GENEL - 29 Mart 2012 Perşembe 11:02

2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

A
A
A
2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kooperatif örgütlenmesinin tarımda olmazsa olmazlardan biri olduğunu bildirerek, "Kooperatifçiliği geliştiremezsek, tarımda ürün pazarlamasında başarı el edemeyiz" dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, `2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı` dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletlerin 18 Şubat 2010 tarihinde yapılan 64. Genel Kurulunda kooperatiflerin sosyal gelişmedeki rolünün desteklenmesi amacıyla 2012`nin `Uluslararası Kooperatifler Yılı` olarak ilan edildiğini belirtti. 2012 yılının Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan edilmesinin, `Kooperatif İşletmeler Daha İyi Bir Dünya Kurar` ana temasıyla, kooperatifçiliğe daha fazla ilgi çekmek ve bu konuda farkındalık
yaratmak amacını taşıdığını bildiren Bayraktar, "Kooperatifler, üyeleri arasında işbirliği ve dayanışmayı esas alan, temel amacı kar etmek olmasa da ekonomik amaçla hareket eden demokratik örgütlerdir. Birbirleriyle meslek, sanat ve toplumsal çıkar bağları olan kişi ve grupların güç ve imkanlarını birleştirerek oluşturdukları kuruluşlardır" dedi.
Amacın verimli çalışma, ortakların ihtiyaçlarını karşılama, emek ve ürünleri en uygun şekilde değerlendirme olduğunu anlatan Bayraktar, ortaklarının gereksinim ve yararlarını yüksek kazançtan önde tutan kooperatiflerin, yaşamlarını sürdürebilmesi için başarılı olmanın iki esası olan verimlilik ve etkinlik kurallarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Dünyada devletlerin bazı fonksiyonlarını sivil toplum örgütlerine devretme eğiliminin giderek arttığını, kooperatiflerin de içinde bulunduğu sivil toplum örgütlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Dengeli ve adaletli bir toplum için güçlü bir kamu sektörü ve özel sektörün yanı sıra kooperatiflerin ve diğer sosyal ve sivil toplum örgütlerinin güçlü bir yapıda olmalarının önemi açıktır. Türkiye`de kooperatifçilik var olan potansiyeline bakıldığında kendinden beklenen performansı gösterememektedir. Ülkemizde 26 ayrı türde 84 bin 232 kooperatif bulunmaktadır. Kooperatifçilik tarımsal alanlarda ortaya çıkmış ve yoğunlaşmıştır. Var olan kooperatiflerin 13 bini tarımsal amaçlıdır. Kooperatifçiliğimizde
maalesef az ortaklı bir yapı mevcuttur."
"TÜRKİYE`DE TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİFLER 7 KONUDA HİZMET VERİYOR"
Türkiye`de tarımsal amaçlı kooperatiflerin 3 farklı yasa altında, 7 konuda hizmet verdiğini bildiren Bayraktar, birbirinden farklı mevzuatlarla yönetilen kooperatiflerin Türkiye ihtiyaçlarına nazaran çeşit ve sayı yönünden oldukça fazla ve dağınık bir yapı sergilemekle beraber ilgili mevzuatları da güncelliğini yitirdiğini ifade etti. Devletin değişik şekillerde kooperatiflere müdahale etme sürecinin devam ettiğini, kooperatiflerin ise kooperatifçilik bilincinin yerleşmemesinden ötürü ortakların
haklarına ve ellerindeki varlıkların mülkiyetine sahip çıkmadığını, katılımcı anlayıştan uzak bir anlayışı içinde barındırdığını belirten Bayraktar, "Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engellerdir. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz
kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır" diye konuştu.
"DÜNYADA 750 BİN KOOPERATİF, 800 MİLYON KOOPERATİF ORTAОI VAR"
Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğin sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir yere sahip olduğunu, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) çatısı altında 750 bin kooperatif ve 800 milyon kooperatif ortağı bulunduğunu kaydeden Bayraktar, dünyadaki her 8-9 kişiden biri kooperatif ortağı olduğunu, yaklaşık 100 milyon kişinin de bu kooperatiflerde çalıştığını ifade etti. Bayraktar, kooperatifçilikte ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya gibi ülkelerin öne çıktığını, İngiltere`nin
kooperatifçiliğin beşiği olduğunu vurgulayarak, Japonya, Kanada ve Norveç`te nüfusunun üçte birinin, ABD ve Almanya`da dörtte birinin, Finlandiya`da ise dörtte üçünün kooperatiflere üye olduğunu belirtti. Bu ülkelerde kooperatiflerin iş hacimlerine bakıldığında ilk sıralarda tarımsal kooperatiflerin yer aldığı görüldüğünü bildiren Bayraktar, Almanya, Fransa ve Hollanda`da kooperatif bankalarının ülkenin en büyük 5 bankası arasında yer aldığı, Fransa`da kooperatiflerin istihdamın yüzde 3,5`i olan 1
milyon kişiye iş imkanı sağladığı bilgisini verdi. İtalya`da tarımsal gıda sektörünün yüzde 50`sini kooperatiflerin yönettiğini, Polonya`da 3 kişiden birinin kooperatiflerin sahip olduğu evlerde yaşadığını ifade eden Bayraktar, "Avrupa Birliği ülkelerinde 123 milyon üyesi olan 160 bin kooperatif, 5,4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır" dedi.
"BİZDEKİ KOOPERATİFÇİLİK İLE DÜNYA KOOPERATİFÇİLİĞžİ ARASINDA CİDDİ FARKLAR BULUNMAKTA"
Türkiye`deki kooperatifçilik hareketinin de adı `Kooperatif` olmasa bile çalışma sistemi itibariyle aynı olan `Memleket Sandıkları`nın kurulmasıyla 1863 yılında başladığını belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bizdeki kooperatifçilik ile dünya kooperatifçiliği arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğe kamu ve özel sektör yanında üçüncü sektör olarak da bakılmaktadır. Ancak ülkemizde kooperatifçiliğe, zaman zaman önem ve öncelik verilmekle birlikte, süreklilik kazandırılamadığından istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır. Türkiye`de kooperatie farklı yasa altında, 7 konufçiliğin gelişememesinin en önemli sebeplerinden biri, kooperatif kurucu ve ortaklarının eğitim seviyesinin
düşüklüğüdür. Başarılı ve iyi örnek teşkil eden kooperatifler yanında, ortaklık hak ve menfaatleri konusunda yeterli bilgisi olmayan üyelerin, bazı kooperatif kurucuları veya yöneticileri tarafından istismar edilmeleri, ülkemiz kooperatifçiliğinin gelişmesinde olumsuz rol oynayan önemli faktörlerden biri olmuştur. Ancak, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak kooperatifçiliğimizde de önemli gelişmeler yaşandığını memnuniyetle müşahede etmekteyiz."
Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı`nda (2012-2016) belirlenen 7 stratejik hedefe ilişkin öncelikli faaliyetlerin belirtildiğine dikkati çeken Bayraktar, "Ancak, kooperatiflerden sorumlu birden fazla bakanlığın olması nedeniyle, uygulamadaki farklılıklar ve koordinasyon eksikliğinin sıkıntılara yol açmaya devam edeceği düşünülmektedir. Bu nedenle Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`na bağlı olan Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`na bağlanması,
koordinasyon bütünlüğünü sağlayarak adımların daha hızlı ve daha etkin olarak atılmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
"DEVLETİN MALİ, TEKNİK VE HUKUKİ KATKIDA BULUNMASI ZORUNLU"
Bayraktar, kooperatifçilik sektörünün denetlenmesi, geliştirilmesi, devlet tarafından bu amaçla mali, teknik ve hukuki katkıda bulunulmasının zorunlu olduğunu bildirdi. Bayraktar, devletin, temel olarak yasa koyucu ve yasaları düzenleyici pozisyonunun güçlendirilmesi ve kooperatifleri yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarması, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, kooperatifler mali yönden güçlendirilip, desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Kooperatiflerde iç denetlemenin daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması, dış denetlemenin ise bağımsız, yetkili özel şirketler tarafından yapılmasının önem taşıdığını belirten Bayraktar, "Kooperatifçilikte temel sorunlardan birini oluşturan eğitim eksikliğinin giderilmesi için eğitim ve Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek bir kurumsal yapının oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmalar mümkün olduğu kadar geniş tabana yayılarak yapılmalı ve üniversiteler dışındaki diğer sivil toplum örgütlerinin de eğitimle
ilgili desteklerinin artırılması sağlanmalıdır" dedi.
"DÜNYADA TARIMSAL KOOPERATİFLER TEK BİR ÇATI ALTINDA ÖRGÜTLENİYOR"
Tarımsal kooperatifçiliğin genel kooperatifçilikten farklı bazı özellikler arz ettiğini, dünyada tarımsal kooperatiflerin genellikle tek bir çatı altında örgütlendiğinin görüldüğünü bildiren Bayraktar, açıklamasında şunları kaydetti:
"İngiltere`de Ulusal Çiftçi Birliği`nin (NFU) bütün tarımsal örgütlerin üst çatısı olduğu görülmektedir. Almanya`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, buna bağlı olarak Alman Kooperatifleri Konfederasyonu (DGRV) ve Alman Çiftçiler Birliği bulunmaktadır. Polonya ve Avusturya`da da aynı örgütlenme modeli vardır. Fransa`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, bunun altında Çiftçi Sendikaları Federasyonu, Genç Çiftçiler Birliği ve Kooperatifçilik-Dernekçilik Faaliyetleri Ulusal Komitesi bulunmaktadır.
Portekiz`de te farklı yasa altında, 7 konuarımsal amaçlı bütün örgütlerin bağlı olduğu bir Portekiz Tarım Konseyi vardır. Türkiye`de ise tarımsal örgütlenme altı ayrı bakanlık bünyesinde yer almaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Bilim, Sanayi Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (525 adet çiftçi derneği) ve Tarımsal Vakıfların (14 adet) bağlı olduğu Başbakanlık var. Tarımsal örgütlenme konusunda bu bakanlıklar arasında bir koordinasyon sağlanması mümkün
olamamaktadır. Bizde de, tarımsal örgütlenmenin AB ülkelerinde olduğu gibi Konsey veya Konfederasyon benzeri bir üst örgütte tek çatı altında toplanması gerekmektedir. Bu yapının da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetki ve sorumluluk sınırları içinde olması, merkez birliklerinin kooperatiflerin kuruluş ve denetlenmesinde etkili olması sağlanmalıdır."
Kooperatifçilikte en önemli sorun olan kooperatifçilik anlayışının değişmesi gerektiğini, vatandaşın kooperatifçilik konusunda eğitilmesinin bunun en önemli ayağı olduğunu bildiren Bayraktar, Türkiye`de `devletin kaynaklarından nasıl istifade ederiz` zihniyetinden ziyade, `ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz` anlayışının hakim olduğu bir anlayış ve örgütlenme modeli geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, tarımsal örgütlerin daha fonksiyonel bir yapıya
kavuşturulabilmesi için görev tanımlarının yeniden ele alınarak kayıt tutma ve yayım hizmetleri, Ar-Ge çalışmaları, girdi ve kredi temini, depolama, ambalaj ve pazarlama safhalarında daha aktif rol almalarının sağlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Bayraktar, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın bu yöndeki gelişmeleri destekleyici yaklaşım ve girişimlerini memnuniyetle izlemekteyiz. Ülkemizde tarımsal örgütlenmedeki dağınıklığın ele alınarak tartışılması ve AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz
şartlarına en uygun bir modelin benimsenerek hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konularında Hükümetin ve özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın önderliğine ihtiyaç vardır" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Trendyol Süper Lig: Kocaelispor: 0 - Başakşehir: 0 (Maç Sonucu) Trendyol Süper Lig 28. hafta karşılaşmasında Kocaelispor, konuk ettiği Rams Başakşehir ile golsüz berabere kaldı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 55. dakikada soldan hızlı atak geliştiren Başakşehir’de Shomurodov soldan ceza alanına sokuldu ve çaprazdan sert şut çekti. Kaleci Serhat ön direkte topu kornere çeldi. 64. dakikada sağdan ceza alanına yönelen Kemen’in ortasında savunmadan seken topla ceza yayının solunda buluşan Operi gelişine çok sert şut çekti ancak top arka direğin dibinden auta çıktı. 71. dakikada ceza sahasının solunda içeriye pas veren Ömer Ali topu yerden Kemen’e gönderdi. Bekletmeden topu arka direğe havalandıran Kemen’in ortasında Harit yakın mesafeden şut çekti ancak kaleci Serhat topu ayaklarıyla çizgiden çıkardı. Rakip takım oyuncuları topun çizgiyi geçtiği yönünde itirazlarda bulunsa da hakem Ali Yılmaz ‘devam’ dedi. 81. dakikada defansın arkasına uzun pasla atağa çıkan ev sahibi takımda Darko Churlinov ceza sahasına kadar bomboş ilerledi. Opoku’nun takibi sürdürdüğü Churlinov istediği vuruşu yapamayarak karşı karşıya pozisyondan yararlanamadı. 90+5. dakikada Rivas’ın ceza sahasının sol çaprazından çektiği çok sert şutta top üst direğe çarparak oyun alanına döndü. Stat: Kocaeli Hakemler: Ali Yılmaz, Murat Tuğberk Curbay, Murathan Çomoğlu Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Ahmet Oğuz (Can Keleş dk. 90), Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Muharrem Cinan (Rigoberto Rivas dk. 67), Mahamadou Sissoho (Karol Linetty dk. 83), Habib Ali Keita (Samet Yalçın dk. 83), Cafumana Show, Daniel Agyei, Tayfur Bingöl (Darko Churlinov dk. 67), Serdar Dursun Yedekler: Gökhan Değirmenci, Bruno Petkovic, Deniz Ceylan, Furkan Gedik, Joseph Nonge Boende Teknik Direktör: Selçuk İnan Rams Başakşehir: Muhammet Şengezer, Ömer Ali Şahiner, Duarte, Jerome Opoku, Operi, Umut Güneş, Kemen, Yusuf Sarı, Shomurodov (Da Costa dk. 83), Amine Harit (Brnic dk. 73), Davie Selke (Bertuğ Yıldırım dk. 59) Yedekler: Doğan Alemdar, Onur Ergün, Onur Bulut, Crespo, Kaluzinski, Ousseynou Ba, Kazımcan Karataş Teknik Direktör: Nuri Şahin Sarı kart: Umut Güneş (Başakşehir)
Giresun Mahkeme kararına rağmen yapılmak istenen sondaja köylüler müdahale etti Giresun’un Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırında maden arama faaliyetleriyle ilgili verilen "ÇED olumlu" kararına karşı açılan davada yürütmenin durdurulmasına karar verilmesine rağmen yapılmak istenen sondaja köylüler müdahale etti. Görele ilçesine bağlı Karlıbel köyü ile Tirebolu ilçesi Sekü köyü sınırlarında Alagöz firması tarafından yapılması planlanan "yarma ve sondaj yöntemiyle IV. Grup maden arama faaliyeti" projesine karşı açılan davada Giresun İdare Mahkemesi, 24 Şubat tarihinde yürütmenin durdurulmasına hükmetti. Karara rağmen Alagöz firmasının yarma ve sondaj yöntemiyle maden arama faaliyeti girişiminde bulunmasına vatandaşlar tepki gösterdi. Mahkeme kararına rağmen şirketin sondaj çalışması yapmak üzere makinelerini alana getirme girişimine köylüler tepki gösterdi. Bölgede tedbir alan güvenlik güçleri, vatandaşları sakinleştirdi. Köylüler sondaj çalışmalarının geri dönüşü olmayan çevresel zararlara yol açabileceğini belirterek tepkilerini dile getirdi. Alandaki kolluk kuvvetlerinin durumu valilik ve ilgili müdürlüğe bildirdiği, valiliğin konunun değerlendirilmesi için toplantı yapılacağını açıkladığı kaydedildi. "Mahkeme kararı bağlayıcıdır" Giresun’un Görele Karlıbel köyü ve Tirebolu Sekü köyleri adına mahkeme sürecini yürüten Avukat Sevda Karataş Şahin, "Yürütmenin durdurulması kararı idare açısından bağlayıcıdır. Bu karar verildiği anda idarenin işlemi askıya alınır ve derhal uygulanması gerekir. Aksi durumda açık bir hukuka aykırılık oluşur" dedi. Şahin, kararın uygulanmaması halinde idarenin hem tazminat hem de cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini ifade etti. Valilikten toplantı kararı Yetkililerin konuyu değerlendirmek üzere toplantı yapacağını bildirdiği, ancak alınacak kararda Giresun İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararının esas alınması gerektiği vurgulandı.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ‘Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri’ törenine katıldı. Törende konuşan Özel, tutuklu gazetecilerin haksız yere içeride olduğunu söyleyerek, "17 gazeteci arkadaşın halen daha cezaevlerinde tutuklu olduğunu altını çizmek boynumuzun borcu. Maalesef burada şunu düşünmek, konuşmak durumundayız. Yargı, basın özgürlüğü üzerinde de bir siyasi sopaya dönüşmüş durumda. ‘Dezenformasyonla mücadele’ düzenlemesi çıkarken gazetecilik meslek örgütleri, basın emek örgütleri itiraz ettiler. Bizler itiraz ettik, bütün muhalefet partileri buna itiraz ettiler" şeklinde konuştu. Hayatını kaybeden gazetecileri de anan Özel, "Bugün Hayatını Kaybeden Gazeteciler Günü. Musa Anter, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve adını sayamadığım bütün gazetecileri rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha ailelerinin ve basın camiasının acısını paylaşıyorum" diye konuştu. "Bütün ödül alanları kutluyorum" Özel, ana muhalefet partisi lideri olarak haksızlıkları dile getirdiğini belirterek, "Ana muhalefet lideri olarak partisi adına söz kuran ve seçim meydanlarında da protesto alanlarında, eylemlerinde de en yoğun ve en tepkili kesimin emekliler olduğunu gören birisi olarak ben kim bilir kaç saat bu konuyu konuştum, her grup toplantısında konuştum. Buradaki bütün ödül alan haberler gerçekten bir gazetecilik faaliyetini de aşan ve çok önemli bir toplumsal sorumluluğu yerine getiren, konuşulmayanı konuşturan, duyulmayanı duyuran, görünmeyeni gösterirken hepimizin vicdanına dokunan bu inanılmaz ve etkisi de çok büyük olmuş haber için kendilerini ve bütün ödül alanları kutluyorum" dedi. "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Özel, gazetecilerin mesleğini özgürce yapabilmesini dilediğini söyleyerek, "Bundan sonra gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki bir şey değişecek ve her şey değişecek" ifadelerini kullandı. Törene ayrıca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçiler katıldı.
İzmir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, Meslek Fabrikası binasının tahliyesine tepki gösterdi Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen Meslek Fabrikası binasında polis ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında tahliye işlemleri başlatıldı. Tahliye işlemi sırasında bölgeye gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Tahliye için yasal bir tebligat veya süre verilmeden, kamu idaresinin etik kuralları yerle bir edilerek gayrihukuki yöntemlerle elimizden bu bina alınmaya çalışılıyor. Bugün itibarıyla imalatında vakıfların hiçbir dahli olmadığı gibi, tapusunda da Vakıflara ait herhangi bir şerh bulunmayan bir binadan bahsediyoruz" dedi. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen tarihi binanın çevresinde sabahın erken saatlerinden itibaren geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis ekipleri tarafından giriş çıkışa kapatılan binada tespit çalışmaları başlatılırken, işlem öncesinde belediye yetkililerine herhangi bir resmi tebligat yapılmadığı iddia edildi. Tahliye esnasında mesleki eğitimlerde kullanılan çeşitli teknik malzemelerin uzman personel beklenmeden sökülmesi üzerine bölgeye giden İzmir Büyükşehir Belediyesi hukukçuları duruma itiraz etti. Yaşanan hareketlilik sebebiyle bina önüne gelen belediye işçileri ve vatandaşlar duruma tepki gösterince, çevik kuvvet ekipleri kalabalığı güvenlik amacıyla dışarıya çıkardı. Uzun yıllardır belediye mülkü olan ve 10 yıldır Meslek Fabrikası olarak hizmet veren bina için 24 Mart’ta tahliye işlemi başlatılacağı açıklanmış, ardından bu kararın 15 gün ertelendiği duyurulmuştu. "Kamu idaresinin etik kuralları yerle bir edildi" Yurt dışı seyahatini yarıda bırakarak kente dönen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, binanın haksız yere tahliye edilmeye çalışıldığını belirtti. Hukuki süreçlerin işletilmediğini savunan Tugay, "Sabahın karanlığında polis bariyerleriyle karşılaştık. Tahliye için yasal bir tebligat veya süre verilmeden, kamu idaresinin etik kuralları yerle bir edilerek gayrihukuki yöntemlerle elimizden bu bina alınmaya çalışılıyor. Yeni çıkan bir kanuna dayanılarak Meslek Fabrikamıza el konulmak isteniyor. Kanun, bir binanın vakıflar tarafından yapılması ve tapuda şerh bulunması durumunda vakıflara devredilebileceğini söylüyor. Ancak bu bina tamamen İzmirli iki vatandaş tarafından un fabrikası olarak inşa edilmiştir ve hiçbir vakfın yapımında en ufak bir emeği, maddi katkısı veya hakkı bulunmamaktadır" diye konuştu. "Bedeli ödenerek kamulaştırılmıştır" Binanın tarihi geçmişine dikkat çeken Başkan Tugay, "1926 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Başbakanı İsmet İnönü’nün görevde olduğu Bakanlar Kurulu heyeti tarafından bu bina bedeli ödenerek kamulaştırılmıştır. Kamulaştırma işleminin ardından yine Bakanlar Kurulunun kararı ve Atatürk’ün imzasıyla İzmir yerel yönetimine devredilmiştir. O tarihten itibaren bina İzmir yerel yönetimi tarafından çeşitli kamu hizmetleri için kullanılmıştır. Belgelerle sabittir ki 1937 yılında burada Halk Ekmek Fabrikası olarak faaliyet gösterilmiştir. Aradan geçen yıllar belgeleri ve tarihi gerçekleri asla unutturamaz" ifadelerini kullandı. "Tapudaki şerh 2007 yılında kaldırıldı" Tapu kayıtlarındaki şerhin geçmişte bedeli ödenerek hukuka uygun şekilde kaldırıldığını vurgulayan Tugay, "Ekim 2025’te bu binanın bize sorulmadan Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetine geçirildiğini öğrendiğimizde tüm belgeleri detaylıca araştırdık. 2007 yılında dönemin Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu zamanında tapuda yalnızca gelirden pay verilmesini öngören ve mülkiyetle hiçbir ilgisi bulunmayan ’mukataa şerhi’ tespit edilmiştir. Başkanımız o dönem yaklaşık 1 milyon 600 bin lira bedel ödeyerek bu şerhi tapudan tamamen kaldırtmıştır. Dolayısıyla bugün itibarıyla imalatında vakıfların hiçbir dahli olmadığı gibi, tapusunda da vakıflara ait herhangi bir şerh bulunmayan bir binadan bahsediyoruz" şeklinde konuştu. "Restorasyon için 40 milyon lira harcandı" Belediyenin yapının restorasyonu için harcadığı bütçeyi hatırlatan Tugay, "2007-2008 yıllarında metruk ve yıkık dökük bir halde olan bu bina, İZSU ve Büyükşehir Belediyesi çalışanlarımızın büyük gayretleriyle restore edilmiştir. O dönemin parasıyla yaklaşık 40 milyon lira gibi ciddi bir bütçe harcanarak, 10 yıl süren sabırlı bir çalışma sonucunda bina yeniden kullanıma kazandırılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi kendi imkanlarıyla bu dönüşümü tamamladıktan sonra, 2017 yılında dönemin başkanı Aziz Kocaoğlu burayı Meslek Fabrikası olarak halkımızın kullanımına açmıştır ve o tarihten bugüne kadar da yapı bu amaçla hizmet vermektedir" dedi.