MAGAZİN - 08 Mayıs 2019 Çarşamba 14:33

Afyon önemli bir kültür değeri için harekete geçti

A
A
A
Afyon önemli bir kültür değeri için harekete geçti

Afyonkarahisar’da dünyaya gelen önemli şahsiyetler arasında yer alan ve Hüsn-i Hat camiasında ‘Karahisârî’ olarak bilinen Hattat Ahmet Şemseddin Karahisârî adına Kur’an ve Hüsn-i Hat Müzesi kurulması için çalışmalar başlatıldı.

Afyonkarahisar’da dünyaya gelen önemli şahsiyetler arasında yer alan ve Hüsn-i Hat camiasında ‘Karahisârî’ olarak bilinen Hattat Ahmet Şemseddin Karahisârî adına Kur’an ve Hüsn-i Hat Müzesi kurulması için çalışmalar başlatıldı.


Gedik Ahmet Paşa Medresesi’nde açtığı Hüsn-i Hat atölyesinde eğitimler veren Hattat Hasan Hüseyin Ertunç; manevi üstadım dediği Karahisârî’ye duyulan gönül borcunu yerine getirmeye çalıştığını belirtti. Bu konuda ilgili kurumlar, sivil toplum örgütleri ve iş adamlarından destek gördüğünü anlatan Ertunç, “2016 yılında Afyonkarahisar’a gelmemle birlikte her yerde Merhum Üstad Hattat Ahmet Şemseddin Karahisârî ’nin ismini görür oldum. Sokakların, caddelerin, mahallelerin, devlet dairelerinin tabelalarında hep üstadın ismi yazıyor. Buna karşın çevredeki insanlara Hüsn-i Hat ile meşgul olduğumu söylediğimde kimse bu sanatı bilmiyor. Bilenlerde çok eksik bir bilgiye sahip, benim için aslı hattat’tır, fakat “hatçı”, “hattatçı” gibi ifadeler kullanıyor. İfadenin temelinde düşündükleri yazı formu da yanlış. Latin harfli kaligrafi sanatı ile Hüsn-i Hat sanatı birbirine karıştırılıyor. Yine tüm bunların yanında şahsi kanaatim olarak ülkemizde birçok camide karışılacağınız estetik ve zevkten mahrum bırakılmış yazılar sorunu burada var. Girdiğim camilerin birçoğunda yazı dışında kalan tüm tezyinat eleştirilebilir ve yahut güzel denilebilir durumda, lakin asıl olan yazı zevkten ve estetikten tamamen mahrum bırakılmış. Tabi hat sanatına damga vurmuş bir üstadın memleketinde ondan ve sanatından yeteri kadar haberdar olunmadığını görmek derdime dert katıyor. Zaman geçtikçe bende kendime bunu düstur edinmeye başladım. Hatta şu anda yazılarımızın altına koyduğum imzayı bile ona benzeyebilmek için “Hisari” diye atıyorum. Zaten rahmetli de hocası Esadullahi Kirmani’nin Kirmanşahlı olmasından ve “Kirmani” diye imza atmasından dolayı, ona benzemek için “Karahisârî” diye imza atmıştır. Büyüklerin bir sözü vardır “Sevmek sevdiğine benzemekle olur” diye biz de sevdiğimize benzememin derdine düştük” dedi.


Afyonkarahisar’da hat sanatı ile ilgili çalışmalar


Hattat Hasan Hüseyin Ertunç, Afyonkarahisar’da bildiği kadarıyla Karahisârî adına en son Hüsn-i Hat sergisinin Prof. Dr. Süheyl Ünver hocanın çalışmaları neticesinde 1947 yılında zamanın Halkevinde açıldığını anlattı. Arada başka sergiler olup olmadığını bilmediğini belirten Ertunç, “Biz de 2017 yılında Afyonkarahisar Belediyesi ile ortaklaşa merhumun adına bir sergi düzenledik. Akabinde şehrin simge yapılarından olan Gedik Ahmet Paşa Medresesi’nde ki İmaret adıyla bilinir burası bir Hüsn-i Hat atölyesi açtık ve burada halen Hüsn-i Hat eğitimi veriyoruz. Yeteri kadar ilgi var mı? Maalesef yok. Ben bunu birazda böyle bir atölyenin varlığından şehir halkının haberdar olmamasına bağlıyorum. Tabii Allah’tan niyazımız bu şehirde daha geniş kitlelere bu sanatı hakkıyla öğretebilmek ve sevdirmektir.


Karahisârî ’nin adına layık olacak bir müzeyi şehrimize kazandırmak istiyoruz


Hattat Hasan Hüseyin Ertunç, Amasya ve Bursa’da hâlihazırda iki müze açıldığını, özellikle Amasya’da Şeyh Hamdullah Efendi adına müze açılmasının ardından ‘Niçin Karahisârî içinde böyle bir müze olmasın’ diye sorgulamaya başladığını anlatarak şunları belirtti;


“Üstadım Mahmut Şahin ile beraber yine kendisi de Afyonkarahisarlı olan Hattat Ali Hüsrevoğlu hocamla bu fikri birçok kez görüştük ve çalışmalarına başladık. An itibariyle İl Kültür Müdürlüğü ile bir görüşmemiz mevcut. Bu konuda bize her türlü desteği vereceğini söyleyen iş adamlarımızda oldu. Burada önemli olan kimlerin işin içinde olup olmadığından ziyade Karahisârî ’nin adına layık olacak bir müzeyi şehrimize kazandırmaktır. Netice itibariyle de farklı kurum ve kuruluşlarla da konuyu istişare ediyoruz. Zor anlarımızda olmuyor değil, daha önce de belirttiğim gibi Geleneksel İslam Sanatları şehirde yeterince bilinmiyor. Sanat ve sanat erbabı ile kurulan ilişkilerde izlenilen yol bazen bizleri de umutsuzluğa sürüklese de, umarım yakın bir zamanda müzeyi açmış oluruz. Burada şunu belirtmekte de fayda var sergi ve atölye konusunda dönemin Belediye Başkanı Burhanettin Çoban beyefendinin sağ olsunlar çok desteğini gördük. Yine şimdi de müze konusunda da yeni Belediye Başkanımız ve özellikle de Sayın Valimizin desteklerini bekliyoruz. Buradan bu fikrimize destek veren tüm kişi ve kuruluşlara yine bu imkânı verdiğiniz için sizlere teşekkür etmek istiyorum. “


Hattat Ahmet Şemseddin Karahisârî kimdir?


1468 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. Esedullah Kirmaniden hattı öğrendi. Celî ve sülüs hatta ustalığının doruğuna ulaştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Sultan Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni devrinde yaşadı. Sultan Bayezidin teşvikiyle Yakut Mustasıminin yazılarını inceleyerek altı çeşit yazıyı yeni üslup ve karakterde yazdı. Müsenna adı verilen celî hatta eşi olmayan levhalar yazdı.


Altı çeşit yazıyı çok ustaca yazdığı için kendisine Yakut-i Rûm denilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman adına büyük boyda bir Kur’an-ı Kerim yazdı. Az sayıdaki eserlerinin bazıları Topkapı Sarayı Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Süleymaniye Kütüphanesinde yer almaktadır. 1556 yılında vefat eden Karahisârî, Cemâleddin İshak Karamânî’nin Sütlüce’deki tekkesinin hazîresine defnedildi. Vefatına Hüdâyî Mustafa Efendi, “Geçti hayfâ Karahisârî-i pîr” (963) ibaresini tarih düşürmüştür. Mezarının kitâbe yazısı sağlığında kendisi, ölüm tarihi ise evlâtlığı Hasan Çelebi tarafından yazılmıştır. Kabrinin yeri bugün bilinmemektedir. Tezkirelerde Karahisârî’nin tasavvuf ahlâkının canlı bir örneğini teşkil ettiği, zâhidâne, mütevazi ve sade bir hayat yaşadığı, şiir ve terzilikte de hüner sahibi bir sanatkâr olduğu kaydedilmektedir.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Başkan Ekinci, gönüllü öğrencilerle trafik kurallarına dikkat çekti Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci, ilçedeki trafik bilincini artırmak ve çocuklara güvenli ulaşım alışkanlıkları kazandırmak amacıyla düzenlenen trafik etkinliğine katıldı. Agah Efendi İlkokulu önündeki yaya geçidinde gönüllü öğrenciler ve Sorgun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü personelinin katkılarıyla düzenlenen farkındalık çalışmasında öğrenciler trafik kurallarını yaşayarak öğrendi. Ayrıca Başkan Ekinci, minik öğrencilerle yakından ilgilenerek hem yaya hem de sürücülerin uyması gereken kurallar hakkında sohbet etti. Eğitim sırasında çocuklar yaya geçidi kullanımı, yaya ve sürücülerin uyması gereken temel trafik kuralları hakkında bilgi sahibi oldu. Öğrenci velisi Ümmühan Kodal, "Böyle olması bizim açımızdan da çocuklarımızın açısından da çok iyi. En azından içimiz rahat. Çünkü trafik yoğunluğu çok. Çocuklarımız okula güvenli geçebiliyor. Çok korkuyoruz her taraf trafik dört yol ağzı olduğu için. Bu konuda memnunuz" dedi. Öğrenci velilerinden İbrahim Karataş, "Uygulamamız güzel. Şoför ve vatandaşlarımızın biraz daha uygulama yapan görevlilere yardımcı olması gerekli. Sorgun’da bu sıkıntımız yok. Yolcularımız şoförlerimiz trafik kurallarına uyuyorlar" ifadelerine yer verdi. Eğitimin ardından açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Erkut Ekinci, "Agah Efendi İlkokulu’nda bu uygulama yaklaşık 2 aydır devam eden bir uygulama. Hem öğrencilerimizin hem velilerimizin hem de sürücülerimizin en azından okul giriş çıkış saatlerinde güvenli bir şekilde trafiği sağlama noktasında hem yaya geçidine olan özen itina sürücülerin bu konuda biraz daha hassas davranması hem çocukların güvenliği hem ailelerin güvenliği için iyi bir uygulama oluyor. Bu uygulamalar toplumun yetişmesini sağlıyor. Uygulamaya katılan çocuklar, onların velileri, bu çocukları gören sürücüler bundan sonraki süreçte bu uygulama olmasa bile biraz daha titiz ve dikkatli davranacaklarını düşünüyorum. Bu açıdan önemli. Okul müdürümüzü hem hocamızı hem de öğrencilerimizi kutluyorum, tebrik ederim" dedi.
Bursa Geleceğin veteriner hekimleri beyaz önlüklerini giydi Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi tarafından düzenlenen geleneksel Beyaz Önlük Giyme Töreni büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. BUÜ Veteriner Fakültesi’nin birinci sınıf öğrencileri için gerçekleştirdiği törene Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Şenlik, farklı fakültelerin dekanları, Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Garnizon Komutanı Tank Albay Refai Eciroğulları, Gemlik Askeri Veteriner Okul Komutanı Veteriner Albay Murat Dülgar, meslek odalarının temsilcileri ile akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. Fakülte 3 temel işleviyle öne çıkıyor Törende açılış konuşması yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitelerin araştırma-geliştirme, eğitim-öğretim ve toplumsal katkı işlevlerinin tamamında yüksek performans sergileyen Veteriner Fakültesi’nin müstesna bir konumda olduğunu vurguladı. Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesinden biri olmanın gururunu yaşadıklarını belirten Yılmaz, uluslararası akreditasyon başarısı ve 24 saat hizmet veren hayvan hastanesiyle fakültenin son derece seçkin bir yerde durduğunu ifade etti. Diseksiyon binası inşaatına yeniden başladıklarını ve fakülteye yeni bir uygulama çiftliği kazandırılacağını müjdeleyen Yılmaz, genç hekim adaylarının gözlerindeki ışıltının kendilerine büyük bir umut verdiğini dile getirerek yeni akademik yılın başarılarla dolu geçmesini diledi. "Hayatın her alanında var olan kıymetli bir meslek" Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Şenlik ise veteriner hekimliğin hayvan sağlığından gıda güvenliğine ve halk sağlığına kadar yaşamın her alanına dokunan stratejik önemine dikkat çekti. Öğrencilerin yarım asırlık bir çınar olan, ulusal ve uluslararası akreditasyonlarla kalitesini tescillemiş Türkiye’nin en köklü fakültelerinden birine adım attıklarını belirten Şenlik, beyaz önlüğün sadece bir kıyafet değil; büyük bir sorumluluk, mesleki vicdan ve etik duruşun simgesi olduğunu hatırlattı. Ailelere, evlatlarının artık kendilerine emanet olduğunu ve beş yılın sonunda donanımlı birer hekim olarak mezun edileceklerinin sözünü veren Dekan Şenlik, öğretim üyelerine de genç meslektaş adaylarına en iyi şekilde rol model olma çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı. Öğrenci temsilcisinden mesleki vicdan vurgusu Öğrenciler adına söz alan Veteriner Fakültesi Öğrenci Temsilcisi Şevval Öz, beyaz önlüğün saflığını koruyan asıl unsurun mesleki vicdan ve etik duruş olduğunu belirterek, bu yolculukta üst sınıflar olarak her zaman yeni arkadaşlarına destek olacaklarını ifade etti. Tören, protokol üyeleri ve öğretim üyelerinin öğrencilere beyaz önlüklerini giydirmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Diyarbakır 9 yıldır hayal ediyorlardı: Diyarbakırlı kızlar tarih yazıyor Diyarbakır Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, namağlup şampiyonluklarla son 8’e kalarak Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde etti. Diyarbakır’da önemli bir başarıya imza atan Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, hem ilde hem de bölge maçlarında gösterdiği üstün performansla Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. İl genelinde oynanan müsabakalarda rakip fileleri tam 35 kez havalandırarak namağlup şampiyon olan ekip, Diyarbakır birinciliğini elde etti. Ardından Siirt’te düzenlenen çeyrek final karşılaşmalarında da tüm maçlarını kazanan takım, yoluna emin adımlarla devam etti. Erzurum’da gerçekleştirilen yarı final müsabakalarında da yenilgi yüzü görmeyen Diyarbakır temsilcisi, Türkiye genelinde son 8 takım arasına adını yazdırdı. Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde eden genç sporcuların hedefi ise Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a getirmek. ’’Kızlara pozitif ayrımcılık yapıyorum’’ Antrenör Sadık Kaplan, 9 yıldır Akşemsettin Ortaokulu’nda görev yaptığını dile getirdi. Kaplan, "Pandemi hariç ilk geldiğim günden beri kız ve erkek futbol takımlarını çalıştırıyorum. Genelde her sene üç daldan katılıyoruz; yıldız kızlar, küçük erkekler ve yıldız erkekler. Kızlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çünkü erkeklerimizin başarısının yüzde 50’si kulüp hocalarına ait, yüzde 50’si bizim başarımız. Ama kızlarda okuma yazma öğretir gibi futbolu en baştan öğrettim kızlara. Pandemi dönemi hariç hep turnuvalara katıldık. Şurada gördüğünüz kupalar falan hepsi genelde kızların başarısı, erkeklerin başarısı. Kızlara hep önem verdik. Geçmişte okulumuzda çok güzel bir halı sahamız vardı. Sonradan okulumuzun öğrenci sayısı artınca, yetersiz bina kapasitesi olunca ikinci bir bina daha yapıldı. Halı sahamız o arada inşaat alanına döndü. Şu an okulumuzda geniş bir beton saha alanı var. Orada mücadelemizi sürdürüyoruz. Çevremiz genelde lüks siteler olduğu için antrenmanlarımızı bazen öğrencilerimizin sitelerine gidiyoruz. Bazen site sakinleri tarafından şikayet edilip sitelerden kovulduğumuz da oldu. Bu kızlarla 9 yıldır Türkiye finaline gitme hayalim vardı. Bu hayalimi gerçekleştirdim. Zaten ben yıllardır bunun için uğraşıyorum. Bu etkinliklerde hiçbir zaman egzersiz saati, ek ders bu tür şeyleri sorun etmedim. Haftanın her günü onlarla antrenman yapmaya çalıştım. Çünkü onlarla beraber bir hayalimiz vardı. Hala mezun olan öğrencilerimiz bile bizim bu hayalimize seviniyorlar. Biz orada şampiyon olamasak dahi bu hayalimizi gerçekleştirdiğimiz için çok mutluyuz. Orada da şampiyon olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi. ’’Tüm takımları yendik’’ Takım kaptanı İnci Genç ise 5 yıldır futbol oynadığını söyledi. Genç, "TToplamda 35 gol attık. Diyarbakır’da turnuvaya katılan tüm takımları yendik. Siirt’e gittik orada da 2 maç yaptık, onları da yendik. Daha sonra Erzurum’a gittik, orada da 4 maç yaptık, onları da yendik. Şimdi Trabzon’a gidiyoruz. İnşallah oradaki maçlarımızı da kazanıp şampiyon olacağız. Hedefimiz Türkiye şampiyonluğu. Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a ve okulumuza getirmek istiyoruz. Benim hedefim Milli futbolcu olmak" ifadelerini kullandı. Bir diğer takım oyuncu Ela Nur Sevgi de yaklaşık 3-4 yıldır futbol takımında olduğunu dile getirerek, "Sadık hocamızın bizlerin üzerinde çok emeği var. Diyarbakır’da hiç gol yemeden Türkiye finallerine çıktık. Umarım orada da şampiyon oluruz. Diyarbakır’a kupa getirmek istiyoruz. Heyecanlıyız çünkü çok güçlü rakipler ile oynayacağız. Umarım şampiyon oluruz" şeklinde konuştu.