ASAYİŞ - 16 Ocak 2026 Cuma 13:15

Ağrı’da Leyla Aydemir davası yeniden görülüyor

A
A
A
Ağrı’da Leyla Aydemir davası yeniden görülüyor

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin haklarındaki beraat kararı Yargıtay tarafından bozulan 7 sanık, bugün yeniden hakim karşısına çıktı.


Ağrı’da 15 Haziran 2018’de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesini ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in cansız bedeni 18 gün sonra yerleşim yerine 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuştu.


Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan günler sonra dere kenarında ölü bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında önemli bir gelişme yaşanmış, Yargıtay, sanıklar hakkında verilen beraat kararını, dosyaya sonradan sunulan ses kayıtlarının dikkate alınmaması ve eksik araştırma yapılması nedeniyle bozmuştu.


Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2021 yılında 7 sanık hakkında "nitelikli kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçlarından beraat kararı vermişti. Kararın istinaf incelemesini yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise beraat kararlarını onamıştı. Ancak Yargıtay, dosyada eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bu kararı bozdu. Kararda, olayla ilgili bazı sosyal medya paylaşımlarının kim tarafından yapıldığının araştırılmadığı ve bir CD kaydında yer alan kişilerin tespit edilmediği belirtildi.


Bu doğrultuda dava bugün yeniden görülmeye başlandı. Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Çocuğu kasten öldürmek suçundan sanıklar Ayşe Artam, Besim Dursun, Hatun Dursun, Mehmet Ali Aydemir, Yıldırım Artam, Yusuf Aydemir duruşma salonunda hazır bulunurken Musa Aydemir Kocaeli Körfez Adliyesinden Segbis ile bağlandı.


Tanık Muhammed Erdoğan (AFAD personeli), "Olay zamanı şube müdürüydüm. Organizasyonda görev aldım. Bayram günü Eleşkirt’teydim. Olayın ikinci gününden itibaren çalışmalara müdahil oldum. Yaklaşık 14-15 gün görev yaptım. Cesedi kendi ellerimle ceset torbasına koyan bendim. Erzurum’da görev yapıyorum. Arama dönemimde ’Neden evlere girmiyoruz?’ diye sordum. Benim aklıma takılan tek şüphe buydu. Arkadaşlarımdan şüphelenmedim. Sorunlu bir arkadaş ses kaydı almış. Ben etrafta duyduklarımı paylaştım, kayda alındığını bilmiyordum. Şüphelenmiştim ve bunu konuştum. Benim söylediklerim tamamen dedikodudan ibarettir. ’Bir AFAD personeli görmüş’ diye bir şey duyunca sadece kendi fikrimi söyledim. Evler aranmadığı için sadece köyün etrafında pervane gibi dolaşıp arama yaptık. Leyla’nın bulunduğu yer önceden taranmıştı. Benim gördüğüm ya da bildiğim somut bir şey yoktur" dedi.


Avukat Erdoğan Tunç’un "Bu ses kayıtlarından önce basında Leyla Aydemir’le alakalı böyle bir bilgi yoktu. Bu bilgiyle ilk tanışmanız nasıl oldu?" sorusuna, Erdoğan, "Ahmet Erdoğan tehlikeli bir adam sözünü hep ondan duyuyordum. Sonrasında basından da duydum" dedi.


’Köyde ikinci gün katıldığınız aramalarda şüphelendiğiniz bir durum oldu mu? Çalışmaları yanlış yöne çekmeye çalışan biri oldu mu? O dönemde evlerin aratılmamasıyla öne çıkan bir isim var mı?’ sorusuna, Erdoğan, "Ceset bulunana kadar bizi kimse şüphelendirmedi. Yetki o zaman kolluk kuvvetlerindeydi. Ben binbaşıya ’Evlere girelim’ diye söyledim ama izin vermediler" cevabını verdi.


Tanık Kenan Tanrıverdi (AFAD görevlisi), "İhbarın geldiği gün nöbetçiydim. Saat 6 gibi köyün girişine gittim. "Bugün arama bitti, yarın gelin" dediler ve döndüm. Nöbetçi olmadığım günlerde tüm aramalara katıldım. İlk gün aramalara katılmadım. Şüpheli bir durumla karşılaşmadım. Medyada görene kadar böyle bir şüphemiz bile olmadı" dedi.


Çoban Mehmet Vural da, "Önceki ifademin aynısını tekrar ediyorum. Sabah gidip akşam geliyordum, aileyi pek tanımıyordum. Yusuf Aydemir’in tavrı bozuktu, bir tuhaftı. Leyla’nın bulunduğu gün traktörle evimin arkasında gördüm. Leyla’nın bulunduğu yerin ters yönüne gidiyordu. Herkes ’Leyla bulundu’ diye koşuyordu. Yanında bir çocuk vardı. Bir eliyle çocuğu tutuyor, diğer eliyle traktörü sürüyordu. Ben de Leyla’nın bulunduğu yere gittim" dedi.


Tanık Süleyman Daşdemir (AFAD arama kurtarma teknisyeni), "Arama kurtarma çalışmalarına dördüncü gün katıldım. Öncesinde bayram iznindeydim. Şahit olduğum herhangi bir şüpheli durum olmadı" dedi.


Tanık İbrahim Türkan (AFAD arama kurtarma personeli), "Olayın ilk gününde ihbar verildi. İhbar düşer düşmez olay yerine gittik. Jandarma ekipleri oradaydı. Arama çalışması gerçekleştirdik. Çocuk bulunamayınca destek ekip talep ettik. Ekipler halinde ayrılarak arama yaptık. Hepimiz aynı noktadan arama yapmadık. İlk gün şüpheli bir durumla karşılaşmadık. Biz küçük bir çocuğun belirli bir sürede kat edebileceği mesafeyi hesaplarız. Zaman da hesaplanabilir. Bu hesaplara göre aramalarımızı gerçekleştirdik" dedi.


Tanık Necati Oruk (O dönemde AFAD İl Müdürü), "Olayın meydana geldiği tarihte izinli olarak il dışındaydım. O sırada arama çalışmaları, oradaki görevlilerin koordinasyonunda yürütüldü. Olay üzerine il dışından geri döndüm. Sivil toplum kuruluşlarını da koordine ederek köyün içinde ve çevresinde geniş çaplı arama çalışmaları yaptık. Bir sonuç elde edemedik. Her gün arama kurtarma personeli faaliyetlerini sürdürdü. Basında AFAD’la ilgili bazı söylemler yer aldı. Bunların gerçeği yansıtmadığını, herkesin gayretle ve samimiyetle çalıştığını, herhangi bir kasıt ya da ihmal olmadığını düşünüyorum. İdari bir soruşturma başlatmadım. Ancak arkadaşları tek tek dinledik. Bu iddiaların gerçek dışı olduğunu söyleyebiliriz. Toplam 18 gün boyunca arama yaptık. Çocuk bulunduktan sonra, cesedin 2 ya da 3 gün önce oraya bırakılmış olabileceği ifade edildi. Sırtında bulunan güneş yanığının da 2-3 günlük olduğu söylendi. Arazi çok geniş bir alan değildi. Aradığımız bölgeleri defalarca taradık. Çocuk sürekli orada olsaydı mutlaka bulurduk" dedi.


Duruşmaya ara verildi. Bir saat sonra duruşmaya diğer sanık ve tanıkların dinlenmesine devam edilecek.



Ağrı’da Leyla Aydemir davası yeniden görülüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Sürücüsüz minibüs yola çıktı, seyir halindeki araçların arasına daldı Konya’da sürücüsünün el frenini çekmeyi unuttuğu minibüs geri geri ilerleyip yola çıkarak bir otomobile çarptı. Minibüs çevredeki vatandaşlar tarafından durdurulurken, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Sürücüsüz minibüsü durduran kişiler ise o anları anlattı. Olay, dün öğle saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Ankara Caddesi üzerinde bulunan bir akaryakıt istasyonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya’dan sanayi istikametine seyir halinde olan minibüs sürücüsü markete durarak aracından indi. Bir süre sonra minibüs kendi kendine geri geri ilerlemeye başladı. Ankara Caddesine çıkan araç seyir halindeki bir otomobile çarptıktan sonra tekrar geldiği istikamete ilerledi. Kazayı fark eden çevredeki vatandaşların müdahalesiyle araç durduruldu. Bu anlar ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, minibüs geri geri yola ilerlediği sırada bir otomobilin son anda yaptığı manevrayla çarpmaktan kurtulması, arkadan gelen başka bir otomobilin ise minibüsle çarpışması ve minibüsün tekrar geldiği istikamete ilerlediği, vatandaşların aracı durdurmaya çalıştıkları görülüyor. "Aracın sürücüsü geldi baktı baktı araç yoktu" İlerleyen minibüsü durdurmak için iş yerinden koşarak gelen İsmail Köken, "Biz içerideydik, iş yerinde çalışıyorduk. Bir ses duyduk dışarıya gittik, baktık ki kendi halinde giden bir araç. Şaşırdık tabii içerisinde kimse yok. Koştum kapısını kontrol ettim kilitliydi. O sırada aracı tuttuk. Allah’tan daha fazla araç yoktu daha büyük kaza olurdu. Sonrasında bir araca vurdu. Biz olmasaydık araç daha gidip gelecekti. Aracı parka tekrar itekledik. Takoz falan koyduk aracı durdurduk. Aracın sürücüsü geldi baktı araç yoktu sonra baktı gitmiş buraya. Her iki taraf da şok oldu tabii. Hatta biz de şok olduk kimsesiz aracı görünce" dedi. "Daha önce böyle bir şey yaşamadık şok olduk" Aracın durdurulmasına yardım eden Mehmet Köken ise, "Kaza sesini duyduk dışarıya baktık araçta kimse yok. Aracın el freni unutulmuş. Hemen koşup aracı yakalayıp tekrar kaza olmasın diye itekledik. Daha önce böyle bir şey yaşamadık, şok olduk gerçekten" diye konuştu.
Trabzon Kahverengi kokarcaya karşı kışlaklardan çıkış öncesi ilaçlama hız kazandı Karadeniz Bölgesi’nde tarım ürünlerine zarar veren kahverengi kokarcaya karşı mücadele aralıksız sürüyor. Trabzon Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi ekipleri, zararlının kışlaklardan çıkışı öncesinde biosidal ilaçlama çalışması gerçekleştiriyor. Belirlenen mahallelerde yürütülen çalışmalarda özellikle boş ve metruk yapılar hedef alınırken, ilaçlama faaliyetleri mahalle muhtarlarının nezaretinde yapılıyor. Sürmene ilçesinde yürütülen ilaçlama çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Trabzon Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Ziraat Yüksek Mühendisi Engin Pehlivan, kahverengi kokarcanın hem kent hem de kırsal yaşam için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Pehlivan "Şu anda bulunduğumuz mahallede kahverengi kokarcanın kışlaklardan çıkış öncesinde boş ve metruk halde bulunan yapıları ilaçlıyoruz. Daha önce belirlemiş olduğumuz yapıları Büyükşehir ekiplerimiz ile beraber, köy muhtarlarının nezaretinde ilaçlıyoruz. Kahverengi kokarca ülkemizde hem kent yaşamının hem de kırsal yaşamın ve tarımın bir gerçeği olarak en önemli zararlısı haline geldi" dedi. Kışlaklardan çıkış öncesinde zararlıya karşı entegre mücadele Zararlıyla mücadelede tüm yöntemlerin sahada uygulandığını ifade eden Pehlivan, "Bizler hem kent yaşamında hem de tarım arazilerinde oluşturmuş olduğu zarar ve etkiyi minimize etmek için entegre mücadele çalışmalarının bütün argümanlarını sahada uygulamaya çalışıyoruz. Şu anda kışlaklardan çıkış öncesinde hareketlenme başladı zararlıda. Binaların özellikle güney taraflarında toplanmaya ve oradan çıkışa yaklaşıyorlar. Biz de bunu fırsat bilip doğru zamanda ve doğru yerde bu mücadeleyi yürütüyor, popülasyonu ekonomik zarar seviyesinin aşağısına çekmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "3 bin metruk binanın yüzde 80’i ilaçlandı" Kışlak öncesi ilaçlama çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini belirten Pehlivan, "Kışlaklardan çıkış öncesi bizim ilaçlama hedefimiz 3 bin hane metruk bina idi. Şu anda hedefimizin yüzde 80’ini gerçekleştirmiş durumdayız. Özellikle bu noktada 10 bin adet biosidal spreyi 10 bin haneye dağıttık. Onları da mücadeleye dahil etmek istiyoruz. Çünkü vatandaşımız bu mücadelenin merkezinde olmak zorunda. Üreticinin desteği bizim için çok önemli" diye konuştu. Vatandaşa ’bahar temizliği’ çağrısı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kokarca popülasyonunun yoğun olduğuna dikkat çeken Pehlivan, vatandaşların da mücadeleye aktif katılım sağlaması gerektiğini vurgulayarak "Özellikle hava sıcaklıklarının yükselmeye başladığı bu günlerde hane sahiplerinin evlerine gelip bir bahar temizliği yapmaları gerekiyor. Kahverengi kokarcalar şu an o hanelerin içinde bulunuyor. Bizler dışardan kullanılmayan metruk binaları ilaçlıyoruz ama binaların içinde de bu hane sahiplerinin mücadeleye katkıları çok önemli" şeklinde konuştu. "Mücadele uzun soluklu olacak" Kahverengi kokarca ile mücadelenin kısa sürede sonuçlanmayacağını ifade eden Pehlivan, "Şu anda kahverengi kokarca pik yapmadı. Bu mücadele uzun soluklu bir mücadele. Birleşik Devletler’de ve Avrupa’da bu mücadele 30-35 yıldır devam ediyor. Biz henüz mücadelenin başındayız. Bu zararlının ne zaman tamamen biteceğini söylemek kehanet olur. Bu tamamen yapılan mücadelenin sürekliliği ve doğru teknikle alakalıdır" dedi. Mücadele kapsamında önemli bir bütçe ayrıldığını belirten Pehlivan, "Bu zamana kadar Trabzon ile ilgili bu mücadele için Bakanlığımızın göndermiş olduğu yaklaşık 30 milyon TL’ye yakın bir ödenek var. Bu ciddi bir rakam. Bu ödenekler neticesinde sahada çok önemli bir yol kat ettik. Gelecekte daha fazla ödenek ile daha çok işler yapmayı hedefliyoruz" bilgilerini paylaştı. Üreticiye feromon tuzak uyarısı Üreticilere de çağrıda bulunan Pehlivan, biyoteknik mücadelenin önemine dikkat çekerek "Biz bu noktada fındık üreticilerimiz başta olmak üzere şunu bekliyoruz; bizler 16 bin 800 noktada feromon tuzak tesis ettik ve bahçelere astık. Üreticilerimizden bu tuzakları 3-5 günde bir kontrol etmelerini ve dolmuş ise temizlemelerini bekliyoruz. Çünkü yağmur suları ile beraber oluşan koku feromon tuzağın çekiciliğini azaltıyor. Bu da biyoteknik mücadelede tam başarı sağlamıyor" ifadelerini kullandı.
İzmir İzmir’de uyuşturucu operasyonu: 10 yıl cezası olan firari yakalandı İzmir’de uyuşturucu madde ticareti yaptığı belirlenen ve hakkında 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir şüpheli, polisin düzenlediği operasyonla yakalandı. Evinde uyuşturucu maddelerle yakalanan şüpheli gözaltına alındı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliğine bağlı ekipler, ilçe genelinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında hedef bir şüpheliyi takibe aldı. Uyuşturucu madde satışı yaptığı tespit edilen U.Ç. (28) isimli şüphelinin uyuşturucuları sakladığı adres belirlenerek operasyon için düğmeye basıldı. Adrese yapılan baskında şüpheli şahıs yakalanarak etkisiz hale getirildi. Çok sayıda uyuşturucu madde ele geçirildi Şüphelinin ikametinde yapılan detaylı aramalarda 6 meşe halinde toplam 4,60 gram kokain ve 112 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Ele geçirilen uyuşturucu maddelere polis ekipleri tarafından el konulurken, şüpheli sorgulanmak üzere büro amirliğine götürüldü. 10 yıl hapis cezası olduğu ortaya çıktı Gözaltına alınan U.Ç. (28) hakkında yapılan UYAP sorgulamasında, şüphelinin uyuşturucu madde ticareti suçundan 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli şahıs, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan hazırlanan evraklarla birlikte mevcutlu olarak adli mercilere sevk edilecek.
Aydın Aydın merkezli 10 ilde dolandırıcılık operasyonu: 17 şüpheli gözaltına alındı Aydın’ın Nazilli ilçesi merkezli 10 ilde Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika vaadiyle üniversite öğrencilerini dolandıran şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda 17 şüpheli yakalandı. Nazilli Cumhuriyet Savcılığı ve Aydın İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube ekipleri tarafından üniversite öğrencilerini hedef alan organize suç yapılanmasına yönelik soruşturma başlatıldı. Elde edilen bulgular doğrultusunda harekete geçen ekipler, Nazilli merkezli olmak üzere 10 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında, 6’sı Nazilli’de olmak üzere toplam 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler üzerinde yapılan teknik ve mali incelemeler kapsamında MASAK verileri detaylı şekilde analiz edildi. Yapılan incelemelerde, suç örgütünün hesaplarında iddiaya göre yaklaşık 1 milyar 500 milyon lirayı aşkın para hacmi bulunduğu tespit edildi. Nazilli Aydoğdu Mahallesi Türkocağı Caddesi üzerinde bulunan kitapevinde de Jandarma Özel Harekat eşliğinde KOM Şube ekipleri tarafından baskın düzenlendi. Sokağa giriş ve çıkışlar komando ekipleri tarafından sınırlandırılırken, bölgede adeta kuş uçurtulmadı. Adreste detaylı aramalar yapıldı. Şüphelilerin özellikle üniversite öğrencilerini hedef alarak, "resmi geçerliliği olan sertifika" vaadiyle para topladığı ve bu yöntemle yüksek meblağlara ulaştığı iddia edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.