POLİTİKA - 15 Nisan 2026 Çarşamba 10:46

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak"

A
A
A
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan, Türkiye Basın Federasyonu’nun "Anadolu Sohbetleri" programına konuk olarak ,basın mensuplarının sorularını cevapladı. Partide Sağlık Politikaları Başkanlığına neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin soru üzerine Yerebakan, partinin kültürü olan toplumla istişare mekanizmasının güçlü olması, eksiklerin görülmesi ve toplumun taleplerinin karşılanması amacıyla başkanlığın kurulduğunu söyledi. Sağlığa erişimde Türkiye’nin dünya ülkelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Yerebakan, sağlık alanında doğru zamanda doğru yatırımların yapıldığını ifade etti.


AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı görevine geldiği ilk günden itibaren sağlıkta atılması gereken en kritik adımın dünya örneklerini de göz önünde bulundurarak sağlık hukuku ve sağlık etik yasalarının güçlendirilmesi ve denetim modellerinin güncel uygulamalara uyum sağlaması olduğunu dile getiren Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu aktararak, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusunun 350 bin seviyesine ulaşacağını ifade etti. Türkiye’deki hastanelerde yılda OECD ortalamasının üç katı kadar hastanın tedavi hizmeti aldığını belirten Yerebakan, "Sağlık Bakanlığımız bunun için ’aile hekimliğini güçlendiren’, yükün önündeki hızı dengeleyen basamak tasarlamasını devreye aldılar ve güçlendirmek için de çalışıyor. İnşallah onu daha da güçlendirecekler. Başka türlü bu sistemi rahatlatmanın mümkün olmadığı, tüm politika toplantılarımızda ifade ediliyor" değerlendirmesini yaptı.


Türkiye’de koruyucu ya da önleyici sağlığa yeterince önem verilip verilmediği sorusu üzerine ise Yerebakan, bu konuda herkesin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına karşı kişisel dünyasında bahaneler üretebildiğini söyledi. Yerebakan, kişilerin değişmekten, hayatının normlarını dönüştürmekten korktuğunu belirterek, bu durumun insanları sağlıklı yaşam açısından geride bıraktığına işaret etti.



Vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet etti


Sağlıklı yaşam konusunda kişinin bir motivasyona sahip olması gerektiğini ifade eden Yerebakan, şunları kaydetti:


"Bu konuda koçluğa ihtiyaç varsa Sağlık Bakanlığımız her ilçede/ilde Sağlıklı Hayat Merkezleri kurdu değil mi? Ben bütün vatandaşlarımızı buralardan hizmet almaya davet ediyorum. Orada diyetisyen, psikolog var, şekerinizi, kilonuzu, boyunuzu kontrol eden, bununla ilgili size yönlendirmeler yapan, koruyan insanlarımız var. Aynı zamanda erken tanı önemli. Erken tanı merkezlerimiz de burası. Dolayısıyla kamu, belki etkili dile getirememiş olabiliyor ama isteyen vatandaşımıza bütün bu imkanları en iyi şekilde sunabildiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezleri var."



"Çevre bilincimizi arttırmamız lazım"


Çevresel toksinlerin yanı sıra mikroplastiklerin de üreme sağlığını etkilediğine dikkati çeken Yerebakan, şu ifadeleri kullandı:


"Hayatın her yerinde plastik ve petrokimyasal var. Dolayısıyla plastiğin, ftalatların, BPA gibi çeşitli maddelerin hormonal bozukluklara yol açtığı ve üreme sağlığını olumsuz etkilediği yönünde elimizde kanıtlar var. Çok şükür ki dünyada bu konuda farkındalık oluşturan çok değerli bir insan ülkemizde, kıymetli hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri. ’Sıfır Atık’ konsepti gündemiyle bütün dünyada bir algı oluştu. Çevre sağlığını biz iyi yönetmediğimiz sürece insan sağlığında sadece üreme problemlerini, erkek tipi kısırlığı vesaireyi konuşmayız. Çevrenin insana, kronik hastalıklar, şeker hastalığı, ağız hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve üreme açısından da bir risk oluşturduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden çevre bilincimizi de arttırmamız lazım."



"Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil"


Yerebakan, Türkiye’deki doktorların yurt dışında çalışmayı tercih ettikleri eleştirilerine ilişkin ise, "Cumhurbaşkanımız yurt dışında çalışan hekim arkadaşlarımızın, başarılı arkadaşlarımızın ülkemize dönüp hizmet etmesini istemeseydi tersine beyin göçü kanunu çıkartır mıydı? Çıkartmazdı. Yani bu şeyin üzerinde sürekli bir argüman geliştirmeye çalışılıyo;r işte ’doktorlarımıza sahip çıkılmıyor’ filan diye ama öyle değil. Bizim arkadaşlarımız Türkiye’ye gelebilsin diye o dönemde uygulamalar yapıldı. Bugün yeniden yapılmıyor, çünkü mezun sayımız fazla. Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil. Türkiye, Cumhurbaşkanımızla birlikte özgüvenini, altyapısını, bilimini inşa etmiş, yarına koşan, güçlü insan kaynağı geliştiren, uluslararası topluma entegre insan yetiştiren bir ülke konumuna geldi" şeklinde konuştu.


Doktorların çeşitli nedenlerle yurt dışında çalışmak isteyebileceğini dile getiren Yerebakan, "Zamanında ben gittim diye suçlu muyum mesela? Ama bugün gururla şunu ifade etmek istiyorum; zamanında meslektaşlarımı, beraber mezun olduğum arkadaşlarımı almayan o Batılı toplumlar, bugün boyunlarına stetoskop takıyor, ’Gel’ diye yalvarıyor. Bizim için bu gururdur" ifadelerini kullandı.


Türkiye’deki doktor sayısına ilişkin konuşan Yerebakan, şunları kaydetti:


"Türkiye ihtiyacı olan doktor sayısına erişti mi? Henüz değil. Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında veya oradaki norm kadroya benzer seviyede norm kadroya 2026 diyorlardı, hadi 2028 olsun. Ama 2029 olmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bu norm kadro seviyesine ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çok yüksek düzeyde asistanımız var, yani uzman gelişiyor demektir. Çok yüksek düzeyde tıp fakültesi öğrencimiz var."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Başkan Kıyışkan’dan dikkat çeken açıklama Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Manisa Şube Başkanı Gazi Yusuf Kıyışkan, son günlerde 14-20 Nisan tarihleri arasında "Şehitler Haftası" adıyla yapılan paylaşımlar ve düzenlenen etkinliklere ilişkin yaptığı açıklamada, 14-20 Nisan tarihleri arasında "Şehitler Haftası" adıyla resmi bir anma haftasının bulunmadığını belirterek, bilgi kirliliğine karşı uyardı. Kıyışkan yaptığı yazılı açıklamada, aziz şehitlerin hatırasının yaşatılmasının ve gazilere sahip çıkılmasının devletin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığını vurguladı. Bu sorumluluğun yalnızca belirli günlerle sınırlı olmadığını ifade eden Kıyışkan, şehit ve gazilere duyulan vefanın milletçe her zaman canlı tutulması gerektiğini belirtti. Son günlerde 14-20 Nisan tarihleriyle ilgili çeşitli platformlarda "Şehitler Haftası" kapsamında mesajlar yayımlandığını ve derneklerinin neden bu kapsamda program düzenlemediğine yönelik sorular aldıklarını kaydeden Kıyışkan, bu nedenle kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğduğunu dile getirdi. Açıklamada, yapılan yasal düzenlemelerle resmî anma günlerinin açık şekilde belirlendiğine dikkat çekilerek, "18 Mart Şehitler Günü, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ve 19 Eylül Gaziler Günü dışında, 14-20 Nisan tarihleri arasında ‘Şehitler Haftası’ adı altında resmi ya da idari olarak tanımlanmış herhangi bir anma günü veya haftası bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi. Kıyışkan, bu durumun kamuoyunda yanlış anlaşılmalara yol açmaması adına bilinmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, bilgi kirliliğine karşı hassas olunması çağrısında bulundu. Şehitlerin ve gazilerin milletin vicdanında her zaman yaşadığını vurgulayan Kıyışkan, "Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz bu milletin baş tacıdır. Devletimiz ve milletimiz onları her zaman rahmet, minnet ve şükranla anmaktadır" dedi.
Kahramanmaraş Yaşlı babasına sert çıkan şahıs, yanlış anlaşılınca darp edildi Kahramanmaraş’ta bir kişi, tekerlekli sandalye ile götürdüğü babasına bir anlık sert çıkması sonucu çevredekilerce darp edildi. Babasının yanında dövülen gencin görüntüleri cep telefonu kamerası ile kaydedilirken olayın iç yüzü daha sonra anlaşıldı. Edinilen bilgiye göre olay, merkez Onikişubat ilçesi Karamanlı Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, bipolar hastası olan 34 yaşındaki Ayhan İnce, 69 yaşındaki babası Alaattin İnce’yi tekerlekli sandalye ile evine götürürken yolun bozuk olması nedeniyle sandalyeyi itemeyince sinirlendi. Babasını yürüterek götürmek isteyen gencin babasına sert çıktığını gören çevredeki vatandaşlar ise Ayhan İnce’yi darp etti. O anlar, cep telefonu kamerası ile görüntülendi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık görevlileri baba ve oğlunu tedavi altına aldı. Polis ekiplerine ifade veren babanın, olayın yanlış anlaşıldığını, bipolar hastası oğlunun yolun bozuk olması nedeniyle tekerlekli sandalyeyi itemediğini, bu nedenle kendisinden sandalyeden kalkmasını istediğini ve şikayetçi olmadığını söyledi. Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri, yaşlı adamı bakım merkezine yerleştirdi. O anları evinin penceresinden cep telefonuyla kaydeden görgü tanığı Vusale Şimşek, "Evde oturuyordum. Dışarıdan bir ses geldi. Pencereye koştum, ardından polisi aradım. Polis hem adamı hem de babasını götürdü. Sonrasını bilmiyorum. Benim bunu yapmaktaki amacım, yaşlı adamın huzurevine yerleştirilmesini sağlamaktı" dedi. Yaşlı adamın kardeşi Mehmet İnce de olayın hasta olan ağabeyinin ilaçlarını yazdırmak için sağlık ocağına giderken gerçekleştiğini belirterek, "Babasına, ’kalk yürütelim seni biraz’ diyor. O da hasta olduğundan ses tonu fazla çıkıyor. Zannediyorlar ki babasını darp ediyor. Olay yanlış anlaşılmıştır. Gençler orada görüyorlar ve babasını dövdüğünü zannediyorlar ama öyle bir darp yok abimde. Kardeşimin oğlunun raporu var zaten abime bakamıyordu. Yetkililer gelmiş huzurevine almış, Allah devletimize zeval vermesin" dedi.
Eskişehir Adliyede Miraç Ali için hayır çarşısı Eskişehir’de adalet teşkilatı, Muş’ta görev yapan meslektaşlarının DMD hastası oğlu Miraç Ali’nin tedavi masraflarını karşılamak amacıyla adliye binasında hayır çarşısı organize etti. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı öncülüğünde adliye birimleri ve ceza infaz kurumlarının katılımıyla başlatılan yardım kampanyası kapsamında düzenlenen hayır çarşısı açılışına Vali Dr. Erdinç Yılmaz, eşi Doç. Dr. Şenay Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak ve çok sayıda davetli katıldı. Dualar eşliğinde gerçekleştirilen açılışın ardından protokol üyeleri, yargı çalışanlarının el emeği ürünlerinin sergilendiği stantları ziyaret etti. Alandaki stantları gezen Vali Dr. Erdinç Yılmaz, bu esnada Muş Adliyesinde görevli olan baba Murat Kızılgüneş ve küçük Miraç Ali ile görüntülü bir görüşme gerçekleştirdi. Miraç Ali’ye acil şifalar dileyen Vali Yılmaz, kampanyaya destek veren tüm adalet teşkilatı mensuplarına ve vatandaşlara teşekkür etti, bir çocuğun hayatına dokunmanın önemine vurgu yaptı. Yargı çalışanlarının hazırladığı yiyecek ve el işi ürünlerin yanı sıra ceza infaz kurumlarındaki atölyelerde üretilen sanatsal ürünlerin de yer aldığı hayır çarşısı, vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Perşembe gününe kadar devam edecek olan etkinlikten elde edilen tüm gelir ve kurulan yardım sandıklarında toplanan bağışlar, Miraç Ali’nin yurt dışındaki tedavisi için kullanılacak.