POLİTİKA - 02 Ağustos 2025 Cumartesi 15:12

Bakan Yumaklı: "Adıyaman, tarımda marka şehir olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor"

A
A
A
Bakan Yumaklı: "Adıyaman, tarımda marka şehir olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adıyaman’da düzenlenen Sektör Toplantısı’nda tarım, orman ve su politikalarına dair kapsamlı açıklamalarda bulundu.


Yumaklı, kente son 23 yılda yapılan yatırımların toplam tutarının yaklaşık 65 milyar lirayı bulduğunu belirterek, "Adıyamanlı üreticilerimizin emeğini, toprağın bereketini ve bu topraklara olan vefamızı yatırımlarla destekledik, desteklemeye devam edeceğiz" dedi.


Adıyaman’ın hem tarihi hem de üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin en değerli şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, konuşmasının başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.


Bakan Yumaklı, saha ziyaretlerinin önemine değinerek, üreticilerin sorunlarını yerinde dinlemenin ve çözüm üretmenin temel yaklaşımları olduğunu ifade etti. Bakan İbrahim Yumaklı, "Tarım ve orman sektörü, dünyada stratejik konumunu her geçen gün artırarak yoluna devam ediyor. Diğer yandan, küresel ısınma ve iklim değişikliği, sektörü etkileyen en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.


1 Haziran’dan bu yana, yoğun şekilde orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Havanın sıcak, nem oranın düşük olması ve şiddetli rüzgarlar yeşil vatanı tehdit ediyor. Dikkatsiz bir şekilde çıkan ufak bir kıvılcım, aniden büyüyerek geleceğimizi küle çevirebiliyor. Orman kahramanlarımız cansiperane mücadelesine devam ediyor. Bu uğurda şehit olan tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyorum. İnşallah, onların, canlarını verdiği Yeşil Vatanı savunmayı var gücümüzle sürdüreceğiz. Küresel ısınma ile ilgili önemli konulardan biri de sudur. 2025 yılı kuraklık haritaları, geçen seneden daha sıkıntılı bir görüntüyle karşı karşıya olduğumuzu söylüyor. Bu nedenle suyumuzu verimli ve süründürülebilir kullanmak için su ve sulama yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda, yapay zeka destekli sulama sistemleri, mevcutların modern sisteme geçirilmesi gibi çalışmalara devam ediyoruz. Hatta, atık suları ileri biyolojik arıtma ile tarımsal sulamada kullanabilir hale getirme çalışmalarımızı büyük titizlikle sürdürüyoruz.


Bildiğiniz gibi, suyu merkeze alan tarımsal üretim planlamasını devreye aldık. Artık, hangi ürünü, nerede ne kadar üreteceğiz, bunun planlamasını yapıyoruz. Bitkisel üretimde, son dönemdeki en önemli gündem maddelerimizden birisi kuşkusuz zirai don olayı. Nisan ayında yaşadığımız zirai dondan 65 ilimiz az veya çok etkilendi. Adıyaman’da da badem, Antep fıstığı, üzüm, kiraz, ceviz,Trabzon hurması üretimi yapan yaklaşık 11 bin üreticimiz bundan etkilendi. TARSİM kapsamında hasar tazminatları ödenmeye başladı. Sigortası olmayan üreticilerimizin masraflarının karşılanmasına da yakın zamanda başlayacağız.


Hayvancılıkta yeni bir yol haritasını geçen sene çizmiş ve bu kapsamda çalışmalara başlamıştık. Özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almasını sağlamak en önemli hedeflerimiz. Bunun için hayvancılıkta planlama kapsamına giren illerde yapılacak yatırımlarda ekstra teşvik ve destekler veriyoruz.


Diğer yandan, hayvancılıkta şu anda önemli gündemimiz şap hastalığı. Yeni bir serotip olan SAT 1 virüsüne karşı, hastalığın yayılmasını engellemek için 81 ilimizde hayvan pazarlarını kapatmıştık.


Veteriner hekimlerimiz büyük bir özveriyle aşılama çalışmalarını yapıyor. Aşılamanın 85’in üzerine çıktığı illerde hastalık riski azalıyor. İnşallah önümüzdeki günlerde, peyderpey hayvan pazarlarını açmaya başlayacağız. Zaten tüketici açısından, kırmızı et tedariğinde bir sorun bulunmuyor. Hızlı aşılama ve kontrollü şekilde hayvan pazarlarının açılmasıyla, önümüzdeki günlerde üreticimiz de daha fazla rahatlayacak. Bizler, geleceğe yönelik hedeflerimizi, Türkiye Yüzyılı perspektifine uygun bir şekilde revize ediyoruz. Bu hedeflerden en önemlisi ise tarım ve ormandır. Çünkü Cumhurbaşkanımız, "Güçlü Türkiye’nin Yolu Güçlü Tarımdan Geçer" ifadeleriyle, bizlere önemli bir sorumluluk yüklemiştir. Bu manada sektörümüzün rekabet gücünü arttırmanın yolu da, şehirlerimizin altyapısını güçlendirmekten geçiyor.


Adıyaman, kendine özgü iklimi ve doğal güzellikleri ile önemli bir tarım kentimiz. Bu özellikleri sayesinde, bölgenin özellikle hayvansal ve bitkisel üretim merkezlerinden biridir. Adıyaman artık üretimi de markalaştırıp piyasaya sürüyor. Yani Adıyamanlı üreticimizin ürettiği ürünlerin bir hikayesi var. 9 ürünümüz coğrafi tescil alarak, şehrin sınırlarını aştı. Besni üzümü, Tut dutu, Kahta bademi ve Kahta narı bunlardan birkaçı. Bugün, Adıyaman topraklarının yarısında 29 bin çiftçimiz tarafından büyük bir emek ve alın teriyle tarımsal ürün üretiliyor. Adıyaman önümüzdeki süreçte, tarımda marka bir şehir olmak için güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bakanlık olarak, Adıyaman’ın tarım, orman ve su potansiyelini her zaman verimli bir şekilde kullanması amacıyla sektörü destekleyici hibe ve yatırımlara imza attık. Bu doğrultuda; son 23 yılda Adıyaman’a yaklaşık 65 milyar lira tarım-orman-su alanında destek verdik ve yatırım yaptık. Su ve sulama alanında 95 tesisi hizmete aldık. Hizmete sunduğumuz sulama tesisleri ile 204 bin dekar araziyi suyla buluşturduk. Sulamaya açılan araziler, ekonomiye yaklaşık 1,7 milyar lira ek gelir artışı sağladı. Kırsal Kalkınma desteklerimiz ve ORKÖY kapsamında hibe ve kredi sağlayarak, yaklaşık 3 bin 831 projeyi destekledik. Yetiştiricilerimizin ekonomik hayvancılık yapmaları için 182 bin dekar alanda mera ıslah çalışmasını tamamladık. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 1,2 milyon dekar alana sahip 9 ovamızı koruma altına aldık. Üreticimizin alın terini ve emeğini TARSİM ile güvenceye kavuşturduk. Bu kapsamda 2006 yılından bu yana yaklaşık 200 bin poliçe düzenlendi. Poliçelere 326 milyon lira prim desteği verdik. Bu zaman zarfında üreticimizin zarar gören ürünleri için yaklaşık 325 milyon lira tazminat ödedik. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Adıyamanlı üreticilerimiz, hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini artırdı. Bu sayede; bitkisel üretim miktarımız yüzde 18 artarak 965 bintona ulaştı. Bu artışla birlikte Adıyaman, ülkemizde tütün ve badem üretiminde 1., Antep fıstığında 3., Trabzon hurması, dut ve nohut üretiminde de 4. sıraya yükselmiştir. Büyükbaş varlığımız yüzde 34 artışla 105 bin başa çıktı. Arılı kovan miktarı ise yüzde 133 artışla 88 bine yükseldi. Su ürünleri üretiminde önemli bir gelişme kaydettik. Yetiştiricilik ve avcılıkla üretilen su ürünleri miktarını yüzde 219 artışla 2 bin 508 tona çıkardık. İlimizin tarımsal hasılasını 34 kat artışla 11,5 milyar liraya çıkardık. Son 23 yılda Adıyaman’ın yeşiline yeliş katmak için 66 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Adıyaman için yaptıklarımız ortada. Ama Adıyaman, bu yaptıklarımızdan çok daha fazlasını hak ediyor. Adıyaman için daha yapacağımız çok iş, daha çok proje, daha çok çalışma var. Birçok ürünün yetiştiği, bu bereketli topraklara, önümüzdeki dönemde de hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Özellikle "Terörsüz Türkiye" süreci de sektörümüzün bölgede gelişmesi için önemli bir adım olmuştur. Bu süreçte, önemli bir müjdeyi de sizinle paylaşmak istiyorum. Buradaki programımıza hem Adıyaman hem de bölgeyi ilgilendiren Çetintepe Barajının su tutma programı ile başladık. 6 miyar liralık yatırımla hizmete aldığımız baraj; sulama, içme suyu ve enerji için hizmet verecek. Çetintepe Barajı’nda depolanan sularla; Adıyaman’ın Besni Ovasında toplam 220 bin dekar tarım alanı, basınçlı ve borulu sistemlerle suya kavuşacak. Bunun yanı sıra Adıyamanlıların gündeminde ve takibinde olan bazı su ve sulama yatırımlarımızdan da bahsedecek olursak: 6 Şubat 2023 depreminden sonra Koçali Barajı’nda gerekli olan proje revizyonları yapıldı. Proje aynı yerinde ve aynı baraj tipinde yapılmaya devam edecek. Yüklenici firmaya çalışmalara başlaması talimatı verildi. 2028 yılında barajın tamamlanmasını hedefliyoruz. Göksu Araban Projesi kapsamında bugün su tuttuğumuz Çetintepe Barajı ile 3 ilde toplamda 600 bin dekar alan sulanacak. Öncelikli olarak Adıyaman’da yer alan 220 bin dekarlık alanın sulanması için gerekli çalışmalar başlatılacak. Adıyaman’ın 2071 yılına kadar içme suyu problemini çözecek olan Atatürk Barajı’ndan Adıyaman’a İçme suyu Temini İşinin Proje yapım ihalesini 18 Ağustos’ta yapıyoruz. 5 bin 860 dekar sulama faydası bulunan Bebek 1 pompaj sulamasını yıl sonunda tamamlıyoruz. Aynı zamanda bu projenin ikinci aşaması olan ve 53 bin 750 dekar sahayı sulayacak Bebek 2 Projesi’nin pompa istasyonunu da bu iş kapsamında tamamlıyoruz. Toplam proje tutarı 8,5 milyar TL olan Gömükan Projesi kapsamındaki Gömükan Barajı ve 73 bin dekarlık Gömükan sulamasını 2026 yılı sonunda hizmete alıyoruz. 13 bin dekar sulama sahasına sahip Çelikhan (Çat) Barajı Sulamasını 2026 yılı sulama sezonunda hizmete alıyoruz. Taşkın koruma tesisleriyle birlikte 69 yerleşim yerini ve 5 bin 340 dekar alanı taşkınlardan koruduk. 850 bin dekar alanda da toplulaştırma çalışması yaparak, çiftçimizin parçalı arazisini, tek parça haline getirdik. Dolayısıyla, masraflarda tarımsal girdi kullanımını azaltarak, maliyetleri düşürdük. Bu toplantımızdan sonra da ülkemizde tohumculuk alanında stratejik öneme sahip Adıyaman Tohumluk Tescil Sertifikasyon Merkezinin (TTSM) resmi açılışını gerçekleştireceğiz. Ülkemizdeki 9 sertifikasyon merkezinden biri olan Adıyaman’daki bu merkez, 9 farklı ilimize hizmet verecek. Adıyaman TTSM’nin faaliyete geçmesi, sertifikasyon hizmetlerinin daha etkin ve zamanında yürütülmesini sağlayacaktır. Bu sayede, bölgemizdeki çiftçilerimizin kaliteli tohumluk kullanımını teşvik ederek verimliliği artıracak, yeni çeşitlerin geliştirilmesine ve tescil edilmesine katkı sağlayacaktır. Yine tohumculuk sektöründeki firmalarımızın uluslararası standartlarda üretim yapmalarına da destek olacaktır. Ayrıca, KKYDP ve IPARD-TKDK hibe desteklerimiz ile Adıyaman’daki işletmelerimizi modernleştirmeye devam edeceğiz. Bunun dışında, Adıyaman’da 1 şehir ormanı ve 1 bal ormanı kuruyoruz. Tüm bu çalışmaların tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapan Adıyaman’a hayırlı olmasını diliyorum. İnanıyorum ki yaptığımız çalışmalarla, Adıyaman’ın tarım ve orman sektörü daha ileriye taşınacak.


Ayrıca, Bakanlık olarak TÜİK’le başlattığımız Tarım Sayımı sürecinde 2. aşamaya geldiğimizi belirtmek isterim. Bu aşamada sahada Bakanlık ve TÜİK personeli çalışmalarını yürütüyor. Bu süreçte Tarım sayımı konusunda görevli personellerimize destek olalım. Görevli arkadaşların doğru verilere ulaşması için sizleri bu işi sahiplenmeye davet ediyorum. Adıyaman’ın tarım ve orman sektörünün kalkınması ve marka bir şehir olması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Adıyaman, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerinde büyük yara alan illerimiz arasındaydı. Asrın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınları başta olmak üzere tüm kardeşlerime sabrı cemil niyaz ediyorum. Tüm alanlarda olduğu gibi tarım orman alanında da yaraların sarılması için büyük gayret gösterdik. İnşallah depremin yarların sarılması noktasında elimizden gelenleri yapmaya devam edeceğiz. Tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu.



Bakan Yumaklı: "Adıyaman, tarımda marka şehir olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla ‘Kadıncıklar’ oyunu büyük ilgi gördü Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen ‘Kadıncıklar’ adlı tiyatro oyunu sanatseverlerle buluştu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde sahnelenen oyun, farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden kadınların toplumsal hayatta karşılaştığı sorunları ve erkek egemen toplum yapısının oluşturduğu eşitsizlikleri sahneye taşıdı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği ‘Kadıncıklar’, izleyicilere hem düşündüren hem de duygulandıran güçlü bir anlatı sundu. 1983 yılında Tuncer Cücenoğlu tarafından kaleme alınan ve ‘coşku kıpırtılarıyla dolu bir oyun’ olarak nitelendirilen ‘Kadıncıklar’, oyununda imam nikâhı, berdel, töre ve namus cinayetleri, genel kadın, evlilik dışı birliktelik gibi kavramlar; farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden ele alınıyor. Eser, farklı zihniyetler nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara adanmış güçlü bir anlatı sunuyor. Oyunun yönetmenliğini Utkan Özüpak üstlenirken, dramaturgluğunu Nazan Kıdıl yaptı. Sahne amirliğini Mehmet Telli’nin yürüttüğü oyunun ses ve ışık tasarımı ise Muzaffer Makas tarafından gerçekleştirildi. ‘Kadıncıklar’ oyunu ilk olarak Levent Kırca tarafından Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmiş olup, Türkiye’nin birçok ilinde ve yurt dışında tiyatroseverlerle buluştu. Erkek egemen toplumda kadının metalaştırılmasını konu alan eser, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından da sahnelendi. Muğlalı sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oyun sonunda oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı. Başkan Aras: "Bu oyun kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen oyunun kadınların yaşadığı toplumsal sorunlara dikkat çektiğini belirterek şunları söyledi: "Sanat, toplumun aynasıdır. Kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, acıları ve mücadeleyi anlatan bu tür eserler toplumsal farkındalığın artmasına büyük katkı sağlıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sahnelenen ‘Kadıncıklar’ oyunu da kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor. Kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güçlü olduğu bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz"
Siirt Siirt’te 4 çocuk annesinden 2 yıldır haber alınamıyor Siirt’te 2 yıldır kayıp 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ait henüz bir ize rastlanmazken, olaya ilişkin yürütülen soruşturmada eşi, kayınbiraderi ve kayınbabasının tutukluluk hali devam ediyor. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Akyel’den kaybolduktan bugüne kadar haber alınamadı. Yürütülen soruşturma kapsamında Akyel’in eşi İ.G. kayınbirader H.G. ve şüphelilerin babası İ.G. gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir, katıldığı bir televizyon programında kardeşinin tandırda yakıldığını ileri sürmüş, gizli tanıklar olduğunu, yeğenlerinin aileden alınmasını istediklerini söylemişti. Avukat Gurbet Bilbay ise Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını belirterek, olayın iki gün sonra unutulmasını istemediklerini, sıradan bir cinayet olmadığını söyledi. Avukat Bilbay, "Genelde de müvekkilim bununla ilgili mesajlar alıyor tandırda yakıldığına dair. Hep buna yönelik iddialar var. İnsanlar konuşmaya korkuyor bununla ilgili gizli tanık dinlettireceğiz. Çocukların onlardan alınmasını için elimizden geleni yapacağız. Lütfen buradan sesleniyorum bu cinayet unutulmasın Mekiye Akyel için elimizden geleni yapalım" dedi. Avukat Sevginur Uzunhasan ise 4 çocuk annesi Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını dile getirdi. Uzunhasan, "Halime hanımın bu dosyanın buralara gelmesinde büyük cabası vardır. Savcılık makamı şüphelileri tutuklamış durumdadır. Bugün çocuklarını görmeye gittik. Durumun unutulmasını istemiyoruz’’ diye konuştu. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir de savcıyla görüşüp ifade verdiklerini belirterek, "Bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Avukatlarımla birlikte buradaydık. Çocukları görmek istiyorum. Oradan alınmalarını istiyorum. Gizli tanıklar var, bana mesajlar geliyor. Gizli tanık olarak dosyaya alınmasını istiyorum. Bu davanın peşini bırakmayacağım" şeklinde konuştu.
Ankara Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Sendikası Genel Başkanı Ali Yalçın, 81 ilde 120 bin okul yöneticisi, öğretmen veli ile yaptıkları ara tatillere yönelik saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yalçın, İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e baş sağlığı diledi. Eğitimde çözüm odaklı araştırmalarla ve raporlarla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yalçın, ara tatil modeline ilişkin de öğretmenlerin, öğrenciler ve velilerin görüşlerini almak amacıyla da saha çalışması yaptıklarını ifade etti. Yalçın, "Toplamda 119 bin 709 okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla araştırmayı gerçekleştirdik. Araştırma sadece devlet okullarında görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerini ortaokul ve orta öğretim öğrencilerini ve temel eğitim ile ortaöğretimde çocuğu olan velileri kapsamaktadır. Araştırmaya 55 bin 126 öğretmen, 7 bin 792 yönetici, 20 bin 675 öğrenci, 36 bin 116 veli katılmıştır" diye konuştu. "Öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir" Yapılan saha çalışmalarının sonuçlarını paylaşan Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Olası bir kaldırma kararına yönelik katılmama oranı açısından öğretmenlerin yüzde 88,2’si, okul yöneticilerinin yüzde 72,1’i ve velilerin 70,5’i bu kaldırma kararına katılmamaktadır. Özellikle öğrencilerin lisede yüzde 85,7 ortaokulda yüzde 78,4 uygulamayı devam ettirme yönünde bir iradesi ve isteği vardır. Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklerim diyen velilerde oran erkek velilerde yüzde 18,3 kadın velilerde yüzde 23,6. İkimiz de çalışıyoruz diyen velilerin yüzde 76,2’si, sadece ben çalışıyorum diyen velilerin yüzde 71,2’si, ikimiz de çalışmıyoruz diyen velilerin yüzde 67,9’u sadece eşim çalışıyor diyen velilerin de yüzde 64,3’ü bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklememektedir. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir." Velilerin genel olarak ara tatillerin çocuğun kişisel gelişiminde önemli rol oynadığına dikkati çektiklerini söyleyen Yalçın, öğretmenlerin de bu dönemlerin bilişsel ve duygusal tazelenme sağladığını söylediklerini ifade etti. "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Yalçın, yapılan araştırmalarda ara tatilin kaldırılmasına karşı olunduğunu aktaran, "Ara tatil uygulamasının bir defa devamlılığı sağlanmalıdır. Saha araştırması; öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ara tatillerin kaldırılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir. Bu güçlü toplumsal destek ve uygulamanın OECD standartları ve uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" açıklamasında bulundu. Ödev ve proje yükünün dengelenmesi gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Ara tatillerde öğrencilere akademik ağırlıklı yoğun ödevler vermek yerine kitap okuma, hobilerle ilgilenme ve sosyal etkinliklere yönlendirmek gibi bu anlamda çeşitli önermeler yapılabilir ve strese sokmayacak teşvik bu anlamda devreye alınabilir" diye konuştu. "Bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir" Ara tatillerin takvimi belirlenirken de pedagojik dengeyi bozmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine de değinen Yalçın, "Bölgelerin iklim şartları ve ihtiyaçları ile dini bayramlar tatillerini ile dikkate alınarak iki ara tatilden birinin geçici süre kaldırılarak yarı yıl tatilinin üç haftaya çıkarılması veya bu sürenin yaz tatili başlangıcına eklenmesi gibi genel bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir. Bu çok uzun bir süre olacak bir şey değil. Birkaç yıllık süre içerisinde bu söz konusu olabilir" ifadelerine yer verdi. Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Antalya Kepez’de her gün iftar, her gün bereket Kepez’de Ramazan ayının manevi iklimi, her gün kurulan iftar sofralarıyla yaşanıyor. Ramazan’ın on dokuzuncu gününde Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinleri, aynı sofrada oruçlarını açmanın mutluluğunu paylaştı. Kepez Belediyesi’nin Ramazan ayının on dokuzuncu gününde kurulan iftar sofraları Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinlerini bir araya getirdi. Duraliler Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruçlarını açmanın heyecanını yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, iftar yemeğinde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Kocagöz, iftar öncesinde kurulan masaları tek tek dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek, hayırlı iftar dileklerini iletti. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, aynı sofrada buluşmanın önemine vurgu yaparak Ramazan’ın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Ramazan ayının sadece oruç tutmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Ramazan ayı sabırlı, adaletli olmak, paylaşmak, dayanışmak, birlik ve beraberlik içinde olmak demektir. İşte bizde tamda burada Kepez Belediyesi olarak sadece hizmet üretmiyoruz. Birlik ve beraberliği sağlıyoruz. Çocuklarımızın umutları, gençlerimizin hayalleri, büyüklerimizin huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir ilçe için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ve sizlere layık olmaya çalışıyoruz" dedi. "Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız" Kepez yolculuğuna çıkarken, "Kepez’de hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" sözlerine değinen Başkan Kocagöz, " Bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümeyecek, bir insanımız yatağa aç girmeyecek. Belediyecilik demek budur. Yol yapmak, park yapmak bizim asli görevimizdir. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Etrafımızda yoksul insan, çaresiz insan olmamalı Bunu hep beraber sağlayacağız" diye konuştu. Dünya’daki sıcak gelişmelere de değinerek, "Elbet bir gün bu ateşi yakanlar, o ateşte yanacaklardır" diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözlerine değindi. Seçim döneminde vaat edilen 105 projenin 50’sini tamamladıklarını ve 98 projenin ise ilçede işler halde olduğunu söyledi. Duraliler ve Avni Tolunay muhtarlarına da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Onlar bizim hizmet elçimiz Biz hizmet elçilerimiz, muhtarlarımız sayesinde mahallelerimizin ihtiyaçlarını çok daha rahat gözlemliyoruz. Elimizden geleni mahallelerimiz ve vatandaşlarımız için yapmaya çalışıyoruz" dedi. Başkan Kocagöz, Ramazan ayında Kepez’de her gün iftar sofralarının kurulduğunu, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda da Ramazan etkinliklerinin düzenlendiğini söyledi. Kepez’in ortak gelecekleri olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimiz Kepez’de bizim baş tacımız" ifadelerini kullandı.