POLİTİKA - 21 Mart 2012 Çarşamba 14:04

MHP GRUP TOPLANTISI...(1)

A
A
A
MHP GRUP TOPLANTISI...(1)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı, yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı, böyle bir akıbete uğradığı hususunun kısa süre içinde netleştirilmesi gerektiğini belirterek, "Zaman kaybına, ihmale ve işi ağırdan almaya müsaade etmeden, konunun gizemli tarafları açığa çıkarılmalı ve milletimiz mutlaka bilgilendirilmelidir. Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli, buradaki sayıları bin
850`ye yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla AKP hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır" dedi.
Partisinin TBMM`deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, 18 Mart Şehitler Günü dolayısıyla vatan uğruna can veren, kan döken, baş koyan, ama taviz vermeyen millet iradesini gururla ve dualarla hatırladıklarını belirtti. Çanakkale elleri öpülesi bir neslin, rengi kıpkırmızı olan inanç ve iman mürekkebiyle yazdığı fedakarlık manifestosu, ürkmeyen, çekinmeyen, korkmayan ve yenilmeyi aklından bile geçirmeyen millet kudretinin uyanışı ve şahlanışı olduğunu kaydeden Bahçeli, "Mermiye karşı sevdanın, gülleye
karşı tutkunun, esarete karşı bağımsızlık ruhunun galip gelmesi ve üste çıkmasıdır. 97 yıl önceki destan; adanmışlığın emperyal bileği bükmesi, kahramanlığın çelikten kuleleri eritmesi, inanmışlığın sömürge hevesini devirmesi ve azmin işgali tepelemesidir. Çanakkale`den yükselen şuur, arşa ulaşan cesaret örneği; hamdolsun ki tuzakları boşa çıkarmış, saldırıları püskürtmüş ve hesapları tümüyle bozarak geleceğimizi aydınlatmıştır. Türk milleti, üzerine gelen yedi düveli, boğazına çöken düşman unsurları,
kalbine hançer vurmak için pozisyon almış kirli emelleri şehitliğe koşar adım giden evlatları sayesinde def etmiştir. Alayına gününü göstermiş, Çanakkale`nin geçilmezliğini, son yurdumuzun teslim alınamayacağını imrenilecek bir özveriyle ispatlamıştır. Cephelerde millet fertleri yekvücut olmuş, kimse kimsenin mezhebiyle, yöresiyle, kökeniyle ve dünya görüşüyle ilgilenmemiş, üstelik bunları da merak etmemiştir. Bu itibarla, Çanakkale farklılıkları teşvik ederek, bizi birbirimizden koparmaya çalışan AKP
zihniyetine ders olmalıdır. Herkesin kimliğini tanıma, kültürünü kabul etme ve dilini benimseme arayışında ve utanmazlığında olan gafillere ibret vesikası olmalıdır. Milletimizi 36`ya ayırma konusunda ayak direyen, etnik kimlikleri birer birer sayarak bu konuda gözünü hırs bürüyen Başbakan Erdoğan`a da bir sonuç vermelidir. Çanakkale; birliğin ve beraberliğin şehit kanlarıyla bestelenmiş ve gönüllere emanet edilmiş nağmesidir. Kardeşliğin, kadirşinaslığın, kader ortaklığının ve bin yıllık kadirliğin ete ve
kemiğe bürünmüş halidir. Yozgatlı`nın, Iğdırlı`nın, Erzurumlu`nun, Diyarbakırlı`nın, Rizeli`nin, Sinoplu`nun, Antalyalı`nın, Balıkesirli`nin, Sakaryalı`nın göz nuruyla, alın teriyle ve kefensiz bedeniyle bir araya gelip hiç düşünmeden tutuşturduğu bağımsızlık meşalesidir" dedi.
Türkiye`nin yeni bir Çanakkale ruhuna ihtiyacı ve muhtaçlığı bulunduğunu ifade eden Bahçeli, "Yeniden silkinmesine, derlenip toplanmasına, kutsalları etrafında buluşmasına, deyim yerindeyse iman tazelemesine acilen gerek vardır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye; bu topraklara vatanım diyen, geleceğini burada gören, dünün müşterek hatıralarını hürmetle anan herkesin; büyük bir aile olan Türk milletini sahiplenmesi, yaşatması ve ilelebet var etmek için üzerine düşeni yapması şüphesiz manevi ve ahlaki bir
vecibedir. Unutmayınız ki, millet olarak üzerinde yaşadığımız coğrafyayı; Malazgirt`le vatanlaştırdık, Çanakkale`yle kilitledik ve milli mücadeleyle sonsuza kadar mühürledik. Bize kanlarıyla muhteşem bir miras bırakan kutlu ecdadımıza, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarına, Çanakkale`yi destanlaştıran muhterem şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah`tan rahmet diliyorum. Mekanları nur dolsun, kabirleri cennet köşesi olsun ve Allah hepsinden razı olsun" şeklinde konuştu.
"HELİKOPTER, TEKNİK SORUNDAN MI, YOKSA SALDIRIDAN MI BÖYLE BİR AKIBETE UОRADI..."
18 Mart Şehitler Günü`nü idrak ettiğimiz sıralarda, Afganistan`dan gelen acı haberle milletimizin yasa boğulduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"NATO`nun Afganistan`da faaliyet yürüten Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti bünyesinde, Türkiye`nin komuta ettiği Kabil Bölge Komutanlığı emrinde görev yapan bir helikopterimizin düşmesiyle, milletimizin 12 evladı ne yazık ki şehit olmuştur. Hüznümüz tarifsiz, yürek acımız tanımsızdır. Şehitlerimize Cenab-ı Allah`tan rahmet diliyor, kederli ailelerine, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı temennilerimi tekrarlıyorum. Aldıkları görevi layıkıyla yapan, milletimizi hakkıyla ve
iftihar edilecek bir şekilde temsil eden şehitlerimiz bizim gurur kaynaklarımız arasında olacaktır. Bakınız, şehit ailelerinin gösterdiği vakar ve metanet de fazlasıyla dikkatimizi çekmiş ve bizi oldukça duygulandırmıştır. Bunlar arasında, şehit üsteğmenimiz Murat Yıldız`ın babası tarafından dile getirilen şu sözler hepimiz için düşündürücü ve hayranlık uyandırıcı vatanseverlik örneğidir: `Vatan sağ olsun, evladımızı şehit verdik. Allah`ım Sana binlerce hamdü senalar olsun ki ben şehit babası oldum. Ne
mutlu bana, tek tesellim o.` Bu ifadeler Türk milletinin gücünü, sabrını ve manevi olgunluğunu apaçık ortaya koymaktadır. Ancak bu yüksek ruhu ve tertemiz vicdanı artık zorlamamak, çileye ve feryada daha fazla katlanmasına müsaade etmemek hepimizin boynunun borcudur. Elbette şehitlerimizle övünüyoruz, onları şükranla yad ediyoruz. Ancak doğal ve doğru olanın da, önce insanı yaşatmak, güçlü, sağlıklı ve değerli kılmak olduğunu hiç aklımızdan çıkarmıyoruz. Geldiğimiz bu aşamada, askerlerimizin şehit olmasına
neden olan kazanın nedenlerini derinlemesine ve çok yönlü soruşturmak büyük bir zaruret ve ehemmiyet arz etmektedir. 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı, yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı böyle bir akıbete uğradığı hususu kısa süre içinde netleştirilmelidir. Zaman kaybına, ihmale ve işi ağırdan almaya müsaade etmeden, konunun gizemli tarafları açığa çıkarılmalı ve milletimiz mutlaka bilgilendirilmelidir. Dost ve kardeş ülke Afganistan`ın yaşadığı işgal ve
esaret, özellikle son günlerde iyice gerilen sosyal ve siyasal yapısı bu kazanın tesadüfen olmadığı yönündeki kanaatimizi ister istemez belirginleştirmektedir."
"AFGAN HALKI YAKLAŞIK 11 YILDIR KANIN, ŞİDDETİN VE ACIMASIZLIОIN KAPANINA KISILMIŞ..."
ABD askerlerinin Bagram hava üssünde yüce kitabımız Kur`an-ı Kerim`i yakmaları, arkasından Kandahar`da, aralarında çocukların ve kadınlarında da bulunduğu 16 sivil Afgan`ının katledilmesi provokasyona açık bir ortamı ziyadesiyle teşekkül ettirdiğini kaydeden Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, bu izansızlığı ve yüz karası gelişmeleri nedense suya sabuna dokunmayan ifadelerle gündemine almış ve hemen geçiştirmeyi tercih etmiştir. Suriye`yi ezber yapan, Gazze istismarıyla beslenen bu zihniyetin, Afganistan`da
Kur`an-ı Kerim`in yakılmasına ve 16 sivilin öldürülmesine birkaç söz dışında etkili cevap üretememesi acziyetinin ve kimlerin paçasına tutunduğunun da bir bakıma göstergesi olmuştur. Gerçekten de Başbakan`ın ağzından Afganistan`daki olayları kınayan bir ifade çıkmamıştır. Çünkü Başbakan, işgalcilerin yanında hizalanmış olup, en az zayiatla ülkelerine dönmeleri konusunda istekli, ısrarlı ve ne hazindir ki kendi ifadeleriyle söyleyecek olursak, duacıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, yüce kitabımızın yakılmasıyla
Afganistan`daki gerilim düzeyi bir hayli artmış, toplumsal tansiyon haklı olarak alabildiğine yükselmiştir. Bu ahlaksızlığı, saygısızlığı, kabalığı, kural ve insaniyet tanımazlığı buradan tekrar kınıyorum. ABD`li askerlerin bu densizliklerine ve edepsizliklerine karşı, Taliban`ın misillemeyle cevap vereceğine dair tehdidi, helikopter kazasıyla ilgili şüphelerimizi doğal olarak artırmıştır. Şayet Afganistan`daki son olaylarla, evlatlarımızı aramızdan alan trajik kazanının bağ ve bağlantısı ortaya çıkarsa ve
başkalarının diyetini ödediğimiz anlaşılırsa, biliniz ki bunun altından hiç kimse kalkamayacak ve şehitlerimizin hesabını ne AKP, ne de başkaları veremeyecektir. Bugün Afganistan`da, dünyanın gözü önünde cinayetler işlenmekte, işkenceler ve vahşi kıyımlar yapılmaktadır. ABD`nin `Sürekli özgürlük harekatı` ve demokrasi getirme propagandasıyla başlattığı operasyonlar doğrultusunda Afgan halkı yaklaşık 11 yıldır kanın, şiddetin ve acımasızlığın kapanına kısılmış ve nefes alamaz hale getirilmiştir. Elbette
Türkiye, terör gibi insanlık suçuyla mücadeleye katılabilmek ve destekleyebilmek maksadıyla oluşturulan uluslararası güce tutarlılık gereğince omuz vermiştir. Terör konusunda küresel ölçekte dayanışma ve yardımlaşmanın önemi büyüktür" dedi.
"TÜRKİYE ARTIK AFGANİSTAN DEFTERİNİ KAPATMAK İÇİN HAREKETE GEÇMELİ"
Bu itibarla, TBMM`nin 10 Ekim 2001 tarihinde aldığı bir kararla, Türk Silahlı Kuvvetleri`nin yabancı ülkelere gönderilmesi konusunda hükümete yetki verildiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:
"Bu çerçevede de, Türk askeri Afganistan`a gitmiş ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için takdire şayan bir vazife şuuru sergilemiştir. Milletimizi temsilen dost ve kardeş ülke Afganistan`da bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, muharip bir niteliği olmadığından dolayı operasyonel faaliyetlere de iştirak etmemişlerdir. Ve yalnızca barışçı bir yaklaşımla; güvenliğin sağlanması kapsamında çalışmalar yürütmüşler, Afganistan`ın yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmaya çalışmışlardır. Ne
var ki, yıllarca terörist avı bahanesiyle esir edilen Afganistan`da istikrar ve toplumsal düzen bir türlü tesis edilememiştir. Bin Ladin`in öldürülmesi de işe yaramamış, Batı`nın kanlı emelleri ve karanlık niyetleri, Karzai yönetiminin çürümüşlüğü, Taliban`ın ilkelliği kabus gibi Afganlı kardeşlerimizin üzerine çökmüştür. Yapılan açıklamalardan 2014 yılına kadar ABD`nin ve diğer ülke askerlerinin bu ülkeden çekileceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudiyetinin Afganistan`da
stratejik bir önemi kalmamış, üstelik burada bulunmamız can ve mal kaybımıza neden olmaya başlamıştır. Her ne olursa olsun, Türk askeri Afganistan`a işgali meşrulaştırmaya değil, terörle mücadele için ülkeler arası kurulan dayanışma ve işbirliği sürecine katkıda bulunmak niyetiyle gitmiştir. Şimdi ise asıl terör Kabil`de, Ferah`da, Gazni`de, Herat`da, Kunduz`da, Lagman`da olmayıp; Ankara`dadır, İstanbul`dadır, Şırnak`tadır. Bizim sorunumuz zaten çok fazladır ve kendi derdimiz bize yetmektedir. Bu yüzden
nafile yerlerde, sonu olmayan işlerde ve yüksek riskli coğrafyalarda zaman geçirmenin ve buralarda can kaybına göz yummanın makul ve mantıklı hiçbir yanı yoktur. Deneyimlerimizden anlaşılmaktadır ki, Tora Bora ve Beyaz Dağlarında terörist izi sürenlerin gayesi ne Afganistan`ı özgürleştirmek ne de bu ülkeye huzur ve istikrar getirmektir. Hedef bu ülkede işgali derinleştirmek, yağma ve talanı genişletmek, kaynakları vakumlamaktır. Bu nedenle, Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli,
buradaki sayıları 1850`e yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla AKP hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır. Ayrıca AKP hükümetinin, Afganistan`daki askeri varlığımızın tekrar gözden geçirilmesi yönündeki çağrımız karşısında rahatsızlık duyduğu görülmektedir. AKP`nin sulu gözlü başbakan yardımcısının, bizi Afganistan üzerinden rant elde etmeye çalışmakla suçlaması ise komedi olduğu kadar basiretsiz bir siyasetçinin zavallılığından başka bir manaya gelmemiştir.
Bununla yetinmeyen ilgili başbakan yardımcısı, Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur bulunduğunu ileri sürerek vahim bir çelişkinin altına imza atmıştır. Madem Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur vardır; o halde AKP 9 yılı aşkın bir süredir darbeci diyerek kiminle mücadele etmektedir? Dışarıda itibar, içeride itham altında bulunan Mehmetçiği, yan gelip yatmakla suçlayan bu hastalıklı siyaset anlayışı değil midir? `Vesayetten kurtuluyoruz, darbecilerden temizleniyoruz, kirlerden arınıyoruz, yükleri
atıyoruz, demokrasiye kavuşuyoruz ve eski Türkiye`yi geride bırakıyoruz` diyen AKP yönetimi, acaba bu sözlerin birinci dereden muhatabı olarak, Türk ordusunu gördüğünü itiraf edecek midir? Bizim tavsiyemiz, gözlerinden yaş eksik olmayan başbakan yardımcısının, "Söz gümüşse sukut altındır" nasihatinden nasiplenmesi, biraz dilini tutması, fakat bundan dolayı bunalırsa da, dizine vurarak hıçkıra hıçkıra ağlamayı sürdürmesidir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak 6 bin nüfuslu beldenin yolunun açılması için çalışmalar sürüyor Şırnak’ta 71 gün önce kar yağışı nedeniyle kapanan belde yolunda kara yolları ekiplerinin başlattığı çalışma aralıksız devam ediyor. Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Uzungeçit beldesinde kar yağışı nedeniyle 71 gün önce kapanan 2 bin 230 rakımlı alternatif yol olan Tanin Geçidi yolu ulaşıma kapanmıştı. Çığ riski nedeniyle yolda çalışmaları durduran ekipler uzun aradan sonra havaların ısınmasıyla beraber yeniden çalışma başlattı. Karla mücadele timleri 25 kilometrelik yolu ulaşıma açmak için 2 gündür aralıksız çalışıyor. Çalışmaları yerinde takip eden Belde Belediye Başkanı Sadık Yıldırım, ekiplerin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun çaba sarf ediyor. Çığların düştüğü bölgelerde kar püskürme ve loder gibi iş makineleriyle çalışan ekipler 4 kilometrelik yolu açtı. Burada çalışmalar hakkında konuşan Başkan Yıldırım, ’’6 bin nüfuslu beldemizde kar yağışı nedeniyle Uludere ilçemize yakın 25 kilometrelik yolumuz kapanmıştı. Valiliğimizin aldığı karar neticesinde çığ düşme riski olduğundan ekipler geri çekilmişti. Çok şükür şimdi çığ riski kalmadı valiliğimiz ve milletvekilimiz Arslan Tatar’ın girişimleriyle kara yolları ekiplerimiz çalışma başlattı. 2 gündür çalışıyorlar Allah’ın izniyle 2 güne yolumuz açılacaktır. Buradan emeği geçen herkese çok teşekkür ederim’’ dedi.
Kütahya Kütahya’dan İzmir’e "Kadınlarımız Baş Tacımız" buluşması Kütahya’nın Şaphane ilçesine bağlı Karamanca köyünden İzmir’e uzanan gönül köprüsü, "Kadınlarımız Baş Tacımız" temasıyla düzenlenen anlamlı bir buluşmayla güçlendi. Karamanca Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından Oba Yörük Türkmen Müzesi’nde düzenlenen kahvaltı programı, Karamancalı hemşehrileri aynı sofrada bir araya getirdi. İlk kez gerçekleştirilen etkinlik, yoğun katılımla hafızalara kazındı. Yöresel lezzetlerin paylaşıldığı sofralarda sohbetler koyulaşırken, kadınlara takdim edilen karanfiller vefanın ve değerin sembolü oldu. Çocuklar için düzenlenen balon ve yüz boyama etkinlikleri programa renk katarken, katılımcılar müzede sergilenen eserlerle Yörük-Türkmen kültürünün izlerini yeniden keşfetme fırsatı buldu. Yöresel oyunlar eşliğinde birlik ve beraberlik duygusu bir kez daha pekiştirildi. Programda konuşan Dernek Başkanı Ayhan Balkan, organizasyonun yalnızca bir kahvaltı programı olmadığını vurgulayarak, "Bu buluşma, dayanışmamızın en güçlü göstergesidir. Kadınlarımız ve gençlerimiz için yarınlara atılmış anlamlı bir adımdır." ifadelerini kullandı. Programa, İzmir’in yanı sıra Manisa ve çevre illerde yaşayan Karamancalılar ile Karamanca’dan evli gelin ve damatlar da yoğun ilgi gösterdi. Katılımcılar, aynı kültür ve ortak hatıralar etrafında kenetlenmenin mutluluğunu yaşadı. Etkinliğe katkı ve destek sunan isimler arasında Ali Küçükçakır ve ailesi, Niyazi Karakaş ve ailesi, Ahmet Karagöz ve ailesi, Doğanlar Mahalle Muhtarı Eyüp Kocatepe, Şeyda Nur Budak ve ailesi ile birlikte çok sayıda hayırsever yer aldı. Organizasyonun hazırlanmasında emek veren kadınlara, gençlere ve uzaktan yakından destek sağlayan tüm Karamancalılara teşekkür edilirken, Karamancalılar İzmir’de yalnızca bir kahvaltı sofrasında değil, aynı gönül sofrasında da buluşmuş oldu.
İstanbul Fenerbahçe, Nottingham Forest’i konuk edecek Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi son 16 play-off turu ilk maçında yarın İngiliz ekibi Nottingham Forest’i konuk edecek. UEFA Avrupa Ligi son 16 play-off turu ilk maçında Fenerbahçe, yarın saat 20.45’te sahasında Nottingham Forest ile karşı karşıya gelecek. Sarı-lacivertliler, lig aşamasını 19. sırada tamamladı. Eşleşmenin rövanşı 26 Şubat Perşembe günü oynanacak. Fenerbahçe, taraftarı önünde avantajlı skor almayı hedefliyor. Avrupa kupalarında 299. maç Fenerbahçe, Avrupa kupalarında yarın oynayacağı mücadeleyle birlikte 299. maçına çıkacak. Sarı-lacivertliler, bu süreçte 117 galibiyet alırken, 65 maçta da berabere kaldı. 116 müsabakada ise yenilgi yaşadı. Kanarya, rakip filelere 407 gol gönderirken, kalesinde ise 419 gol gördü. Avrupa Ligi’nde 157. maç Sarı-lacivertliler, UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi isimleriyle düzenlenen organizasyonda bugüne kadar 156 karşılaşma oynadı. Kanarya, bu kulvarda 67 galibiyet, 41 beraberlik ve 48 mağlubiyet aldı. Bu süreçte 218 gole imza atan Fenerbahçe, kalesinde 194 gole engel olamadı. İngiliz takımları ile 22. kez Fenerbahçe, bugüne kadar İngiltere temsilcileriyle 21 defa kozlarını paylaştı. Sarı-lacivertliler en fazla 7 kez ile Manchester United’a rakip oldu. Arsenal ile 6 maç yapan Kanarya; biri bu sezon olmak üzere Aston Villa ile de 3 müsabaka yaptı. Fenerbahçe, Manchester City ve Chelsea ile 2’şer, Newcastle United ile de 1 defa karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertliler söz konusu 21 maçta 5 galibiyet, 4 beraberlik ve 12 mağlubiyet aldı. Goller Talisca ve Kerem’den Fenerbahçe’nin, Avrupa Ligi’nde kaydettiği 10 golün 4’üne Talisca, 4’üne Kerem Aktürkoğlu imza attı. Brann maçında hat-trick yapma başarısı gösteren Talisca, 7 maçta forma giydi ve 5 gollük katkı sağladı. Kerem Aktürkoğlu ise 3 maçta fileleri havalandırarak 4 gole ulaştı. İsmail Yüksek ile şu an takımda olmayan Sebastian Szymanski de 1’er gol kaydetti. Guendouzi, Kante ve Cherif, listeye eklendi Fenerbahçe, UEFA’ya verdiği listede yeni transferlerden Matteo Guendouzi, N’Golo Kante ve Sidiki Cherif’i dahil etti. Diğer yeni transferlerden Anthony Musaba ve Mert Günok ise listede yer almadı. Lig aşamasında sarı-lacivertli formayla mücadele eden Youssef En-Nesyri, Jhon Duran, Sebastian Szymanski, İrfan Can Kahveci ve Cenk Tosun takımdan ayrıldı. Nottingham Forest, 13. bitirdi Nottingham Forest, UEFA Avrupa Ligi’nde lig aşamasını 14 puanla 8. sırada bitirdi. İngiliz ekibi, Porto, Malmö, Utrecht ve Ferencvaros’u mağlup ederken, Real Betis ve Sturm Graz ile berabere kaldı. Midtjylland ve Braga’ya ise yenildi. Kırmızı-beyazlılar rakip filelere 15 gol atarken, kalesinde 7 gol gördü. İngiliz temsilcisinde Igor Jesus 6 golle takımını sırtlarken, Kalimuendo 2, Dan Ndoye, Chris Wood, Morgan Gibbs-White, Ryan Yates, Nikola Milenkovic ve James Mcatee de 1’er gol kaydetti. Premier Lig’de 17. sırada Bu sezon 3. kez teknik adam değişikliğine giden Nottingham Forest, Premier Lig’de alt sıralardan kurtulamadı. Ligde oynadığı 26 maçta 7 galibiyet, 6 beraberlik ve 13 mağlubiyet alan kırmızı-beyazlılar, 27 puanla 17. sırada yer alıyor. Nottingham ligde son olarak Wolverhampton ile golsüz berabere kaldı. Vitor Pereira, eski takımına karşı Portekizli Teknik Direktör Nuno Espirito Santo ile sezonun ilk haftalarında yolların ayrılmasının adından takımın başına geçen Ange Postecoglou, tüm kulvarlarda sadece 8 maça çıktı. Ekim ayında teknik direktörlük koltuğuna oturan Sean Dyche ise Avrupa Ligi’nde iyi grafik sergilerken, ligde istediği sonuçları alamadı. İngiliz teknik adamın da görevine 12 Şubat’ta son verildi. Nottingham, Dyche’ın yerine son olarak Wolverhampton’ı çalıştıran Vitor Pereira ile anlaştı. Pereira, 2015-2016 ve 2021-2022 sezonlarında Fenerbahçe’yi çalıştırdı. Pereira, Aralık 2021’de ayrıldığı sarı-lacivertlilere karşı bu kez rakip olacak. 57 yaşındaki teknik adam, Fenerbahçe’deki ilk döneminde 61 maçta 2.07 puan ortalaması yakalarken, 2. döneminde 25 müsabakada 1.60 puan ortalaması tutturdu. Sandro Scharer düdük çalacak Fenerbahçe ile Nottingham Forest arasında oynanacak müsabakayı İsviçre Futbol Federasyonu’ndan Sandro Scharer yönetecek. Scharer’ın yardımcılıklarını Stephane De Almeida ile Jonas Erni yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Anojen Kanagasingam olacak. Karşılaşmada Lukas Fahndrich VAR’da, Luca Cibelli de AVAR’da görev yapacak. Scharer, geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’nin, Avrupa Ligi son 16 play-off turunda Anderlecht ile oynadığı ikinci maçta düdük çalmıştı.