POLİTİKA - 06 Ağustos 2024 Salı 18:00

Başkan Hallaç, Kahta Belediyesi’nin borcunun 142 milyon 947 bin TL olduğunu açıkladı

A
A
A
Başkan Hallaç, Kahta Belediyesi’nin borcunun 142 milyon 947 bin TL olduğunu açıkladı

AK Partili Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Saadet Partisi’nden devralınan belediye borcunun 142 milyon 947 bin TL olduğunu açıkladı.


Göreve başlamasının ardından ilk basın toplantısını gerçekleştiren Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, belediyenin mevcut gelir gider tablosunu ve borçlarını açıklayarak, ilçedeki gelişmeleri, kentin geleceğini, neler yaptıklarını ve neler yapacaklarını kamuoyuyla paylaştı. Belediyeyi yönetirken liyakatli ve deneyimli kadrolarla, hizmetleri en iyi şekilde sunacağını belirten Başkan Hallaç, 4 ayda yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler paylaştı.


Yeni meclis toplantı salonları ve partilere özel odaların yapılacağını belirten Başkan Hallaç, “Belediyemizi devraldığımız günden bu yana önemli sorunlarla karşılaştık. Temel malzemelerini eksikliği, araçların bakımsız olması gibi konular bize epey meşgul etti. Hızlı bir şekilde biz bunları yöneldik. Çalışan araçlarımızı sağlamak amacıyla ciddi bir bakım onarım işlerine girdik. Biz devraldığımız günden itibaren hemen hiç malzememiz yoktu. Her konuda, inşaat malzemesi olsun temizlik malzemesi olsun, özellikle arıtma tesisindeki kullandığımız kimyasal malzemeler olsun ciddi miktarda bir malzeme eksimiz var. İlk gün bile yakıt hiç yoktu. Bunları bile hemen hızlı bir şekilde temin ettik. Bu yüzden belediyemizi çalışır duruma getirmek için çok sıkı bir çalışma ve ciddi bir mücadele vermiş olduk. İlçeye yeni bir kimlik kazandırıyoruz. Hizmet kalitesini arttırarak toplumun beklentilerini karşılamak amacıyla belediyenin etkinliğini arttırmak amacıyla yeni çalışmalar başladık. Bunlardan bir tanesi de e-belediyecilik sistemini oluşturuyoruz. Bu aşamada belediyemizin hizmetlerin daha hızlı ve doğru yapılabilmesi için organizasyon şemasını yeniden gözden geçirdik. Yeni bir organizasyon şeması ve yeni birimler kurarak bu hizmete devam ediyoruz. Bu sene altyapı sıkıntılarımızı projelendirerek önümüzdeki yıllarda ilk kazmayı vuracağız. Bakanlıklarla ilgili görüşmelerimizi tamamladık. Şu anda Ağustos’un sonlarına doğru İller Bankası tarafından yapılacak içme suyu projemiz yılsonuna kadar özellikle şubata kadar tamamlanacağını söylediler. Bu ayın sonuna doğru ihalesi yapılacak. Kahta’daki bütün içme suyu şebekesinin değişmesi ile ilgili olacak bu değişim. İller Bankası bu konuda bir finans ayarlamış bize. İnşallah önümüzdeki sene ihalesini hep beraber göreceğiz" dedi.



"Kahta Belediyesi’nin borcunun 142 milyon 947 bin TL"


AK Partili Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Saadet Partisi’nden devralınan belediye borcunun 142 milyon 947 bin TL olduğunu açıkladı. Hallaç, "1 Nisan itibari ile 142 milyon 947 bin lira borcumuz var. Ocak, Şubat ve Mart ayındaki toplam harcanan miktarlar 243 bin lira bütçe harcaması olmuş. Ocak’ta 54 milyon, Şubat’ta 106 milyon, Mart’ta 83 milyon toplamda 243 milyon 715 lira bir bütçe. Ama eksi 76 milyon bu 3 ayda bir bütçe açığı oluşturulmuş. Nisan, Mayıs ve Temmuz aylarında ise toplam 135 milyon bütçe harcanmış. Nisan’da 28 milyon 986 bin lira, Mayıs’ta 20 milyon 160 bin lira, Haziran’da 38 milyon 39 bin lira, Temmuz’da ise 48 milyon 649 bin lira para harcanmış. Şu anda bütçe fazlalığımız 97 milyon 64 bin liradır. Yani kasamızda 97 milyon 64 bin lira var" dedi.


Kahta’daki kaçak yapılarla ilgili çalışmaların devam ettiğine dikkat çeken Başkan Hallaç, kaldırım işgalinin önüne geçmek için çalışmalarına hız verdiğini, içinde morg ve gasilhanenin olduğu yeni bir mezarlık için çalışmalara başladığını sözlerine ekledi.



Başkan Hallaç, Kahta Belediyesi’nin borcunun 142 milyon 947 bin TL olduğunu açıkladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bitlis’te nisanda kara kış: 84 köy yolu ulaşıma kapandı Bitlis’te baharda kış şartları etkisini sürdürürken, kar kalınlığı ise 15 santimetreyi buldu. Nisan ayının ortalarına yaklaşılırken kentte gece saatlerinde başlayan kar yağışı, kısa sürede etkisini artırarak cadde ve sokakları beyaza bürüdü. Bitlis ve çevresinde iki gündür aralıklarla devam eden kar yağışı, özellikle yüksek kesimlerde etkisini daha fazla gösterirken Bitlis İl Özel İdaresinden yapılan açıklamada ise il genelinde 84 köy yolunun ulaşıma kapandığı belirtildi. Yüksek bölgelerde kar kalınlığının 35 santimetreye kadar ulaştığı, yağışların hafta sonuna kadar aralıklarla devam etmesinin beklendiği bildirildi. Meteoroloji yetkilileri, sürücüleri buzlanma ve görüş mesafesinde yaşanabilecek düşüşlere karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Kar yağışının ardından kent genelinde ekipler harekete geçti. Ana arterlerde karayolları ekipleri çalışmalarını sürdürürken, mahalle aralarında ise belediye ekipleri kar temizleme çalışmalarına başladı. Sabah saatlerinde yoğun kar nedeniyle araçların ve evlerin kar altında kaldığı kentte, vatandaşlar işlerine gitmekte zorlandı. Nisan ayının ortasında kar sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, araçlarının üzerini temizleyerek güne başladı. Öte yandan, etkili olan kar yağışı nedeniyle kent genelinde birçok köy yolunun ulaşıma kapandığı, il özel idaresi ekiplerinin kapalı yolların yeniden ulaşıma açılması için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü belirtildi.
Erzurum 114 Yıllık "Sıla Hasreti" belgesi gün yüzüne çıktı: Bir askerin kalbinde taşınan memleket Balkan Savaşları’nın yalnızca cephede verilen bir mücadele olmadığı, aynı zamanda insan ruhunun en derin sınavlarından biri olduğu, ortaya çıkan çarpıcı bir belgeyle bir kez daha gözler önüne serildi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından paylaşılan 114 yıllık belge, Erzurumlu bir Osmanlı askerinin "sıla hasreti" nedeniyle hastaneye düştüğünü ve tedavi için memleketine gönderilmesinin önerildiğini ortaya koyuyor. Savaşın görünmeyen yüzü: "Darüssıla" hastalığı Belgede, cephe gerisindeki bir askeri hastanenin 9. koğuşunda yatan Erzurumlu Hasan oğlu Mehmet Hüsnü Çavuş’un durumu ayrıntılı biçimde yer alıyor. Yapılan muayenelerde, askerin fiziksel bir yarasının bulunmadığı; buna karşılık dönemin tıbbi literatüründe "darüssıla" olarak adlandırılan ağır bir memleket hasreti yaşadığı tespit ediliyor. Askerî tabipler, bu durumun sıradan bir moral bozukluğu olmadığını; doğrudan tedavi gerektiren bir ruhsal çöküntü hali olduğunu değerlendiriyor. Bu nedenle Mehmet Hüsnü Çavuş için ilaç ya da klasik tedavi yöntemleri yerine oldukça dikkat çekici bir karar alınıyor: Kısa süreli izin verilerek memleketine gönderilmesi. Bu karar, Osmanlı askeri tıbbının yalnızca fiziksel yaralara değil, askerlerin psikolojik durumlarına da duyarlı olduğunu açıkça gösteriyor. Hastalığın ilacı: Sıla Belgede yer alan ifadeler, dönemin anlayışını net biçimde ortaya koyuyor. Mehmet Hüsnü Çavuş’un iyileşmesi için en uygun tedavinin "memleketine kavuşması" olduğu belirtiliyor. Bu doğrultuda kendisine 5 ila 10 gün arasında bir "mezuniyet" (izin) verilmesi öneriliyor. Bu yaklaşım, modern psikolojide "travma", "bağlanma" ve "aidiyet duygusu" kavramlarıyla açıklanan durumların, Osmanlı döneminde sezgisel olarak tanımlandığını gösteriyor. Özdemir: "Bu belge bir insanlık tanıklığıdır" Belgeyi kamuoyuyla paylaşan Taner Özdemir, Balkan Savaşları’nın yalnızca askeri değil, aynı zamanda toplumsal ve psikolojik bir yıkım olduğuna dikkat çekti: "1912-1913 yılları, Osmanlı için adeta bir kırılma dönemidir. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, hiç bilmedikleri coğrafyalarda, çok ağır şartlar altında savaşmak zorunda kaldılar. Bu belge bize şunu gösteriyor: Savaş sadece cephede yaşanmıyor. Asıl savaş, bazen insanın kendi içinde yaşanıyor." Özdemir’e göre bu belge, Osmanlı ordusunun askerine bakış açısını da ortaya koyuyor: "En zor şartlarda bile askerinin ruh halini dikkate alan bir anlayış var. ‘Sıla hasreti’ bir hastalık olarak kabul ediliyor ve tedavi yöntemi olarak memlekete gönderilmesi öneriliyor. Bu, son derece insani ve ileri bir yaklaşımdır." Erzurum’dan Balkanlara Uzanan Hasret Erzurum’dan yola çıkan Mehmet Hüsnü Çavuş’un hikâyesi, aslında binlerce askerin ortak geleceğini temsil ediyor. Anadolu’nun köylerinden koparılan gençler; ailelerinden, sevdiklerinden ve alıştıkları hayattan uzak, bilinmezlik içinde bir mücadeleye sürüklenmişti. Soğuk, açlık, hastalık ve yetersiz lojistik şartlar kadar; anne kokusu, baba duası ve çocuk sesine duyulan özlem de bir yük haline gelmişti. Bu belge, işte o görünmeyen yükü somutlaştırıyor. Uzmanlara göre belge, üç açıdan büyük önem taşıyor: Askeri tarih açısından: Osmanlı ordusunda psikolojik durumların nasıl ele alındığını gösteriyor. Tıp tarihi açısından: "Darüssıla" kavramı, erken dönem psikiyatrik tanımlamalara örnek teşkil ediyor. Sosyal tarih açısından: Savaşın insani boyutunu ve askerlerin duygusal dünyasını ortaya koyuyor. İsimsiz kahramanlara açılan bir pencere Özdemir, Mehmet Hüsnü Çavuş’un hikâyesinin, yalnızca bir askerin dramı olmadığını dile getirerek "Balkan coğrafyasında savaşan binlerce Osmanlı askerinin ortak hikâyesidir. Bu belge sayesinde, tarih kitaplarında çoğu zaman sayılarla ifade edilen kayıpların ardındaki insan hikâyeleri yeniden görünür hale geliyor. Ve belki de en çarpıcı gerçek şu: Bazı yaralar kurşunla değil, hasretle açılıyor" dedi.