ASAYİŞ - 10 Nisan 2026 Cuma 11:49

Ağrı’da Leyla davası 11 Haziran tarihine ertelendi

A
A
A
Ağrı’da Leyla davası 11 Haziran tarihine ertelendi

Ağrı’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla’nın ölümüne ilişkin görülen davada duruşma 11 Haziran tarihine ertelendi.

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra dere kenarında ölü bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında Yargıtay 1. Ceza Dairesi, verilen beraat kararlarını bozmuştu. Bozma ilamı doğrultusunda yürütülen yargılamada, ilk celsede sanık amca tutuklanmıştı. Duruşma sonunda Sanık Yusuf Aydemir hakkında kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği kanaatine varılarak, kaçma şüphesi nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilirken Türkiye’ye dönen anne Şükran Aydemir’in yeniden dinlenmesine, bir sonraki celsede dinlenmesine karar verildi.

Tanık AFAD personeli Ahmet Erdoğan; "Olaydan önce de sonra da burada değildim, Ardahan’daydım. İfademde her şey mevcut. Olayla yakından ya da uzaktan herhangi bir alakam yoktur. Ses kaydındaki kişinin ben olmadığını özellikle belirtmek isterim. Muhammed Erdoğan kurumdan arkadaşımdır, aynı odada kalıyorduk ve aramızda herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Ses kaydındaki konuşmalar bana ait değildir. ‘Ses çıkarmayın, öldürür’ diyen kişi de ben değilim. Sohbet esnasında, belki gerçekler ortaya çıkar düşüncesiyle konuşmalar yapılmış olabilir. Olayla ilgili bildiğim bir şey yoktur, aileyi de tanımıyorum." dedi. Yusuf Aydemir’in oğlu Umeyir Aydemir ise "Babam için geldim. Soruları cevaplayarak ona yardımcı olmak istiyorum. Olayın yaşandığı zamanı hatırlamıyorum, çünkü o dönem 3 yaşındaydım. Bana kimse bir şey söylemem ya da konuşmam için baskı yapmadı. Evimizde de Leyla ile ilgili herhangi bir konuşma geçmedi" dedi.

Tutuklu sanık Yusuf Aydemir ise "Çobanın bahsettiği olayda, Leyla’nın bulunduğunu söyledikleri yerin yukarısına doğru gidiyordum. Çobanın evinin oradan çıkınca Serhat isimli bir çocuğu aldım traktöre. Baktığımda herkesin aşağıya doğru gittiğini gördüm. Jandarmaya ‘sağ mı’ diye sordum, bana ‘ölmüş’ dediler. Ben ise o sırada sağ olduğunu sanıyordum. Telefon meselesine gelince, üzerinden yaklaşık 8 yıl geçtiği için tam hatırlamıyorum. O dönemde Ağrı’ya gelmiştim, telefonum bozulmuştu ve tamire vermiştim. Bu süreçte tuşlu telefon kullandım. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum, suçsuzum." şeklinde ifade verdi. Diğer sanıklar Ayşe Artam, Besim Sürdün, Hatun Dursun ve Yıldırım Artam ise mağdur olduklarını söylediler. Mehmet Ali Aydemir ifadesinde "18 ay cezaevinde kaldım, suçsuz yere yattım. Adalet istiyorum, hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum" dedi. Musa Aydemir ise duruşmaya katılmadı. Duruşma sonunda Sanık Yusuf Aydemir hakkında kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği kanaatine varılarak, kaçma şüphesi nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Türkiye’ye dönen anne Şükran Aydemir’in yeniden dinlenmesine, bir sonraki celsede dinlenmesine karar verildi.

Merve Gökbakan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa Asılsız ihbardan sürpriz pasta çıktı Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde, Polis Haftası dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza atıldı. Akçakale Muhtarlar Derneği Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen organizasyonda, asılsız kavga ihbarı ile olay yerine intikal eden polis ekipleri, karşılarında konfetilerle yapılan sürpriz kutlamayı görünce büyük bir mutluluk yaşadı. Akçakale’de Polis Haftası dolayısıyla ilçesinde görev yapan emniyet personeline moral ve teşekkür mesajı verildi. Fevzi Çakmak Mahalle Muhtarı İsa Çiftçi koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinlikte, senaryo gereği 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak kavga ihbarında bulunuldu ve polis ekiplerinden yardım istendi. İhbar üzerine olay yerine giden polis ekipleri, karşılarında konfetilerle yapılan sürpriz kutlamayı görünce büyük bir mutluluk yaşadı. Hazırlanan program kapsamında polis ekiplerine pasta ve tatlı ikramında bulunularak Polis Haftası kutlandı. Etkinlikte konuşan Akçakale Muhtarlar Birliği Başkanı Halil Elçi, "Canımızı ve malımızı emanet ettiğimiz polislerimize, böyle anlamlı bir günde teşekkür etmek istedik. Onların her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirmek ve moral vermek amacıyla bu programı gerçekleştirdik. Tüm emniyet teşkilatımıza görevlerinde başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. Fevzi Çakmak Mahalle Muhtarı İsa Çiftçi ise yaptığı açıklamada, "Polislerimizin bu özel gününü unutmadığımızı göstermek istedik. Kendilerine küçük bir sürpriz yaparak teşekkür etmek, moral vermek istedik. Emeklerinden dolayı hepsine minnettarız" dedi. Duygu dolu anların yaşandığı etkinlik, polis ekiplerinin teşekkürleri ve hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
İstanbul Şehit Kaymakam Kemal Bey şehadetinin 107’nci yılında mezarı başında anıldı Şehit Boğazlayan Kaymakamı ve Büyük Millet Meclisi’nin kanunuyla ilan edilen ilk milli şehit olan Mehmet Kemal Bey, vefatının 107’nci yıldönümünde mezarı başında anıldı. Kartal Belediyesi, 10 Nisan 1919’da idam edilen ve 14 Ekim 1922’de ‘Milli Şehit’ ilan edilen Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey için vefatının 107. yılında mezarı başında bir anma töreni gerçekleştirdi. Kartal Belediyesi tarafından her yıl olduğu gibi bu yılda düzenlenen anma töreni Kadıköy Kuşdili Mezarlığı’nda yapıldı. Törene Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, sivil toplum kuruluşu (STK) üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yoğun yağış altında gerçekleşen tören, bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Tören kapsamında davet edilen katılımcılardan bazıları Şehit Kaymakam Kemal Bey hakkında katılımcılara bilgiler verdi. "Kaymakam Kemal Bey Büyük Millet Meclisi’nin kanunuyla ilan edilen ilk milli şehidimizdir" Prof. Dr. İbrahim Öztek, törende yaptığı anma konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Kaymakam Kemal Bey’in şehadetinin 107’nci yılında burada her yıl yapmış olduğumuz bir töreni gerçekleştirmek üzereyiz. Bu törende maalesef işgal kuvvetleri İstanbul’umuzu, güzel İstanbul’umuzu işgal ettiği zaman Ermeniler ve Rumlar kendilerine tehcir olayı nedeniyle bir sorumlu aramanın peşine düşmüşler ve Kaymakam Kemal Bey’i de bundan sorumlu tutmuşlardır. Yani tehcir olayları gerçekleştiği günlerde Ermenilere kötü davranıldığı düşüncesiyle hareket edilmiştir. Bununla birlikte tabii Urfa’nın, Diyarbakır’ın, Mutatasarrufları da bunların hedefi doğrultusunda olmuştur ve 10 Nisan 1919 günü maalesef Beyazıt Meydanı’nda haksız bir yargılanma sonucunda Kaymakam Kemal Bey idam edilmiştir. Kaymakam Kemal Bey, gururunu yücelterek orada ‘Beni haksız yere düşmanların sözleri üzerine idam ediyorlar. Ben bana verilen görevden başka bir şey yapmadım. Bugün ’şehit oluyorum ve cephede savaşan bir Türk neferi gibi şehadete yürüyorum’ diyerek boynuna maalesef o kötü ilmik geçirilmiştir. 1922 yılında Atatürk tarafından milli şehit ilan edildi. Bu bizim tarihimizde kanunla, Büyük Millet Meclisi’nin kanunuyla ilan edilen ilk milli şehidimizdir. Onun için vatan evlatları, vatan uğrunda, vatan yolunda yaptıkları büyük gayretler, fedakarlıklar ve çalışmaların sonucunda her ne olursa olsun sonuç bu olmamalıydı. O zaman işgal kuvvetleri de olsa ülkemizde buna karşı gereken dirayet gösterilmeliydi. Bin yıldır sırtımızda taşıdığımız adaletle ve merhametle yönettiğimiz insanların, toplulukların veya milletin Türk milletinden aldığı bir intikamdır" dedi.