GENEL - 09 Nisan 2012 Pazartesi 12:39

2011 YILINDA 390 TERÖRİST ELE GEÇİRİLDİ

A
A
A
2011 YILINDA 390 TERÖRİST ELE GEÇİRİLDİ

2011 yılında terörle mücadele çalışmalarında 390 terörist ile birlikte çok sayıda mühimmat ele geçirilerek, terör örgütüne büyük darbe vuruldu.
Jandarma Genel Komutanlığı, 2011 faaliyet raporunu yayımlandı. Raporda yer alan istatistiki bilgilere göre 2011 yılında meydana gelen terör olaylarında 174 terörist ölü, 58 terörist sağ ele geçirilirken, 158 terörist ise teslim oldu. Toplamda yakalanan terörist sayısı 2011 yılında 390 oldu. Operasyonlarda 137 piyade tüfeği, 10 makineli tüfek, 21 tabanca, 17 roketatar, 266 el bombası, bin 598,5 kilogram patlayıcı madde ve 92 el telsizi ele geçirildi. 2011 yılında jandarma sorumluluk sahasında 71`i teslim
olma, 41`i silahlı saldırı, 96`sı taciz ateşi, 53`ü toplumsal olay, 87`si çatışma, 87`si mayına basma ve patlayıcı madde kullanma, 211`i teröristi yakalama, 134`ü silah ve malzeme ele geçirme, 111`i patlayıcı madde ve mayın bulma, 47`si sabotaj ve kundaklama, 192`si diğer olaylar olmak üzere bin 130 terör olayı meydana geldi. Terör olaylarının en çok yaşandığı şehirler ise Hakkari ve Şırnak olarak tespit edildi.
İRAN, PKK`NIN UYUŞTURUCU SEVKİYAT YOLUNU DEĞžİŞTİRDİ
Jandarma Genel Komutanlığı sorumluluk bölgesinde, 2011 yılında 2 bin 560 narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı olayı yaşandı. Bu olaylarda 4 bin 55 kişi yakalandı. Bir önceki yıla göre olay sayısında yüzde 7, şüpheli sayısında yüzde 2 azalış meydana geldi. 2011 yılında 497 kilogram eroin, 14 kilogram afyon sakızı, 3 kilogram morfin, 225 kilogram kokain, 28 bin 813 kilogram esrar, 47 bin 288 adet sentetik ilaç, 20 bin 850 adet captagon, 2 bin 214 adet extacy, 49 adet asetik anhidrit, 51 adet
metamfetamin ele geçirildi. 2011 yılında terör bağlantılı narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı olayının meydana gelmediği bildirildi.
Bir önceki yıla oranla yapılan yakalamalarda esrarda yüzde 26, eroinde yüzde 77 azalış meydana geldi. Esrar yakalamalarında meydana gelen düşüş terör açısından kritik olan bölgelerde yapılan operasyonlara bağlanırken, eroine darbe İran`ın desteğiyle vuruldu. İran`ın, Afganistan sınırında aldığı sıkı kontrol tedbirlerinin terör örgütünün Türkiye üzerinden yaptığı uyuşturucu trafiğinin güzergah değiştirmesine sebep olduğu belirtildi. İran`ın aldığı tedbirlerin ardından terör örgütü, eroin sevkiyatı için
Kuzey Karadeniz ve Güney Akdeniz`i rota olarak belirledi.
Jandarmanın 2011 yılındaki aktif çalışmalardan sigara kaçaklıları da nasibini aldı. Yıl içerisinde 6 bin 630 sigara kaçakçılığı olayı gerçekleştirilirken, 8 bin 293 şüpheli ile 39 milyon 746 bin 755 paket sigara ele geçirildi. Sigara miktarında bir önceki yıla oranla yüzde 32`lik artış yaşandı. Ayrıca, 414 olayda 126 bin 897 litre alkollü içki ele geçirildi. Önceki yıla oranla ele geçirilen alkollü içki miktarında da yüzde 39`luk düşüş yaşandı.
ASAYİŞ OLAYLARINDA DÜŞÜŞ YAŞANDI
2011 yılında 264 bin 585 asayiş olayı meydana geldi. Bu olayların yüzde 93`ü aydınlanırken, asayiş olaylarına karışan 249 bin 697 şüpheliden 246 bin 95`i yakalandı. 2011 yılında 2010 yılına oranla yüzde 2 düşüş yaşandı. Yine 2011 yılında 167 silah ve mühimmat kaçakçılığı olayı gerçekleşti. 287 şüpheli ile birlikte 212 adet uzun namlulu, 848 adet kısa namlulu silah ele geçirildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum BBP Genel Başkanı Destici, Erzurum kongresinde konuştu: Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmayacağını ifade ederek, "Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir" dedi. İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP 13. İl kongresinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yaklaşık bir aydır devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan süreci değerlendirdi. İçinden geçtiğimiz sürecin bölgemizde güç dengelerinin yeniden şekillendiği, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığı bir süreç olduğunu anlatan BBP Genel Başkan Mustafa Destici, "Sadece askeri değil; dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital/siber alanı kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğü kritik bir eşiktir. Bu toz duman içerisinde "son günler" Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşu, bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışılsa da, esasen devletimiz tek bir pusulaya odaklıdır: o da Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenliktir" dedi. Son dönemde bölgemizdeki krizin uzaması ihtimaline binaen dile getirilen "geniş koalisyon" tartışmaları, kamuoyumuzda bazı soruları beraberinde getirdiğini ifade eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şunun altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye, hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmamalıdır ve olmayacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin herhangi bir askeri veya siyasi angajmana dahil olması ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle, Cumhurbaşkanımız ve hükümetin kararıyla mümkün olabilir" diye konuştu. "Birilerinin bölgedeki vekalet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryoları, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece bizim için sadece birer dış gözlemdir" diyen Genel Başkanı Destici konuşmasını şöyle sürdürdü; "İsrail’in saldırgan tutumu karşısında Türkiye ve Türk Milleti olarak sergilediğimiz ilkeli duruş, sadece söylemde değil, bölgedeki dengeleri koruma gayretimizde de vücut bulmaktadır. Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olmalıyız ne de İran karşıtı blok diye oluşturulmaya çalışılan yapı içinde aktif bir şekilde yer almalıyız. Tarafsızlığımızı korumalı ve tarafsızlık sıfatımız algısına zarar verecek hamlelerden ve siyaset dilinden uzak durmalıyız. Bizim için asıl olan, komşularımızın istikrarsızlaştırılması üzerinden ülkemize yönelebilecek tehditlerin önüne geçmektir. Bilhassa saldırgan ABD ve İsrail kaynaklı hem de resmi ve gayri resmi ağızlardan gelen "Sıradaki hedef Türkiye" tehditlerinin farkındayız ve daha da mühimi devlet aklımız, şüphesiz ve tereddütsüz her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halindedir. Bu kapsamda sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği gibi başlıklar devletimiz tarafından bütüncül bir güvenlik perspektifiyle ele alınmaktadır. Kamuoyunda son günlerde artış gösteren; ülkemizde yeni askeri kapasite artırımları veya yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları gibi spekülasyonlara dair de bir çift sözümüz bulunmaktadır. Türkiye, NATO üyesi bir devlet olmanın getirdiği sorumlulukları, kendi egemenlik haklarının önüne hiçbir zaman geçirmemiştir, geçirmeyecektir. Topraklarımızdaki her askeri varlık, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinimize hizmet ettiği sürece mevcudiyetini sürdürebilir. Milli üniter yapımıza ve egemenlik haklarımıza aykırı hiçbir planın parçası olmamız katiyen söz konusu değildir." Gelinen aşamada ne NATO’dan, ne Ankara’dan, ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan "Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak" iddialarını doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını belirten Destici; "Her şey genellikle sosyal medya da yoğunluk gösteren iddialardan ibaret. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler olabilir. Devletimiz, güvenlik politikalarının doğası son günlerde bilhassa sosyal medyada artan spekülasyon ve iddialar karşısında bazen sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak biliyoruz ki, bilgi çağında oluşan her boşluk, psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsaittir. Binaenaleyh Buradan ilan ediyoruz: Sivil ve askeri makamlarımız, halkımızın tatmin olacağı, şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokmalıdır. Kamuoyu indinde dezenformasyona ve spekülasyonlara yol açan iddialara karşı anlaşılır ve şeffaf bir şekilde "resmi" açıklamalar yapılmalıdır. Bu günlerde panik atmosferine yer yoktur; çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir. Sonuç olarak; bu saatten sonra Türkiye’nin ihtiyacı olan şey panik değil, sağduyulu bir "berrak akıl"dır. Bizler, ne batı merkezli bir dayatmanın figüranı, ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisiyiz. Devlet Kendi stratejik ortaklıklarını yönetebilir. Lakin yönetirken, bağımsızlığımızdan ve milli onurumuzdan asla ödün vermeyecek anlayışta olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve Türk milletinin iradesiyle bu tür küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahiptir. İnşallah bu sıkıntılı günlerde de üstümüze başımıza emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olanların atacağı çamur ve pisliklere mani olup yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi rengini şehitlerimizin kanından alan, ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız. Birlik içinde olacağız. Büyük birlik olacağız" şeklinde konuştu. Genel kurul sonunda BBP İl kongresinde mevcut başkan Ahmet Eşref Yılmaz yeniden il başkanlığına seçildi. Kongreye AK Parti İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Palandöken ve Aziziye ilçe başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı.