KÜLTÜR SANAT - 12 Eylül 2025 Cuma 09:43

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

A
A
A

12 Eylül 1980 darbesinin mağdurları, aradan geçen 45 yıla rağmen yaşadıklarını unutamıyor. Mahkumlar, insanlık dışı uygulamaları anlattı.

12 Eylül 1980 darbesinin en çirkin yüzüyle hapishanede karşılaşan mahkumlar, o hatıraları hiçbir zaman unutamadığını dile getirdi. İnsanlık dışı işkencelerin yapıldığı hapishanelerde fazla Kur’an-ı Kerimler’in yırtıldığı, özel işkence odalarının kurulduğu, sadece mahkumlara değil ailelerine de işkence yapıldığı ve her gün sistematik olarak dayak atıldığı söylendi. İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan 12 Eylül mağdurlarından Hakverdi Satılmış halen biri sessizce yaklaştığında irkildiğini belirtirken Cevdet Karabıyık ise C5 ismi verilen işkencehanelerde 8 gün işkence gördüğünü aktardı. Mustafa Pehlivanoğlu’nun suçsuz yere idam edildiğini söyleyen Nevzat Bor ise cezaevinde onun olduğu koğuşa ayrıca bir nefret duyulduğunu ve daha fazla işkence yapıldığını kaydetti.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"İnsanlık dışı işkenceler yaptılar"

Hakverdi Satılmış, 1978 yılının nisan ayında 15-16 yaşlarında bir lise öğrencisiyken Ulucanlar Cezaevi’ne geldiğini söyledi. Satılmış, 12 Eylül darbesinin ardından Mamak Cezaevi ile tanıştığını belirterek, "Mamak Cezaevi’nde C5 denilen özel işkencehaneye alındık. Polisler ve Savcı Nurettin Soyer eşliğinde bir işkencehane kurulmuş. İnsanlık dışı işkenceler yaptılar. 36 gün C5’te kaldık. O 36 gün içerisinde annemi getirdiler. Anneme işkence yaptılar. Bize yapılan işkence bizim zorumuza gitmiyordu ama annemizin, kız kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın eşlerinin bağırması, onlara yapılan işkence bize aşırı derecede zül geldi" diye konuştu.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Fazla Kur’an-ı Kerimler yırtıldı"

Mamak Cezaevi’nde hayvanların kaldığı kafesin içinde 16 gün geçirdiğini kaydeden Satılmış, "Mamak ayrı bir zulüm, ayrı bir işkencehane, orada insanlık yok. Namaz kılmak yasak, oruç tutmak yasak. Fazla Kur’an-ı Kerimler yırtıldı. Savcı Nurettin Soyer eşliğinde bunları yaşadık. Karavanaların içinden avuç avuç taş çıktı. Pilavların içerisine fare ölüsü atıyorlardı. Biz bunlarla hayatta kalma mücadelesi verdik. Mamak Cezaevi’nde 3 dakikalık bir görüş hakkı vardı. Esas duruşta görüş yapıyorduk. Anne babamız bizim yüzümüzü göremiyordu" ifadelerini kullandı.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Biri yanımıza sessizce yaklaştığında ürpererek dönüyoruz"

İşkencelerin üzerinde psikolojik bir etki bıraktığını belirten Satılmış, "Uyurken annem ‘kalk’ diye dürttüğü zaman fırlayarak kalkıyorum. Halen bu etki devam ediyor. Refleks olarak biri yanımıza sessizce yaklaştığında ürpererek dönüyoruz. Savunma refleksine giriyoruz" dedi.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"C5’te 8 gün işkence gördüm"

Hapishaneye yeni gittiği sırada akşam 22.00 sıralarında askerler tarafından dışarı çıkartıldığını söyleyen Cevdet Karabıyık ise ellerine copla vurulduğunu belirterek şöyle konuştu:

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Dışarı çıktığımda yerde 30-40 santimetreye yakın kar vardı. Bana ‘şınav çek’ dedi. ‘Bilmiyorum’ dedim. Bana tarif etti. Şınav vaziyeti aldım. Dirseklerime kadar karın içindeydim. Şınav çekerken 1’den 10’a kadar sayıp tekrar 1’den 10’a kadar saydı. Bu işlem yaklaşık 15-20 dakika sürdü. Bana komut veren askerin yanındaki diğer asker ‘adam zaten yeni gelmiş, şınavı bile bilmiyor’ dedi. Komut veren asker ise ‘sen karışma, buranın sorumlusu benim’ dedi. Tabii o sırada baldırlarıma copla vuruyordu. Donmak üzere olan ellerimin acısına mı katlanayım yoksa baldırıma vurulan copun acısına mı katlanayım derken 3-5 dakika sonra beni kaldırdılar. İçeri girdiğimde ellerimi hareket ettiremiyordum. İçerde arkadaşlar krem sürdü ve kurşun kalem verdi. Ellerimi birbirine sürterek ellerimin acısını biraz geçirdim. Cezaevine gelmeden önce ise C5’te 8 gün işkence gördüm. Duvarda Filistin askısı denilen işkence aletleri vardı. Elektriğin verildiği bir sistem vardı."

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"A blok tecritte kalan bizleri özel işkenceye tabi tuttular"

Darbe olduğu gün hücrede olduğunu aktaran Nevzat Bor ise askerlerin göz yaşartıcı bomba atması riskine karşı başka bir hücrede bulunan Fikri Arkan’ın ‘herkes kovalara su doldursun. Göz yaşartıcı bomba atarlarsa hemen kapıp kovanın içine atın. Yattığınız battaniyeleri de ıslatın koridora düşen bombalara da ıslak battaniye atın’ diye bağırdığını söyledi. Bor, "Onlar göz yaşartıcı bomba attı. Biz yakaladığımızı kovalara, yakalayamadıklarımıza battaniye atarak bayağı bir direndik. Epeyce bir süre giremediler bizim tecritlerin olduğu kısma. Daha sonra girdiler. O sırada biz kapıları kırıp koridorlara çıktık. Bu durum çok ağırlarına gitmiş. A blok tecritte kalan bizleri özel işkenceye tabi tuttular" ifadelerine yer verdi.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Her gün rutin bir dayak sefasıydı"

12 Eylül sonrası herkesin Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan işkenceleri konuşmasına rağmen Mamak Cezaevi’nde de çok ağır işkenceler yapıldığına değinen Bor, "Periyodik olarak sıra dayağı atılırdı. Havalandırmaya ilk çıktığınızda ve dönerken de mutlaka bir sıra dayağı çekilirdi. Sonra uygun adım koğuşlara ya da hücrelere dönerdik. Bu her gün rutin bir dayak sefasıydı. Onun dışında koğuştan mahkemeye giderken de uygun adım gidersiniz ve gidip gelirken de dayak yersiniz. Sayımlarda aynı şekilde yine dayak yersiniz" açıklamasında bulundu.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Mustafa Pehlivanoğlu ve İsa Armağan’ın firarından dolayı bize ekstra bedel ödettiler"

Mustafa Pehlivanoğlu’nun hapisten kaçış sürecine çok değinmek istemediğini ancak tamamen kendi kendilerine yaptıkları bir plan olduğunu ifade eden Bor, "Solculardan daha fazla eziyet görmemizin sebebi koskoca Mamak Garnizonundan Mustafa Pehlivanoğlu ve İsa Armağan’ın, 2 idamlık arkadaşımızın firar olayı onların çok ağırına gitmişti. Dolayısıyla bize ekstra bedel ödettiler o firardan dolayı. Hem 12 Eylül’ün doğası gereği yapılan işkence bir de bize oradaki personelin kininden kaynaklanan ekstra eziyetler oldu" dedi.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"Feci şekilde kandırdılar çocuğu"

İsa Armağan’ın tekrar tutuklandığını ancak Mustafa Pehlivanoğlu’nun Nurettin Soyer’in zorlaması üzerine itirafçı olduğunu anlatan Bor, sözlerine şöyle devam etti:

"Nurettin Soyer, ‘seni asmayacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız’ dedi. Birtakım ifadeler aldılar ama buna rağmen astılar. Feci şekilde kandırdılar çocuğu. Ben o sırada mahkemeye gidiyordum. Mustafa da yakalanmıştı. Savcılıkta yan yana betonun üstünde otururken bana olan olayların bir kısmını anlattı. Nurettin Soyer’in verdiği sözleri anlattı. Mesela Mustafa’nın hiçbir suçu yoktu. Sadece olayın olduğu sırada arabanın içinde duruyor. Kimseye bir şey yapmışlığı, silah çekmişliği yok. Sadece olay yerinde bulunan bir adam ama idam edildi."

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"12 Eylül insanlık dışı yüzünü en çok hapishaneler aracılığıyla gösterdi"

Ulucanlar Cezaevi’nin Türkiye’nin siyasi tarihine tanıklık etmiş önemli bir hafıza bellek olarak yer aldığını kaydeden Ulucanlar Cezaevi Müzesi sorumlusu Merve Bayıksel ise şu ifadelere yer verdi:

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

"12 Eylül 1980 darbesinin bu sene 45. yılı bizim için üzerinden sayılarla zaman geçmiş olabilir ama o insanların üzerinden o zaman geçmiyor. Onlar için büyük acıların olduğu sonrasında o dönemleri unutmaya çalıştıkları bir süreç oluyor. 12 Eylül insanlık dışı yüzünü en çok hapishaneler aracılığıyla gösterdi. Ulucanlar Cezaevi şu an müze ve bir daha o dönemler yaşanmasın diye toplumsal bir hafıza belleği ve bir vicdan mekanı olarak görev yapıyor."

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

Altındağ Belediyesi tarafından restore edilerek müzeye çevrilen Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nin duvarlarında aradan geçen 45 yıla rağmen halen işkence gören mahkumların çığlıkları yankılanıyor.

12 Eylül darbesinin mağdurları, Mamak Askeri Cezaevi’ndeki C5 denilen işkence merkezini anlattı

Fazlı Çolak - Bilal Sarıkavak - Gazi Taş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Kahramanmaraş merkezli 5 ilde 80 milyon liralık dolandırıcılık operasyonu Kahramanmaraş merkezli düzenlenen eş zamanlı operasyonda, sosyal medya üzerinden sahte ürün satış ilanları vererek vatandaşları dolandırdığı belirlenen 10 şüpheli yakalandı. Alınan bilgiye göre, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, ’nitelikli dolandırıcılık’ suçuna yönelik İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Kahramanmaraş merkezli İstanbul, Hatay, İzmir ve Balıkesir illerinde 16 şüpheliye ait toplam 12 adrese yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Soruşturma çerçevesinde şüphelilerin sosyal medya platformları üzerinden sahte ürün satış ilanları paylaşarak vatandaşlardan ’kapora’ ve ’ürün bedeli’ adı altında haksız kazanç sağladıkları belirlendi. Yapılan incelemelerde suçtan elde edilen yaklaşık 80 milyon TL’lik işlem hacminin kripto varlıklar aracılığıyla aklanmaya çalışıldığı tespit edildi. Operasyonda 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, 2 şüphelinin başka suçlardan cezaevinde olduğu belirlendi. Firari durumda bulunan 4 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 16 akıllı cep telefonu, 16 sim kart, 3 depolama cihazı, 1 dizüstü bilgisayar ile 1 ruhsatsız tabanca ele geçirildi.
İzmir İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında İzmir’in Karabağlar ilçesinde müşteri olarak bindiği taksinin şoförünü ücret ödeme bahanesiyle oyalayıp boğazından bıçaklayarak gasp etmeye çalışan şüpheli polis ekiplerince yakalandı. Taksicinin yaralandığı ve saldırganı kendinden uzaklaştırdığı o anlar araç içi kamerasına yansıdı. Olay dün saat 21.15 sıralarında Uzundere otobanı mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, taksiye müşteri olarak binen bir erkek şüpheli, ineceği esnada sürücüye para verme bahanesiyle yaklaştı. Bu sırada aniden elindeki bıçağı taksi şoförünün boğazına dayayan saldırgan gasp girişiminde bulundu. Yaşanan arbedede boynundan bıçak darbesi alan sürücü, panikle araçtan inerek saldırganı kendinden uzaklaştırmaya çalıştı. Ardından taksiyle olay yerinden uzaklaşan yaralı sürücü, durumu polis ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine çalışma başlatan polis ekipleri, bıçaklı gasp girişiminde bulunan zanlıyı yakalayarak gözaltına aldı. Tedavi altına alınan taksi şoförünün sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Gasp girişimi kamerada Öte yandan yaşanan olay taksinin araç içi kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde şüphelinin parayı uzatır gibi yapıp aniden bıçağı sürücünün boğazına dayaması, şoförün boynundan yaralanması ve ardından araçtan inerek saldırganla mücadele ettiği anlar yer aldı.
Edirne Edirne’de Hemşireler Günü törenle kutlandı Edirne’de 5 Mayıs, "Dünya Ebeler Günü" ve "12 Mayıs Hemşireler Günü" dolayısıyla tören düzenlendi. Edirne’de Atatürk heykeli önünde yoğun katılımla gerçekleştirilen Hemşireler Günü ve Ebeler Günü töreni, çelenk sunumu ile başladı. Çelenk sunumunun ardından bando eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törene katılan Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan ile İl Sağlık Müdür Vekili Operatör Dr. Ali Kaya günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, insan yaşamının en kırılgan anlarında bilimle vicdanı buluşturan çok özel bir mesleğin değerini vurgulamak, şefkati, bilgiyi, sabrı ve insan hayatına adanmış büyük bir emeği kutlamak için bir arada olduklarını söyledi. Hemşireliğin önce güçlü bir bilgi birikimi istediğine değinen Gürdoğan, "Bilimsel düşünebilmeyi, doğru karar verebilmeyi, yaşamı korumayı gerektirir. Ama bilgi tek başına yeterli değildir. Hemşirelik aynı zamanda çalışkan olmayı, geceyi gündüze katmayı gerektirir. Hemşireler yalnızca sağlık sisteminin bir parçası değil toplumun iyileşmesinde, güçlenmesinde ve geleceğe güvenle bakabilmesinde temel bir güçtür. Uluslararası Hemşireler Konseyi’nin 2026 yılı için belirlediği ‘’güçlenmiş hemşireler hayat kurtarır’’ teması da aslında hepimizin yakından bildiği ama belki de her zaman yeterince vurgulayamadığı çok önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. Güçlü hemşireler, güçlü sağlık sistemleri demektir. Güçlü sağlık sistemleri ise daha sağlıklı toplumların temelidir" ifadelerine yer verdi. Törende konuşan İl Sağlık Müdür Vekili Op. Dr. Ali Kaya, hemşirelik ve ebeliğin yalnızca bir meslek değil; sabrın, merhametin, fedakarlığın ve insan sevgisinin en güçlü yansıması olduğunu söyledi. Hayatın en hassas anlarında, bir doğum esnasında, bir hastanın iyileşme sürecinde, acının ve umudun kesiştiği her noktada hemşireler ve ebelerin olduğunu aktaran Kaya, şunları söyledi: "Gece gündüz demeden büyük bir özveriyle görev yapan siz değerli sağlık çalışanlarımız sağlık sistemimizin en güçlü yapı taşlarından birisiniz. Son yıllarda yaşadığımız zorlu süreçler ebe ve hemşirelerimizin sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rolünü bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. İnsanı, hayatını merkeze alan yaklaşımınız, bilgi ve tecrübeniz, güler yüzünüz ve şefkatiniz, toplum sağlığının korunmasında büyük önem taşımaktadır. Bugün vesilesi ile vatandaşlarımıza kaliteli, güvenli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak adına büyük bir özveriyle ve gayretle çalışan tüm ebe ve hemşirelerimize en derin duygularımla teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum."