ASAYİŞ - 19 Aralık 2020 Cumartesi 09:54

Ulucanlar Cezaevi’nin 135 yıllık çeşmesinden ‘zula’ çıktı

A
A
A
Ulucanlar Cezaevi’nin 135 yıllık çeşmesinden ‘zula’ çıktı

135 yıllık tarihi Hapishane Çeşmesi, Altındağ Belediyesi tarafından restorasyona alındı.

135 yıllık tarihi Hapishane Çeşmesi, Altındağ Belediyesi tarafından restorasyona alındı. Türkiye’nin en önemli cezaevi Ulucanlar Cezaevi’nin hemen yanındaki çeşmeden bir dönem orada kalan mahkumlara ait olduğu düşünülen kesici aletler zulası çıktı.


Altındağ Belediyesi, günümüzde müze olarak ziyarete açık olan Ulucanlar Cezaevi’nin önündeki 135 yıllık Hapishane Çeşmesi’nde restorasyon çalışması başlattı. Çeşmenin etrafında hassas bir şekilde kazı yapan ekipler, çeşmenin hemen yanında zulalanmış halde duran aletler buldu. Parçaları hemen çıkaran işçiler, çeşmeye saklanan malzemelerin kesici aletler ve oksitlenmiş şişler olduğunu görünce şaşkına döndü. Uzun yıllar önce çeşmeye zula yapılan aletlerin bir dönem cezaevinde kalan mahkumlara ait olduğu tahmin ediliyor. Yıllardır bakımsız durumda kalan ve günde binlerce kişinin önünden gelip geçtiği tarihi çeşmede yaşanan zula olayı duyanları da şaşırttı.


Cezaevi ile ilişkili bu eşyaları da Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde sergileyeceklerini belirten Altındağ Belediye Başkanı Doç. Dr. Asım Balcı, “Altındağ’da 135 yıllık Hapishane Çeşmesi ile yaklaşık 250 yıllık Öksüzce Çeşmesi’ni restore etmeye başladık. Ulucanlar Cezaevi Müzemizin hemen yanındaki Hapishane Çeşmesi’nin restorasyonu sırasında bazı kesici aletler bulundu. Çeşmeden böyle bir şey çıkması bizi oldukça şaşırttı. Uzun yıllardır orada olduğu çok net. Çeşmeden çıkan kesici aletleri Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde bu tür aletlerin sergilendiği alana koyacağız” ifadelerini kullandı.


Ulucanlar cezaevi ayrıca 1925’ten 2006’ya kadar Türk demokrasi tarihine ve pek çok önemli döneme şahitlik etti. Bülent Ecevit’ten Osman Bölükbaşı’na, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a, Yusuf Aslan’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na kadar pek çok ismin yolu buradan geçti. Aralarında İskilipli Atıf Hoca, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Mehmet Pehlivanoğlu’nun da bulunduğu 19 kişi de bu cezaevinde idam edildi. 1 Temmuz 2006’da kapatılan cezaevi daha sonra restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Cezaevindeki o dönemin koşullarına göre düzenlenen müzenin içerisinde mahkum olan ünlü isimlerin kişisel eşyaları da yer alıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."