EKONOMİ - 22 Temmuz 2020 Çarşamba 14:24

Türkiye’de bu yıl 5 milyon ton patates üretimi bekleniyor

A
A
A
Türkiye’de bu yıl 5 milyon ton patates üretimi bekleniyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Tarım Havzaları Daire Başkanı Uğur Erdem, patates ihracatı izni konusunda sıkıntı olmadığını kaydederek, “2020 yılı ilk altı ayına bakıldığında en fazla Gürcistan, Suriye ve Irak’a patates ihracatı yapıldığını görüyoruz.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Tarım Havzaları Daire Başkanı Uğur Erdem, patates ihracatı izni konusunda sıkıntı olmadığını kaydederek, “2020 yılı ilk altı ayına bakıldığında en fazla Gürcistan, Suriye ve Irak’a patates ihracatı yapıldığını görüyoruz. Bizim her yıl ortalama 130-150 bin ton arasında da bir patates ihracatı potansiyelimiz var. Ayrıca bu yıl ülke genelinde 5 milyon ton patates rekoltesi bekleniyor” dedi.


Tarım ve Orman Bakanlığı Afyonkarahisar İl Müdürlüğü tarafından patates ihracatında herhangi bir kısıtlama olmadığına dair Dinar, Sandıklı ve Şuhut ilçelerinde üreticilerinde katılımı ile toplantılar gerçekleştirildi.


Toplantılarda konuşan Erdem, ihracat iş ve işlemlerinde kolaylık sağlaması için ön izin verme yetkisinin 13 Haziran 2020 tarihi itibari ile Tarım ve Orman İl Müdürlüklerine devredildiğini kaydederek, “Türkiye’deki çeşitli illerde patates hasadının başladığını ve bu yıl ülke genelinde 5 milyon ton rekolte bekleniyor. Türkiye’nin tüketimi için ihtiyacı karşılayacak kapasiteye sahibiz. Ayrıca bizim her yıl ortalama 130-150 bin ton arasında da bir patates ihracatı potansiyelimiz var. Bu yılda dünyada yaşanan pandemiden dolayı da tüketim de bir düşüş var. Ama bu yıl yeni patates hasadıyla birlikte talebe göre hiç bir koşula ve sınırlandırmaya bakmadan ihracat izinlerini veriyoruz. Dolayısıyla üreticilerimizin bu konuda tereddütte düşmelerine gerek yok” dedi.



“Türkiye’de patates ihracatında her hangi bir izin sıkıntısı yok”


Türkiye’de hasadına başlanan patatesin ihracatına ilişkinde konuşan Erdem, “2020 yılı ilk altı ayına bakıldığında en fazla Gürcistan, Suriye ve Irak’a patates ihracatı yapıldı. Patates ihracatı yapmak isteyen bütün üreticiler ile tüccarların bulundukları şehirlerdeki İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde herkese patates ihracatı izinlerini veriyoruz. Türkiye’de patates ihracatında her hangi bir izin sıkıntısı yok. Bu noktada bütün üreticilerimizin taleplerini karşılayacağız. Türkiye’de patates üretiminde Afyonkarahisar’ın 3’üncü sırada yer alıyor.


Üreticilerimizi ve tüketicimizi koruyucu her türlü tedbiri alıyoruz. Başvuran herkese de patates ihracatı izinlerini veriyoruz. Ayrıca 17 Temmuz 2020 tarihi itibari ile ilimizden direkt Rusya’ya patates ihracatı yapılabilmesi amacıyla gerekli yazışmalar bakanlığımıza sunulmuştur” diye konuştu.



“Normal ihracat prosedürlerine uyarak patates ve soğan ihracatı yapılabilir”


Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Afyonkarahisar İl Müdürü İbrahim Acar ise Afyonkarahisar’ın tarımsal üretim içerisinde önemli bir yere sahip olan yemeklik patates Türkiye üretiminde yaklaşık 550 bin ton üretimle 3. sırada yer aldığını hatırlattı. Acar ayrıca ihracat yapmak isteyen tüm firmaların ön izne gerek kalmadan normal ihracat prosedürlerine uyarak patates ve soğan ihracatını yapabileceklerini ifade etti.


Gerçekleştirilen toplantılara çok sayıda üreticinin yanı sıra belediye başkanları, ziraat odası başkanları ve koordinatör Ergin Toprak da katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Yerlikaya: "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" dedi. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından Mersin’de polis tarafından yapılan ‘Change Araç’ çetesine yönelik operasyona dair açıklama yaptı. Yerlikaya, operasyonda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüphelinin yakalandığını ve 14 şüphelinin tutuklandığını, 4 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla bırakıldığını bildirdi. Aynı zamanda Yerlikaya, 27 adet araca da el konulduğunu belirtti. "1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık" Bakan Yerlikaya, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Mersin’de ‘Change Araç’ çetesine yönelik polisimiz tarafından düzenlenen operasyonumuzda aralarında 1 milyar 180 milyon lira işlem hacmi olduğu tespit edilen 18 şüpheliyi yakaladık. 14 şüpheli tutuklandı, 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 27 adet araca el konuldu. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımız ile EGM Asayiş Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, Mersin Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; yurt dışından kaçak yollarla ülkemize getirilen araçların şasi numaralarını ‘ağır hasarlı’ araçların şasi numaralarıyla değiştirerek, ağır hasarlı araçları tamir edilmiş gibi gösterip trafiğe çıkardıkları, çalıntı, gümrük kaçağı ve hacizli yakalamalı araçları parçalayıp yedek parça olarak piyasaya sürdükleri tespit edildi. Vatandaşlarımız ikinci el araç satın alırken çok dikkatli olmalı, aracı iyi kontrol ettirmelidir. Şüpheli bir durum varsa lütfen hemen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin biz gereğini yapalım. Valimizi, Cumhuriyet Başsavcılığımızı, İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da hayvanların sessiz kahramanı Diyarbakır’da yaşayan Muhammet Bahattin Doğru, 10 yıldır sokak hayvanlarının yaşam mücadelesine umut oluyor. Geçimini bir inşaatta bekçilik yaparak sağlayan Doğru, bunun yanı sıra hurda eşyalar toplayıp satarak elde ettiği gelirle sokak hayvanları için mama, ilaç ve sağlık harcamalarını karşılıyor. Kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan Doğru, Diyarbakır’ın birçok noktasına arkadaşlarının ve gönüllülerin araçlarıyla ulaşarak düzenli olarak yemek ve mama bırakıyor. Doğru, 10 yılı aşkın süredir sokak hayvanlarıyla ilgili besleme ve çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti. Doğru, "Sokak hayvanlarının dostluğunu gördükten sonra onlarla kaynaştım, bütünleştim. Bu dostluğu birebir yaşadım. Hayvanlar da Allah’ın yarattığı canlardır. Şantiyede çalışıyorum, şantiye elemanıyım. Buradaki imkanlarımla ve ayrıca topladığım hurdaları geri dönüşüm olarak satarak elde ettiğim gelirle sokak hayvanlarına destek olmaya çalışıyorum. Gördüğünüz gibi hem burada şantiyede hem de şantiye dışında; Çarıklı’da, Bağlar’da ve birçok bölgede sokak hayvanlarını besliyorum. Bugün o hayvanın dili yok, konuşamıyor, bir şey isteyemiyor. Allah, onları yaratmış ve bize emanet etmiş. Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Sokak köpekleri için, evcil olmayan hayvanlar için şunu söylüyorum: Merhamet, merhamet, merhamet. Merhametimizi onların üzerinden esirgemeyelim. Biz onlara baktıkça Allah-u Teâlâ da bize bakar. Biz onlara merhamet ettikçe Allah da bize merhamet eder. İslami ve dini boyutuyla ele aldığımızda da biz bu hayvanların açlığından, hastalığından ve yaşamından mesulüz. Bu meseleye bu bilinçle yaklaşmak gerekir. Buyurun gelin; biz gönüllüler, sivil toplum örgütleri olarak elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymuşuz. Gelin el birliğiyle bu artan popülasyonun önüne kısırlaştırmayla geçelim. Öldürmekle, katletmekle ya da hayvanları sokaktan uzaklaştırmakla bu sorunu çözemeyiz. Aksine daha fazla ölüme sebep oluruz" dedi. Kedi ile köpeğin bir arada yaşamasının mümkün olduğunu aktaran Doğru, "Gerçekten mümkündür. Gözünüzle gördünüz, eminim kayda da aldınız. Birlikte oynuyorlar. Yeter ki biz aralarına nifak sokmayalım, onları birbirine kışkırtmayalım. Sevdirelim. Sevdirmek, sevmek bizim görevimizdir. Bu, bizim en insani görevimizdir. Buradan annelere, cami imamlarına, öğretmenlere ve toplumda kanaat önderi olan herkese sesleniyorum. Gelin bu hayvanları çocuklarımıza öcü gibi değil, sevgiyle anlatalım. Merhameti aşılayalım. Bunun eğitimini, vaazını, terbiyesini çocuklarımıza verelim ki bu hayvanlar gelecekte zarar görmesin" diye konuştu. 10 yıl boyunca gördüğü en korkunç vakalardan birini geçen hafta Cuma günü Çınar’da yaşadığını söyleyen Doğru, "Akşam saat 21.35 sıralarında bana bir telefon geldi. Çınar’da yaralı bir hayvan olduğu, cinsel organının dışarıda olduğu söylendi. Muhtemelen bir cisimle zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine hiç durmadan ticari bir araçla olay yerine gittim. Gördüğüm manzara karşısında insanlığımdan utandım. Gerçekten insanlığımdan utandım. O köpeği alıp geldim. Gece saat 02.30’a kadar Diyarbakır’da açık veteriner aradım ama maalesef bulamadım. O can sabaha kadar benim misafirim oldu. Sabahleyin kliniğe, veterinere götürdüm. Zor bir ameliyat geçirdi; yaklaşık 5 saat sürdü. Ameliyat iyi geçti ancak maalesef ertesi gün, öğleden sonra saat 15.00 civarında canımızı kaybettik. Bu, beni yüreğimden yaralayan vakalardan biriydi. Umarım bir daha böyle şeyler yaşanmaz. Ama yaşanacak. Neden mi? Çünkü biz çocuklarımıza sevgiyi aşılamıyoruz" diye konuştu.