ASAYİŞ - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 16:50

Sedef Güler cinayeti davasında karar: 1 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

A
A
A
Sedef Güler cinayeti davasında karar: 1 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

Büyükçekmece’de denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılı halde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in öldürülmesine ilişkin 2’si tutuklu 3 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, 1 sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, 1 sanığın ise 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Öte yandan, açıklanan karara mahkeme başkanı muhalif şerhi koydu. Şerh yazısında, "Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan ’şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi dikkate alındığında sanık Yavuz’un bilinçli taksirle öldürme, sanık Fırat’ın ise suç delillerini gizleme veya yok etme suçunu işledikleri kanaatiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyorum" denildi.

Büyükçekmece Mimar Sinan Sahili’nde 7 Haziran 2024 tarihinde denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılmış ve ağırlık bağlanmış şekilde bir kadın cesedi bulunmuştu. Hayatını kaybeden kadının 24 yaşındaki Sedef Güler olduğu tespit edilerek 3 sanık hakkında iddianame düzenlenmişti. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, tutuklu sanık Fırat Baykara ile Sedef Güler’in müşteki annesi Gülizar Sezer ile tarafların avukatları hazır bulundu. Tutuklu sanık Yavuz Güngör ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada son sözü sorulan tutuklu sanık Fırat Baykara, "Ben kimseyi öldürmedim. Yapmadığım bir şeyi kabul etmem mümkün değil. Cinayet işlemedim, suçsuzum ve pişmanım" dedi. Tutuklu sanık Yavuz Güngör ise son sözünde, "Maktule bir şey yapmadım, Sedef Güler’in saçına bile zarar vermedim. Tekrar cezaevine girmemek için korkuyla saçma hareketler yaptım, suçsuzum" diye konuştu.

Sedef Güler cinayeti davasında karar: 1 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

1 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Yavuz Güngör hakkında ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, sanık Fırat Baykara’nın ise ‘kadına karşı kasten öldürmeye yardım etme’ suçundan 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Öte yandan heyet, firari sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın dosyanın ayrılmasına ve 2 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Öte yandan, açıklanan karara ilişkin mahkeme başkanı tarafından sanık Yavuz Güngör’ün ‘kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasına muhalefet şerhi koyuldu.

Sedef Güler cinayeti davasında karar: 1 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

"Ben bütün evlatlarımızın hakkının hesabını ondan sordum"

Duruşmanın ardından açıklama yapan acılı anne Gülizar Sezer, "Ben bugün evladımın yarısını gökyüzüne gönderebildim. Adaleti tam sağlanmadı. Aynı halde, iştirak halinde olan kişilerin, birkaçı dışarıda. Adaletin tam sağlanmasını istiyorum ve hepsinin bir an önce içeriye girip, o cezayı almalarını ve bütün gerçeklerin ortaya çıkarak, benim evladımın hakkını bana yarım değil, tam olarak vermesini istiyorum. Yavuz Güngör bugün bir daha dışarıya çıkıp da, bu toplumun evladını zehirleyemeyecek. Bugün ben burada Yavuz Güngör’ün karşısında, sadece evladımın hakkını değil, zehirlediği, ticaretini yaptığı, girdiği her evde nasıl çocuklarımızı yok ettiyse, kaç ocak söndürdüyse, ben bütün evlatlarımızın hakkının hesabını ondan sordum. Ben sadece o iblisin zehirlediği her bir çocuk için ben buradaydım. O bir daha gün yüzü göremeyecek. Fakat dışarıdakilerin de ben aynı şekilde yargılanmasını istiyorum. Bana o adaleti verdiler, teşekkür ediyorum, fakat geri kalanını da yapsınlar. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e teşekkür ediyorum, Can Tuncay Bey’e sesimi duyduğu için çok teşekkür ediyorum ama benim çocuğumun adaleti hala yarım" diye konuştu.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan İddianamede Fırat Baykara ve Yavuz Güngör’ün ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın ise Yavuz Güngör’ün yurt dışına kaçmasına yardım etmesi gerekçesiyle ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapsi istendi.

Gamze Şenyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
Kırklareli Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji geleceğinde nükleer projelerin kritik rol üstlendiğini belirterek, "Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ENKA Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin açılışında yaptığı konuşmada enerjinin kalkınma, milli güvenlik ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin enerji alanında güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni enerji vizyonunda nükleer projelerin stratejik bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek adına doğal gaz, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları birlikte hayata geçirerek daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha bağımsız bir enerji sistemi inşa ettiklerini ifade etti. "Türkiye’nin bu yeni enerji mimarisinde" Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Kalkınıyoruz, refah seviyemiz yükseliyor. Bununla bağlantılı olarak da enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendi ile karşı karşıyayız. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli otomobiller Hepsi daha fazla, kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sürekli artacak olan bu elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyiz. Bugünden planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Bu yıl, Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye’nin bu Yeni enerji mimarisinde Yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da arttıracağız, Doğal gaz ve elektrik altyapımızı güçlendireceğiz, Nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, Enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, Dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’yi enerjide bir merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Doğal gaz santralleri arz güvenliğimizin adeta güvencesi" Bakan Bayraktar, "Enerji politikalarımızı şekillendiren üç temel önceliğimiz var: Arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi. Bu doğrultuda son 20 yılda çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda. Bunun yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde tarihi bir hamle gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü neredeyse sıfırdan 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Biraz önce ifade ettiğim gibi önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek. Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir şey var. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğası gereği kesintili kaynaklardır. Geçtiğimiz yıl Avrupa’da yaşanan ve 60 milyon insanı etkileyen kesintiler, sadece yenilenebilir enerjiye bağlı risklerini göstermiş oldu. Dolayısıyla enerji sisteminin sağlıklı, dengeli ve kesintisiz çalışabilmesi için bu kaynakları destekleyecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bu noktada doğal gaz çevrim santralleri devreye giriyor. Doğal gaz santralleri, 7 gün 24 saat, hava şartlarında bağımsız, kesintisiz üretim yapabilen, yenilenebilir enerjinin esnekliğini dengeleyen, arz güvenliğimizin adeta güvencesi olan santralleridir. Esnek üretim kabiliyetleri sayesinde sistemin sigortası konumundadır" şeklinde konuştu. "Türkiye enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor" Bakan Bayraktar, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, inançla enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor. Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyor, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimizin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı.