EĞİTİM - 06 Şubat 2026 Cuma 09:52

Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi

A
A
A
Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi

Emirdağ Kaymakamlığı’nın koordinatörlüğünde; Emirdağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Emirdağ İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle, Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi. Eğitim, başarılı geçti.


Emirdağ Kredi Yurtlar Kurumu Konferans Salonu’nda düzenlenen eğitim kapsamında katılımcılara; ‘Temel İlk Yardım’ konularında hem teorik hem de uygulamalı bilgiler verildi. Muhtemel acil durumlarda doğru ve hızlı müdahalenin hayati önemi üzerinde duruldu. Günlük yaşamda ve okul ortamında karşılaşılabilecek vakalara yönelik örnekler üzerinden bilgilendirme yapıldı.


Eğitim sonunda; öğretmenlerin acil durumlara karşı farkındalıklarının artırılması, doğru müdahale becerilerinin geliştirilmesi ve öğrenci güvenliğinin güçlendirilmesi önemi üzerinde duruldu.



Emirdağ’da görev yapan öğretmenlere ‘Temel İlk Yardım Eğitimi’ düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Uzmanı uyardı: "Ciddi kafa travmaları epilepsiye neden olabilir" Halk arasında ‘sara hastalığı’ olarak da bilinen epilepsinin beyin fonksiyonlarının kısa süreli bozukluğu olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, "Ciddi kafa travmaları epilepsiye neden olabilir" dedi. Beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılımı sonucunda ortaya çıkan epilepsi hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkilemektedir. İnme (felç), beyin enfeksiyonları (menenjit, ensefalit vb.), ciddi kafa travmaları, doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması vb. gibi sebepler sonucunda epilepsi nöbetlerinin ortaya çıktığını ifade eden Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, epilepsi hakkında açıklamalarda bulundu. Halk arasında ‘sara hastalığı’ olarak da bilinen epilepsinin beyin fonksiyonlarının kısa süreli bozukluğu olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Abdurrahman Akbaş, "Beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılımı sonucunda ortaya çıkan epilepsi hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkilemektedir. Hastalık, erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmaksızın eşit olarak görülmektedir. Hemen her yaşta görülebilen epilepsi, uzun süreli tedavi ve izlem gerektiren bir hastalıktır. Sıklıkla gençleri ve yaşlıları etkiler. Epilepsi hastalarının beyinlerindeki anormal elektriksel aktivite sonucu epileptik nöbet geçirmeye yatkınlıkları vardır. Farklı epileptik nöbet tipleri vardır. Bazı epilepsi nöbet tipleri belli bir süre devam edip, tedaviyle tamamen düzelirken, bazıları ise hayat boyu devam etmektedir" diye konuştu. "Epilepsi kalıtsal olabilir" Epilepsinin nedenlerini anlatan Uzm. Dr. Akbaş, "Beyin hücreleri, elektriksel aktivitesiyle tüm vücuda mesaj gönderir. Beyinde elektriksel aktivite her daim devam etmektedir. Beynin aktivitesindeki bozukluğa bazı durumlar yol açabilir. İnme (felç), beyin enfeksiyonları (menenjit, ensefalit vb.), ciddi kafa travmaları, doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması vb. gibi sebepler sonucunda epilepsi nöbetleri ortaya çıkabilmektedir. Fakat çoğu vakada epilepsinin altta yatan sebebi kesin olarak ortaya konulamamaktadır. Diğer yandan bazı epilepsi hastalarının ailesinde de bu hastalığın bulunması, epilepsinin kalıtsal bir yanının da olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "İlaç tedavisi uygulanır" Epilepsinin temel tedavisinin ‘antiepileptikler’ adı verilen ilaçlarla yapıldığının altını çizen Uzm. Dr. Akbaş, "Bu ilaçlar epilepsi nöbetlerinin ortaya çıkmasını önlemeye yöneliktir. Tedavinin başarılı olabilmesi amacıyla bu ilaçların doktor kontrolünde düzenli kullanılması gerekmektedir. Nöbet sayısında artış olursa, ilaç tedavisine başlandıktan sonra başka şikâyetler ortaya çıkarsa, başka bir hastalık tanısı konulduysa ve tedavisine başlanıldıysa, gebelik durumu varsa veya gebe kalınması planlanıyorsa uzmana başvurulmalıdır. Diğer bir tedavi seçeneği ise cerrahi tedavidir. Cerrahi tedaviye karar vermeden önce hastanın nöbetlerinin ilaç tedavisine dirençli olduğunun gösterilmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Hastanın başında nöbeti tamamen geçene kadar beklenilmelidir" Uzm. Dr. Akbaş, epilepsi nöbeti geçiren bir kişiyle karşılaşıldığında neler yapılması gerektiğiyle ilgili şu bilgileri paylaştı: "112 Acil servis hattı aranmalı ve yardım istenmelidir. Hastanın çevresinde önlem alınmalı, zarar verebilecek şeylerden korunmalıdır, sıkı giysileri varsa giysileri gevşetilmeli (kravat, kemer gibi), gözlüğü varsa çıkartılmalıdır, başı yumuşak bir şekilde desteklenmelidir. Sabit ve rahat olacak şekilde kişiyi kasılmalarının olmadığı tarafına doğru yatırıp, tükürüğün dışarı akması sağlanmalıdır. Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve neler yapılması gerektiğini açıklayan bir hastalık kartı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Nöbetinin ne kadar devam ettiği takip edilmeli ve acil servis ekibine bildirilmelidir. Hastanın başında nöbeti tamamen geçene kadar beklenilmelidir. Epilepsi nöbeti geçiren bir kişiyse solunum veya kalp masajı yapılmasına gerek yoktur." "Epilepsi sırasında bunları yapmayın" Epilepsi nöbeti geçiren kişiye yapılmaması gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Akbaş, ""Hastanın nöbete bağlı hareketleri kısıtlanmamalıdır. Ağzına bir şeyler koyulmamalıdır. Hasta tehlikede değilse, yeri değiştirilmeye çalışılmamalıdır. Nöbet tamamen sonlanmadan su veya yiyecek verilmemelidir. Nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapılmamalıdır. Soğan, kolonya ve benzeri şeyler koklatılmamalıdır" ifadelerini kullandı.
Adana Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi, yeni merkez olmaya hazırlanıyor Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Başkanı Bekir Sütcü, hayata geçirilen kimya endüstri bölgesinin, Türkiye’nin yaklaşık 20 milyar dolarlık kimya dış ticaret açığının azaltılmasına doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Sütcü, Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yalnızca bir sanayi alanı değil, uluslararası ölçekte büyük yatırımcıları cezbeden entegre bir üretim ve yatırım merkezi olarak kurgulandığını ifade etti. Sütcü, bölgenin güçlü lojistik altyapısı, ölçek ekonomisi ve sağlanan teşvikler sayesinde küresel kimya şirketlerinin radarına girdiğini vurguladı. Yaklaşık 30 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük sanayi hamlelerinden biri olarak konumlanan Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin, yüksek teknolojiye dayalı, entegre ve yüksek katma değerli kimya üretimini tek bir merkezde toplamayı hedeflediğini kaydeden Sütcü, bu yatırımla Adana’nın sanayide üst lige taşınacağını belirtti. Bölgenin en önemli avantajlarından birinin özel liman altyapısı olduğuna dikkat çeken Sütcü, kurulacak liman sistemi sayesinde her bir işletmeye doğrudan sıvı yakıt transferinin sağlanmasının planlandığını ifade etti. Sütcü, "Bu yapı sayesinde depolama, taşıma ve ara lojistik maliyetleri minimize edilirken, üretimde süreklilik ve tedarik güvenliği üst seviyeye taşınacaktır" dedi. Başkan Sütcü, kimya sanayisinin savunmadan enerjiye, tarımdan sağlığa kadar birçok sektörü besleyen stratejik bir alan olduğuna işaret ederek, Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin Türkiye’nin yaklaşık 20 milyar dolarlık kimya dış ticaret açığının azaltılmasına doğrudan katkı sağlayacağını kaydetti. Sütcü, Adana özelinde ise kimya sektörünün 607,4 milyon dolarlık ihracat hacmiyle kentin dış satımında lider konumda bulunduğunu, ithalatın önemli bir bölümünü de kimyasal ürünlerin oluşturduğunu hatırlattı. Bölgede yatırım yapacak firmalar için özel teşviklerin uygulanacağını belirten Sütcü, vergi indirimleri, sigorta primi destekleri, faiz destekleri, yatırım yeri tahsisi ve uzun vadeli finansman imkanlarının sağlanacağını kaydetti. Sütcü, bu teşviklerin, yüksek sermaye gerektiren kimya yatırımları açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Sütcü, açıklamasını şöyle tamamladı: "Ceyhan hattında hayata geçirilen kimya endüstri bölgesi, Adana’nın üretim gücünü ve ihracat kapasitesini aynı anda artıracak stratejik bir adımdır. Bu proje, Adana sanayisi için yeni bir dönemin başlangıcıdır."
Bursa Bursa iş dünyası Paris’te tekstil ve moda fuarlarında Türkiye’nin tekstil başkenti Bursa, sektörde yaşanan zorluklardan ihracatla çıkış yolu arıyor. Sektör temsilcileri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ihracat odaklı çalışmaları kapsamında KFA Fuarcılık organizasyonuyla Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen, Premire Vision ve Texworld fuarlarına katıldı. Tekstil ve moda endüstrisinin geleceğine yön veren Premire Vision Paris Fuarı, bu yıl da dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Kumaş, iplik, deri, tasarım ve aksesuar alanlarında faaliyet gösteren üreticilerin yer aldığı fuarda, sektöre yön veren yeni trendler ve üretim yaklaşımları öne çıktı. Yaklaşık bin 300 firmanın stant açtığı fuarda, 200 Türk firması yer aldı. Premire Vision Fuarı’na Bursa’dan 54 firma stant açarak katıldı. Fuarda yer alan Bursalı firmalar, yenilikçi koleksiyonlarını küresel alıcılarla buluşturma imkânı yakaladı. Bu yıl ustalık, zanaatkârlık geleneği ve gelişmiş üretim kültürünü küresel tasarım ve inovasyon anlayışıyla bir araya getiren fuar, farklı coğrafyaların bilgi birikimi ve üretim becerilerini görünür kılarken, firmalara yeni pazarlara açılma ve uluslararası iş birlikleri geliştirme açısından önemli fırsatlar sundu. Dünya tekstil tedarik zincirinin önemli platformlarından biri olan Texworld Paris Fuarı da sektörün yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. 35’ten fazla ülkeden yaklaşık bin 300 katılımcının yer aldığı fuarda Çin, Hindistan, Kore, Tayvan, Bangladeş ve Pakistan gibi küresel üretim merkezlerinin yanı sıra Kamboçya, Vietnam, Ruanda, Mısır ve Myanmar gibi gelişmekte olan tedarik merkezleri de yer aldı. Türkiye’den 54, Bursa’dan ise 17 firma fuarda stant açarak ürünlerini uluslararası alıcıların beğenisine sundu. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun, her iki fuarı da ziyaret ederek, stant açan Bursa firmalarıyla bir araya geldi. BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, tekstil sektöründe zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, Bursa iş dünyasının tüm olumsuzluklara rağmen üretim ve ihracat iştahını koruduğunu söyledi. Bu süreçten güçlenerek çıkmak için fuar katılımlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uğur, Türk ihracatçıların uzun yıllara dayanan mücadelesiyle başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya genelinde önemli pazarlara erişim sağladığını ifade etti. Elde edilen bu kazanımların korunması için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Uğur, Paris’te düzenlenen fuarın dünyanın en önemli sektörel buluşmaları arasında yer aldığını kaydetti. BTSO olarak KFA Fuarcılık organizasyonuyla firmaların bu önemli fuara katıldıklarını belirten Uğur, ihracat yolculuklarında firmaları desteklemeye devam edeceklerini söyledi. BTSO Tekstil Konseyi Başkanı Bayram Uçkun ise BTSO liderliğinde yürütülen çalışmaların firmalara yeni iş birliği fırsatları sunduğunu belirtti. Bayram Uçkun, "Sektörümüz adına küresel ölçekteki yenilikleri yakından görmek ve yeni ticaret köprüleri kurmak açısından önemli bir fuarı yerinde inceleme fırsatı bulduk. BTSO Yönetim Kurulumuza sektörümüze sundukları destekler için şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. KFA Fuarcılık’ın yurtiçi ve yurtdışı organizasyonlarla üretici için ihracat ortamı hazırladığını vurgulayan Akdem Tekstil İhracat Yöneticisi Bilal Yüksel da fuar organizasyonlarının ihracat açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu fuar, birçok ülkeden katılımcının yer aldığı ve bizim özel olarak hazırlandığımız bir fuar. Bu fuarda yedinci yılımız ve bu sürenin tamamında KFA Fuarcılık ile birlikte yer aldık. Kısa süre önce yine KFA Fuarcılık organizasyonuyla Londra’daydık. Bu organizasyonlar firmalarımız için önemli fırsatlar oluşturuyor. Bizler de bu imkânları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.
Düzce Zamanla yarıştılar, yaşananları hiç unutmadılar Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen 11 ilde ağır yıkıma neden olan ve asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerin yıl dönümünde, Düzce Belediyesi İtfaiyesi ve Afet İşleri ekipleri, deprem bölgesinde yaşanan zorlu süreci, tanık oldukları acıları ve umut dolu kurtarma anlarını paylaştı. 3 yıl önce asrın felaketi olarak adlandırılan depremin hemen ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden gelen bilgiyle hazırlıklarını tamamlayan Düzce Belediyesi ekipleri, Adana ve ardından Elbistan’da arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Günler süren çalışmalar sırasında ekipler, hem insan hayatı için zamana karşı yarıştı hem de büyük bir yıkımın ortasında görev yaptı. "Enkazlarda hem umut hem de tarifsiz acılar vardı" Düzce Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetim Müdürü Mehmet Caner Polat, deprem bölgesinde yaşananların kelimelerle anlatılmasının zor olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "6 Şubat sabahı aldığımız ihbarla hiç vakit kaybetmeden yola çıktık. Elbistan’a ulaştığımızda şehrin büyük bir kısmının yıkıldığını gördük. Ayakta kalan bina sayısı yok denecek kadar azdı. Enkazlara girdik, bazı noktalarda kısa sürede sonuç aldık, bazılarında ise saatlerce, hatta günlerce çalıştık. Zorlandığımız anlar elbette oldu ama görevimizi bırakmayı hiç düşünmedik." Polat, ekiplerin yaşadığı en ağır anlardan birini şu sözlerle anlattı: "Bir anne ve iki evladı enkaz altındaydı. Oğlunu sağ olarak kurtardık. Baba, enkaz başında umutla bekliyordu. Anne ve kızının cenazelerini çıkarmadan önce babanın oradan uzaklaşması gerekiyordu. O anlar hem insan olarak hem de bir görevli olarak bizi derinden sarstı. Bu görüntüler hafızamızdan silinmiyor." Polat, afetlere karşı hazırlıklı olunmasının önemine vurgu yaparak, "Binaların sağlamlığı kadar, bireysel önlemler de çok önemli. Acil durum çantası, aile içi iletişim planı, toplanma alanlarının önceden bilinmesi hayati bir durum. Vatandaşlarımızın E-Devlet üzerinden toplanma alanlarını mutlaka incelemesini ve afet eğitimlerine katılmasını istiyoruz" dedi. "Artçılar altında çalıştık, korkuyu içimize attık" İtfaiye eri Ömer Faruk Özcan, deprem bölgesinde karşılaştıkları tabloyu şu sözlerle anlattı: "Elbistan’a vardığımızda şehirde tam anlamıyla bir kaos vardı. Sokaklarda herkes bir yakını için yardım istiyordu. Depremin ilk saatlerinde artçı sarsıntılar çok yoğundu. Bir yandan kurtarma çalışması yapıyor, bir yandan da enkaz altında depreme yakalanıyorduk. Korkuyu dışarı yansıtmamaya çalıştık ama bu durum psikolojik olarak hepimizi etkiledi." Katıldığı ve yaklaşık 20 saat süren bir kurtarma operasyonuna değinen Özcan, "Mahmut isimli bir depremzedeyi enkazdan çıkardık. Saatler süren çalışmanın sonunda birkaç saat daha gecikseydik bacağının kesilmesi gerekecekti. Sağ salim kurtardığımızda yaşadığımız sevinç, tüm yorgunluğumuzu unutturdu" dedi. Özcan, Kahramanmaraş merkezli depremin ilk üç gününde neredeyse hiç uyumadıklarını da vurgulayarak, "İnsanlar şoktaydı, acı çok büyüktü. Biz de insanız ama görev bilinciyle hareket etmek zorundaydık. Yaşadıklarımızı çoğu zaman içimize atarak çalışmaya devam ettik" ifadelerini kullandı. "Bazı anlar gözümün önünden hiç gitmiyor" İtfaiye eri Hakan Hüseyin Menekşe ise enkazlar arasındaki çaresizliği ve yaşanan duygusal yükü şu sözlerle dile getirdi: "Enkaz yığınları nedeniyle araçlarla ilerlemek neredeyse imkânsızdı. Bize verilen koordinatlara ulaşabilmek için sürekli farklı güzergâhlar denemek zorunda kaldık. İnsanlar önümüzü kesip ’Ne olur yardım edin, ses geliyor’ diyordu. O an her yere aynı anda yetişemediğimizi hissetmek bizi çok yaralıyordu." Menekşe, bazı anların gözünün önünden hiç gitmediğini belirterek, "Bir babanın çocuklarını umutla bekleyişi ve ardından aldığı acı haber hâlâ hafızamda. İtfaiyeci olarak duygularımızı bir kenara bırakıp görevimizi yapmalıyız. Çünkü duygularla hareket edersek performansımız düşer. Ama insan olarak yaşananları unutmamız mümkün değil" dedi. Düzce Belediyesi İtfaiyesi, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarken, benzer acıların yaşanmaması için afet bilincinin artırılması gerektiğini vurguladı. Yetkililer, eğitim, hazırlık ve bireysel tedbirlerin afetlerde can kayıplarını en aza indireceğine dikkat çekti.