GENEL - 29 Şubat 2012 Çarşamba 10:41

ANKARA`DA BEYAZ ESARET SÜRÜYOR

A
A
A
ANKARA`DA BEYAZ ESARET SÜRÜYOR

Ankara’da dünden beri etkisini sürdüren kar yağışı hayatı felç etti.
Son yılların en sert kış mevsiminin yaşandığı Ankara’da kar yağışı 2 gündür aralıksız devam ediyor. Dün akşam mesai çıkışı trafikte yaşanan kilitlenmenin ardından bu sabah işyerine gitmek isteyen vatandaşlar toplu taşıma araçlarını tercih etti. Otobüs duraklarında uzun kuyruklar oluştu. Otomobilleriyle yola çıkanlar ise kayganlaşan yollarda güçlükle ilerleyebildi. Bazı vatandaşlar ise işe yürüyerek gitti.
Öte yandan, işyeri sahipleri sabah erken saatlerde dükkanlarının önündeki karları kürümeye başladı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BTÜ’den Bursa’ya "dirençli mahalle" modeli BTÜ’lü akademisyenler, Bursa’daki mahallelerin afetlere yalnızca binalar açısından değil, mekânsal yönden de hazırlıklı olması için çalışma başlattı. Pilot olarak belirlenen Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahallelerinde vatandaşlarla görüşmeler yapılarak; her mahalleye özgü deprem toplanma alanları, güçlü altyapı ve yeşil alan çözümlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) toplumla ve şehirle bütünleşen üniversite vizyonu doğrultusunda yürüttüğü bilimsel çalışmalarla kent yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. BTÜ, bu kapsamda Bursa’nın daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacak bir projeyi daha hayata geçiriyor. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü Araştırma Görevlisi Merve Dilman Gökkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Gül Sayan Atanur’un danışmanlığını üstlendiği "Mahalle Ölçeğinde Dirençlilik ve Kentsel Sağlık Değerlendirmesine Dayalı Peyzaj Tasarım Modeli" başlıklı proje, desteklenmeye hak kazandı. Proje; mahallelerde daha sağlıklı, yaşanabilir ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sunmayı hedefliyor. Çalışma kapsamında Bursa’da sel, deprem, heyelan gibi afet riskinin yoğun olduğu ve farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Vatandaşlarla görüşülerek beklentileri dinlendi Araştırmanın ilk aşamasında bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarla yüz yüze görüşmeler yapılarak, yaşadıkları çevreye dair beklenti ve ihtiyaçları dinlendi. Çalışmanın ikinci aşamasında ise vatandaşlardan elde edilen veriler ile mahallelerin karşı karşıya olduğu afet riskleri birlikte değerlendirilerek, her bölgenin kendi şartlarına uygun çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Her mahalleye özgü tasarım yapılacak Proje tamamlandığında, mahallelerin afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca betonarme yapılar gibi fiziksel önlemlerle değil; güvenli yaşam alanları, deprem toplanma alanları, sağlıklı altyapı, parklar, yeşil alanlar, ağaçlandırma ve yerel şartlara uygun doğa temelli uygulamalarla da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kentler için yol gösterici olacak Projenin, kentsel planlama ve tasarım süreçlerine önemli katkılar sunmasını beklediklerini ifade eden Proje Yürütücüsü Merve Dilman Gökkaya, "Çalışma ile mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dirençli ve sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymayı hedefliyoruz. Proje sonunda elde edeceğimiz çıktılar sayesinde, kentlerde daha güvenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir çevrelerin oluşturulmasına yönelik planlama ve tasarım kararlarına yol gösterici öneriler sunmayı da amaçlıyoruz" dedi. Rektör Çağlar: Amacımız bilimsel birikimimizi şehre aktarmak Proje ekibini tebrik eden BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite olarak bilimsel çalışmaların toplumla doğrudan buluşmasına önem verdiklerini belirtti. Rektör Çağlar, "Üniversiteler yalnızca bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları şehirlerin gelişimine katkı sunan merkezlerdir. Bu proje ile mahalle ölçeğinde daha sağlıklı ve afetlere karşı dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Akademisyenlerimizin yürüttüğü bu tür çalışmaların hem Bursamız hem de diğer şehirler için yol gösterici olacağına inanıyorum" dedi.
Gaziantep Gaziantep’te kadınların bayram için yuvalama mesaisi başladı Gastronomi şehri Gaziantep’te Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabah kahvaltısında sofraların vazgeçilmezi olan yuvalama yemeği için hazırlıklar başladı. Gaziantep’te Ramazan Bayramı’na özel olarak yapılan yuvalama yemeği hazırlayan kadınlar, yoğun mesai harcıyor. UNESCO tarafından gastronomi dalında "Fark Oluşturan Şehirler Ağı"na dahil edilen Gaziantep’te kadınlar, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için hazırlıklara başladı. Gaziantep mutfağının ünlü lezzetleri arasında yer alan birbirinden zahmetli olan yemekler, damakları Ramazan ayı süresince olduğu gibi bayramda da tatlandıracak. Birbirinden lezzetli yemekleriyle adını dünyaya duyuran Gaziantep, yemek ve tatlılarıyla damakları tatlandırıyor. Gaziantep kültüründe farklı bir önemi bulunan ve yapım aşaması oldukça meşakkatli olan yuvalama, Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında sofralardaki yerini alacak. Sadece Ramazan Bayramı’na has olarak yapılan yemeklerden biri olan ve bayramın ilk kahvaltısında sofrayı süsleyen yuvalama yemeği için kadınların da yoğun mesai dönemi başladı. Dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi ve en özel yemeklerinden biri olan yuvalama için bir araya gelen kadınlar, imece usulü çalışıyor. Pirinç unu, yumurta, çekilmiş kuzu eti, tuz ve karabiber ile yapılan ve yoğrulduktan sonra da tek tek nohut büyüklüğünde yuvarlanan yuvalama, bayram namazı sonrası kahvaltı yerine yeniliyor ve gelen misafirlere ikram ediliyor. Hazırladıkları yuvalamayı poşetleyip müşterilere teslim eden işletmeler, bayram yoğunluğu nedeniyle randevu usulüyle çalışıyor. Yuvalama taneleri bayram sabahı yoğurt, et ve nohutla pişirildikten sonra damakları şenlendiriyor. 6 yıldır açtığı işletmede yuvalama yapan Sema Sarraf, yuvalamanın bir bayram yemeği olduğunu dile getirdi. Yuvalamanın dünyaca ünlü Gaziantep mutfağının vazgeçilmez bayram yemeği olduğunu belirten Sarraf, "Ramazan yoğunluğumuz bir ay önceden başlar. Ramazan öncesi herkes Ramazan davetleri ve Ramazan Bayramı sabahı için yuvalamasını, içli köftesini ve ekşili köftesini bize yaptırırlar. Önceden herkes bu tür yemekleri evinde yapardı. Şu an işletmeler sayesinde kimse evinde yorulmadan getirip bize yaptırıyor. Evlerinde de afiyetle yiyorlar. Daha önce komşular ve akrabalar bir araya gelip herkes imece usulü birbirinin yuvalamasını yaparlar, yemeklerini hazırlarlardı. Fakat son yıllarda malzemeleri işletmemize getiriyorlar. Bizde yuvalama yaptıktan sonra paketleyip kendilerine teslim ediyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz. Günlük 50-60 kiloya yakın yuvalama yuvarlanıyor. Taleplere yetişmeye çalışıyoruz. Arife gününe kadar yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bayram sabahına kadar çalıştığımız da oluyor" dedi. İşletmelerin kadınların işini kolaylaştırdığını belirten vatandaşlardan Neslihan Kaya, "Yuvalama Gaziantep’in yemeklerindendir, bayram sabahı olmazsa olmazlarımızdandır. Daha önceleri bayanlar bir araya gelip yuvalama yapıyorduk. Çok zorlanıyorduk, saatlerimizi alıyordu. şimdi o kadar kolaylaştı ki bayan arkadaşlarımız pratik çözümlerle bize yardımcı oluyorlar. Bizim saatlerce yaptığımız işi bir-iki saatte yapıp tertemiz ve hijyenik bir şekilde yuvalamayı yapıp bize veriyorlar. Biz de bayram sabahı vazgeçilmez yemeğimizi değerli misafirlerimize sunuyoruz" şeklinde konuştu. Recep Güneş ise Ramazan Bayramı’nın ilk kahvaltısında hemen her Gazianteplinin sofrasını süsleyen yuvalama yemeğinin zahmetli yapımı için kadınların yoğun şekilde çalıştığını belirtti.
Ankara Başkent’te kuzuların anneleriyle buluşma anı dronla görüntülendi Ankara’nın Bala ilçesinde meraya gitmeden önce anneleriyle buluşturulan süt kuzularının koyunlar arasından kokuları ve sesleriyle annelerini bulduğu anlar dronla görüntülendi. Ankara’nın Bala ilçesine bağlı Kesikköprü Mahallesi’nde sabahın erken saatlerinde meraya çıkmadan önce koyunlar ile süt kuzularının buluşma anı görüntülendi. Henüz sütten kesilmeyen kuzuların belirli bir süre annelerinden ayrı ağıllarda tutulduğu köyde, emzirme zamanı geldiğinde besiciler tarafından ağıllardan çıkarılan kuzular yüzlerce koyunun arasından kokuları ve sesleri sayesinde annelerini buluyor. Yaklaşık 15 ailenin geçimini hayvancılıkla sağladığı ve 4 bin kadar koyunun yetiştiği köyde, kardeşleri dahil 16 yaşından beri bu işi yapan Ziya Özçelik, "Babadan kalan bir meslek. Başka geçim kaynağımız olmadığı için hayvancılıkla geçimimizi sağlıyoruz. Yaz, kış bunun peşinde koşuyoruz. Seneden seneye kazancımızı kazanıyoruz. Koynumuzu kuzulatıyoruz, yetiştiği zaman kuzumuzu satıyoruz. Arazimiz olmadığı için, kıt olduğu için besiye çekiyoruz. Arazide ot olursa yayılımla geçiş sağlıyoruz" dedi. "400 koyundan 350 kuzu var" Bu sene verimin oldukça iyi olduğunu ifade eden Özçelik, "Ölümümüz olmadı. 400 koyundan 350 kuzu var. Öbürü de zaten daha kuzulamamış. Yani bir senede 10-15 tane falan ölüm ya var ya yok" diye konuştu. "Annesinden ayırıyoruz ki kuzu yem yesin" Kuzuların neden annelerinden ayı tutulduğunu anlatan Ziya Özçelik, "Annesinden ayırıyoruz ki kuzu yem yesin. Çünkü anasında süt olmadığı için bir seferlik sütü açıyor. Kuzu ondan sonra aç kalıyor. Anasında durmasına gerek yok. Yem vereceksin ki kuzu iyileşecek" şeklinde konuştu. "Kuzu, annesini sesinden anlıyor" Kuzuların kolaylıkla annelerini tanıyabildiğini söyleyen Özçelik, "Kuzu, annesini sesinden anlıyor. Gidiyor annesini. Yani annesi çağırdığı zaman zaten seslerinden, kokusundan anlıyor" ifadelerini kullandı. "3 ayda bir aşısını yaparız" Hayvanların sağlık kontrollerine de dikkat ettiklerini vurgulayan Özçelik, "Aşılarına dikkat edeceksin ki kuzu gelişecek. Her zaman iğnelerini yapıyoruz. Yazıya çıkmadan önce evdeyken aşısını yapıyoruz işte. 3 ayda bir aşısını yaparız" dedi. "Koyun 5 ayda kuzular" Koyunların kuzulama süreci hakkında bilgi veren Ziya Özçelik, "Koyun 5 ayda kuzular. 2 aylık olduğu zaman önünden kuzuyu alırız. Yem veririz, kuzunun gelişmesi için. 3 ay sonra koyun çöle çıkar. Yayılıma gider" ifadelerine yer verdi. "Zor bir meslek, çilesi çok" Hayvancılığın zor bir meslek olduğunu vurgulayan Özçelik, "İşini iyi seçmeleri lazım. Koyun beslemek öyle kolay bir meslek değil. O kadar söyleyeyim. Çilesi çok. Yazın, kışın peşinde gidersen mal kapıda olur. Heves uğruna alacaklarsa hiç almasınlar" diye konuştu. Öte yandan, doğumun ardından henüz 15 dakikalık olan kuzuların ayakta durmaya çalışarak annelerinin yanına gitme çabaları da görüntülendi.
Eskişehir Eskişehir’de lise ve üniversite öğrencilerine yönelik iftar programı düzenlendi Eskişehir İl Müftülüğü tarafından lise ve üniversite öğrencilerine yönelik iftar programı düzenlendi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’nda bulunan salonda gerçekleştirilen program, Ramazan ayının manevi atmosferi içerisinde birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının pekişmesine vesile oldu. Program, Cevat Ülger Uluslararası İmam-Hatip Lisesi İlahi Korosu tarafından icra edilen tasavvuf musiki dinletisi ile başladı. Programa; Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül, İl Müftü Yardımcıları Sacit Ekerim ve Aytekin Akçin, Odunpazarı İlçe Müftüsü Hamdi Uzunharman, şube müdürleri, il ve ilçe gençlik koordinatörleri, milli eğitim çedes sorumlu öğretmenleri ile çok sayıda lise ve üniversite öğrencisi katıldı. Yaklaşık 400 kişinin iştirak ettiği programda gençler aynı sofrada buluşmanın sevincini yaşadı. Programda konuşan İl Müftüsü Muharrem Gül, Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade etti. Gençlerle aynı sofrada buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Gül, bu tür buluşmaların gençler arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirdiğini ve Ramazan’ın manevi ikliminin gençlerle birlikte daha anlamlı hâle geldiğini belirtti. İftarın ardından üniversite öğrenci kulüpleri adına söz alan ESTÜ Geçerken Kulübü Başkanı Enes Furkan Yalçın, üniversitelerde yürütülen kulüp faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği program, iftarın ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.