GÜNDEM - 06 Mart 2025 Perşembe 09:03

Türk Kızılay Ağrı Şubesi’nden her gün 4 bin 450 kişiye sıcak iftar

A
A
A
Türk Kızılay Ağrı Şubesi’nden her gün 4 bin 450 kişiye sıcak iftar

Türk Kızılay Ağrı Şubesi, hayırseverlerin desteğiyle engelli, hasta ve yaşlıların da aralarında bulunduğu ihtiyaç sahibi 4 bin 450 kişinin ramazan ayı boyunca her gün iftarlıklarını evlerine kadar ulaştırıyor.


Yılın her döneminde ihtiyaç sahiplerine yönelik yemek, giyim ve gıda yardımları yapan Kızılay Ağrı Şubesi, ramazan ayında çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Ağrı il merkezi ve ilçelerinde faaliyet gösteren aşevlerinde hazırlanan sıcak yemekler, gönüllülerin de desteğiyle vatandaşların kapılarına kadar götürülüyor.


Kızılay Ağrı Şubesi bünyesindeki aşevinde görev yapan aşçılar, günün erken saatlerinde mesailerine başlayarak ihtiyaç sahipleri için yemek pişiriyor. Büyük kazanlarda hazırlanan yemekler, ekipler tarafından sefer taslarına konularak minibüslerle dağıtım noktalarına taşınıyor.


Hazırlıkların tamamlanmasının ardından harekete geçen ekipler, mahalle mahalle dolaşarak önceden belirlenen alanlarda bekleyen ihtiyaç sahiplerine yemeklerini ulaştırıyor. Dışarı çıkamayan engelli ve yaşlı vatandaşların iftarlıkları ise evlerine kadar götürülerek teslim ediliyor. Ayrıca, şubeye gelen vatandaşlara da yemek kaplara doldurularak veriliyor.


Ağrı il merkezinde 3 bin 200, Doğubayazıt ilçesindeki aşevinden bin, Taşlıçay ve Tutak ilçelerindeki aşevlerinden ise 250 kişiye iftar yemeği ulaştırılıyor. Gönüllülerin de destek verdiği dağıtım çalışmalarının ramazan ayı boyunca devam edeceği belirtildi.


Türk Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı, yaptığı açıklamada, hayırseverlerin bağışlarıyla ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere sıcak yemek ulaştırmaya devam edeceklerini söyledi. Tatlı, "Kızılay olarak yılın her döneminde vatandaşlarımızın yanındayız. Ramazan ayının bereketini paylaşmak için hayırseverlerimizin destekleriyle her gün binlerce kişiye iftarlık ulaştırıyoruz. Gönüllülerimizin de desteğiyle ihtiyaç sahiplerine hizmet etmeye devam edeceğiz" dedi.


İftar yemeğini alan vatandaşlar, kendilerine bu hizmeti sunan ekiplere teşekkür ederek hayırseverlere dua etti.



Türk Kızılay Ağrı Şubesi’nden her gün 4 bin 450 kişiye sıcak iftar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.