ASAYİŞ - 05 Mayıs 2026 Salı 10:57

Zehirlendiği düşünülen ve ekipleri teyakkuza geçiren öğrencinin kulaklıkla uyuduğu ortaya çıktı

A
A
A
Zehirlendiği düşünülen ve ekipleri teyakkuza geçiren öğrencinin kulaklıkla uyuduğu ortaya çıktı

Eskişehir’de daha önceden ilaçlanan evde yaşayan ve şehir dışındaki annesinin kendisinden haber alamaması üzerine polise haber verdiği 18 yaşındaki üniversite öğrencisinin, kulaklıkla müzik dinlerken uyuyakaldığı öğrenildi.


Olay, Odunpazarı ilçesi Büyükdere Mahallesi’nde bir apartmanda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre G.A. (18) isimli üniversite öğrencisinden haber alamayan şehir dışındaki annesi durumu polise bildirdi. Öğrencinin ikamet ettiği dairenin, daha önceden ilaçlandığı bilgisi üzerine sağlık, AFAD ve itfaiye ekipleri harekete geçti. Adrese gelen ekipler kapıyı ısrarla çalmasına rağmen öğrenciye ulaşamadı. Uzun uğraşlar sonunda kapıyı kırmaya hazırlanan ekiplere G.A. kapıyı açtı. Şahsın kulaklıkla müzik dinlerken uyuyakaldığı ve çalınan zili bundan dolayı duymadı öğrenildi. Sağlık kontrolünden geçirilen öğrenci, ekiplerden özür diledi.



Zehirlendiği düşünülen ve ekipleri teyakkuza geçiren öğrencinin kulaklıkla uyuduğu ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Vergi teşviki ve indirimleri ile ilgili kanun teklifi TBMM’de AK Parti, vergi teşviki ve kurumlar vergisi oranında indirimi içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. TBMM AK Parti Grubu Başkanı Abdullah Güler, 15 maddeden oluşan vergi teşviki ve kurumlar vergisi oranında indirimi de içeren kanun teklifinin TBMM Başkanlığı’na sunulduğunu açıkladı. Teklife ilişkin basın toplantısı düzenleyen Abdullah Güler, "Uzun zamandır Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve çok değerli Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile birlikte çalışmalarımızı tamamladılar. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat açıklamış olduğu ülkemizin ekonomi ve yatırım haritasını yeniden şekillendirecek çok önemli bilgiler paylaşılmıştı. Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için güçlü merkez programı ile özellikle İstanbul’un küresel ölçekte yatırım ve finans üssü olma iddiasını daha daha ileriye taşımaya arzu ediyoruz. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizin istikrar adası güvenli liman olma konumunu somut adımlarla güçlendiriyoruz. Yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri gibi hızlanan süreçler ve İstanbul Finans Merkezi (İFM) ile güçlü bir yatırım zemini oluşturuyoruz" diye konuştu. Hayata geçirilecek olan kapsamlı reformlarla birlikte İstanbul’un; sermayenin, ticaretin ve karar alma süreçlerinin merkezlerinden biri olma konumunu güçlendirmeye amaçladıklarını söyleyen Güler, "Atılacak yeni adımların üretim ihracat teknolojiyi ve girişimcilik ekstreminde sürdürülebilir büyümeye de ciddi anlamda katkı sunmasını da bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın tüm dünyaya ilan ettiği vizyon aslında ilgili Bakanlıklarımızın ve AK Parti üyelerimizin uzunca bir süredir birlikte yürüttüğü, çalıştığı her bir maddesini de yine sahadan ve iş dünyasına gelen taleplerle organlaştırdığı bir mutfak çalışması da burada sonuçlandırmış oluyoruz. Bu teklif Türkiye’nin küresel finans ve teknoloji liginde üst sıralara tırmanması için yürütülen kararlı ve stratejik bir hazırlığında ürünü olacaktır. Bugün sunduğumuz bu teklifi de Türkiye’yi küresel ticaret yollarının finansal akışların teknolojik inovasyonun bizzat merkez üssü haline de getirmeye gayret ediyoruz" dedi. "Kurumlar vergisi oranlarında indireme gidiyoruz" Kanun teklifinin, yatırımcılara, ihracatçılara ve genç girişimcilere önemli imkanlar sağladığını ifade eden Güler, "Üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla kurumlar vergisi oranlarında indireme gidiyoruz. İmal ettikleri malları doğrudan ihraç eden kurumlarımızın bu kazançlarına uygulanan vergiyi yüzde 9’a, diğer ihracatçı kurumlarımız için ise yüzde 14’e indiriyoruz. Böylece imalatçı ihracatçımıza 16 puanlı bir vergi avantajı da sağlamış oluyoruz. Diğer bir maddeyle transit ticaretin merkezi olma hedefimiz doğrultusunda İstanbul Finans Merkezi katılımcıların bu faaliyetlerinde elde ettiği kazanç indirimini yüzde 50’de yüzde 100’e çıkararak tam muafiyet sağlıyoruz. Bu teşviki İFM dışındaki kurumlarımıza da yayarak transit ticaret kazançlarının yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Ülkemize nitelikli yatırımcı ve döviz girişini artırmak amacıyla son üç yıl Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarını 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutuyoruz. Bu kişilerden veraset yoluyla varlık intikallerinden ise vergi oranın sadece yüzde 1 olarak uygulayarak mülkiyet geçişinde kolaylaştırıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kuluçka girişimcilerini ise üç yıl boyunca oda aidatlarından muaf tutuyoruz" Kanun teklifi ile Türkiye’yi uluslararası firmalar için bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi haline getirdiklerinin altını çizen Güler, "En az üç farklı ülkede aktif faaliyeti olan küresel gruplara hizmet verecek nitelikli hizmet merkezleri kurulmasına imkan tanıyoruz. Bu merkezlerde görev yapacak nitelikli personel ücretlerine mevcut asgari ücret istisnasına ilave olarak bugün asgari ücretin üç katına kadar bu İstanbul Finans Merkezi büyüyesinde beş katına kadar gelir vericisi istisnası getiriyoruz. Böylece toplamda bürüt asgari ücretin dört ve altı katına kadar bir vergi avantajı sağlayarak nitelikli insan kaynağımızla uluslararası yatırımları da koruma altına oturuyoruz. Diğer bir maddeyle genç girişimcilerimize ve teknoloji ekosistemimize önemli destekler sağlıyoruz. Tekno girişim şirketlerinde çalışan personelimize verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırını mevcut olan bir yıllık bürüt ücret tutarında bürüt ücretin iki katına çıkarıyoruz. Ayrıca bu pay senetlerinin elde tutulma sürecini kısaltarak gelişim ekosistemini daha akışkan bir hale getiriyoruz. Böylece nitelikli personelin teknoloji şirketlerine ortak olmasını kolaylaştırıyoruz. Bununla birlikte dijital şirket tanımıyla yeni nesil girişimlerin kuruluş faaliyetlerini çok minimum düzeyine düşürüyoruz. Kuluçka girişimcilerini ise üç yıl boyunca da oda aidatlarından muaf tutuyoruz" dedi. "Yatırımcıyı korurken vergi verip borcunu ödemek isteyen ancak zorluklar yaşayan her bir esnafımızı, tacizimizi, vatandaşımızı da gözetiyoruz" Bir diğer maddeyle vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla yurt dışında bulunan para, altın döviz ve menkul kıymetlerin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar ekonomiye kazandırılmasının önünü açtıklarını söyleyen Güler, "Sadece yurt dışı değil, yurt içinde olan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklarında bankalı aracı kurumlara bildirilerek sisteme dahil edilmesini sağlıyoruz. Normal şartlarda yüzde beş olarak uygulanan vergi oranını varlıkların devlet iç borçlanma senetlerinde veya kira sertifikalarında tutulma taahhüdüne göre sıfıra kadar indiriyoruz. Bildirilen bu varlıklar için hiçbir suretle vergi incelemesi yapılmayacağını da kanunu teminat altına alıyoruz. İşletme bünyesine alınan bu kıymetleri iki yıl geçmedikçe sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmamasını ve sermaye yapılarını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Diğer bir maddeyle İstanbul Finans Merkezi’nin küresel rekabet gücünü korumak için kurumlar vergisi indirim süresini 2047 yılına kadar uzatıyoruz. Finansal faaliyet harç muafiyetine ise beş yıldan yirmi yıla çıkararak yatırımcıya uzun vadeli bir hukuki bir öngörülük sağlamış oluyoruz. Değerli basın mensupları diğer bir maddemiz de yatırımcıyı korurken vergi verip borcunu ödemek isteyen ancak zorluklar yaşayan her bir esnafımızı, tacizimizi, vatandaşımızı da gözetiyoruz" şeklinde konuştu. "Örgütün açıklamalarından görüyoruz ki silah bırakma konusunda direnme var" Basın açıklaması sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güler, Terörsüz Türkiye süreci hakkındaki soru üzerine, "Bu doğrultuda çalışmalarımız devam ediyor. Tabii bu süreçte silah bırakmanın ve PKK terör örgütünün kendisini feshetmesini hukuki varlık dönemi içerisinde hukuken bunun hem izlenmesi hem teyit mekanizması güçlü bir şekilde ortaya konulmasıyla beraber bu sürece katkı sağlayacak, bu süreci güçlendirecek hukuki yasal düzenlemelerde raporda ifade edilmiştir. Dolayısıyla bunun güçlü bir şekilde silah bırakmanın varlığının ve PKK terör örgütünün kendisini feshedip dağıtmasının çok güçlü bir şekilde kurumlarımız tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri, MİT Başkanlığımız tarafından ortaya konulması gerekiyor ki bu süreci destekleyecek, bu süreci kalıcı hale getirecek gerek idari, gerekse de yasal düzenlemeler hayata geçebilsin. PKK terör örgütünün de bazı açıklamalarını görüyoruz ki silah bırakmanın kendi açıklamalarına göre geciktirildiği veya bu konularda bir direnme olduğunu da görüyoruz. Ama İmralı’dan yapılan 27 Şubat çağrısı açıkça ortaya koyuyor ki kendi beklentisi ve talimat şudur ki artık bu bölgede silaha ve şiddete asla yer yoktur" dedi.
Manisa Köse: "Eğitim ailede başlar. Boşluk büyürse risk de büyüyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, annenin iş hayatı nedeniyle evden uzak kaldığı durumlarda çocukların kendi başlarına büyüdüğüne dikkat çekerek, "Ailedeki eğitim zayıflarsa çocuklar yönsüz kalabilir. Bu boşluk, güçlü okul-aile iş birliğiyle doldurulmalı, şiddet ise asla çözüm değildir" dedi. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, çocuk eğitiminde ailenin belirleyici rolüne dikkat çekerek, modern yaşam şartlarının yeni riskler doğurduğunu söyledi. Özellikle annenin iş hayatında aktif rol almasının ekonomik açıdan önemli olduğunu belirten Köse, bu durumun çocukların gelişim sürecinde bazı boşluklar oluşturabildiğini ifade etti. Köse, "Anne figürü çocuk gelişiminde kritik bir yere sahiptir. Annenin evden uzak olduğu ve çocukların kendi başlarına büyümek zorunda kaldığı ortamlarda yönlendirme eksikliği ortaya çıkabiliyor. Bu durum hem akademik başarıyı hem de sosyal gelişimi olumsuz etkileyebilir" dedi. Ailede başlayan eğitimin zayıf kalmasının çocukları farklı risklerle karşı karşıya bırakabileceğini vurgulayan Köse, çözümün şiddet değil, daha güçlü bir eğitim ve rehberlik sistemi olduğunu söyledi. Köse, "Eğitim ailede başlar. Eğer bu süreçte eksiklik varsa, okul devreye daha etkin girmeli. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, öğretmen-aile iletişimi artırılmalıdır. Ancak hangi şartta olursa olsun şiddet asla bir çözüm değildir" ifadelerini kullandı. Okullarda güvenliğin artırılması, çocukların bireysel takibinin yapılması ve ailelerin bilinçlendirilmesinin önemine değinen Köse, toplumsal yapının korunması için kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Köse, "Sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak aile, okul ve toplum üçgenini sağlam kurmalıyız. Çocukların yalnız büyümesine izin vermemeli, onları doğru yönlendirecek mekanizmaları güçlendirmeliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.