küçülmesi hem de sahurda yemek yenilip yatılması ile şikayetlerin bariz şekilde arttığı görülür” ifadelerini kullandı.



"Tatlıyı hemen yemeyin"


İftar ve sahurda dikkat edilmesi gerekenlerden de bahseden Özdil, “Özellikle iftarda porsiyonlarımızın küçük olması gerekir. Yemek arkasından hemen tatlı arkasına meyve yenmesi doğru değildir. Yemek sonrası tatlı ve meyve yenecekse aşırıya kaçılmaması ve biraz zaman geçmesi önerilir. Yemekle dolu mide üzerine meyve yendiği zaman mide şikayetlerini artıracaktır. Soğan, sarımsak, lahana turp gibi besinler mide şikayetlerini artıracağı için çok fazla önermeyiz. Sahurda yine aşırı yağlı ve şekerli gıdalar tüketilmemelidir. Bu tür beslenme ile su ihtiyacı da artacağı için gün içinde aşırı susama, halsizlik ve bitkinlik sık görülür. Sahurda yine salata ve meyve yenmesini önermeyiz. Pişmiş ve haşlanmış gıdaların tüketilmesi sindirimi kolaylığı için önemlidir. Yumurta, ekşi olmayan peynir gün içinde tok tutacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.