GÜNDEM - 16 Kasım 2023 Perşembe 14:01

Sıfır Hyundai aldı, 400 kilometre yol yapamadı

A
A
A

Kronik rahatsızlığı olan oğlunun ihtiyaçları ve torunlarını okula getirip götürebilmek için 68 yaşında ehliyet alarak sıfır Hyundai otomobil alan 69 yaşındaki Nermin Davarcı, sıfır kilometre aracıyla 400 kilometre yol yapamadı. Fren ve balata sisteminden arızalı olduğu belirtilen sıfır otomobil, 14 aydır Aksaray’da yetkili serviste bekletilirken, dava açan Nermin Davarcı mağduriyetinin giderilmesini istiyor.

Niğde’de yaşayan ve geçtiğimiz yıllarda eşini kaybeden Nermin Davarcı, kronik rahatsızlığı olan oğlunun ihtiyaçlarını karşılamak ve torunlarını okula götürüp getirmek için araba almaya karar verdi. Araba hayali kuran Nermin Davarcı, geçtiğimiz yıl ehliyet kursuna yazıldı. Aldığı eğitim ve sonrasında girdiği sınavın ardından 68 yaşında ehliyet almaya hak kazanan Nermin Davarcı, bu kez araba hayalini gerçekleştirmek için harekete geçti. Vefat eden kocasından kalan arabayı satarak oğlundan aldığı borç parayla 2022 yılının Eylül ayında otomobil almak için Ankara’ya giden Nermin Davarcı, burada bir bayiden Hyundai marka İ20 model sıfır araba aldı. Aldığı otomobilin sevinciyle işlemlerin ardından sıfır aracına binip kardeşiyle birlikte Niğde’ye dönmek için yola çıkan Nermin Davarcı, Aksaray’a geldiğinde büyük şok yaşadı. Balataların sıkması nedeniyle araçtan dumanlar yükselmeye başladı. Firmayı arayan ve cevap alamayan Nermin Davarcı, kardeşi ile birlikte balatalar soğuduktan sonra tekrar yola koyuldu. Bir süre sonra yine aynı şekilde balata sıkması nedeniyle arıza meydana geldi.

Sıfır Hyundai aldı, 400 kilometre yol yapamadı

Yapılan aramalardan sonra firma yetkililerine ulaşan Nermin Davarcı, yetkililerin talebi üzerine aracı çekiciyle Aksaray’daki Hyundai Yetkili Servisine getirdi. Burada 1 ay boyunca kalan otomobil 1 aydan sonra yapılarak tekrar Nermin Davarcı’ya teslim edildi. Servisten aracı alan Davarcı denemek için Ankara istikametine seyrederken, Şereflikoçhisar ilçesi yakınlarında araç yeniden balata sıkarak dumanlar çıkarmaya başladı. Yeniden hayal kırıklığına uğrayan Nermin Davarcı aracını tekrar Aksaray’daki Hyundai Yetkili Servisine getirerek aracın değişmesi talebinde bulundu. Aracın değiştirilmemesi üzerine aracı yetkili serviste bırakan Davarcı, mağduriyetini adli makamlara taşıdı. Firmadan şikayetçi olan Davarcı, 2022 yılında yetkili servise verdiği aracının yerine bir araç alamazken, aradan geçen 14 ay içerisinde de binmediği otomobilin Motorlu Taşıtlar Vergisini (MTV) ve sigortasını ödedi.

"Benim arabamı alsınlar yenisini versinler"

Yaşadığı olayı anlatan Nermin Davarcı tek isteğinin aracının yeni bir araçla değiştirilmesi olduğunu belirterek, “Ben 68 yaşında ehliyet aldım. Eşim vefat edince mecbur kaldım ehliyet almaya. Bazı ihtiyaçlar vardı. Çocuklarım rahatsız olduğu için, oğlum da kalçadan hasta olduğu için onlara yardımcı olmak amacıyla ehliyet aldım ve sonrasında Ankara’dan sıfır bir araba Hyundai İ20 araba aldım. Gelirken tam Aksaray’ın çıkışında balatalar sıkmaya başlamış tekerler yanmaya başladı. Biri geçiyordu, ‘arabadan dumanlar çıkıyor’ diye bizi ikaz etti. Çocuğumun eli ayağı titredi. Kenara çektik ve araba soğuyunca firmayı aradık.

Sıfır Hyundai aldı, 400 kilometre yol yapamadı

Firma cevap vermedi. Tekerler soğuduktan sonra tekrar yola çıktık ve 10 kilometre falan gittik. Yine aynı arızayı yaptı. Orada aracı kenara çekip firmayı tekrar aradık yine cevap veren olmadı. Tekrar yola çıktık ve Niğde’ye yaklaştık. Tekrar aynı şekilde balatalar sıkmaya başladı. Bir kez daha firmayı aradık ve bu kez açtılar. Dedik, ‘Araba arızalı, balatalar sıkıyor. Tekerlerden duman çıkıyor.’ Niğde’de firma varsa oraya götürmemizi istediler. Niğde’de yokmuş ya Kayseri ya da Aksaray’a götürmemizi istediler. Aldığımızın ertesi günü çekici gelip aracı Aksaray’a yetkili servise getirdi. Araç Aksaray’da 1 ay kaldı. Bugün yapılacak, yarın yapılacak diyerek 1 ay sonra arabanızı alın diye bizi aradılar. Kardeşimle geldik ve arabayı aldık. Kardeşim de arabayı alınca tekrar uzun yola gidip deneyelim, arıza yaparsa belli olsun dedi. Biz de Ankara istikametine çıktık. Şereflikoçhisar’a tam girdik yine aynı arızayı verdi. Balatalar ısındı, kokular başladı. Eğer az daha gideydik belki dumanlar çıkabilirdi. Tekrar Aksaray’a, buraya servise getirdik. 1 seneyi de geçti ve hala burada, 2 Eylül 2022’den bu zamana kadar. Ben sıfır araba aldım 300 kilometre yol yapamadım. Bunun sigortasını vergisini ödüyorum. Ben mecbur muyum kullanmadığım arabanın masraflarını yapmaya. Benim arabamı alsınlar yenisini versinler ben bunu istiyorum. Hala serviste duruyor araba. Ben oğlum ve torunlarım için 68 yaşında ehliyet aldım, araba aldım hiçbir şeyini göremedim. Boştan yere vergi ödüyorum, 300 kilometre bile gidemedim. Benim suçum ne?” dedi.

Sıfır Hyundai aldı, 400 kilometre yol yapamadı

Olayı mahkemeye taşıdığını da anlatan Nermin Davarcı, “Aralık ayının 22 veya 25’inde başvuru yaptık. Bu Eylül’ün 25’inde ön mahkeme olmuş. Bizi de çağırmadılar. Dediler ki, ‘Heyet gelecek, arabayı kontrol edecek’ Heyet de hala gelecek. Aksaray Mahkemesinin kararını bekliyorlarmış. Aksaray Mahkemesinin arıza keşfini yapmak için bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Yasin Can


 

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya "5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali" kapılarını açtı Antalya’nın zengin mutfak kültürünü tanıtmak, yöresel lezzetlerini ve coğrafi işaretli ürünlerini geniş kitlelere duyurmak amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl da ziyaretçilere kapılarını açtı. "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılış töreni Karaalioğlu Parkı’nda Antalyalıların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, meslek odası başkanları ve gastronomi dünyasının tanınmış isimleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış töreninde konuşan Vali Şahin, "Bizim her soframız başka bir hikaye barındırıyor ama bazı şeyler var ki her sofrada aynı. Mesela bizde her sofrada bereket var. Bizim sofralarımızın hepsinde değişmeyen misafirperverlik, samimiyet, içtenlik var. Ne yok israf yok. Şimdi sürdürülebilirlik diyorlar. Bizim büyüklerimizin sofralarında ismi konmamış sürdürülebilirlik hep vardı. Çöp çıkmazdı her şey kullanılırdı. Bizim yeniden elde etmemiz gereken bu değerler. FoodFest belki bunun da öncüsü olacaktır" dedi. Vali Şahin, FoodFest’in 5 yıldır organizasyonunu düzenleyen ve kurumsallaşmış bir yapıya kavuşturan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni de Başkan Vekili Büşra Özdemir’in şahsında kutladı. Her sofrada Antalya hikayesi Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, FoodFest’in yalnızca bir gastronomi festivali olmadığını, Antalya’nın kültürünü, üretimini ve hafızasını dünyaya taşıyan güçlü bir değer olduğunu söyledi. Özdemir, 4 yıl önce Muhittin Böcek’in öncülüğünde "Antalya’dan Dünyaya" mottosuyla yola çıktıklarını belirterek festivalin bugün bir marka haline geldiğini ifade etti. Özdemir, "Bazen bir şehir kendini en güzel sofralarında anlatır. Bir tatta geçmişini, bir kokuda hatıralarını yaşatır. İşte tam olarak böyle bir şehir Antalya" sözleriyle kentin gastronomi kültürüne dikkat çekti. Antalya’nın bereketli topraklarında yetişen ürünlerin, şeflerin yorumuyla kültüre ve sanata dönüştüğünü vurgulayan Özdemir, festivalin Antalya halkına bırakılmış bir miras olduğunu dile getirdi. Yerel ürünler vitrine çıktı Antalya’nın dünyanın en büyük örtü altı tarım merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, kentin sahip olduğu endemik bitki çeşitliliği ve Akdeniz yeşilliklerinin festivalin bu yılki ana odağı olduğunu ifade etti. Yerel üreticilerin ürünlerinin festival boyunca şeflerin özel sunumlarında kullanılırken, ziyaretçilerin de Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacağını söyleyen Büşra Özdemir, 3 gün boyunca sürecek festival kapsamında yurt içinden ve yurt dışından gelecek ödüllü şefler ile sektörün farklı alanlarındaki çok sayıda önemli isme ev sahipliği yapacağını belirtti. Konuşmalardan sonra ise Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Vali Hulusi Şahin’e teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonra ise Vali Hulusi Şahin ve Başkan Vekili Büşra Özdemir katılımcılarla birlikte 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış kurdelesini kesti. Açılış töreninden sonra ise Başkan Vekili Büşra Özdemir ve Vali Hulusi Şahin, katılımcılarla birlikte festival alanını gezdi. Alanda Antalya ve Türk mutfağının birbirinden farklı ürünlerinin yer aldığı stantları ziyaret eden Vali Şahin ve Büşra Özdemir, işletmecilerle sohbet ederek, katılımlarından dolayı teşekkür etti ve tadımlar gerçekleştirdi. Gastronomi,şehir ve markalaşması konuşuldu 5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk paneli Türk yemek tarihçisi şef Vedat Başaran moderatörlüğünde gerçekleşti. Panele AKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen katıldı. Gerçekleştirilen panelde gastronominin turizm üzerine etkisi, yerel mutfağın korunması ve şehirlerin gastronomiyle markalaşması konuları ele alındı. 5. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali kapsamında üç gün boyunca workshoplar, şef gösterileri, tadım etkinlikleri ve paneller gerçekleştirilecek. Festival süresince Antalya’nın yerel ürünleri ve mutfak kültürü binlerce ziyaretçiyle buluşmaya devam edecek.
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.