GÜNDEM - 06 Ocak 2026 Salı 11:10

Yaşamını kolaylaştıran işitme cihazı kayboldu

A
A
A
Yaşamını kolaylaştıran işitme cihazı kayboldu

Adana’nın Kozan ilçesinde çocukken ateşli hastalık nedeniyle kulak zarlarında oluşan hasar nedeniyle yüzde 73 oranında işitme engelli olan 23 yaşındaki genç, kaybolan işitme cihazı nedeniyle mağdur duruma düştü.


İlçede yaşayan yüzde 73 oranında işitme engelli 23 yaşındaki Buket Özgüneşli, 2,5 yaşında yüksek ateşli hastalık geçirdi. Hastalık nedeniyle kulak zarlarında hasar oluşan Özgüneşli’nin, devlet desteğiyle 4 yıl önce takılan işitme cihazıyla yaşamı kolaylaştı. Ancak geçtiğimiz günlerde talihsiz bir olay yaşayan Özgüneşli, 4 aydır Kozan Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gören 80 yaşındaki annesi Huriye Özgüneşli’nin yanına gittiğinde işitme cihazını kaybetti. Cihazın bulunamaması üzerine genç kız, babası 69 yaşındaki Efrahim Özgüneşli’nin yanından bir an olsun ayrılmadan hayatını sürdürmeye çalıştığı öğrenildi.



"Mevzuata göre 7 yıl dolmadan yeni cihaz alma hakkımız yok"


Eşinin uzun süredir yoğun bakım sürecinde olduğunu belirten Efrahim Özgüneşli, "Eşim taburcu olduktan kısa süre sonra enfeksiyon ve solunum yetmezliği nedeniyle 1 Ocak’ta yeniden yoğun bakıma alındı. Kızım küçük yaşta ateşli bir hastalık geçirdi, kulak zarları hasar gördü. İşitme engelli olduğu için implant takıldı ve işitme cihazı kullanıyor. Cihazın verici kısmı, annesini yoğun bakımda ziyaret ettiği sırada kayboldu" dedi.


Kızının konuşmasının işitmeye bağlı olarak sınırlı olduğunu anlatan baba Özgüneşli, "Bildiği kelimeleri söyleyebiliyor. Şu an dünyası adeta karanlık. Cihazı alalı 4 yıl oldu, raporlu. Mevzuata göre 7 yıl dolmadan yeni cihaz alma hakkımız yok. Kasım ayından bu yana cihazı yok. Her yere baktık, hastanede aradık ama bulamadık. Belki çöpe gitti, belki yanlışlıkla atıldı. Bilerek birinin aldığını düşünmek istemiyoruz. Cihaz olmayınca çok zorlanıyor, benim yanımdan ayrılmıyor, ’Bırakma baba’ diyor" ifadelerini kullandı.


Annesini yoğun bakımda görebildiği için mutlu olduğunu ancak işitme cihazının kaybolması nedeniyle kimseyi duyamadığını anlatan Buket Özgüneşli ise bu durumun günlük yaşamını ciddi şekilde zorlaştırdığını söyledi.



Yaşamını kolaylaştıran işitme cihazı kayboldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Recep Uçar: "Önemli bir avantajı kaybettik ama şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz" Çaykur Rizespor Direktörü Recep Uçar, Erzurumspor FK karşısında pozisyona girdikleri fakat sonuçlandıramadıklarını belirterek, "Bu maçla birlikte önemli bir avantajı kaybettik ama gruptan çıkma şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz" dedi. Ziraat Türkiye Kupası C Grubu 2. hafta maçında Çaykur Rizespor deplasmanda karşılaştığı Erzurumspor FK’ya 2-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Çaykur Rizespor Direktörü Recep Uçar, "Kupada ilk maçımızda Gaziantep karşısında aldığımız galibiyetle buraya geldik. Açıkçası bu maçtan alacağımız iyi bir sonuç, grupta bize inanılmaz bir avantaj sağlayacaktı. Özellikle bir sonraki İnegölspor maçı öncesinde bu karşılaşma çok önemliydi. Maçtan önce yaklaşık 12 günlük bir Antalya kampı sürecimiz oldu ve kamp bizim açımızdan verimli geçti. Ancak buraya gelirken iklim koşullarının zor olduğunu biliyorduk. Rakım, hava şartları ve oynanacak ortam bizim için kolay değildi. Erzurum bu şartlara alışkın bir takım, bunu da göz önünde bulundurarak buraya geldik. Maçın ilk bölümünde oynadığımız oyundan memnunduk. Savunma anlamında çok büyük hatalar yapmadık ama girdiğimiz pozisyonları değerlendiremeyince, uzaktan yediğimiz golle ağır şekilde cezalandırıldık. İkinci yarının başında oyunu çevirmek adına daha fazla yüklendik, gerekli riskleri de aldık. Bu bölümde bireysel hatalar yaptık ve dengemizi kaybettik. Aslında çevirebilecek pozisyonlara girdik. Rakipten daha fazla pozisyona girdiğimiz bir maç oynadık. Ancak ne kadar üretirseniz üretin, sonuçlandıramadığınız zaman kaybediyorsunuz. Bu yüzden üzgünüz. Bu maçla birlikte önemli bir avantajı kaybettik ama gruptan çıkma şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz. Kupadaki hedefimiz net. Öncelikle evimizde İnegölspor’u yenmek istiyoruz. Ardından Beşiktaş deplasmanına mutlak galibiyet parolasıyla çıkacağız. Bu dosyayı bugün itibarıyla kapatıyoruz. Önümüzde dört gün sonra İzmir’de Göztepe deplasmanında oynayacağımız önemli bir lig maçı var. Bu mağlubiyetin üzüntüsünü bir an önce üzerimizden atıp, yarından itibaren tamamen Göztepe maçına odaklanacağız. Son olarak Erzurumspor’u aldıkları galibiyetten dolayı tebrik ediyorum. Serkan hocayı, ekibini ve oyuncularını kutluyorum. Kendilerine başarılar diliyorum" diye konuştu.
Sivas PÖH timleri dualarla Suriye’ye uğurlandı Sivas Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Polis Özel Harekât (PÖH) timleri, geçici görev kapsamında Suriye’ye dualar ve kurban kesimi eşliğinde uğurlandı. Sivas Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Polis Özel Harekât (PÖH) timleri, geçici görev kapsamında Suriye’ye uğurlandı. Sivas Özel Harekât Şube Müdürlüğü’nde düzenlenen uğurlama programı, dualar ve kurban kesimi eşliğinde gerçekleştirildi. Törene Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ile İl Emniyet Müdürü Ahmet Alaağaçlı katıldı. Program, İl Müftüsü Hasan Limon tarafından yapılan dua ve ardından kurban kesimiyle başladı. Törende konuşan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, kahraman polisleri önemli ve kutsal bir görev için sınır ötesine uğurladıklarını belirterek, "İnşallah orada devletimizin bekası, milletimizin huzuru için görevlerinizi en güzel şekilde icra edeceksiniz. Sizler, mazisi şanla ve şerefle dolu bir teşkilatın mensuplarısınız. Gittiğiniz bölgede de vatan sevgisi ve üstün sorumluluk bilinciyle görevinizi en iyi şekilde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum" dedi. "Ayağınıza taş değmesin" Görevlerini başarıyla tamamlayarak sağ salim yurda dönmeleri temennisinde bulunan Vali Şimşek, "Allah sizleri her türlü beladan ve musibetten korusun. Ayağınıza taş değdirmesin. Göreviniz sona erdiğinde tekrar burada bir araya gelmeyi nasip etsin. Sizlere görevlerinizde üstün başarılar diliyorum. Güle güle gidin, güle güle gelin" ifadelerini kullandı. Uğurlama programı, yapılan duaların ardından PÖH timlerinin Suriye’ye hareket etmesiyle sona erdi.
İstanbul Diploma iptaline ilişkin açtığı karşı davada konuşan İmamoğlu: ’’Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır’’ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davaya karşı açtığı diploma iadesi davası görüldü. Beyanda bulunan davacı İmamoğlu, ’’Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır’’ dedi. Mahkeme, sürece ilişkin 15 gün içerisinde kararın çıkacağını ve taraf avukatlarına tebliğ edileceğini belirterek duruşmayı bitirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. Yürütülen soruşturma kapsamında, İmamoğlu’nun lisans diploması iptal edilmişti. Öte yandan, açılan davaya karşı iptal edilen diplomanın iadesi için açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde görülen duruşmaya, ’yolsuzluk’ ve ’casusluk’ soruşturmalar kapsamında tutuklu davacı Ekrem İmamoğlu ile avukatları ve davalı İstanbul Üniversitesi avukatları hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan davacı Ekrem İmamoğlu, ’’Zor bir mücadelenin evresindeyiz. 35 yıl önce aldığım diplomamın güvencesi için geldim. 17 yaşında Kıbrıs’a gittim, bir sene sonra arkadaşlarımın yatay geçiş yaptığını gördüm. Ben de, gazetede gördüğüm ilana göre tüm eksiklikleri tamamlayarak bu okula kaydoldum. Bazen, bir evrak eksik olsa, bir kağıt parçası yırtık olsa ne olurdu acaba diye düşünüyorum. Mezun oldum, anamın ak sütü gibi helal diplomamı aldım. Sonra birileri CİMER’e başvurdu. Bu başvurulara rağmen İstanbul Üniversitesinin verdiği cevap hiç değişmedi, benim bu üniversiteye kayıt şartlarını yerine getirdiğim söylendi. 9 sayfalık bir rapor düzenlenmiş, bu raporda tüm denkliklerime yer verilmiş. Ne oldu da sonradan bu raporlar geçersiz sayıldı? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle YÖK’e bir yazı yazılıyor. Diplomam usule uygun olup olmadığı soruluyor. Sonra İstanbul Üniversitesi buna karşılık inceleme başlatıyor. Sonra da bu süreç ilerliyor’’ şeklinde konuştu. İmamoğlu, beyanında bu sürecin masum gençlerinden biri olduğuna vurgu yaparak, ’’Burada hala üniversiteden arkadaşlarım bulunmaktadır. Üniversite, tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak kabul sürecini başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialarda, sanki bu ilan hiç yokmuş, yayınlanmamış gibi konuşulmaktadır. Oysa bu ilan, bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır’’ diye konuştu. ’’YÖK tarafından yapılan incelemelerde bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir’’ Duruşmada savunma yapan davalı İstanbul Üniversitesi avukatı, "Davacı taraf, yokluk iddialarının temellendirilmediğini ileri sürmüştür. Davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacı tarafın ileri sürdüğü iddialardan biri, denklik konusunda üniversitelerin yetkisinin bulunmadığı yönündedir. Bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurulu’na ait olduğu, mevzuatla da bu şekilde düzenlendiği ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşım hukuken eksiktir. Zira eşdeğerlik meselesinin tamamen her bir üniversitenin takdirine bırakıldığı söylenemez. Böyle bir kabul, yurt dışından yapılan yatay geçiş başvurularında üniversiteleri son derece ağır ve yönetilemez bir sorumluluk altına sokar. Hatta akademik niteliği bulunmayan ya da fiilen mevcut olmayan bazı kurumların başvurularının dahi kabul edilmesi gibi ciddi sakıncalar doğurur. Bu nedenle eşdeğerlik kavramı, uzun yıllar boyunca öğretim hukuku çerçevesinde, üniversitelerin akademik ve idari değerlendirmeleriyle uygulanmıştır. Nitekim bu kavramın 2010 yılında mevzuatta açıkça yer alması, yeni bir yetki ihdası değil, kavramsal bir netleştirme niteliğindedir. Bugüne kadar bu konuda yükseköğretim uygulamalarında ciddi bir ihtilaf yaşanmamışken, bugün ortaya çıkan tartışmanın, geçmişteki işlemlerin bugünkü kavramlarla geriye dönük yorumlanmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. İstanbul Üniversitesi ile yapılan bir protokol kapsamında öğrenci başvuruları kabul edilmiş; aradan dört yıl geçtikten sonra YÖK tarafından yapılan incelemelerde bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir. Üniversite bu tespitler üzerine diploma işlemlerini geri almıştır. Ancak ilk derece mahkemesi, açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve öğrencilerin iyi niyetli olduğunu belirterek, idari işlemin iptaline karar vermiştir. Üst mahkeme de bu kararı onamıştır. Davacılar, "idarenin açık hatası varsa iyi niyet dikkate alınmaz" gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmişse de, Bölge İdare Mahkemesi kararında ısrar etmiş ve dava bu şekilde sonuçlanmıştır. Somut olayda, ilgililerin iyi niyetinin zayıfladığına dair somut ve ikna edici bir delil bulunmamaktadır. Aksine, dönemin üniversite yönetim kurulu üyelerinin beyanları, yapılan yatay geçişlerin akademik ve bilimsel amaçlarla gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu beyanlarda, söz konusu uygulamaların araştırma faaliyetlerini geliştirmek ve akademik etkileşimi artırmak amacıyla yürütüldüğü ifade edilmiştir. 1991 yılında da benzer şekilde Yükseköğretim Kurulu’na yapılan başvurularda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı üniversitelerin eşdeğer kabul edildi ancak belirli kampüsler veya programlar açısından ayrıca değerlendirme yapılabileceği yönünde görüşler de bildirildi. O dönemde yapılan yatay geçişlerde, başvurulan üniversitenin eşdeğer bir yükseköğretim kurumu olarak bilinmediği ya da bilindiği yönünde açık ve kesin bir hukuki yasak bulunmamaktadır. Aksine, dönemin uygulamaları ve yargı içtihatları, idarenin değerlendirmesine ve ilgilinin iyi niyetine dayalı bir sistemin varlığını ortaya koymaktadır" dedi. Karar 15 gün içerisinde tebliğ edilecek Alınan beyanların ardından mahkeme, sürece ilişkin 15 gün içerisinde kararını açıklayacağını ve kararın UYAP üzerinden taraf avukatlarına tebliğ edileceğin belirterek, duruşmayı bitirdi.
Zonguldak BEUN Hastanesinde yenilenen endokrinoloji servisi hizmete açıldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sağlık alanındaki hizmet altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. BEUN Hastanesi bünyesinde yer alan Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisi, kapsamlı yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış programı ile hizmete açıldı. BEUN Hastanesinde gerçekleştirilen açılış programına; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir, Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu ile akademik ve idari personel, öğrenciler ve basın mensupları katıldı. Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisinde gerçekleştirilen yenileme çalışmaları kapsamında; servis alanlarının tamamında duvarlar, zeminler, vitrifiye elemanları ve mobilya tefrişatı baştan sona yenilendi. Hemşire çağrı sistemleri ile hasta odalarındaki yatak başı oksijen ve vakum gaz altyapıları güncellenirken, iklimlendirme sistemleri de modern standartlara uygun şekilde yeniden yapılandırıldı. Hasta konforunu artırmaya yönelik düzenlemeler kapsamında oda planlamaları yeniden ele alındı. Bu doğrultuda dört kişilik hasta odaları kaldırılarak iki kişilik odalara dönüştürüldü. Yenilenen servis, toplam 23 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. Açılış programında konuşan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversite hastanesinde sürdürülen yenileme ve iyileştirme çalışmalarının sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Üniversite hastanemizin sağlık hizmetleri kapasitesini güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisimizin kapsamlı bir yenileme sürecinin ardından yeniden hizmete açılmasıyla birlikte hem şehrimize hem de bölgemize sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi daha da artacaktır. Aynı zamanda öğrencilerimiz ve genç hekimlerimiz için modern ve nitelikli bir uygulama ve eğitim ortamı oluşturulmuştur. Üniversitemizin sağlık alanındaki gelişiminde bizlere her zaman destek olan Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sağlık Bakanlığı ailesine şükranlarımı sunuyorum. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu servis; üniversitemiz, öğrencilerimiz, sağlık çalışanlarımız ve Zonguldak halkı için önemli bir kazanımdır. Servisimizin hem eğitim hem de hizmet boyutunda uzun yıllar boyunca sağlık alanına değer katacağına inanıyorum. Bu vesileyle yenilenen servisimizin bölgemize, şehrimize, üniversitemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."